şatıroğlu inşaat
çaykara Serdar elektronik
Çaykara Gazetesi

Bir Adın Kaldı Geriye

Bir Adın Kaldı Geriye


Bir adı kaldı cephedeki Mehmet’in bir adı… Gençti, delikanlıydı, düşleri vardı… Vardı diyorum… Hoş artık onlar da kalmadı. Aldı gitti al bayraklı tabutuyla düşlerini de… Dedim ya bir adı kaldı, bir de geride gözü yaşlı anası…

“Ya nasip!..” mi demeli akan kana, biten umutlara, gerçekleşmeyecek düşlere… “Ya nasip!…” mi demeli bilemiyorum. Lanetler yağdırmak kolay, bağırıp ça…ğırmak, küfürler ardına küfürler etmek… Ama zor kendini Mehmet yerine koyabilmek, düşlerinden vazgeçebilmek, al al bayrakları yaralı sineye sarabilmek. Dedim ya zor Mehmet olmak Mehmet gibi olabilmek…

Hiç düşünmüş müydü Mehmet ölümün soğuk namlunun ucundan geleceğini. Nişan aldığında aynı zamanda bir başka nişangahın tam ortasında görmüş müydü kendisini. On ikiden vuramadığı hayatın tam da orta yerinden toprağa düşeceğini. Hangisi ıskaladı dersiniz? Mehmet mi, hayat mı, yoksa namlunun ucundan gelen sıcak ölüm mü? Ne de garipti hayat… Ölürken adınız yaşayacak… Oysa yaşarken ölüydü Mehmet de… Kimseler bilmezdi adını sanını, memleketini, hayallerini hatta hayatta olsaydı kendi çocuğuna da Mehmet adını vereceğini.

Söylesene Mehmet hangi hayatında daha ölüsün hangisinde diri… Yaşayan bir ölü müsün, yoksa ölümü yaşamış bir diri mi?

Biliyor musun Mehmet, hani gerçek olmasa yaşanılanlar, adınla ölüm yan yana hiç gelmiyor kafamda. Çünkü sen hep yediveren çiçekleri gibi açmalıydın vatan toprağında. Kurşun yerine umut saçmalıydın ufka, ufkumuza. Dalgalanmalıydı senin de saçların rüzgarların avuçlarında. Oysa şimdi Mehmet bir adın kaldı soğuk mezar taşında…

Söylesene Mehmet nasıl sığdırdın yirmi yılı tahta çelimsiz bir ata? Kaç bahar gördün bu yirmi yılda? Geçti mi bu baharlar gözünün önünden bir bir sen vurulmuş düşerken toprağa? Oysa toprak çatladı ılık kanın sızarken bağrına. Onun da canlandı sinesinde Çanakkale, hele hele de Sakarya… Hatırladı o günlerde bir bir düşen fidanları koynuna. Ve bir Mehmet’i daha sıkı sıkı sardı toprak bağrına. Her şeyini aldı da bir adını bıraktı cihana/dünyaya…

“Ağlama anam!…” derdi yaşasaydı Mehmet bugün garip anasına. “Bugün ağlanacak gün değil, sen şehit anasısın, yak kınaları eline ayağına…” “Sil ana, gözyaşlarını vatan sağ ola…” “Gerekirse ben bir kez değil, bin kez daha düşerim bu vatan toprağına… Yeter ki anam sen hiç ağlama! …” böyle derdi yaşasaydı Mehmet bugün garip anasına…

Oysa biz hiç diyemedik “Mehmet ne olur sen de hiç ağlama.” Bak sen bizim için canını verdin ama biz sahip çıkamadık senin bıraktıklarına. Ne garip ananın göz yaşlarını silebildik ne de yetimlerinin başını okşayabildik. Hele hele de “vatan namusumdur” derdin ya en çok da ona ihanet ettik.

Ah Mehmet ah!… Sen bir kez öldün ya biz bu vicdanla her gün ölmekteyiz… Sen kuşkusuz ki cennettesin ama biz bunca ihanetle bırak cenneti cehennemde bile değiliz… Dünya denilen arafta her gün vatan satarken, biliyor musun seni öldüren terörün tam da kendisiyiz…

Kalan yerini Giden Yolunu iyi Bilir…!

yorumsuzum hocam…biliyorum ki yanlış hesaplar peşinde olanlar elbet bir gün kendi kan çanağında boğulacaklar..

mekanları cennet olsun….

Son Güncelleme: 15:05 20 Şubat 2018
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.