Şatıroğlu Gayrimenkul
Nuhoğlu Gıda
ÇAYKARA GAZETESİ

Çaykara Belediye Başkan Yardımcısı ile özel röportaj

Çaykara Belediye Başkan Yardımcısı ile özel röportaj

Çaykara Belediye BaşkanYardımcısı, İsmail Hakkı Sivaz yerel Günebakış Gazetesine özel hayatından siyasi hayatına, bir röportaj verdi. Çaykara Gazetesi olarak röportajı okuyucularımızla paylaşıyoruz.

İşte o röportaj:

200049_142285675804239_1505089_n

Trabzon’un Çaykara ilçesinde dünyaya gelen İsmail Hakkı Sivaz, siyaset ve işi birlikte yürüttü, hedeflerinden hiç şaşmadı

Trabzon Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi ve aynı zamanda Belediye Meclis Üyesi İsmail Hakkı Sivaz ile birlikteyiz. Sayın Sivaz, önce sizi tanıyalım Meclis üyesi olarak. İsmail Hakkı Sivaz kaç yılında nerede doğdu, kaç kardeş, anne-baba ne iş yapıyordu? Nasıl bir çocukluk geçirdi . Şöyle sizi biraz geriye doğru götürelim. Buyurun…

Ben 1955 yılında Çaykara Karaçam Beldesi’nde doğdum. Şimdi Büyükşehir olmamız münasebetiyle mahalleye dönüşmüş durumda. Ailenin en büyük çocuğuyum ve 3 kardeşiz. Baba mı da 10 yaşında kaybettim. Ciddi maddi sıkıntılar içinde yaşamış biri olarak aileye bakayan biri olarak yaşamı sürdürdük.

Karaçam’da çocukluk nasıldı?

Karaçam’da çocukluk bu dönemle kıyasladığımız zaman çok zordu. Ama biz o zorluğu hissetmiyorduk. Hedefleri olan bir insanın çocukluğu tatlı geçer. Bizim de fazla sıkıntılarımız olmadı. Ekonomik sıkıntılarımız çok oldu ama yaşam sıkıntımız olmadı. Erken yaşta hayata, iş hayatına başladık. İlkokulu bitirdik 13 yaşında iş hayatına başladık.

İlkokul yıllarınız nasıldı, kalabalık mıydı?

Bizim dönemimizde bugüne nazaran daha kalabalıktı. O dönem okullaşma oranı fazla olmamasına rağmen özellikle kız çocukları çok az sayıda katılıyordu. Genelde erkek öğrenciler ama şu an tamamı okula gidiyor. İş hayatıma çocukken sorunlu olarak başladım…

İlkokuldan sonra neler yaptınız?

İlkokuldan sonra ortaokulu dışarıdan bitirmek zorunda kaldık. Ekonomik nedenlerden dolayı okuma şansımız maalesef yoktu. O şanssızlığı yaşadık. 10 yaşında babayı yitirdiğimiz ve ailenin en büyük çocuğu olduğumuz için yük sırtımızdaydı. İnşaat alanına en çok yöneldik. İnşaatın her kademesinde çalışmak zorunda kaldım. Ameleliğinden, ustalığından, taşeronluğundan ticaretine varıncaya kadar inşaat sektöründe çalıştım.

Kaç yaşındasınız o dönem?

13 yaşından beri iş hayatına başladık ve mecburiyetten verimli olmak, aileye bakmak zorunda kaldık. Böyle bir iş hayatımız oldu.

Nerede iş buluyordunuz? Karaçam mı, Çaykara mı?

Özellikle gurbette.

Gurbete gidiyordunuz… Neresi gurbet? 1 yaşında gurbet…

Doğuya gittik bir süre. 1980’e kadar doğuya gittik geldik. Muş, Bitlis, Erzurum gibi yerlerde iş bulma olanağımız daha fazlaydı. O nedenle oralara gittik. Ekonomik olarak daha getirisi olan yerlerdi.

Şu anda inşaatın her aşamasını bilen birisi misiniz?

İşçiliğinden ticaretine kadar varım.

Daha sonraki yıllar… Yani askerlik yıllarına kadar böyle mi çalıştınız?

Evet… Eve baktık, aileye baktık. Geriden yetişen 2 kardeşimize baktık. Birini yüksek okul okuttuk ve öğretmen oldu. Kız kardeşim okumadı, onu evlendirdik…

Yaz-kış çalıştınız mı yoksa doğunun kışlarında buraya döner miydiniz?

Kışın dönerdik. Yazın çalışırdık. Biraz verimli oluyordu doğu da gurbetlerimiz. Dolayısıyla kışları oturarak geçiriyorduk.

Nasıl bir Karaçam vardı? Bize o dönemin Karaçam’ını anlatır mısınız?

Karaçam’da o dönemlerde fazla hedefi olmayan insanlar vardı. Yani yıllık geçimini temin ettiği zaman ondan bahtiyar yoktu. Mutlu oluyordu. Oysa şimdi çok farklı. Hedefler büyük. Kendi yaşamını değil, çocuğunu değil, torununu da düşünerek bir çalışma yapıyor. Ama o zaman öyle bir sıkıntı yoktu. Yılık geçimini temin edeceği bir kaynak elde etti mi ondan mutlu insan yoktu.

Ve… Askere gittiniz. Askerden sonra devam edelim.

Askerden sonra yine devam ettik, doğuya gittik. 1980’e kadar gittik. 1980’den sonra Türkiye’de çalıştığım firma ile yurt dışına, Arabistan’a gittik. Orada planladığımız şekliyle gitmediği için kısa sürede dönmek zorunda kaldık. Dönünce Bursa İnegöl’de yap-sat inşaat ticaretine başladık. 1993 yılı sonuna kadar bu inşaat ticaretini yaptık. 1994 krizinde bu işi bıraktık. Bursa’da İnegöl’de kalıyorduk. Sonrasında arkadaşlarımız Belediye Başkanı olmam için teklifte bulundular. O talep üzerine işi de tasfiye ettik ve 1994 yılında geldik Karaçam’a Belediye Başkanı olduk. 2004’e kadar orada Belediye Başkanlığı yaptım.

Hangi partiden oldunuz? Bir anlamda siyasete adım attınız.

Evet, ANAP’tan başladık.

Peki, o zaman siyasetle önceden bir buluşmanız var mıydı? Hangi yıllarda oldu?

Vardı… Sempatik olarak ben Ecevit’i benimseyen bir vatandaş olarak yetiştim. Aday oluncaya kadar Ecevit’i destekleyen bir görüşüm vardı. Tabi gelip ANAP’tan aday olduk. ANAP’ı benimsedik ve onunla çalışmaya başladık. Eyüp Aşık da bakandı. Bakan vasıtasıyla bazı işlerimizi de hallettik…

ANAP ilk sizinle mi aldı Karaçam’ı?

Bizden önce almıştı kısa bir dönem. ANAP’ın ilk Belediye Başkanı değilim Karaçam’da öyle hatırlıyorum. Bir ara 18 aylık dönem bizden önce olmuş olabilir.

Belki belde olduğu için birisi kurucu belediye başkanı olabilir mi sizden önce? Yoksa daha öncede var mı?

Kurucu değil… Bir ara dönem bir arkadaşımız görev yapmış olabilir.

Evet, 1994’te aldınız, 2004’e kadar devam ettiniz…

2004 yılında seçimi kazanamadık. AK Parti ile birlikte seçimi alamadık.

Siz AK Parti’nin adayı mıydınız?

2004 yılında AK Parti’nin adayıydım.

ANAP’tan AK Parti’ye geçişiniz ne zaman oldu?

Yerel seçimlerde AK Parti’den aday oldum ama kaybettim.

Cumhuriyet Halk Partisi aldı seçimi… Ve 2009…

2009’a kadar ara verdik ve emekli olduk. Emeklilik dönemini yaşadık. 2009 yılında yine aday olduk ve yine seçimi kaybettik. 2014’e kadar yine ara verdik.

2014 yılında da Büyükşehir olunca zaten Belediyeler otomatikman kalktı siz de Belediye Meclis Üyesi oldunuz. Peki Anavatan Partisi’nden AK Parti’ye geçişte nasıl buldunuz AK Parti’yi? Yani hangi ilkeleriyle nasıl örtüştünüz? Bir siyasi değerlendirme alalım.

AK Parti hakikaten tabana inebilen bir zihniyet oluşturdu. Şu anda yaşıyoruz. Mesela be 62 yaşındayım. Sosyal devlet olma yolunda hedeflediği, söylediği şeyleri yapma noktasına geldi. Bir sıkıntıyı dile getirmek isterim. Orman köylüsüyüz. Oralar orman. Vatandaş ormandan kasıtlı değil de ihtiyaca binaen bir ağaç yıktığı zaman bir ihbar yapılırdı. “Falanca ağaç yıktı” diye. Derhal ilgili kurum, gelir orada müdahalesini yapar, o insanı suçlar ve cezalandırırdı. Deseniz ki “Benim maddi imkanım yok. Anam, babam hasta. Götürme imkanım yok. Aracım da yok. Gelin şu hastamı, anamı, babamı götüreyim” desen hiç kimse, ne kaymakam, ne vali, ne hiçbir sosyal kuruluş size sahip çıkmazdı.

Yani Karaçam’da ki hastanıza yardım etmezdi…

Etmezdi… Ama şu an ambulas helikopter ile yaylalardan bile hastasını alıyor. Yetime bakıyor, fakire bakıyor, dula bakıyor, sakata bakıyor… İnsana değer verdi. Tabana indi. Eskiden derdik, “Devlet var olsun” doğrudur devletimiz var olsun. Devletsiz yaşamak mümkün değil. Ama insan var olmadıkça devletin varlığının pek de anlamı yok. Şimdi ‘önce insan’ deniyor.

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın…

13315499_10209342146935264_6615867861377312547_n

AK Parti’nin önemli artıları bunlar. Hedef koydu o zaman ve hedeflerinin doğrultusunda gidiyor. Çok daha iyi noktalara gelinecekti. Malumunuz, bizden daha iyi biliyorsunuz, dış baskılardan Türkiye kurtulamadı. Türkiye’yi bir noktaya taşımaya çalışıyoruz ama başımıza 50 tane bela getiriliyor. Odaklandığımız meselelere de eğilemiyoruz.

Peki, gençlik yıllarında Ecevit’in, rahmetlinin dünyaya bakışı, meydan okuyuşu, o Türkiye varlığı sizin üzerinizde mutlaka iz bıraktı. Bugün o duruşun daha dik ve vizyonist keyfiyetini Tayyip Erdoğan’da görüyor musunuz?

Görüyorum… Bugün mesela dünyaya rest çekiyor. Birleşmiş Milletler’de “Dünya 5’ten büyüktür” diyebiliyor. Onların gözüne baka baka söylüyor. Bunu herkes söyleyemiyor. Tayyip Bey ve Ecevit sosyal konularda hemen hemen aynı kafada. Partilerin biri sağ, biri sol olmasına rağmen, tabana inen, dünyaya kafa tutan bir yapıları var. Hatırlarsınız Ecevit de Kıbrıs çıkarmasında bunu yaptı. Şimdi de Tayyip Bey daha ağır baskılara meydan okuyor. Darberle devirmek istiyorlar. Ama güç yetiremiyorlar.

Biraz Çaykara’yı konuşalım. Bir turizm kenti. Çaykara’nın geneli üzerinde bir değerlendirme yapalım…

Ne yazık ki Çaykara bulunduğu konum itibariyle dışarıda ismi çok büyük. Yerinde varlığı çok az. Sosyal konumu itibariyle ekonomik değerleri zayıf. Tarım vardı, hayvancılık vardı. Meşakkatli bir tarım ve hayvancılık vardı. Şimdi vatandaş ona itibar etmiyor. Dolayısıyla orada geçinme imkanı çok yok. Terk ediyor vatandaş Çaykara’yı. 73 bin Çaykaralı dışarıda yaşıyor. Çaykara’nın nüfusu şu anda 12 bin 800. Dolayısıyla birikimi olan, tecrübesi olan, eğitimi olan, yeteneği olan Çaykara’yı terk ediyor…

Ama İsmail Hakkı Bey, 73 bin kişiyi şu anda Çaykara’ya getirsek yaşatabilir miyiz?

Yaşatamayız o bir gerçek. Zaten elverişsiz bir yapıda ama bütün yetenekli, becerikli insanlar orayı terk etti. Dolayısıyla orada bir hizmet yapma konusunda eksiklerimiz var…

Siz meclis üyesisiniz… Dolaşın, destek isteyin. Bulabiliyor musunuz?

 

12036489_526645300840496_1589584492983069765_nÇaykara’yı tek bir noktada değerlendirmek lazım. Ekonomik olarak elde edeceğimiz değer hemen hemen tek bir noktada bulabilme şansımız var. O da Turizm. Yayla, orman ve dağ turizmi. Bir şansımız da Uzungöl Çaykara’nın içinde. Dolasıyla onu değerlendirmek lazım. Turizmi çeşitlendirmek lazım. Doğa turizmini, yayla turizmini canlandırmak lazım. Aynı zaman da hem Çaykara Belediye Başkan Yardımcısı hem de meclis üyesiyim. O görevi de 5-6 aydır sürdürüyoruz. Şimdi en büyük arzumuz budur. İkincisi Çaykara yerleşik alan bakımından çok sıkı bir alanı. Genişleme imkanı yok. Yapılan Çaykara yerleşimi çok elverişsiz, çok kötü. En büyük arzumuz kentsel dönüşüm yapabilmek. Şu anda proje aşamasındayız. Projeyi 3 etap olarak düşünüyoruz. Birinci etabı inşallah bu sene bitireceğiz. Önümüzdeki sene kentsel dönem kentsel dönüşüm düşünüyoruz, planlıyoruz ve yapmaktayız.

Evet… Turizm Çaykara için vazgeçilmez. Başka seçeneği yok. Ama eğitimde de önemli bir seviye kat etti Çaykara. Halen daha devam ediyor. Ciddi ve örnek olabilecek bir eğitim seferberliği gerçekleştiriyor. Bunu da kabul ediyoruz. Eski bir Belediye Başkanı olarak Sayın Sivaz, Özel İdare, Büyükşehir  mukayesesi yapar mısınız? Büyükşehir ile aranız nasıl? Ne yapıyor Büyükşehir size göre?

Büyükşehir’in sorunları çok. Yani birden 690 tane mahalle Büyükşehir’e bağlandı. Bütün onlara uzanmak zorunda. Karaçam’dan Hoşarlı’ya kadar bütün mahallelere uzanmak, merkezden orayı idare etmek zorunda. Bence ilk eksik ön çalışma, planlama yokken birden bu kadar alana hizmet etmek kolay değil. Ama yine de ciddi bir sıkıntı olmamakla beraber her yere ulaşılıyor. O konuda fazla bir sıkıntı yok.

17864_101857273180413_3896836_n

Karaçam üzerinden örnek verelim. Özel İdare mi? Büyükşehir mi? Mesela Büyükşehir Karaçam’a ne götürdü?

Özel İdare ile biz çalışmadık çünkü beldeydik. Bizim dezavantajımız var. Belediye ne kadar kötü olsa bile kapımın yanında. Ama mahalleye dönüşmüş köylere bakıyorum onların avantajı var. Çünkü çöpü alınıyor, altyapısı yapılıyor. Yani her noktada o hizmet veriliyor. Şu an Çaykara köylerini geziyorum, bakıyorum ter temiz. Özel İdare döneminde çöp alamıyordu o zaman. Bütün mahallelerden, yetmiyor yaylalardan çöpler alınıyor. Çaykara Belediyesi alıyor ve Büyükşehir de temiz su konusunda ciddi bir mesafe ket etti ve yoğun bir çalışma yapıyor.

Belki planlı bir biçimde Büyükşehir’e geçilmedi. Trabzon’un coğrafi yapısı da Büyükşehir için çok elverişli değil ama 8-10 yıl sonra “İyi ki geçildi…” denilebilecek mi? Köyler gerçekten kalkınabilecek mi? Yani Büyükşehir kendisini hissettirebilecek mi?

Ali Bey benim bu konuda şöyle bir düşüncem var. İnşallah ben de haklı çıkarım. Şimdi plansız bir yapılaşma var. Herkes istediği gibi yapıyor. İlçeler, beldeler, köyler kafalarına göre bir yapılanma yapıyor. Büyükşehir bu sene sonunda bu plan çalışmasını bitirme noktasına geliyor. İnşallah planlı bir yapıya geçeriz. Bunu da ancak Büyükşehir olma hasebiyle yapabiliriz. Yoksa diğer açıdan yapma şansınız yok. Herkes dilediği gibi, ilçe-ilçe, belde-belde, mahalle, köy istediği gibi yapıyordu. En büyük avantaj bu. Belki bu dönem tamamen geçemeyebiliriz ama önümüzdeki dönem kesinlikle geçeceğimize inanıyorum. Planlı bir yapılaşma, planlı bir altyapı geleceği kurtaran unsurdur.

Altyapıyı yapacak köylerde. Bu çok büyük bir imkan 10 yıl sonrası için düşündüğümüzde.

En azından planlamalar, projeler yapılacak. Herkes istediği gibi planlama yapmayacak. Ama bugüne kadar onu hiçbir belediye, köy ve mahalle yapabilmiş değil.

Son olarak İsmail Hakkı Bey çocukları konuşalım. Çocuklar ne yapıyor?

Benim 3 tane çocuğum var. Biri üniversitede İnşaat Mühendisliği okuyor Yozgat’ta. Biri Anadolu Lisesi’nde, en büyük çocuğum biraz engelli. Dolayısıyla ancak ortaokulu okudu. O benim yanımda

Olduğunu ifade etti.

Çaykara Gazetesi olarak başarılarınızın devamını diliyoruz.

Röportaj Günebakış Gazetesi

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Hasan düzgün dedi ki:

    İsmailbey kardeşimle inegölden tanışırız dürüst sözünün eri arkadaşımızdır.sosyal demokrat geleneğinden geldiği için eminim belediyeciliği iyi bilendir.Siyasi tercihini konu dahi etmem önemli olan hizmettir.Başarılar dilerim.

BİR YORUM YAZ
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.