Yazı Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ESKİ TAKVİM


Takvimler
İlçemizde takvim adeta, halkın 12 aylık çalışma cetvelidir. Aynen meteoroloji gibi yıl içinde ne zaman yağmur yağacağı ne zaman hava bozacağı ne zaman fırtına olacağı fırtınanın kaç gün devam edeceği havaların hangi ayda ve ayın hangi günüden sonra ısınacağı halkımız ve özellikle kadınlarımız tarafından bilinir. Hatta yaşlı kadınlar, yağmur yağacağını kulaklarının kaşınmasıyla anlarlar. Bulutların rengi ve şeklinden yarın havanın nasıl olacağı tahmin edilir. Ziraat işleri de bu tahminlere göre ayarlanır. İlçemizin gençleri pek bilmez ama kırk yaşının üstünde olanlar, yaşlı erkek ve kadınlarımız, bilhassa kocakarılar (yaşlı kadınlar) on iki aylık takvimi şu isimlerle ve mahalli rasathane görevi icra eder gibi kullanırlar. Günlük, haftalık, aylık, mevsimlik ve yıllık olmak üzere iş ve güçlerini bu metoda göre ayarlarlar. Bir de yöremizde, takvim
forkloründe eski hesapla, yeni hesap aylar ve ayların günleri sayılır. Bir ayda eski hesapla yeni hesap arasında on üç gün fark vardır. Yani eski hesap ay on üç gün önce, yeni hesap ay on üç gün sonra gelir. Mesela kendi doğum tarihimden bir misal verecek olursam; Rahmetli annem “Ağustos’un siftesinde birinci günü doğdun” derdi. Halbuki ben on dört Ağustos’ta doğmuşum. Rahmetli babamın tuttuğu günlüğünde doğum tarihim 14 Ağustos’tur. Bunu anneme sorduğumda “o yeni hesaba, yani yeni takvim hesabına göre 14, sen ise eski takvim hesabına göre bir Ağustos’ta doğdun”. Diye açıklama getirirdi rahmetli annem. Bir misalde mahalli folklorumüzden verelim: Her yıl Sultanmurat’ta “Ağustos’un yedisi” diye yirmi Ağustos’ta “yayla ortası”  şenlikleri yapılır. Her yıl yapılan bu yayla şenliğimizin tarihi bilindiği üzere yirmi Ağustos’tur. Burada da eski takvim hesabına göre yedi Ağustos, yeni takvim hesabına göre de yirmi Ağustos’ta bu şenlik yapılmakla ikisinin arasında on üç günlük bir fark bu misalde de ortaya çıkıyor.


 Eski Yerel Takvime Göre  On İki Ayın Tek Tek İsimleri:


1-Ocak Eski hesaba göre ismi : 1-Kalandar


2-Şubat “ “  “ “ :2-Küçük


3-Mart “ “  “ “ : 3-Mart


4-Nisan “ “  “ “  :4-April


5-Mayıs “  “ “  “  :5-Mayıs


6-Haziran  “ “  “ “ :6-Kirez


7-Temmuz  “ “ “ “ :7-Çürükayı


8-Ağustos “ “ “ “ : 8-Ağustos


9-Eylül “ “   “ “ :9-İstavrit


10-Ekim “ “ “ “ :10-Koçayı


11-Kasım “ “  “  “ :11-Üzümayı


12-Aralık “ “  “ “ :12-Sığırkoyan


Köylerimizde eski hesap ve eski usule göre yaşlı kadın ve erkeklerimiz ayların bu eski isimlerini bilir, yeni isimlerini de bilir. Bu aylarda neler yapılacağını ve havaların nasıl geçeceğini de bilirler. Yeni yetişen gençliğimiz duvardaki takvime göre hareket eder. Folklorik eski takvim hakkında da anne-babalarından veya dedelerinden ve ninelerinden duydukları kadarıyla yetinirler, yani eski hesaba göre takvim kullanmazlar.
Bu takvim maddesi Çaykara’nın folklorik yapısına ayrı bir renk kattığı ve ilginç yanları olduğundan biraz açıklama ihtiyacını duyuyorum.Şimdi eski hesap takvime göre on iki ayın özelliklerinden bahsedelim:

1-Kalandar(Ocak): Yılbaşı olarak Kalandar ayı kullanılır. Kalandardan altı gün, sığırkoyan(aralık)dan da altı gün alınarak toplam on iki gün. On iki aya birer gün düşmek üzere taksim edilir. Yani Aralığın yirmi beşinden ocağın altısına kadar hesap edilen on iki gün sıra ile 1.,2.,3. ve devamıyla on iki aya verilir. Bu on iki günün her bir günü her bir
ayın tecrübe süreci oluyor. Bu sürece göre bakılıyor: Aralığın yirmi beşinde yani  on iki günün birinci günü  hava fırtınalı ise ocak (kaladar) fırtınalı, eğer aralığın yirmi altısı hava iyi ise şubat ayında havalar iyi gidecek demektir. Ve eğer on ikinci gün, yani ocağın altısı hava karlı ise aralık ayı (sığırkoyan) karlı geçecek demektir.
Kalandar ayı istirahat
ayıdır. Ava çıkılır . Kalandar(ocak)’ın birinci günü yeni yılı kutlamak için çocuklar köylerde evleri dolaşarak, el öpüp yeni yılı kutlarlar, şu dizeleri söylerler ve kapısı çaldıkları evden hediye alırlar:

“Kalandar gecesi

Devlet bacası

Doldura tası
Cennet hocası
 
Vermeyen asi
Cehennem hocası
Üstünde erkek uşak
Ahırda dişi buzak”

2-Küçük(Şubat): Bu ay da istirahat ayıdır. Yine ava çıkılır. Küçüğün yirmisinden sonra bellemek için toprak hazır hale getirilir. Küçüğün yirmisinden Mart’ın dokuzuna kadar kurt kızanı olur. Buna yöremizde “Likohanzs “ diye tabir edilir. Bu günlerde gece dışarı çıkılmaz, bir yerden bir yere zorunlu gidilecekse tedbirli olunur. Çünkü kurtlar (Likohanzslar) yiyecek bulamayınca köylere iner, önüne geleni parçalar.


3-Mart: Bellemelere başlanır, toprak kaldırma işleri bitirilir, çayırlara su verilir.


4-April(Nisan): Tarlalara tohum atılır. Yörede “kazmalar” tabir edilen hububat ekim işi biter. April’in on beşinden sonra hayvanlar mezireliklere (komlar) çıkarılır.


5-Mayıs:”Mayıs” sözcüğü Roma mitolojisinde bahar ve gelişme tanrıçası Maya’dan gelir. Bu ayda havalar tamamen ısınmaya başlar. Mayısın altısı Hıdrellez olarak halk tarafından kutlanır. Hıdrellez de herkes bir niyet tutar. Hıdır ve İlyas A.S. ‘ın hürmetine Allah’tan istekte bulunulur. Mayısın on beşinden sonra hayvanlar yaylaya çıkarılır. Kehanlar yapılır, yani fidan haline gelen mısırlar çapa edilir. Yörede bu çapa işlemine
“Kehan”denir.


6-Kirez (Haziran):Yayla evlerinin yakacağı temin edilir. Yayla çayırları vodan tabir edilen mızır otlardan temizlenir. Bu zararlı otlar yörede ifteri tabir edilen eğrelti otu ve mazudaldır.


7-Çürük(temmuz): Çürüğün yirmisine kadar yaylada istirahat edilir. Yirmisinden sonra yayla çayırları biçilmeye başlar ve çayır biçme, otlar kurutma, horom haline getirip köye nakletme işleri en geç on beş ağustosta  biter.


8-Ağustos :Ağustos’un on beşinden İstavrit(eylül)’in sonuna kadar mezire ve köy çayırları biçilir ve evlere taşınır.


9-İstavrit(eylül): İstavritin on beşinde hayvanlar yayladan mezire çayırlarına indirilir. Mezire ve köydeki çayırların biçme, kurutma ve taşıma işlemleri bu ayda tamamlanır.


10-Koçayı(Ekim): Bu ayda tarlalar biçilir, Koçayı’nın on beşine kadar hayvanlar mezire çayırlarında otlatılır.


11-Üzümayı(kasım): Tarlalardaki mısır kökleri (seliler) topraktan sökülür, tarlanın birkaç yerinde yığın haline getirilip, havanın bozacağına yakın, nemli bir havada bu seli yığınları yakılır. Çaykara Solaklı Vadisi’nde bu seli yığınlarının yanışı, karşı berideki köylerde,
yüksek bir yerden bakıldığında çok güzel bir manzara temaşa edilir. Üzümayı artık evde istirahat etme ayıdır.


12-Sığırkoyan(aralık): Havalar genellikle bu ayda karlı ve fırtınalı  geçer. Bu ayda da üzüm ayı gibi istirahat edilir.[1]




[1]

a.g.e. sayfa:61-63




Kaynak:Çaykara'nın Manevi ve Kültürel Değerleri
Sempozyumu-1


(Çaykara Müftülüğü Araştırmacı yazar Ahmet Cemal NİYAZOĞLU)www.caykaragazetesi.com

ÇOK OKUNAN HABERLER
SİTE ANKET
Sizce Çaykara'da Yüksekokul Açılmalı mıdır?
Kesinlikle Açılmalıdır
Açılsa İyi olur
İlgi Alanıma Girmiyor
Açılmasa Daha İyi
Kesinlikle Açılmamalıdır
Künye . Reklam . İletişim . RSS   Copyright © 2002-2014 Çaykara Gazetesi
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR