Şatıroğlu Gayrimenkul
Nuhoğlu Gıda
ÇAYKARA GAZETESİ

Çaykara’da yaşanmış kırık dökük bir aşk hikayesi

Sami Ayan

Sami Ayan

21 Aralık 1972'de Çaykara'nın Şahinkaya Köyünde doğdu. İlkokulu Şahinkaya II İlkokulunda 1983 yılında, Ortaokulu Çaykara İnönü Lisesi Orta kısmında 1986 yılında, Liseyi Çaykara İnönü Lisesinde 1990 yılında tamamladı. 2000 yılında 19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. Muhtelif kamu görevlerinde bulundu, bulunmaktadır... Yöresi ile ilgili basılı kitap ve değişik yayınlara imza atmıştır. Amatör olarak fotoğrafla uğraşmaktadır. Evli iki çocuk babası olan Sami Ayan yöresi ile ilgili araştırma ve derlemelerini de sürdürmektedir.

Burhan zorlu bir hayat mücadelesinin içinden geçiyordu. Annesi ve babası daha çocuk yaşta vefat etmiş ve yalnızdı. Garipti ama mertti, yiğitti. 19 yaşındaydı. Köyün güzel kızı Fatma’yı sevmişti. Fatma’nın ailesi kimsesiz olduğundan Burhan’a vermek istemiyordu Fatma’yı…  Ama Burhan ile Fatma birbirini çok sevmişti. Ailenin tüm olumsuz yaklaşımına rağmen kaçmışlardı bir gece vakti.

Araya köy ihtiyar heyeti girmiş ve yuva kurulmuştu Raşi’daki evlerinde. Ama Fatma’nın annesi rahat durmuyor, kızını Burhan’dan koparmak istiyordu. Bunun için büyü yaptığı bile söyleniyordu. Bu arada Burhan’ın askerlik çağı gelip çatmıştı. Askere gidecekti. Ama tüm derdi köyde Raşi’daki yalnız evde Fatma’yı nasıl tek başına bırakacağıydı. Çok dert ediyordu bu durumu.

Ey gidi çecukluğum
Ya tutayim miksama
Ey gidi raşi ospi
Medina eniksama
Gideyurum askere
Ey pestemal aksama…

(Ey sümüklü çocukluğum, ey gidi Raşi’daki evim kapısını kiminle açmıştık. Askere gidiyorum ey peştemal(eş kastediliyor) aksama…

diyerek satırlara döküyordu bu duygularını.

Nihayet askere gitmiş Fatma’yı Raşi sırtlarında en yakın komşusu 200 metre uzakta olan evde yalnız bırakmıştı. Askerde aklı hep Fatma’daydı. Hep onu düşünüyordu. Bu düşünce Burhan’ı paranoyak hale getirmişti. Askerliğini tamamlayamadan sinir hastalığının ilk evreleri ortaya çıkmış ve hastalık nedeniyle terhis olmuştu. Nihayet dönmüştü memleketine, Fatma’sının yanına. Ama Burhan eski Burhan değildi. Fatma ise Burhan’a karşı hala eski Fatma’ydı. Onu çok seviyor, yuvasını tüttürmek için çırpınıyordu. Burhan yaşadığı sinir hastalığının etkisiyle dengesiz davranışlar sergiliyordu. Sinirlenince Fatma’yı “git” diyerek babasının evine gönderiyor, gidince de özlüyor, “git yengeni getir” diyerek kardeşi Enver’i gönderip geri çağırıyordu. Fatma Burhan’ın haline üzülüyor, git deyince gidiyor, Enver gelince annesinin “gitme” telkinlerine rağmen Burhan’ına geri dönüyordu.

Bütün bu olumsuzluklara Fatma’nın annesi, Burhan’ın kayınvalidesinin yaptığı büyünün neden olduğu konuşuluyordu. Bir falcının ifadesine göre güya Burhan’ın botunun topuk kısmına bir musga yerleştirilmiş, bu musga da çamura karışıp gitmiş, bulunmasına imkân kalmamıştı. Bu nedenle büyüyü bozmak da mümkün olmuyordu. Etrafta durum bu efsane ile izah edilebiliyordu.

