Yazı Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

TURGUT KILIÇ
Çayır Mera Ve Yaylak Kavramları
25 Ocak 2008 Cuma Saat 20:48








 


  Turgut KILIÇ



                                         
                                                                              Ziraat
Mühendisi  


 


 



ÇAYIR MERA VE YAYLAK KAVRAMLARI



 



İlçemizde son üç dört
yıldır kadastro çalışmalarının hız kazanması ile kadastro yapılan arazi miktarı
artmıştır. Bu durum  üretici acısından tasarruf ettiği bazı alanlarda
zilliyetlikten mülkiyete geçişte bazı sorunları ortaya çıkarmıştır. Bu
sorunların bir kısmı ormanla ilgili, bir kısmı da yaylak ve meralarla ilgili
olmuştur. Sorun hala devam etmekte ve yakın gelecekte de devam edecektir.
Sorunda kimin haklı kimin haksız olduğuna girmeden mera ve yaylak ile ilgili
sorunlarda çayır, mera ve yaylak kavramları tanımlamak doğru bir davranış
olacaktır diye düşünüyorum. Bu kavramlar bir çok yerde karşımıza çıkmakla
birlikte bazen yanlış kullanılmalarına şahit olmaktayız. Bu yanlış kullanım
maalesef kamu görevlileri hatta konu ile ilgili kişiler tarafından bile
yapılmaktadır. Burada bu kavramların anlamlarının birbirine yakın olması, yanlış
kullanımın eskiden beri yapılması da bunda etkili olmaktadır. Şimdi bu
kavramları bilimsel, kullanım amaçlı, tarihsel ve hukuku acıdan ayrı ayrı
inceleyelim.   



Çayır: Bilindiği
gibi 4342 sayılı Mera Kanununa göre çayır, taban suyunun yüksek bulunduğu veya
sulanabilen yerlerde biçilmeye elverişli, yem üretilen ve genellikle kuru ot
üretimi, için kullanılan yerler olarak ifade edilmektedir. Başka bilimsel ve
teknik kaynaklarda bir çok çayır tanımı yapılmıştır. Bunlardan bazıları aşağıda
verilmiştir:



Çayır,
Umumiyetle rutubet durumu daha elverişli olduğu
için vejetasyonu diğer sahalardan daha kuvvetli büyüyen ve istihsal ettiği yem
biçilmek suretiyle kıymetlendirilen tabii ve suni yem alanıdır.



Çayırlar genel olarak, düz
ve taban suyu yakın alanlarda, gür gelişen, sık ve uzun boylu bitkilerden oluşan
ve yem alanları olarak değerlendirilen bitki örtüleridir. Çayır toprağı yılın
büyük bir döneminde yeterli, bazen de gereğinden fazla nemlidir. Aşırı nemlilik
bu alanların başka türlü değerlendirilmesini imkansız kılar. Toprak yüzeyinin
tümü ile örten çok sayıda bitki türünün oluşturduğu kuvvetli bir çim kapağı
bulunur. Çayır bitki örtüsünden özellikle ota biçilerek faydalanılır. Biçilerek
değerlendirme bütün çayır alanları için kesin değildir. Bazı hallerde, yani
bitki örtüsü kısa boylu olduğunda veya erken ilkbaharda yem açığının kapatılması
için veyahut da ota biçildikten sonra, çayırların otlatıldığı da görülür.



Çayırlar, genlikle bitkisel
yem üretimi amacı ile sahip olunan, bilimsel, teknik ve ekonomik ilkeler altında
kültürü ve yönetimi yapılan, aynı ilkeler kapsamında ve kural olarak biçme
suretiyle değerlendirilen, taban suyu yüksek veya sulanabilen ya da nem durumu
elverişli olan yeşil alanları ifade etmektedirler.



Mera: 4342 sayılı kanuna
göre mera, hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen
veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yeri ifade eder. Diğer bilimsel ve
teknik tanımlamalarda:



Mera: Evcil hayvanlar
tarafından otlanan, üzerinde tabii olarak teşekkül etmiş bir vejetasyon taşıyan
ve genel olarak yetişme şartlarının elverişli olmaması sebebi diğer kültür
bitkileri istihsalinde kullanılmayan nispeten geniş sahalar olarak ifade edilir.



Meralar konum olarak
tarlaların üst sınırı ile ormanların alt sınırları arasındaki eğimli ve engebeli
alanlarda yer alır. Mera toprakları genellikle yüzeysel yapıdadır. Arazi ,
taşlı, çakıllı, alkali veya tuzlu gibi sorunları taşır ve genelde taban suyu çok
derindedir. Bu olumsuzlukların biri veya birkaçı toprak işlemeli tarım yönünden
sakınca yaratır. Bu yüzden mera toprağının işlenmesi genellikle büyük sorunlar
doğurur.



Mera genellikle meyilli,
engebeli ve taban suyu derinde olan kıraç arazideki kısa boylu, seyrek bitki
örtüleri olup hayvan otlatılarak değerlendirilen yem alanlarıdır. Meralar taban
suyu derinde olmak şartı ile düz alanlarda da bulunabilir. Değişmez özelliği
bitki örtülerinin hayvan otlatılarak değerlendirilmesidir.



Meralar, genellikle bitkisel
yem üretimi amacı ile sahip olunan, bilimsel, teknik ve ekonomik ilkeler altında
kültürü ve yönetimi yapılan, aynı ilkeler kapsamında ve kural olarak otlatma
suretiyle değerlendirilen, genelde taban suyu düşük olan yeşil alanları ifade
etmektedir. Ayrıca meralar hayvanların günübirlik olarak ve birkaç mevsim
boyunca dışarıda dolaşıp otlatma gereksinimlerini sağlayan ve yerleşim
merkezinden fazlaca uzak olmayan otlatma alanlarıdır.



Geniş anlamda ve hukuk
acısından Kamu Meraları bir veya birkaç köy veya beldeye tek başına veya
ortaklaşa olarak hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis
edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılagelen bir araziyi ifade etmektedir.



Yapılan bu tanımlamalarda mera, hayvan otlatılan,
kadimden beri bu amaçla kullanılan ve tahsis edilen, yerleşim merkezlerine yakın
yeşil yem üretim alanları olarak tanımlanmaktadır.



Yaylak: 4342 sayılı kanuna
göre yaylak çiftçilerin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri,
hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen ve
kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Yayla, Yaylak aslında ova gibi
coğrafi bir terimdir ve her ikisi de geniş düzlükleri ifade eder. Akarsularla
derin bir biçimde yarılmış, parçalanmış üzerindeki düzlükleri belirgin olan
deniz yüzeyinden yüksek yeryüzü parçasına yayla denir. Yayla arazileri
akarsuların açtığı vadilerle yer yer parçalanmıştır. Yaylaların yüksekliği 500
metreden başlar ve genellikle kışın uzun süre karla kaplı kalır. Yaylaların
tabii bitki örtüleri esas itibariyle yayla bozkırları (yüksek plato stepleri)
veya dağ çayırlarından oluşur. Diğer bilimsel ve teknik yaylak tanımlamaları
ise:



Yaylak: Bir veya birkaç köye
veya belediyeye tek başına veya ortaklaşa olarak yaz mevsiminde hayvanlarını
otlatmaları ve orada yazı geçirmeleri için tahsis edilen veya öteden beri bu
amaçla kullanılagelen yüksek yerlerdeki araziden ibaret bulunmaktadır.



Yaylalar orman hududunun
üstündeki büyük düzlüklerde oluşmuş otsu bitkiler topluluğudur. Yükselti nedeni
ile büyüme dönemleri kısadır.



Yaylaklar, hayvan
sahiplerinin, hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını
otlattıkları ve otundan biçerek de yararlanabildikleri yüksek dağ silsilesindeki
düzlük alanların kapsadığı otlatma ve barınma yerlerini, yani yararlanma mevsimi
bakımından Yaz Çayır-Mera Formlarını ifade etmektedir.



Yaylalar genellikle yüksek
yerlerde olduklarından uzun süre kar ile örtülü bulunmaktadırlar. Bu nedenle
devamlı oturulamadığından sadece yazın sürüyle yaylaya çıkılmakta olup, bu
alanlar yaz çayır-meralarını simgelemektedirler.



 



Kullanım Amacına Göre Çayır,
Mera ve Yaylaklar:



Çayır-mera ve yaylaklar yani
yeşil alanlar, gerek konumları gerekse örtülerinin bileşimi yani bitki
kompozisyonu, ayni zamanda faydalanma tekniği bakımından, birbirlerinden
ayrılırlar. Buralarda bakım, gübreleme, sulama ve hasat gibi tarımsal işlemler
karışık ve tek (yalın) bitki kültürüne göre çok değişiktir. Çayırlar genellikle
dere kenarlarında, işlenen tarım alanlarının alt sınırlarındaki düz ve taban
alanlarda oluşmuştur. Yetişme ortamlarında belirli zamanlardaki rutubet
fazlalığı belirgin özelliğidir. Bu özelikteki çayır alanları toprak işlemeli
tarıma uygun değildir.



Aynı üretim amaçlı üç
değişik kaba yem kaynağı ola çayır ,mera ve yaylak arasında yararlanma şekli
bakımında da farklılıklar vardır. Yem bitkileri ve çayırlar genellikle biçilerek
faydalanılan alanlardır. Bu alanın ürünleri ileri bir dönemin yem ihtiyacını
karşılar. Meralar ile yaylalar ise hayvan otlatmak suretiyle değerlendirilir. Bu
nedenle yeşil yem kaynağıdırlar. Burada amaçları bir ancak gerek kompozisyonu,
gerekse yararlanma tarzları bakımından çayır, mera ve yaylaklar arasında bariz
farklar vardır. Geniş ve klasik anlamda çayırlar biçilerek, meralar ise
otlatılarak değerlendirilen doğal ve yapay yeşil alanları ifade etmektedirler.



Genelde yaylaklar ve
kışlıklar yerleşim merkezinden uzakta olduklarından, buralarda mevsimlik olarak
barınma ve buraların doğal yapısından ve doğal kaynaklarından mevsimlik olarak
yararlanma amaçlanmakta ve hatta zorunlu bulunmaktadır.



 



Çayır, Mera Yaylakların
Tarihsel Gelişimi:



Tanzimat’tan önce Osmanlı
hukukunda üç tür arazi vardır. Bunlardan bir tanesi Miri Arazidir. Miri arazi
fethedilen topraklardan olup gerçek sahibi devlet olan arazidir. Ancak, devlet,
para karşılığında bu arazinin intifa hakkını kişilere bırakmaktadır. 1858
tarihli Arazi Kanunun 3. maddesine göre Miri Arazi kuru mülkiyeti maliye
hazinesine ait olup satışı ve bedeli karşılığında devri Devletçe yapılan, tarla,
çayır, mera, yaylak,kışlak, koru ve benzeri yerleri içermektedir. Böylece Miri
Arazi, kuru mülkiyeti Devlete ait olan bir arazi türüdür. Devletçe fertlere tapu
denen bir peşin bedel karşılığında süresiz olarak verilmekte ise de arazinin üst
üste üç yıl özürsüz olarak uğraşı dışı bırakılmaması ve ayrıca her yıl öşür
denilen verginin de ödenmesi gerekmektedir. Padişahın verdiği kullanma ve
yararlanma belgesi yani Tapu Seneti (=Sened-i Hakani) ile kullanma, alma, satma,
kiraya verme ve veraset yoluyla intikal etme haklarına sahip olunmaktadır.
Öncesi bilinmeyen zamandan beri ürün vergisi alına gelen Miri Çayırlar, ekilen
arazi gibi olup bunlara tapu ile tasarruf olunur. Çayırların oluşan otundan
sadece mutasarrıfı yararlanır. Mutasarrıf başkalarının bu ottan yararlanmasını
yasaklama gücündedir. Bu gibi Miri Çayırlar, ilgili görevlinin izni ile sökülüp
yerlerine ekin ekilebilir. Bu hüküm, gereksinim karşısında çayırların sökülüp
tarla tarımı arazisine dönüştürülmesine cevaz vermekte ise de, bu uygulama
ilgili memurun izni ile yapılması şarttır. Cumhuriyet döneminde Miri Arazi, Türk
Medeni Kanunu ile ilga edilmiş ve mülk arazi olmuştur. Bunun sonucunda da Miri
Arazi kapsamında olan çayır meralar, yaylak ve kışlıklar bugün tasarruf eden
kimselerin özel mülkü olmuş bulunmaktadır. 1613 tarihli I. Ahmet dönemine ait
bir kanunnamede: “Köy meralarının hududu bir mil, şehir ve kasabaların ise bir
buçuk mildir.” hükmü yer almaktadır.



Bölgemizde, yukarıda da
ifade edildiği gibi Osmanlı döneminde Miri Arazi hükmünde olup da daha sonra
Cumhuriyet döneminde mülk arazi olan bir çok çayır alanı vardır. Bu çayırlar
genellikle işlemeli tarım alanlarının üst sınırında yer almakla birlikte bazen
orman üst sınırında da yer alabilmektedir. Kanaatimizce geçmişte Miri Çayır olan
dava konusu parsel daha sonra Cumhuriyet döneminde tasarruf eden kişinin özel
mülkü olmuştur. Bazı bilimsel kaynaklarda, dere kenarlarında, işlenen tarım
alanlarının alt sınırlarındaki düz ve taban alan olarak tanımlanan çayırlara
coğrafi olarak bölgemizde rastlanmamaktadır.



 



Çayır, Mera ve Yaylakların
Hukuki Durumu



Bir yerin hukuken Kamu
merası sayılabilmesi için aranan birinci hukuki unsur, yetkili makam tarafından
tahsisin yapılmış olmasıdır. Tahsis bir Devlet malının umumun yararlanmasına
veya herhangi bir kamu hizmetine sunulmasıdır. Kamu Meraları açısından tahsis
devlete ait olan bir arazinin bir köy veya kasaba halkının mera gereksimini
karşılamak üzere süresiz ve koşulsuz olarak bu köy veya kasaba halkına terk
edilmesini ifade etmektedir. Ancak, devlet özel mülkiyetinde olan bir yeri
kamulaştırma ile özel mülkiyetten çıkarmadıkça mera olarak tahsis edememektedir.



Bir arazinin tahsis belgesi
ile kanıtlanamadığı taktirde bir başka delil gerekmekte bu da o yerin Kadimden
beri mera olarak kullanılageldiğinin kanıtlanmasıdır. Kadim sözcüğü başlangıcı
olmayan, öncesi bilinmeyen, öncesini bilir bir kimse bulunmayan, öteden beri
mevcut bulunan, gibi başlangıcı bilinmeyecek kadar eski olan anlamına
gelmektedir. Öte yandan süresi ne kadar uzun olursa olsun, başlangıcı bilinen
kullanma veya intifa kadim sayılmamaktadır.



Böylece bir arazinin hukuken
kamu merası sayılabilmesi için geçerli bir tahsisin bulunması veya kadimden beri
mera olarak kullanılması gerekmektedir. Bunun dışında hiçbir nedenle bir
arazinin hukuken kamu merası sayılması olanağı bulunmamaktadır. Diğer bir
deyişle mücerret  hayvan otlatılan her yerin kanuni anlamda mera olduğunu kabul
etmek olanaksızdır. Örneğin özel mülkiyette olan ve maliki tarafından uzun süre
işlenip ekilmeyen bir arazide, köyün, başlangıcı bilinen bir süreden beri
hayvanlarını otlatmasının, bu araziyi kamu merası durumuna getirmesi mümkün
değildir.



 



 



                       
                                                                                                  Turgut
KILIÇ



                                         
                                                                              Ziraat
Mühendisi  



 



KAYNAKLAR



1-M. ALTIN, A. GÖKKUŞ ve A. KOÇ Çayır Mera
Islahı, Ankara 2005



2-Anonim, Çayır-Mera Amenajmanı ve Islahı,
Ankara 1999



3-M. S. GENÇKAN Kamu Meraları Yaylak ve
Kışlakları Hukukumuzun İlkeleri, Ankara 1991



4-Ö. BAKIR Çayır Mer’a Terimleri, Ankara 1963


Bu makale toplam 666 defa okundu.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ÇOK OKUNAN HABERLER
ŞAİRLERİMİZ
SİTE ANKET
Sizce Çaykara'da Yüksekokul Açılmalı mıdır?
Kesinlikle Açılmalıdır
Açılsa İyi olur
İlgi Alanıma Girmiyor
Açılmasa Daha İyi
Kesinlikle Açılmamalıdır
Künye . Reklam . İletişim . RSS   Copyright © 2002-2014 Çaykara Gazetesi
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR