şatıroğlu inşaat
çaykara Serdar elektronik
Çaykara Gazetesi

90 Yıllık Kompleks… Osman ŞAHİN

Osman Şahin

Osman Şahin

1955 yılında Çaykara Yeşilalan (Holaysa) köyünde doğdu. İlkokulu köyünde ortaokulu Çaykara’da okudu. İlçede lise olmadığı için lise tahsilini Manisa Soma’da tamamladı. Dönemin gençlik hareketlerinin tam içinde olması hasebiyle, yüksek öğrenimine devam ettiği Trabzon Fatih Eğitim Enstitüsünün son sınıfından ayrılmak zorunda kaldı. Sıkıntılı geçen 12 Eylül sonrasında askerliğini Maraş’ta bitirdi. Bu arada iş hayatı devam ederken, çeşitli esnaf derneklerinin de yöneticiliğini yaptı. 1991 mahalli seçimlerinde 91-95 yılları arasında belediye meclis üyeliğine seçildi. 1995 yılında 25 yıllık Kırıkkale serüvenine noktayı koyan ve Ankara’ya göç eden Osman Şahin 20 yıldır Ankara- Çankaya’da ikamet ediyor. Evli ve 3 çocuk babası olan Yazarın "Çankaya'dan Çaykara'ya "KUKULAR BAĞIRANDA" isimli basılmış bir de kitabı mevcut.

“Uyu uyu yat uyu”
Ali ata bak..
Ayşe zil çaldı..
Fatma ip atla..
Yurtta sulh cihanda sulh..
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın..
Armut piş ağzıma düş..
Vur patlasın çal oynasın, sabahlar olmasın…
Bir dönüm bostan yan gel Osman..
Kimsenin toprağında gözümüz yok..
(Velev ki o topraklar 100 yıl önce senin olsa da )
Biri yüzüne bir tokat attıysa diğer yanını çevir..
(Velev ki Hiristiyan sözü  olsa da)
Ve işte size bir neslin hal-ü pür melali..
****
Ve siz böyle bir halet-i ruhiye içinde, öz güveni sıfırlanmış bir toplumda, “aşağılık kompleksi” tavan yapmış böyle ucube bir yığın’la  bir arada yaşamak zorundasınız..
Bu yığınlar için..
Güçlü olan efendi, zayıf olan köledir..
Zayıfın da güçlü olmak gibi bir şansı bir ihtimali ve bir hakkı yoktur..
(Velev ki cihana 650 yıl adaletle hükmetmiş olsun)..
Bu manada..
İsrail senin yardım gemini basar, içindeki dindaş ve yurttaşlarını öldürür, ama sen ona “özür”  diletemez, tazminat talep edemezsin..
Sen dünyanın beşli çetesine kafa tutamaz, “bir dakika” bu kadar “gavur” bu kadar “zalim”  bu kadar “ahlaksız” bu kadar “vicdansız” olma diyemezsin..
Onlar 5 bin-15 bin km uzak diyarlardan senin güney sınırına gelebilir, üs kurabilir, öz gardaşlarını, dindaşlarını vurabilir ama senin bırak müdahale etmeyi, “ne oluyoruz” demeye dahi hakkın olamaz..
(Velev ki 900 km. sınırın olsun)..
Onlar ırak diyarlardan gelerek Irak’ı işgal edebilir, petrol kuyularına el koyabilir ama sen oralara “eğitim amaçlı” da olsa kuvvet gönderemezsin..
(Velev ki oraların tapusu sende olsun)..
Onlar senin hinderlandında serbestçe operasyonlar düzenleyebilir, hava sahanı defalarca ihlal edebilir ama sen onların savaş uçağını bırak düşürmeyi, aklından bile geçiremezsin..
(Velev ki hava sahan defalarca ihlal edilmiş olsun)
Kafa bu..
Düşünce bu..
Mantık bu..
Nedeni basit..
90 yıl boyunca tavuk olarak yaşamaya mahkum edilmiş bir milletin, ilk kez “horoz’luğa” cür’et etmesini “”köleleştirilmiş zihinlerin” kabul etmesi çok kolay olmasa gerek..
Ruhlar köleleşince, beyinler de dumura uğrar doğal olarak..
Son zamanlarda Türkiye’nin ayağa kalkışının, şaşkınlıkla karışık kıskançlık ve panikle karşılanması bu 90 yıllık “zihni esaretin” doğal sonucu..
Tam da bu şartlanmış beyin ve bu “öğretilmiş çaresizliktir” işte,
Rus’a kremlin sarayını, ABD’ye beyaz sarayı, İngilize kraliyet sarayını yakıştırır da Türk’e “Beştepe külliyesini” bir türlü yakıştıramaz..
Ne diyeyim..
Durma, Düşman*, durma kibrini artır!
Türklüğün başına hakaret yağdır!
Uyuyan bir kavme bu zillet azdır
Vur, eski kölesi utandır onu!
Bırakma uyusun, uyandır onu! Z.G

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.