Şatıroğlu Gayrimenkul
Nuhoğlu Gıda
ÇAYKARA GAZETESİ

Bu bir merhaba değil, acımın ve utancımın yazısıdır

Irmak Yaman

Irmak Yaman

Irmak Yaman Taşkıranlı bir anne ile Çambaşılı bir babanın kızı olarak 26 Ocak 1992 yılında Erzurum’da doğdu. İlköğretim, orta öğretim ve liseyi Erzurum’da tamamladıktan sonra 2011 yılında Ankara Üniversitesinde sosyoloji lisans eğitimine başladı. 2016 yılında mezun oldu. Irmak Yaman çeşitli sivil toplum kuruluşlarında faaliyetlerde bulunmakta ve akademik çalışmalarını sürdürmektedir.

Kadını bir gürültüye sapladılar. 

Evler tıkırtıydı, tıkırtıydı, tıkırtı 

Kahkahamın düşürdüğü çiçekleri bulamadılar 

Fırtınalı bir geceydi çünkü bulamadılar 

Bombalar, bö sesleri, savaş alaborası… 

Yaşamak bir tıkırtıydı, aldırmadılar. 

                                   İsmet Özel

 

Sizlere merhabamın, gazetedeki ilk yazımın böylesine canhıraş bir hadise ile olması her ne kadar hoş olmasa da bu acının şahidi bir vatandaş olarak bu hadise ile ilgili naçizane üç beş satırımın bu gazetede olmasını istedim.

13 Mart akşamı bir çok insanın buluşma mekanı olan Kızılay’da o menfur saldırının şahidiydim. Ailesi ile üniversite sınavı sonrası gelecek planı yaparken o durağa doğru yürüyen çocukların şahidiydim. Hararetli bir biçimde siyaset tartışan heyecanlı, bir o kadar da donanımlı gençlerin o durağa doğru yürüdüğü anın şahidiydim. Akşam karanlığına kalmış insanların endişesinin şahidiydim. Gökyüzünün şahidiydim. Birazdan yağacak olan yağmurun sokaklardaki kanı sileceğine ancak yüreğimizdeki yangına tesirinin olmayacağının şahidiydim. Yanımda gülen insanların saniyeler içerisinde yüzlerini esir alan korkunun, telaşın, ağızlardan dökülen bedduaların, feryatların, lanetlerin, çocuklarına sarılan annelerin, kaçışan insanların şahidiydim. İsle, toz-dumanla karışmış kan kokusunun şahidiydim. Vahşeti iliklerine kadar yaşayan yüzlerce vatandaş ile aynı histeydim. O an tek düşünebildiğim ölümün kıyısından dönmüş olmanın şükrüydü. Bana bağışlanan canın şükrüydü. Çok şükür oradan sağ kurtulabilmiştim.

Ertesi sabah kente hakim olan matem havası ile uyanmıştık. Akşamdan beri durmadan yağan yağmurla beraber caddede akıp giden kan ve mazot birikmiş suların üzerinden geçtik. Dün ölümle burun buruna gelmişken bugün hayat devam ediyordu ve biz beyaz muşambalarla kaplanmış alana o akşam beklediğimiz yerden iki üç dakika baktıktan sonra gündelik meşguliyetlerimize devam ettik, ‘çok şükür sağ kurtulduk’ cümlesini kurabilmenin utancı ve mahcubiyeti içinde…

Gençlik heyecanlarımızın en taze olduğu, insanlık için bir şeyler yapabilme arzusunda olduğumuz, gerçekleşen hayallerimizin meyvelerini toplamaya başladığımız yaşlarda meyus birer birey olup, buradan çıkıp kurtulmanın yollarını arar olduk. Her telefonda aynı cümleleri duyduk: ‘Okulunu bitir ve dön bir an önce’. Bir insanı yaşatan, mücadele etmeyi öğreten hayalleri bir kenara bırakıp yaşama güvenli bağlarla tutunabilmenin yollarını aradık. O cehennemin içinden ‘çok şükür ben sağ kurtuldum’ cümlesini kurarkenki utancımızı, parçası olmadığımız bir savaşın yüzünden hayallerimizden ve emeklerimizden vazgeçebilme ihtimalini düşünürken bir kez daha yaşadık, hayalleri peşinden bu şehre gelip ecel ile tanışan onlarca gencin acısını içimizde yaşayarak…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.