Şatıroğlu Gayrimenkul
Nuhoğlu Gıda
ÇAYKARA GAZETESİ

Atatürk Algımız-2017

Hanefi Çatal

Hanefi Çatal

 

Çılgınlıkla itham edildiği zaman bile inandığı, başardıkları, yapmak istedikleri, Türk’ü ulaştırmayı hedeflediği seviye ve evrensel boyutları ile dün kavranmayan Atatürk, aradan geçen süreçte okuyan yazan sorgulayan aydın kitleler tarafından yeni yeni anlaşılmaya başlandı. Fakat yeni nesillere anlatılmasında ciddi engeller bulunmaktadır. Ön yargı oluşturan sosyalist kapitalist gruplar, cemaat, tarikat, bölücü ve siyasi istismarcı kitlelerin engelleri, yıllarca hafızamıza soktukları yalan yanlış zehirli fikirlerden, onlarca, yüzlerce kitap okuyarak hakiki bilgi ve doğru fikirle kurtulmayı başarabildik. Bizim yaşadığımız bu sıkıntılar gelecek nesillerinde uzun yorucu bir aydınlanma dönemine ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Bu önyargı oluşturan, zihinleri tutsak eden engellerden kurtulmadan kendi entelektüel nesillerimizi yetiştirmemiz mümkün olmayacaktır.

Kaynaklara baktığımızda Atatürk döneminde başlayarak özellikle hem sosyalist, hem de liberal ve muhafazakâr çizgide kendini ifade eden iktidarlar döneminde süregelen bir karalama kampanyası günümüzde dahi hızını arttırarak devam etmektedir. Farklı dünya görüşlerine sahip insanlar nasıl bir hikmetse “Atatürk düşmanlığında” birleşiyorlar.

2. Mahmut Han zamanında Yunan ayaklanmasının baş sorumlusu Patrik Gregoryus’un Rus Çarı Aleksandr’a yazdığı mektupta; “Türkleri yok etmek için, kumandanlarına, devlet adamlarına, büyüklerine, kurucularına olan bağlılıklarını, kahramanlık duygularını yok etmek gerekir” diyor. Dünya Siyonist teşkilatının asırlar önce hazırladığı Osmanlı’yı yıkma planı içerisinde var olan maddelerden biri; “Saygıyla anılanlara, rezil ve alçakça hikâye uydurmalı” kararları ülkemde Atatürk aleyhindeki çalışmaların neye dayandığı ve kime hizmet ettiğini izah etmektedir. Evet, Atatürk bir mücadele adamı, bir fani idi öldü ama onun ; “Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” sözü ile ortaya koyduğu hedef sözde şahsı ile uğraşılarak yaralanmak hatta zaafa uğratılmak isteniyor. Hedef Türk devleti ve Türk milletidir. Şimdi bu alanda çalışanları örnekleri ile paylaşmak istiyorum.

KADİR MISIROĞLU; 24 Ocak 1933 yılında Trabzon’un Akçaabat ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Akçaabat’ta tamamlayan Kadir Mısıroğlu, liseyi Trabzon’da okudu. 1954 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne giren Kadir Mısıroğlu, öğrencilik süreci boyunca pek çok öğrenci yurdu açıp işletti. Kadir Mısıroğlu, hukuk okumasına rağmen üniversite yıllarında tarihe merak saldı, bu alan üzerine yoğunlaştı ve bu alanda araştırmalar yaptı. 1980 ihtilali ile Kadir Mısıroğlu yurt dışına kaçtı. 1991 yılında ise Türkiye’ye geri dönüş yaptı.

Kadir Mısıroğlu’nun 28 Mayıs 2016 tarihinde “Cumartesi Sohbetleri” programında yaptığı bir konuşmada Kurtuluş Savaşı’na ilişkin olarak “Beni tefe koyarlar ama keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı. Ne şeriat yıkılırdı. Ne medreseler lağvedilirdi. Ne hocalar asılırdı. Hiç biri olmazdı” dediği bilinmektedir.

Kadir Mısıroğlu’na göre, “Mustafa Kemal, Ayasofya’yı annesiyle ilgili bir gerçeğin ifşa olmaması için müzeye çevirdi. Yunan tehdit etti, annesiyle ilgili bir tehditten dolayı mecburiyetten müze yaptı. Neymiş annesiyle ilgili tehdit? Ben bunu yıllar önce duydum, buna en güzel cevap Mustafa Armağan’ın Zaman gazetesinde, -Atatürk’ün annesinin vasiyeti yerine getirildi mi?- adlı yazısındadır.” Tam bir iftira atılıyor annesine. Mısıroğlu, güya elindeki bir belgeye dayanarak Atatürk’e İngiliz ajanı diyor.

Muharrem Bayraktar ise şöyle söylüyor; “Devletin elinde olmayan, sadece İngiliz arşivlerinde olan belgeler posta yoluyla K. Mısıroğlu’na gelmiş. İngilizler, Mısıroğlu’na neden bu belgeleri gönderdi.” Kim İngiliz ajanı?

Konu ile ilgili örnek teşkil eden Prof. Dr. Mehmet Çelik’in, Ülke TV yayınında yaptığı bilgilendirmeyi paylaşayım; Cemal Paşa’ya bir İngiliz casusu gelir. “Paşam Suriye size isyan edecek, belge Lübnan büyükelçisindedir.” der. Cemal Paşa elçiliği basar, belgeyi bulur. İsmi geçenleri idam eder. Suriyeliler idam edilenlerin adına Şam meydanına Osmanlı bayrağı ile anıt dikerler. Yıllar sonra anlaşılırki, belge sahtedir.

Sonuç olarak, Lozan ve Atatürk düşmanlığında en büyük iddiaları İngiliz belgeleridir. Kimler, Türkiye Cumhuriyeti’nde olmayan bu belgeleri ne için Mısıroğlu’na gönderdi? Kadir Mısıroğlu sayesinde bir nesil Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı oldu. Yıllarca laik ve anti laik çatışması oldu. Devlet zayıfladı. Kim kazandı? İngilizler!!!

YAVUZ BAHADIROĞLU; 1945 yılında Rize‘nin Pazar ilçesi Hisarlı köyünde doğmuştur. Asıl adı Niyazi Birincil’dir. 1971 yılının Temmuz ayında İstanbul‘da gazeteciliğe başladı. Yeni Asya- Yeni Nesil Gazetesinde muhabirlik, araştırma-inceleme, röportaj ve fıkra yazarlığı yaptı. Gazete, dergi ve şirket yöneticisi olarak çalıştı. Yavuz Bahadıroğlu; Yeni Akit yazarı Toplam Yazı Sayısı: 1115

Mahkemede, Yavuz Bahadıroğlu’nun 45 yıldır yazarlık yaptığını, ilk defa savcının karşısına geldiğini aktararak, “Programın moderatörlüğünü yapıyordum. Süleyman Yeşilyurt’u birkaç kez gördüm daha önce ama kendisini tanımıyorum. Atatürk ile ilgili sözlere katılmam mümkün değil. Canlı yayın olduğu için müdahale edemedim” ifadelerini kullandığı belirtildi. Halbuki program boyunca gülerek teşvik ve destek veren ‘evet evet’ onaylarıyla; “reklamımız yok rahat olun, küçük yalnız kalmış! Güzel bir kadın mıydı?” Dalga geçer ve destekler tavırlarla konuşup konuşmacıyı da teşvik ediyordu. Bahadıroğlu’nun diğer düşüncelerine baktığımızda; “Atatürk olmasaydı alfabemiz değişmez, kültür kaynaklarımız diken tarlasına, kütüphanelerimiz türbeye dönmez, böyle kültürsüzlüğe mahkum olmazdık… Onca cami satılmaz, kiralanmaz, yıkıma bırakılmaz, “devrim” uğruna onca insan sehpalara sürülmez, Dersim acımasızca bombalanmaz, İskilipli Atıf Hoca gibi nice hocalar çeşitli bahanelere kurban edilmez, Ayasofya Müze yapılmazdı… Başta Milli Mücadele kahramanları olmak üzere, sayısız insan “hain” ilân edilmez, sürgünlerde hayat sürmek zorunda kalmazdı… Tekkeler, zaviyeler, dergâhlar, medreseler kapanmaz, şimdiki gibi yürek bağlarımız kopmazdı… Kimsenin soyuna-sopuna, dinine-imanına, diline-ırkına, vicdanına-namusuna, dinine, tekkesine- medresesine, dergâhına-divanına karışılmayacağından, muhtemelen Şeyh Said, Dersim, Koçgiri, Düzce, Yozgat, Menemen olayları gibi karışıklıklar çıkmaz, kardeş kardeşe kurşun sıkmaz, kin tortusu birikmez, bugün PKK’yı besleyen Türk-Kürt ayırımı yaşanmazdı. Bediüzzaman’ın ve diğer âlimlerin kadr-u kıymeti bilinir, değerli vakitleri zindanlarda, hicranlarda tüketilmezdi… İnancımıza ve geleneklerimize aykırı olarak, Türkiye’nin her yerine heykeller dikilmez, onca masraf yapılmaz, çocuklarımızın beynine ecdat düşmanlığının yanısıra din düşmanlığı tohumları da ekilmezdi… Çerkez Ethem, Rauf Orbay, Kâzım Karabekir gibi, şahsa biat etmeyen vatanseverlere “hain” yaftası yapıştırılmaz, yanlış tarih yazılmaz, beynimiz keşmekeşe dönmez” ..vb. Hakikatle tek kelimesinin bile örtüşmediği görülen yukarıdaki ifadelerde, üstelik Mehmetçiğin kanını döken teröristlerin de övüldüğü anlaşılmaktadır.

MUSTAFA ARMAĞAN, 1961 doğumlu olan Mustafa Armağan Cizreli. Urfalı bir anne-babanın çocuğu olarak dünyaya geldi, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Yani aslında tarihçi değil edebiyatçı. O aslında FETÖ’nün amiral gemisi olan Zaman Gazetesinin ürünü. 1995 yılında Zaman Gazetesinde yazmaya başlayan Mustafa Armağan, 17-25 Aralık’tan sonra da ayrılmadı ve devam etti. Armağan aynı zamanda Fethullah Gülen’in onursal başkanı olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfının yayın bölümü yöneticisiydi. Mustafa Armağan’ın Fethullah Gülen’e övgüler dizdiği kitapları da var. ‘Medya Aynasında Fethullah Gülen (Kozadan Kelebeğe)’ ve ‘Diyaloğa Adanmış Hayat’ kitaplarını o yazdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan cemaate ‘Haşhaşiler’ dediğinde “Hizmet hareketine haşhaşi demek hakkaniyetle bağdaşmaz” diye savundu. Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Armağan’ın sosyal paylaşım sitesi Instagram’dan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik çirkin paylaşımları dikkat çekiyor. Yazdığı tarih içerikli kitaplarla meslektaşları tarafından “yalan yanlış bilgiler vermekle” değerlendirilen Armağan, buradaki hesabını adeta Mustafa Kemal Atatürk’e ‘hakaret etmek için’ kullanıyor. Fotoşoplu olduğu her halinden belli olan görselleri gerçekmiş gibi hesabından paylaşmakta ve Ulu Önder’in manevi şahsiyetine alenen saldırmaktadır.

Derin Tarih adlı derginin Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Armağan’la yapılan bir röportaj, Yeşilay dergisinde yayınlandı. Mustafa Armağan, bu röportajda Atatürk’ü Fransız, İngiliz emperyalizminin işbirlikçisi, Sultan Vahdettin’i ise kahraman ilan ederek, Sevr’i ve hilafeti savundu. Armağan, Mustafa Kemal Paşa’nın önce Fransızlar ile sonra da İngilizlerle anlaştığını, Sultan Vahdettin’in ise bunlara direndiğini iddia eder. Yeni Şafak yazarı Mustafa Armağan’ın sunduğu TV programında Atatürk’e ve manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’a hakaret edildi. Büyük tepki çeken sözlerle ilgili başsavcılık soruşturma başlattı.

Mustafa Armağan mahkemedeki ifadesinde, programa katılan Süleyman Yeşilyurt’un üslubunu tasvip etmediğini belirterek, “Bir mektubu konuşmak için Süleyman Yeşilyurt’u çağırdık. Tarih programıydı. Süleyman Yeşilyurt konunun dışına çıktı. Afet İnan’dan bahsetti. Canlı yayındı, müdahale edemedik. Konuşmaları destekleyen ifadeler kullanmadım” dediği öğrenildi.

Halbuki bu zat programda; Atatürk’le yatak odalarının yan yana olduğunu, Bir İngiliz davetinde Afet hanımın Atatürk’ün karşısında oturmak için ettiği itiraza dayanarak onun firts leydi olduğunu iğrenç ve sırıtan bir yüz ifadesiyle belirtir.

SÜLEYMAN YEŞİLYURT, Kendisi Kayserili ve Ziraat Mühendisidir. Turizm Bakanlığından emeklidir. Büyük Masonları, Ermeni Yahudi Rum Asıllı Milletvekilleri ve Atatürk’ün Gönül Galerisi gibi sansasyonel kitaplarla tanınmaktadır. 6 Mayıs 2017 tarihinde Albayrak Holding’in sahibi olduğu TVNet’te yayımlanan ‘Derin Tarih’ isimli programda Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan hakkında “Çankaya’nın nikahsız First Lady’si” denilmişti.

Mahkemede ise “O programa katıldığım için çok pişmanım. Ben asla Atatürk’e karşı birisi değilim. Ben 25 kişiye ekmek veriyorum. Ben yaşlıyım. Yüksek tansiyonum vardır” diyen Yeşilyurt’un, “Hasan isimli şahısla hiçbir alakam yoktur. Ben sağlık durumumdan dolayı 10 yıldır oruç bile tutmuyorum. Yazın aşağı yukarı her gün Fethullah Gülen ile ilgili haberler yaptım. Ben yaşlı ve tansiyon hastasıyım. Eğer tutuklanırsam can güvenliğimin sağlanmasını hakimlikten talep ederim. Çünkü son zamanlarda çok fazla programlara çıktım. Bana bir süre verilmesini ve işlerimi düzene koyup tasfiye ettikten sonra gerekirse yine tutuklanmamı talep ederim. Ben kendim için değil, ekmek verdiğim kişiler için bunu talep ederim” ifadelerini kullandığı kaydedildi.

HASAN AKAR; İstanbul’da faaliyet gösterip Nur Cemaati talebelerine eğitim veren, Nur Cemaatinin Okuyucular kolunun hocalarından olduğu belirtilen “Hasan Akar’ın Oda TV isimli web sitesinde görülen konuşma içeriğinde, Atatürk hakkında “1938’de geberen p.ç” ve annesi Zübeyde hanım için “Annesi resmi kayıtlarda genelevde çalışıyor” gibi skandal ifadeler kullanıyor. Hakaret ve küfürleri için “Merak etmeyin, 98’de faturasını ödedim” diyen Akar, Atatürk’ün “Ali Rıza Efendi değil, ‘Abdüş’ denen bir adamın” oğlu olduğunu savunuyor.

ARI İNAN (Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan’ın kızı): “Afet İnan’ın kim olduğu ve ne yaptığı biliniyor. Başka ne konuşulabilir? Dava açmayacağım. Bunlar aklı başında olmayan insanlar. Yaptıkları saçma sapan bir şey. Afet İnan’ın bir kitabını da mı okumadılar? Ne söyleyeyim bunlara? Özellikle böyle yapıyorlar. Ama böyle yapmaları iyice felaket. Olmayacak bir iş. Afet İnan daima saygı görmüş ve çalışmış birisi. Dünya kadar kitabı var, yazdıkları var. Bunu hiçbiri bilmiyor. E bu adamlara ben ne yapayım Allah aşkına? Cahille uğraşamam. Okusunlar. Sansasyon yapmak istiyorlar. Ama bu kadar terbiyesizce ve bilmeden yapılır mı?”

TARİHÇİ PROF. DR. İLBER ORTAYLI,: “Mustafa Armağan, kendi etnik kökeni yüzünden etnik milliyetçilik yapıyor. Normal bir adam Kazım Karabekir’le Mustafa Kemal’i ne diye düşman gibi gösterir. Ne derdin var İstiklâl Harbi komutanlarıyla. Rahat bırakın İstiklâl Harbi komutanlarını. Kimse bunlara bir şey demiyor. Herif kendine göre tarihi çarpıtıyor. Bunlar cahil adamlar, ne bilirler tarihi. Bir b*k bildikleri yok. Ne okuyacak ne bilecek. Allah’ın hödüğü suratına baksan halde turp sattırmazsın. Hepinizi ananız babanız üniversitelerde okutmuş. Dünya tarihini okuyacak kapasiteniz var. Birinci Dünya Harbinden sonraki İtalya’yı, Fransa’yı, Balkanları okuyacak kaynaklarınız var. Bunlara cevap da verilir ama böyle şey olur mu?” “Afet İnan’a çok ayıp edildi. Afet Hanım hem benim hocamdı hem de çocukları arkadaşım olduğu için gider gelirdik. Ben dünyada bu kadar terbiyeli, seviyeli, mütevazı, her şeyi gayet güzel anlatan şekerler şekeri bir hoca görmedim. Üniversitedeki çok insandan daha cesurdur. Gadre uğrayan insanları kendi kürsüsüne alır korur. Kaç tane böyle isim var. Şerafettin Turan (Atatürk’ün Türk Dil Kurumu’nun son başkanı) bunlardan biri. Çok şeker bir kadıncağızdı, Allah rahmet eylesin. Her bakımdan mükemmeldi. Bu adamlar zamanında kadınlarla iyi ilişkiler kursaydı, böyle olmazlardı.”(Nur Cemaati’nin ‘Okuyucular’ kolu hocalarından olduğu belirtilen Hasan Akar’ın Atatürk’e ve annesi Zübeyde Hanım için söylediği sözler üzerine) Bu Nurcuları efendi bilirdim. Okumuyorlar ‘okuyucu’ adını almışlar. Çok büyük terbiyesizlik. Zübeyde Hanım’a bunları diyen hayvandır.”

Prof. Dr. YUSUF HALAÇOĞLU (Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı): “Yahu Mustafa Armağan diye sözde bir tarihçi çıkmış, bu ülkenin kurtarıcısı ve kurucusuna hakaret ediyor. El insaf. Önce tarihçi onurunu taşısınlar. Ölen kişilere, böyle ahlaksızca ithaflarda bulunmasınlar. Nasıl ispat edeceksin? Edemezsin rezil olursun. Adam yatakta yatmadı Cumhuriyet kurulana kadar. Bu ülkede sandığımdan daha çok hain var maalesef. Şu an içinde bulundukları ülkede varlıklarını o kişilere borçlu oldukları halde kurucusuna hakaret eden kişi ya cehaletle ya da hainlikle suçlanabilir.

Prof. MEHMET METİN HÜLAGÜ (Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı): Tarihe geçmiş insanların neler yaptığına bakmak, onu tartışmak lazım. Şunun kızı, bunun oğlu, babası hocaydı değildi tartışması basit, değersiz, bölücü, kamplaştırıcı, fitne çıkarıcı şeyler. Kişileri sevmek zorunda değilsiniz, hakaret de etmeniz gerekmiyor. Toplumu kamplaştıracak fikirlerini kendilerine saklasınlar.

Prof. VAHDETTİN ENGİN (Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi): Bunları muhatap alıp cevap vermeyi bile düşünmem. Yaptıkları iş o kadar rezilki tarihçi olarak kendimi onların seviyesine düşürmem. Çok ciddi bir seviye problemi var. Esas yapılan tarih tahrif ediliyor, bozuluyor. Atatürk değersizleştirilmeye çalışılıyor. Yapılmak istenen bu. Onlar da bu işin tetikçisi gibi hareket ediyorlar.

BAŞBAKAN YILDIRIM : “Atatürk, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve cumhuriyetimizin kahramanları bizim milli değerlerimizdir. Dolayısı ile bunlara yapılacak yakıştırmayı asla kabul etmeyiz. Uygun görmeyiz. Bu ve buna benzer girişimleri şiddetle kınıyorum ve hukuken da yapılması gereken ne varsa bunlar da yapılacaktır. Biz kahramanlarımızın kurduğu binlerce şehidimizin bize emanet ettiği yurdumuzu daha ileri götürecek ne tedbir varsa bunları yapacağız. Tarihimiz bizi utandıracak hiçbir şeye sahip değildir. Bu tartışmaların yapay anlamsız ve maksatlı olduğunu düşünüyoruz. Bizim bu konuda kafamız çok nettir.”

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret” ve “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçlarından soruşturma yürütülen Süleyman Yeşilyurt ve Hasan Akar hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılmasını talep etti. Yeşilyurt ve Akar hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Kendini Türk ve Müslüman kabul eden herkesin İnsani ve ahlaki bir zorunluluk gereği ona minnet duymak zorundadır. Nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti eksikleri aksayan taraflarına rağmen onurumuzun, ahlakımızın, haklarımızın, hukukumuzun, dinimizin, güvencesidir. Bu devletin kurucusu da Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk’le ilgili bu çirkin mevzuların gündeme taşınmasının nedeni sadece ondan nefret değil. Hedefte onun kurduğu üniter milli devlet yapısı vardır. Tarih algısında ve bilgisinde milliyet ve cumhuriyetle problemi olan gayrı millî bütün unsurlar; Sosyalist yada komünistler, liberaller, Bölücü Kürtçüler, Nurcular ve onun kolu FETÖ, sözde siyasal İslam çizgisindeki bazı siyasiler, gazete, dergi ve TV kanalları. Bunlar Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle, “Ülkemizin Sevr Şartlarını Yaşadığı” şu günlerde, birlik ve beraberliğe milli dayanışmaya kardeşlik ve hoşgörüye ihtiyacı varken fitneye hizmettir. Atatürkçüler ile Atatürk karşıtlarını karşı karşıya getirerek toplumsal dengeyi bozmak ve huzuru kaçırmak, ülkeyi zayıflatmak arzusundan başka bir şey değildir. Milletleri yok etmek, yıkmak, parçalamak, ümidini kırmanın bir yolu da milli kahramanlarını yok etmek öldürmektir. Bunlar yeni değil. Bu amaca yönelik faaliyetlere basın yayın ile hizmet eden, kapı açan, yıllarca bunlara müsaade eden, finanse eden, kanunları işletmeyen herkes suçludur. Milletimi bilince duyarlılığa ve değerlerine sahip çıkmaya davet ediyorum. Buna her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

19.05.2017 Hanefi ÇATAL

YARARLANILAN KAYNAKLAR:

http://www.superhaber.tv

http://www.habervaktim.com

http://www.biyografi.net http://www.internethaber.com

http://ww.sozcu.com.tr

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Atatürk Algımız-2017 - 18 Haziran 2017
Sevda Ankara - 25 Mayıs 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 3 YORUM
  1. lazımmı dedi ki:

    atatürk’ün arkasında durduğunuz ve kusursuzlaştırmaya devam ettiğiniz sürece karşısında iyi ve kötü sayabilecek toplumu her zaman bulursunuz

  2. Ali Taner Akdoğan dedi ki:

    Atatürk olmasaydı bugükü Afkanistan gibi olurduk.Atatürk çağın enbüyuk devrimci demokrat.lideridir.veAllahın T.C.ne bir lütfudur.bunu herkes anlayamaz.

    1. lazımmı dedi ki:

      olmasaydı şöyle olurduk zıvanasından geçin artık Allah inancı olan bi toplumun bu şekilde konuşması kadar saçma birşey olamaz

BİR YORUM YAZ
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.