Şatıroğlu Gayrimenkul
Nuhoğlu Gıda
ÇAYKARA GAZETESİ

Çanakkale Müdafilerinin Azız Hatırasına

Çanakkale Müdafilerinin Azız Hatırasına

İnsanlar gibi milletler de doğar, yaşar, ölür. Ölenlerin çoğu unutulur. İsmi unutulmayan, kendi ölmüş iken adı, sanı yaşayanlar milletine, vatanına, insanlara iyilik edenler; büyüklük gösterenlerdir. Bu gün vatan müdafaasından bahsettiğimiz yedi düvele karşı gösterilen kahramanlık yanında insanlık, mertlik, bir millet olmanın, iman sahibi olmanın ne kadar yüce olduğunun ispatıdır Çanakkale.

“Çanakkale Destan”ımızın 102. Yıldönümünü kutluyoruz. Bıyığı henüz terlememiş, hayatlarının baharında cennet bahçesine girme yarışındakilerin, gözünü kırpmadan düğüne gider gibi cepheye koşanların destanını kutluyoruz… Dedelerin, babaların ve torunların bir arada omuz omuza Hak için, namus için, bayrak için, vatan için çarpıştığı ölüm kalım savaşının, Haçlı ordusuna karşı Hakk’ı ayakta tutmak için canını, cananını ve bütün varını feda edenlerin destanını kutluyoruz…

Tarihte ismimiz o kadar parlak yazılacaktır ki, “kahraman Türk milleti…” Verilen mücadelede bir millet hem kendisini hem de vatanını, tarihini namus ve şerefini kurtarmış olacaktı. Bu mücadelede şehitlerimiz, gazilerimiz milletimizin büyükleri arasında sayılacaktır.

Namık Kemal’in şu sözleri “Amalimiz, efkârımız ikbal-i vatandır, / Serhaddimize kal’a bizim hak’ı bedendir./ Osmanlılarız, ziynetimiz kanlı kefendir…”askerlerimizin gönlünde öncülük ediyordu. Düşmanın mermileri gülleleri, topları, tabyalarımıza tesir etse de kalbimizdeki imanla, vatanımızdan yükselecek müdafaa, mücadele ve hürriyet sesi tüm dünyaya yayılıyordu.

Çanakkale sadece bir savaşla değil bir iman, sorumluluk, hak-hukuk ve insanlık dersleriyle dopdolu, yaşananlarla ölümsüzleşmiştir.

Biz bu muhteşem tarihi yâd ederken bambaşka bir zaviyeden, tarihin altın sayfalarına yazdırılan Türk milletinin önemli gerçeklerini hatırlatacağım.

Çanakkale Savaşı sırasında Koca dere köyünde büyük bir sargı yeri kuruluyor. Kimi Urfalı, kimi Bosnalı, kimi Adıyamanlı, kimi Gürünlü, kimi Halepli çok sayıda yaralı getiriliyor… Bunlardan biri Lâpseki’nin Bey baş Köyündendir ve yarası oldukça ağırdır. Zor nefes alıp vermektedir. Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek için komutanının elbisesine yapışır. Nefes alıp vermesi oldukça zorlaşır ama tane tane kelimeler dökülür dudaklarından. “Ölme ihtimalim çok fazla… Ben bir pusula yazdım… Arkadaşıma ulaştırın…”
Tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur:
“Ben… Ben köylüm Lâpsekili İbrahim Onbaşından 1 Mecit borç aldıydım… Kendisini göremedim. Belki ölürüm. Ölürsem söyleyin hakkını helal etsin”
“Sen merak etme evladım” der Komutanı, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını eliyle okşar.
Az sonra komutanının kollarında şehit olur ve son sözü de “söyleyin hakkını helal etsin” olur…

Aradan fazla zaman geçmez. Oraya sürekli yaralılar getiriliyor. Bunlardan çoğu daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşüyor. Şehitlerin üzerinden çıkan eşyalar, künyeler komutana ulaştırılıyor. İşte yine bir künye ve yine bir pusula. Komutan gözyaşlarını silmeye daha fırsat bulamamıştır. Pusulayı açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere yığılır kalır. Ellerini yüzüne kapatır, ne titremesine nede gözyaşlarına engel olamaz…
Pusuladaki not: “Ben Bey baş Köyünden arkadaşım Halil’e 1 Mecit borç verdiydim. Kendisi beni göremedi. Biraz sonra taarruza kalkacağız. Belki ben dönemem. Arkadaşıma söyleyin ben hakkımı helal ettim.”

İşte siz, biz bu olayın neresindeyiz? Bu gün aynı hassasiyetleri gösteriyor muyuz?

“Milliyetçilik, maneviyatçılık, hak-hukuk, vatandaşlık davası güdüp de ecdadın ayaklarındaki toz olamayanların iyi okuyup ders almaları gerekir… Bu yüce millet o zamandan bu zamana hangi özelliklerini kaybetti ve ısrarla kaybettirilmeye devam ediyor da bu hale nasıl geldiğimizi düşünmemiz gerekiyor…

Çanakkale ruhunu milli hayatımızın, devlet hayatımızın, siyaset hayatımızın, eğitim, kültür, medeniyet hayatımızın tüm alanlarına sokmamız gerekiyor!

Milletleri ayakta tutan maddi ve manevi değerleridir. Milletimizin geleceği için gençliğe tarihi, kültürel ve ahlâki değerinin ne olduğu tanıtılsın, öğretilsin ki bu değerler gönüllerden, hafızalardan silinmesin. Davaya tarihe hayran gönüller, ecdadını, milletini, insanlığı seven temiz yürekler yetişsin; her yücelikler milletimizin tarihi içinde aransın.

18 Mart Çanakkale Zaferinin Yıldönümünde Kahraman Ecdadımızın Aziz Hatırasına En Derin Saygı İle…

Emekli Eğitimci Yahya Demeli

 

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Mustafa EFENDİOĞLU dedi ki:

    Sayın öğretmenim bir eğitimci gözüyle Çanakkaleyi anlatmışsınız da ÇORÇİL’in gördüğü gerçeği görememişsiniz sayın öğretmenim Çanakkalede bir askeri deha başarı ve iman var birin den birini ihmal ederek bu savaşı anlatamayız.

BİR YORUM YAZ
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.