Yazı Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Köksal İBRAHİMAĞAOĞLU
koksal_agaoglu@hotmail.com
Gurbette Şuriye Ğala Ve Şuryani
13 Nisan 2008 Pazar Saat 01:35

GURBETTE ŞURİYE ĞALA VE ŞURYANİ
“Anamun köyden ayrı geçen günleri geçmek bilmez. Hep bir sıkıntı vardır içinde. Sıkıntısını atmak, unutmak için göya oya, dantel yapar, yemeni kenarları döner, bişeler bulur söker diker ama nafile. Sıkıntı içinden bir türlü çıkmaz. Köy dışında nefese doyamaz, sanki boğulacak gibi olur.

Anamun ağrilari köyden uzaklaştukçe artarak başlar. Doğri dürust uyku uyuyamaz ağrilardan. Her gün rüyasında köydedur: Ya kehan yapayu, ya avlida tahra ile funduk odunlarini doğrayu, ya ormanda, ya çayırda, ya ağırda sığirun hizmetini yapayu. Yaho bi sabah da rüya görmeden uyandığını duysam. Aybaa…

Hele havanun eyisinde köyden ayrı yaşamak anama zerar ziyan gelur. Her gün memleketun havasini merak eder:

-Şuryani uşağum ya ara pak bakalum köyde hava nasidu?

-Çok kar yağdi mi?

-Pisik ne oldi?”

-Duvarlar yikildi mi?

-Ev açildi mi?



**

Memleketten dönüşte, sahilden erken ayrılmamak için hemen hemen her ilde mola verurum. Yolda anam ile beni hüzün kaplar, alur bize bi darluk. Yavaş yavaş konuşmaktan kesuluruk, yüzümüzün neşesi çekilur birden.

Anam memleketten ayrıldığımız gün tekrar köye döndüğümüzde neler yapacağumuzi konuşmağa başlar.

-Şuryani uşağum! Şuryani

-Anam buyur

-Şindi bi daha ne zaman döneceğuk?

-Yaho ana daha yeni gideyuruk

-E konuşma !

Diye beni azarlayup “Köye döndüğümüzde...”  şeklinde başlayan cümlesiyle konuşmaya başlar. Cümleleri genelde köyle başlar, başlamayanlar da mutlaka köy ile biter. Hemen her konuyla ilgili köyden bir anısı vardur anamun.

**
Anamun yükleri paha biçilmezdur. Anamun köyden geturdukleri olmasa bizim aç kalacağumuzi, doyamayacağumuzi duşunur.

Anam normal yemek yemez: Sofrada mutlaka köy ile ilgili, köyden getirulmiş bişe olacak. Hiç bişe olamasun, yeter ki köyden geturduği yağindan, peynirinden, süzme yoğirdindan, truşisidan, kumli patates veya sakladuği köy suyundan olsun yeter. Bulari yerken da mutlaka sığıra, köyun havasina suyina, taşina toprağina döğayi eksuk etmez.

Çarşıdan alduğumuz meyvalar anamun heraretini bir türli kesmez. Ama bi tane köy elması, meyvası yesun haman rahatlar.

Hafta içi lağananun bi çeşidi, hafta sonu mutlaka kuymak pişer. Lezzetini “iç yağı” konmadan alamayacak olan lağana piştiğunde bırak apartmani, mahalleli bile haberdar olur kokusindan.

**
Anam yanluz kalduğumuzda “gelin”i çekişturmeği çok sever. Beraber güldüğümuz konularun başinda “gelin”i çekişturmek gelur. “Gelin”i çok müsrif bulur. Hele yaninda bizum çecukleri nazlamasına çok boğalur… Ben çoği kere anam ile azizem arasında ikili oynarum. Azizeme anami, anama “gelini” eleştururum. Ama ne yalan söyleyeyim anami yalan da olsa eleşturmek hakli haksuz hep rahatsuz eder,
yüreğumi burkar. Bu yüzden döner dolaşur işi yumuşatur gene anami hakli çıkarirum.

**

Anam Şuriye Hanum, eşim Müberra Hanum, oğlum Şurcan ve kizum Şuray ile her yaz güzel beldemuz Şur’a mutlaka gideruk. Yaz ve “funduk ayi” yaklaşti mi anamla beni derin bir heyecan kaplar. Köyden uzakta yaşamanun verduği gerilim dayanılmaz heyecana dönüşür. Yerumuzde duramaz oluruk. Çünkü yıl boyu “ funduk ayi”ni beklemekle geçer günlerumuz. Neşe kaplar içimuzi ve evde herkesile
şakalaşmaya başlaruk (sair günler gayet ciddiyumdur.)

Meğmuretiyetimden dolayi gerekli izin hazırluklari, resmi prosedürleri tamamlayup yolculuğa çıkmak, her türlü eksikliklerin bir an evvel tamamlanmasi içun ne gerekiyuse kendumden geçerek yaparum. Her türlü yolculuk öncesi daima huzursuzluk duyarum. Bu yuzden bir an evvel yola koyulmak isterum. Her türli gecikme gerer beni:

-Hayden!

-Yaho acele edun! Allahum yohu!

-Onu aldunuz mi, buni aldunuz mi ?

-Çabuuuk!

-Yaho bi kere da benden evvel “Haziruk “ desenuz olmaz mi?

Diye ev ahalisinin telaşina haksız katkıda bulunurum. Ama ne yapayim elumde değil. Çecuklerumun: “Baba yine sinirlisin, sakin ol” uyarilariyla sessuzleşirum. Çocuklara karşı kıriğum. Hanıma karşı çıkar çecuklere bişe deyemem.

Arabaya binduğumuzde rahatlar, hemen bir türki kaseti atar yolculuğu başlaturum. Keyifle arabayı sürerum. Anama, azizeme, çecuklerume takilurum. Yol boyi yil boyi konuştuğumden daha fazla konuşurum. Espiri üzerine espiri yaparım. Azizem ve çecuklerum benim mutlu olduğumu görmeleri onları da mutlu eder ama bana çakturmazlar. Başka zaman neşeli, konuşkan davranmama inat belli etmezler. Ama beni ve anami anlayamazler. Köyümün havasını teneffüs etmeyen, suyundan içmeyen ne bilur ki? Biz nereye gidersek gidelum hep bir şeylerun içumuzde eksik kalduğuni bilemezler…

Bir an evvel köye ulaşmak için yol boyunca mümkün olan en az molayı vermek isterum. Anam genelde arabayı hızlı kullanduğumi duşunur ve bu yüzden mutlaka “Şuryaniiii yavaş git!” uyarısini yapar bana. Ama köye giderken “ E sen laf dinlemezsun arabayi hizli surersun bari dikkatli ol” diye her zamanki uyarisini yumuşatur.

Köye varduk mi ev ahalisini unuturum. Kendimi komşilara, arkadaşlara, dağlara atarım. En yakın çevremi ayak bağı gibi görürüm. “Yahu brakun beni, onutun, yok sayın beni” diye içimden geçirurum. Bu birkaç gün boyle sürer. Sonra durulur ve ailemi hatırlarum. Hemen azizem ve çocuklaruma köyün güzelluklerini birlikte yaşamak için gayret sarf eder ve benim buralara olan özlemimun hakliliğuni ispat
etmeye çalışirum.

Anam köye yaklaştuğimuz gibi renklerine doyamaduği keşanini, rahatluğuni başka bir ayakkabida bulamaduği lastiklarini özenle sakladuği çantasından çıkarup hevesle giyer.

Ağrilar unutulur. Sanki bu yerlerden bu evden hiç ayrılmamiş gibi ama uzak kaldığı günlerin acisini ve açuğini kapatmak istercesine bir telaşla işe koyulur. Bi tarlaya, bi evun etraflarına, bi fundukluklara...


Artuk durluk duruşluk yok anama...

Şimdi hayat yeniden başlamiştur…

Kurban olduğum anam hayat sensun, “Şur” sensun”

Şuryani


 

Bu makale toplam 14476 defa okundu.
hüzünlendim
yavuz alkan
bu yazının altına imza atıyorum...rahmetli anamun yağı peyniri, sütü okadar meşhurdu ki bizim köyde bilmeyen yoktur.....rahmetli anam öleli 8 yıl oldu....Allah ona gani gani rahmet eylesin...tüm geçmişlerimizede ....ölmeden 2-3 yıl öncesi idi bakkaldan aldığımız pastörize sütü içeçektim....anam gördü beni nedur o dedi ..süt dedim..ne yapacaksın bunu içeceğim dedim....ola dedi sen şimdi bunu süt diye içeceksun ha dedi...he ana içeceğum bunu ...yürü git dedi benum o bir karış yağlı sütlerümi içmezdun şimdi habu ne oldu belli olmayan dinsuz imansuz sütü içeceksun dedi....aslında anamun sütünü en çok ben içerdim her ne kadar o yağ midemizi bulandırsada yinede çok içerdim.....hele mısır ekmeğini doğrayıp ,şekerleyip içmekmi hiç aklşımdan çıkmıyor....bunu yazarkende göümden yaşlar akıyor.....hüzünlendim......işte o gündür bu gündür yaklaşık 10 yıldan fazla bir zamandır ağzıma süt koymadım heralde ömrümün sonuna kadarda koymam......ne zaman süt görsem anamın hayali geliyor gözümün önüne...bende ona ihanet etmeyeceğime söz verdim ve bir daha süt içmemeye karar verdim...yeterki o gücenmesin
17 Aralık 2010 Cuma Saat 16:38
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ÇOK OKUNAN HABERLER
SİTE ANKET
Sizce Çaykara'da Yüksekokul Açılmalı mıdır?
Kesinlikle Açılmalıdır
Açılsa İyi olur
İlgi Alanıma Girmiyor
Açılmasa Daha İyi
Kesinlikle Açılmamalıdır
Künye . Reklam . İletişim . RSS   Copyright © 2002-2014 Çaykara Gazetesi
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR