Şatıroğlu Gayrimenkul
Nuhoğlu Gıda
ÇAYKARA GAZETESİ

Çaykara ile ilgili ezber bozan bir yazı

Ahmet Mutluoğlu

Ahmet Mutluoğlu

1952 yılındaTrabzon’un Çaykara ilçesi,Taşören Köyünde doğdu. 1959-1964 Taşören Köyü İlkokulu, 1964-1967 Çaykara Ortaokulu öğreniminden sonra 1967-1970 Trabzon Öğretmen Okulunu eğitimimi tamamlayarak 1970 yılında Çaykara Akdoğan Köyü İlkokulunda öğretmenlik görevine başladı. Aynı ilçede Yeşilalan Köyü ve Taşören Köyü İlkokulu Öğretmenliği görevlerinden sonra 8,5 yıl Çaykara Kayran Köyü İlkokulu Müdürlüğü görevinde bulundu. Yurt içi ve yurt dışında öğretmenlik, idarecilik ve eğitim ataşeliği görevlerinde bulundu. 2006 yılında emekli oldu. Günde bir gazete,ayda bir kitap okumak,özellikle köyü, yerel kültür ve tarihimizle alakalı konularda araştırmalar yapmak ve bir şeyler yazmak, duygulandığı zaman şiir yazmak da hobileri arasındadır.

Çocukluğumuzdan beri Çaykara için çok şeyler dinledik, çok şeyler duyduk. Bunların bir kısmı tarihi hakikatlerdi; lâkin bir kısmı da, olmuş veya olması mümkün olmayan hikâyeler, masallar, menkıbeler… Kale’ye yaylalardan, toprak borularla sütlerin akıtıldığından tutun da, üç kişinin Maraş’tan gelip Of Boğazını Müslüman yaptığına varıncaya kadar bir sürü efsaneler…

Önceleri doğru zannederek, zevkle ve neşe içinde dinlerdik bu olağanüstü olayları. Büyüdükçe, acaba demeye başladık. Olabilir mi, nasıl olur? Diye sorgulamaya ve araştırmaya koyulduk. Gördük ki gerçekler çok farklı. Kolay değilmiş öyle topraktan elli santimlik borular imal edip, yerin altına döşeyip, dağdan bayırdan, ta Kurt Dağından sütleri kaleye akıtmak. Hiç bir zaman izine rastlanmayan bu borular döşense bile ta kaleye kadar akacak onca sütü bulmak. Üstelik yaylaların daha dün kurulduğu, oraların bomboş ve ormanlık olduğu devirlerde…

İşte, aşağıdaki sayısal veriler, şimdiye kadar duyduklarımızın, inandıklarımızın ve hâlâ bir kısmımızın inanmaya devam ettiklerinin tam tersini söylemeleri bakımından çok önem arz etmektedir.

Bu sayısal verileri konuşmadan ve konuşturmadan önce, açık ve net bir şekilde belirtmemiz gereken hususlar söz konusudur; şöyle ki:

Bu veriler, yerli-yabancı, lehte-aleyhte tüm araştırmacıların inceleyip doğruladığı ve kabul ettiği, doğruluğunda şüphe olmayan ve çağdaş teknoloji ile çok mükemmel şartlarda korunan, T. C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı idaresinde, İmrahor Caddesi Sadabad Mevkii Kâğıthane/İstanbul adresindeki arşivlerinde saklanan ve zaman zaman ben dâhil hepimizin: “okumadılar, yazmadılar, sadece savaştılar…” diye eleştirdiğimiz atalarımızın bizlere bıraktığı, en kıymetli miras ve hazinelerimizdir.

Arşivlerimizin bu paha biçilmez hazineleri, yüzümüzün akı, ulusumuzun şerefi, hayatımızın medarı iftiharı ve geleceğimizin garanti belgeleridir. Bu kıymetli bilgiler asırlar boyu oluşturulan yanlış algıların, maksatlı yayınların, cahil kalan dedelerimize, ninelerimize yutturulan yalanların gün yüzüne çıkarılıp tarihin çöp sepetine atılmasını sağlayan en önemli delillerin bazılarıdır. Kaynakçada isim ve eserleri belirtilen çok değerli tarihçi ve bilim insanlarının, günlerce, aylarca ve hatta yıllarca emek harcayıp, çeşit çeşit stil ve üslupta yazılmış Osmanlıca metinden ortaya çıkarıp, günümüz Türkçesine çevirdiği hazinelerdir.

Buyurun bir göz atalım bu hazinelerimize ve bakalım ne diyorlar.

Son 500 yılda köyler ve nüfusları FOTOĞRAFIN ÜZERİNE TIKLA BÜYÜT

Bu hazinelerimizin küçük bir bölümünün özeti olan bu tablo diyor ki:

I- Trabzon fethedilirken (M.S. 1461) Çaykara’da sadece 4 köy; Ğorğoras (Eğridere), Holaysa (Yeşilalan), Paçan (Maraşlı), Zeno (Ulucami) ve bu dört köye bağlı olarak, beğenilen muhtelif düz ve açık mahallerde yaşayan, bir kaçar hane ile toplamda, 264 hanede 1227 gayrı Müslim vatandaş yaşamaktadır.

II- Holaysa Köyüne yerleşen veya yerleştirilen ve kaynaklarda ismi “Ahmet” olarak zikrolunan kişinin hanesi, Çaykara’nın ilk Müslüman hanesidir.

III- Fetihten hemen sonra, yöreye önceleri memurlar ve askerler başta olmak üzere peyderpey Müslüman ahali yerleşmeye ve yerleştirilmeye başlarken; gayrı Müslim ahali de işgal olunan her yerde olduğu gibi ve yine peyderpey Çaykara’yı terk etmeye başlar. Kimi Ermenistan, kimi Gürcistan, kimi Ukrayna, kimi Beyaz Rusya, kimi Moldova, kimi de Rusya gibi Hıristiyan ülkelere göç ederler.

IV- Gayri Müslimlerin bölgeyi terk edişleri, Müslümanların gelişinden çok daha hızlı ve kalabalıklar halinde olur. Öyle ki:

1583 yılında 92 hane olan Ğorğoras Köyü, 1681 yılında 22 haneye,

1583 yılında 98 hane olan Holaysa Köyü, 1681 yılında 38 haneye,

1486 yılında 62 hane olan Paçan Köyü, 1583 yılında 13 haneye,

1486 yılında 79 hane olan Zeno Köyü, 1681 yılında 34 haneye düşer.

V- Kalanlar, geçen 200 sene zarfında bölgeye gelip yerleşen Müslüman ailelerdir.

VI- 1681 yılında, gayrı Müslim ahalinin tamamı yöreyi terk etmiş ve Çaykara’da gayrı Müslim ahali kalmamıştır.

VII- 1681 yılından sonra da, daha çok Kafkaslar üzerinden gelen Müslümanların akını devam eder gayrimüslimlerin tamamen terk ettiği Çaykara’ya. Eski köyler tekrar 100 hanenin üzerine çıkar. Of sahilinden Haldizen Dağlarına kadar vadiler şenlenir. Artık, minarelerden yükselen ezanlar inletmektedir Solaklı Vadisini.

VIII- Gelenlerle yeni köyler kurulur. 1461’de 4 olan köy sayısı, 1554’te 9’a, 1583’te 12’ye, 1681’de 17’ye, 1876’da 24’e ve 1970’te 29’a yükselir.

IX- 1900’lü yıllarda kalabalıklaşan uzak mahalleler de kopar, köy olur; Kayran, Çamlıbel, Demirli ve Şekersu Köyleri doğar.

X- Bazı köyler oğul verir: Holaysa’dan, Yeşilalan ile Baltacılı; Zeno’dan, Akköse ve Ulucami; Hopşera’dan, Soğanlı ile Akdoğan; Mimilos’tan, Aşağı Kumlu ve Yukarı Kumlu, Ogene’den de, Karaçam ile Köknar köyleri doğar.

XI- 1970 yılına gelince, o zaman Çaykara’ya bağlı olan Dernekpazarı’nın köyleri ile Çaykara’da köy sayısı 45’e, nüfus da 45.000’e dayanır ve tarihi rekor kırılır. Ergenekon’a sığmaz olurlar yine Oğuz’un çocukları. Ekonomik zorunluluklar dağıtır yeniden Çaykaralıları yurdun ve dünyanın dört bir yanına.

XII- Hali hazırda 13.854’ü Çaykara’da, 77.701’i diğer il ve ilçelerde olmak üzere 86.555 Çaykaralı nefes alıp veriyor güzel yurdumuzda.

XIII- İlçe dışında yaşayanların çoğunluğu ile dünyanın dört yanından, her dinden, ırktan ve milletten gelen turistlerle her yıl iki milyon kişi ziyaret ediyor Çaykaramızı.

XIV- Aynen dünya hayatı gibidir Çaykara’nın tarihi. Gelen geldi, yedi, içti. Beğenen kaldı, daha iyisini arayan gitti. Müslüman gelen, Müslüman gitti, Hıristiyan gelen, Hıristiyan gitti, ateist gelen de ateist gitti. Kimse bir yerden bir yere çevrilmedi, döndürülmedi. Nitekim yüz yıl sonra, Rusya dağılınca, Trabzon’un Çömlekçi Pazarında gördük daha önce Çaykara’yı terk edenlerin torunlarını. Ve tabi ki geride kırpıntıları kalan lisanları sayesinde tanıdık eski hemşerilerimizi.

Evet, kısaca bu şekilde özetlediğimiz ve gelecekte değişik yönleri ile detaylandırmayı plânladığımız Güzel Çaykaramızın hali pür melali budur. Farklı şekillerde yapılmış ve yapılmakta olan anlatımların bir kısmının bilgisizlikten, bir kısmının da, plânlı, hesaplı, değişik maksada yönelik, zorlama ifadeler, anlatımlar, hikâyeler ve masallar olduğu, herkesin malumudur artık.

 

Ahmet MUTLUOĞLU

İstanbul-Çamlıca, 25. 01. 2017

KAYNAKLAR:

  1. Of Muharebeleri, Hasan Umur, Güven Basımevi, İstanbul 1949
  2. Of Tarihi, Hasan Umur, Güven Basımevi, İstanbul 1951
  3. Of Tarihine Ek, Hasan Umur, İstanbul 1956
  4. XVI. Asrın Ortalarında Çaykara, M. Hanefi Bostan, Çaykaralılar, Yıl 1, Sa 5, İstanbul 1993
  5. Tarihi Seyri İçinde Çaykara, Hikmet Öksüz – Mustafa Altunbay, www.caykaragazetesi.com, 03 Kasım 2016

6.Her Yönüyle Solaklı Vadisi, Necati Ağıralioğlu,                      www.caykaragundem.com, 25.10.2015

7.Doğu Karadeniz Bölgesinin Türk Yurdu Haline Gelmesi Hakkında Bir Değerlendirme, İbrahim Tellioğlu, Türkoloji Araştırmaları Spring 2/2, 2007

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 8 YORUM
  1. Ahmet Mutluoğlu dedi ki:

    Yorumları ile konunun anlaşılmasına, irdelenmesine ve gerçeklerin açığa çıkıp yayılmasına çok değerli katkılar sağlayan Çok Kıymetli Yorumcular, Allah izin verir ise, kafalara takılan, seslendirilen, kağıda dökülen tüm soruların gerçek yanıtlarını hep beraber, bulup ortaya koyacağız inşallah. Zira 1980 den beri beni meşgul eden bu konuların kavramsal olarak cevapları üç aşağı beş yukarı mevcuttu. Yazı haline getirilmesi ise çalışma ve zamanı gerektiriyor takdir edersiniz. Selam ve saygılarımla arz ederim.

  2. Ali Kemal Sevinç dedi ki:

    Sayın hocama makalesinden dolayı teşekkür ederek başlamak istiyorum.

    Öncelikle bu konuda yayınlanmış pek çok eser olmakla birlikte hocamızda istifa ettiği kaynakçalarda kısıtlı tam olarak net ve kesin bir bilgi vermemekle beraber bazı hususları izah ediyor.

    Ancak benim bu konuda çok önemli kaynak olarak gördüğüm sanırım 15 sayfalık M. Ü. Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi BOSTAN’ın XV., XVI. VE XVII. YÜZYILLARDAÇAYKARA’DA NÜFUS VE NÜFUS HAREKETLERİ konulu makalesidir.

    Osmanlı kayıtlarını kaynak göstererek detaylı bir anlatım yapmıştır. Yr.Doç. Hanefi Bostan ile bu makale arasında çelişkiler vardır. Örneğin 1486 tahrir kayıtlarında Hanefi Hoca nüfus hakkında geniş bilgi verirken 4 müsellem hane olduğunu belirtirken makalede sadece 1 hane yazılmıştır.Makalede ayrıca Köylerin anlatımı yapılırken bazıları dışarıda tutularak ilerleyen tarihlerde birden göç alarak köy oldukları belirtilmektedir. Paçan’dan bahsederken Mezire-i paçanı,Çoroş’u, Anoso’yu ayrı tutamazsınız, Holaysa’dan bahsederken zeleka, Baltacılı ve kayranı ayrı düşünemezsiniz, Fotinos’dan bahsederken Vecono’yu ayrı tutamazsınız Yine Paçan’dan bahsederken Şahinkaya, Şinek’i ayrı, Ogene-i Ulya ve Ogene-i Sulfa’dan bahsederken Şaraho yu ayrı tutamazsınız bu yerler birbirleriyle bağlantılıdır.Mantar gibi köyler türememiştir.Bununla birlikte dışarıdan göçler aldığı mevzusu kayıtlarla ifade edilmektedir.

    Ayrıca bir çelişkide Kadahor’dur makalede 1681 yılından bahsedilirken Hanefi hoca:”Ancak 1583 tarihli bir kayıtta bir mezranın “Kadahor”‘un yanında olduğu belirtilmekle beraber buranın mezra mı, köy mü olduğu konusunda bilgi verilmemektedir[3]. Tespit edebildiğimiz kadarıyla; Kadahor ilk olarak 1654 (H. 1064) tarihli kayıtlarda Of kazasına tâbi “Karye-i Holayısa-i Kadahor” adıyla bir köy iskân birimi olarak göze çarpmaktadır[4]. 1657 tarihli bir sicil kaydında yalnız “Kadahor” köyü adıyla Müslümanların yaşadığı bir yerleşim birimi olarak dikkat çekmektedir[5]. Kadahor’un, 1876 (1293) tarihli salnâmede Of kazasına bağlı bir köy olduğu görülmektedir[6]. İfadeleri yer almaktadır.
    Ayrıca bilinmesi gereken bir hususta 1554 yılında Karaçam ve Köknar köylerinin ayrı olduğu, Köknar karaçam dan ayrılmamıştır. (Ogene-i Ulya Yukarı Ogene Karaçam- Ogene-i Sülfa Köknar Aşağı Ogene)

    Osman Efendi konusunda ise makalede yazılana asla ve asla katılmam mümkün değildir. Makalede kaynak gösterilen tarihçi Hasan Umur Karakaşoğlu Ahmet Efendiden nakille Osman Efendi hakkında bölgenin İslamlaşmasını yazmıştır. Bununla birlikte Of’ta çıkan ilk gazetelerden biri olarak Ali Rıza Günaydın’ın çıkardığı ”Of Gazetesi”nin 29.1.1981 tarihli 55. sayısında ”Çaykara’da Osman Hoca’nın Mezarı Onarıldı” başlığı ile şu bilgiler bulunmaktadır.

    ”Çaykara’da İslâmiyet’i yayan ve Çaykara’nın Maraşlı köyünde yatan Maraşlı Osman Efendi’nin kabri onarıldı.”
    inşa edildi.”denildi Ayrıca Tarihçi Şevket Şakir’de Maraşlızade Osman Efendinin de bölgenin İslamlaşmasında önemli katkıları olduğunu söylemektedir.

    Son olarak Maraşlızadeler Efsane değildir. Kale meselesinde de makalede yazılanlara da katılmıyorum.

  3. sungur dedi ki:

    Okuyucuların görmediği bir nokta var. 1486 da ki hane sayısı aradan 200 yıl geçmesine rağmen neden 1681 yılında azalmıştır ilk 4 köyde. aradan 200 yıl geçiyor nüfus artacağına azalıyor.

    ikinci bir husus ilk yıllarda olmayan köyler aradan yıllar geçince birden ortaya çıkıyor ve bayağıda nüfusu var. örnek taşkıran köyü. birden ortaya çıkıyor ve hepsi müslüman ve bayağıda kalabalıklar. nasıl olabiliyor?

    bence maraşlı şeyh osman efendiyi atlamamak lazım. yerel halka göre 1500 li yıllarda gelmiş. ama bakıyoruz ki o yıllarda büyük bir oranda müslüman nüfus yok. peki maraşlı osman efendi nasıl çaykarayı tamamen müslüman yaptı denebiliyor?

    ayrıca bazı köy isimleri rumca değildir. rumcada ş -ç – ğ harfleri var mı? paçan, şur, şinek, çoroş, ğorğoras. bunların rumca olduğunu sanmıyorum. dayım anlatmıştı. rusyada soçi de insanlarla tanışmış. kemençe çalıp rumca konuşuyorlardı. yani buralardan göç etmişler.

    sadece çaykara değilde genel olarak bakarsak 1681 yılında özellikle kafkaslardan mülüman göç geldiği belli. zaten uzun ve kemikli burun kafkaslara özel. tip olarak bakarsak ne ruma, ne ermeniye ne de yörüklere benzeriz ama kafkas halklarına daha çok benzeriz. gürcistandaki acara bölgesindeki insanları inceleyin. ne kadar benzediğimizi göreceksiniz

  4. Mehmet Günaydın dedi ki:

    Yazara teşekkür ederiz. Ancak bu ezber bozan bir yazı olması oldukça abartılı gözükmektedir. Kullandığı kaynaklar bilinmeyen kaynaklar değildir. 1681 istatistiğine göre herkes müslüman gözükmektedir. Şunu sormak isteriz: Aradan yaklaşık üç buçuk asır geçmesine rağmen neden bu köylerin ismi Türkçe değildir. (Günümüz Türkçe isimleri 1930’lu yıllarda verilmiştir)Neden adı verilen köylerin pek çoğu hala rumca konuşur?… Kanaatimizce Of-Çaykara Fetihten yüz sene sonra Maraşlı Osman Efendi tarafından İslamlaştırıldığıdır. Yöreden kimse göç etmemiştir. Müslüman olmak Türk oldu demektir. Dolayısıyla böyle zorlama yorumların ilmi metodolojiyle bağdaşmadığı kanaatindeyiz.

  5. EYÜP IŞILDAK dedi ki:

    MİMARİ YAPITLAR ve RAKAMLARA İSTESENİZDE YALAN SÖYLETEMEZSİNİZ………….İSLAM’ın şartını kasıtlı olarak 5 e indirmişler. YALAN söylemeyeceksin, ÇALMAYACAKSIN ve ÖLDÜRMEYECEKSİN diye sözkonusu ŞARTLAR gizlenmese idi. Yukardaki Mesnetsiz ABSÜRT yazı kaleme alınmamış olurdu. Bir kaç vesile le çokca yazdım. Yöremizin insanının MÜSLÜMAN -TÜRK kabuğunu soyun altından şu an çok uzak olduklarını düşündükleri DİN ve MİLLET çıkar. Çizelgede GAYRİMÜSLİM Aileler aniden SIFIRLANIYOR..Açıklamasıda GÖÇ etmişler diyor…..Niye etsinler ki. ERMENİLER bile en son 1915 yılına kadar hiç bir yere gitmemişler. BARIŞ içinde yaşamışlar. OSMANLI Solaklıya gelince BARIŞ ve HUZURU mu bozmuşki GÖÇ etsinler….YAZARIMIZ bunu sorgulamayı unutmuş. Zira özrü kabahatinden büyük olur bulacağı CEVAPTA……Hiç bir G.MÜSLİM ailenin bir yere gittiği yok. Çoğunluğu MÜSLÜMAN oldu ve ASİMİLE oldular……Eğer bir yere gitse idiler gidiş kayıtları olurdu…Bu kayıtlar olmadığı için AVRUPA BİZE siz ANADOLUDA soykırım yaptınız diyor. Biz yapmadık diyoruz…Onlarda o zaman GELDİĞİNİZDE buralarda bir çok IRK ve DİNden insanlar vardı nereye gittiler açıklayın diyorlar…Bizde ONLARIN Hepsi Bizim gibi MÜSLÜMAN oldular diyoruz. Tabi bunu onlarda kabullenmek istemiyorlar…….Bizim YAZARIMIZ ve Sayın AHALİMİZ gibi…….Ne varki KAZIN AYAĞI böyledir……1400 lü yıllarda 8-10 köy olduğundan bahsediyor. Her halde o kadar olacak….NUFUS kaç kişiki. Neticede Araziler yine O sekiz -10 köyün arasında FEODAL güçlerine göre bölünmüş…….YAYLALARA gelince Daha önce yokmuş OSMANLI gelince kurulduğunu söylüyor….HAYVANCILIK bu bölgede O zamana kadar yokmuyduki YAYLACILIK olmasın…Bir diğer hususta TAŞ USTALIĞI ile yapılmış EVLER ve YAYLALAR bunların dilini bilirsen ne söylediklerini anlarsınız…..RAKAMLAR ve Mimari ESERLER, s ö z l e r gibi karmaşık ve süistimale açık değillerdir.. NET tirler öyle kişilerin isteklerine göre Eğilip bükülmezler….FETİHTEN sonra Bölgeye TÜRKLERİN geldiği Ve yerel HALK ile kaynaşmış kültür ve kız alışverişleri olmuş Bu günkü HALİMİZİ aldık. Yarın ELİNDE kılıcı olan biri gelse en kısa zamanda KILIÇ sahibinin şeklinede gireceğimiz gibi….

  6. Abdurrahim dedi ki:

    Gayrimuslimlerin caykarayi terketmesi felan cok utopik
    Caykrada dag tas dere tepe her yerin adi rumca bu bir gercek
    Gayrimüslim ler belli ki musluman olmus caykarayi terk etmemisler 😉

  7. Mehmet şenoğlu dedi ki:

    Sevgili hocam çok teşekkür ederiz emeğinizi yakınen biliyorum gençlerimiz bu çalışma ile aydınlanacak

  8. Mehmet şenoğlu dedi ki:

    Sevgili Ahnet hocam çok teşekkür ederiz çok emek verdiniz iyi bir çalışma gençlerde bu bilgikendirmenizden yararlanacak süper oldu

BİR YORUM YAZ
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.