şatıroğlu inşaat
çaykara Serdar elektronik
Çaykara Gazetesi

Asırlık Ağıt Gün Yüzüne Çıktı

Fahrettin Kurşun

Fahrettin Kurşun

1975 Trabzon Çaykara’nın Taşkıran Kasabasında doğdum.İlk ve Orta Öğrenimimi Taşkıranda yaptım. 1994 Çaykara İmam Hatip lisesinden, 2001 Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler Ön lisans, 2004’te aynı üniversitenin İşletme Fakültesi İşletme bölümünden, 2012 Yılında İlahiyat Ön lisans programından mezun oldum. On sekiz  ay vekil imam hatip olarak, Çaykara Arpaözü köyünde, Çaykara Yaylaönü Köyü ile Çaykara Taşkıran beldesinde yaklaşık iki yıl vekil öğretmen olarak görev yaptım.2004 yılında Tekirdağ-Çorlu da kısa dönem topçu çavuş olarak vatani görevimi yaptım..2007-2010 yılları arasında Trabzon Çaykara ilçesi Taşkıran Kasabası merkez camiinde Vekil İmam Hatip olarak görev yaptım.2010-2012 Tarihlerinde İBB Boğaziçi Yönetim A.Ş de halkla ilişkiler olarak çalıştım.2012 Temmuz ayında tekrar Diyanet İşleri Başkanlığına geçtim.İlk olarak Bartın Aydınlar Köyü Aydınlar Camiinde İmam Hatip olarak göreve başladım.Ocak 2013 İtibariyle Bartın merkez Çimkent Sitesi Hz.Hamza Mescidine atandım.Yaklaşık 1.5 yıl burda görev yaptıktan sonra Zonguldak ili Ereğli İlçesi Kandilli Beldesi Geyikbeli Camiine geçtim.2 Yıl 10 ay gibi bir süre de burda görev yaptım.Kasım 2016 İtibariyle halen görev yaptığım İstanbul Başakşehir/Bahçeşehir Hacı Kamil Demiröz Camisine atandım.

Anadolu’nun her karış toprağında  gün yüzüne çıkmış olduğu kadar çıkmamış o kadar çok vatan evladına yakılmış ağıtları var ki… İşte bunlardan birini, unutulmaya yüz tutmuşken, 1 Ağustos 2014 Yılında ani bir şekilde aramızdan ayrılan merhum Turhan Yeşilçiçek gün yüzüne çıkarmıştı. Bu ağıtı ve hikayesini kaleme alarak aslında bir öncülük etmiş oldu. Zira bölgemizde buna benzer o kadar çok (destan-ağıt-koşma) diye adlandırabileceğimiz eserler dilden dile ulaşmış ancak kaleme alın(a)mamış. Alınabilenler de tozlu sandıklarda ya çürümüş yada çeşitli sebeplerden ötürü yok olup gitmiştir.

Merhum Turhan Yeşilçiçek

Bu hikaye Trabzon/Çaykara/Çambaşı Mahallesinde (o dönem köydür) cereyan eder. Bundan sonrasını, benim gibi bir çok gencin düşünce ufkunun olgunlaşmasına büyük emekleri olan yüreği güzel insan merhum ve mağfur Turhan Yeşilçiçek’in kaleminden  okuyalım.

HAMİDENİN HİKAYESİ VE AĞITI

Seferberlik senesinden çok önce. Çaykara’nın Çambaşı (Anoso) köyünde  Osman isminde bir adam  iki oğluyla (Ahmet ve Dursun) beraber Samsun’a tütün kırmaya giderler. Fakat sıtmaya yakalanırlar(bir rivayete göre tütünden zehirlenirler) ve ölürler. Hamide, olaylardan bi haber kocasını ve çocuklarını beklemektedir.Yanında da küçük oğlu Mustafa vardır. Cenazeler memlekete gelmez. Samsun’da gömülürler. Fakat haber bir şekilde Hamide’ye ulaştırılmalı diye düşünen muhtar ve heyet, köyün ileri gelenleriyle  birlikte Hamide’nin evine doğru yol alırlar. Hamide onları evin balkonundan görür ve der ki; ”Bunlar eğer kara haber için birinin kapısına gidiyorlarsa Allah onlara yardım etsin. ”Lakin gelenlerin onun evine yaklaştığını görünce ayaklarının bağı çözülür. Gelirler, kara haberi bildirirler Hamide yıkılır. Ağıtlar yakar feryatlar koparır. Zaman geçer, ateş küllenir. Küçük oğlu Mıstafa ile hayat mücadelesini devam ettirmeye çalışır.

Mustafa büyür, kocaman delikanlı olur. Askere çağrılır. O arada Yemen Harbi çıkar, Mustafa da diğer  bir çok vatan evladı gibi Yemen’e gider. Gider ama bir daha geri dönmez.Yine muhtar ve köyün ileri gelenleri yol alırlar Hamide’nin evine doğru. Alır haberi Hamide! Çılgına döner, ağıt yakar, ağlar sızlar. Tek varlığı Mustafa’sı da Şehid düşer. Derler ki; Hamide bu acıya dayanamaz ve aklını zayi eder. Hatta Çambaşı’ da (Anoso)  biri diğerine kızınca  ‘Hamide’den beter olasın’ diye beddua eder. Ogün bugün anlatılır o hikaye! Hamide’nin o gün yaktığı ve dilden dile gelen ağıt…

E Mustafa uçtun uçtun,

Uçtun da cennete düştün

Zalim Yemen kavgasında

Derler  bana Şehid düştün

Ahmed, Dursun ile Osman

Ateşleri yaktı yaman

Mustafam idun tek güman

Derler bana Şehid düştün

Hiçbir şey olmaz muteber

İnsanlar oldu seferber

Geldi bana kara haber

Derler bana Şehid düştün

Samsun akitti Kanumi

Aldı üç tane canumi

Ölüm sardı dört aynumi

Derler bana Şehid Düştün

Yollar var yollardan öte

Yol tükenmez gide gide

Denefda har ihemide (Ne yapsın Hemide)

Derler bana şehid düştün

Hangi bir yana gideyim

Beni da vurun öleyim

Mustafamsuz ne edeyim

Derler bana Şehid Düştün

Kimi  yayan kimi atlı

Ruhun var nurdan suratli

Ne etsun bu kara bahtli

Derler  bana Şehid düştün

Düştüm dayanılmaz derde

Cenazen yok hiçbir yerde

Açluğile kızgın çölde (Açlık İle kızgın çölde)

Derler bana Şehid düştün

Ağıt ve Hikayeyi Derleyen/ Turhan Yeşilçiçek

2014 Yılında Dar’ül Bekaya ulaşan sevgili ağabeyimiz gönül dostumuz güzel insan, Turhan Yeşilçiçeğe Allahtan rahmet ve mağfiret, makamının âli olmasını diliyorum…

Fahrettin Kurşun

kaynak

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Her şeyden önce Sayın Fahrettin KURŞUN’a böyle bir hikayeyi ve ağıtı gün yüzüne çıkardığı için teşekkürler..
    Sayın Merhum Turhan YEŞİLÇİÇEK’e Cenab-ı Hak’tan (CC) rahmet ve mağfiret dilerim.
    Bu ve benzeri hikaye/ağıt/türkü/atışma/vaybeni/seyir vb edebi eserlerimizi derleyip yayınlamak başta konunun uzmanları
    (Tarihçiler, Edebiyatçılar, Folklor Araştırmacıları vb) olmak üzere hepimize düşen önemli bir görevdir diye düşünüyorum.

    Emeği geçen/geçecek olan herkese şimdiden teşekkürler ve başarılar…

    1. Saygıdeğer Hocam,
      Takibiniz ve yorumunuz için teşekkür ediyorum. Yöremiz açısından çok önem arz eden değerlerimizin derlenmesi-toparlanması konusunda ki mesajınız inşallah muhataplarına ulaşmıştır.
      Saygılarımla

BİR YORUM YAZ
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.