Günler aylar geçtikçe Burhan’ın ruhsal dengesi daha da bozuluyor Fatma’yı daha sık babasının evine gönderiyordu. Yine bir gün Burhan Fatma’ya “git” demiş Fatma’da babasının evi yerine yakındaki görümcesi Mevlüde’nin evine gitmişti. Bu sayede Burhan’ı uzaktan takip edebiliyordu. Bir süre sonra eve geri dönmüş, tavan kapısından sessizce içeri sızmış, mısır kurutmak için yapılan çiftenin aralıklı tahtalarından Burhan’ı izliyordu. Sırt üstü yatmakta olan Burhan Fatma’nın kendisini saklamaya çalışmasına rağmen orada olduğunu hissediyor ve “Git, git oradan diyorum sana” diyerek Fatma’yı tekrar geri gönderiyordu. Bu sahneler ve Burhan’ın ruhsal gel-gitleri sıklaşınca Fatma ailesinin de baskısıyla Burhan’dan koparılmıştı artık. Bir süre sonra da Fatma rızası olmamasına rağmen ailesinin baskısıyla köy dışından birisiyle evlendirilmişti.

“Benim yazlarım kıştır”(Burhan)

Burhan’ın hastalığı da artık tedavi gerektirir duruma gelmişti. Samsun’a tedavi için gönderilmişti. Bunu duyan Fatma pijama takımları, çorap, çamaşır ve bir takım yiyecek malzemesinden oluşan bir paket hazırlayıp yüzünü de çarşafla gizleyerek Burhan’ı Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde ziyarete gitmişti. Hastanede “ziyaretçin var” diye çağrılan Burhan, ziyaret için ayrılan alana iner, karşısında her tarafı kapalı sadece elleri ve gözleri açıkta olan kadını görür. Burhan gözünün birini buradaki bir akıl hastasıyla yaptığı kavgada kaybetmiştir ve hayata tek gözü ile devam etmektedir. Fatma, Burhan için özel olarak hazırladığı paketi titreyen elleriyle Burhan’a uzatır. Burhan’ın bir gözü kör, aklı bulanık olsa da gönlü görmektedir. Fatma’yı ellerinden tanımıştır. Kendisine uzattığı paketi yere atar ve “git buradan” diyerek ziyaret alanından hastane içine dönerek koridorda kaybolur. Fatma hıçkırıklara boğulmuş olduğu yerde çökmüştür. Hastane personeli bir sür sonra Fatma’yı teselliye çalışır. Ama durum teselli edilecek gibi değildir.

Burhan bir süre sonra buradan İstanbul’a Bakırköy Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine nakil olur, Fatma ise evlendiği eşi ve yeni ailesiyle başka bir şehre taşınır. Artık Fatma ile Burhan’ın irtibatı tamamen kopmuştur. Burhan Bakırköy’de ikinci gözünü de kaybeder. Ağabeyi Ahmet Bakırköy’de kendisini zaman zaman ziyaret etmekte, her ziyaret dönüşü yiğit, mert kardeşini burada bırakıyor olmaktan derin üzüntü taşımaktadır.

….

Hastanede yattım uyudum

Ufak yaşımda dertli büyüdüm

Yaylanın suyundan verin bir yudum

Hasretimi söyindureyim

 

Viran memlekete bir daha gelsem

Bari gelip de orada ölsem

Vaktiyle bunu ben böyle bilsem

Bundan ötesini artık neyleyim

 

Doktor bey benim halim pek yaman

Hastalığıma yok ise derman

Müsaade edin bana ilişman

Kendi diyarıma varıp gideyim… diyerek memleket hasretini şiirleştirir Burhan.

Ağabeyi memlekete döndüğü her ziyaret sonrası duyduğu üzüntüden dolayı günlerce üzüntüden kendine gelememektedir. Yine bir ziyaret sonrası Ahmet’in eşi ve gelini “Burhan’ı köye getir, ona biz bakarız burada” deyince Ahmet sevinçten gözyaşlarına boğulur. Hemen Burhan’ı köye getirirler. Artık köyde ağabeyinin evindedir.

1988’de Kırıkhan’da bir gecenin sabahında odasında 55 yaşında ölü bulunduğunda haberi Çaykara’ya düşer. Fatma o sırada yaz tatili için geldiği Çaykara’da kendi köylüsü bir bakkaldadır. Bakkalda konu Burhan’ın vefatıdır. Burhan öldü denilince Fatma duraklar, gözleri dolar ve titreyen ayaklarıyla bakkalın dışına çıkar. Bakkal sahibi hayırdır yenge neyin var, ne oldu deyince “bir şey yok oğlum bir şey yok, düzelirim şimdi” diyerek geçiştirir. Bakkal konuyu daha sonra çözecektir.

İşte bu da Çaykara’dan tarihe düşülen bir sevda hikayesi olarak satırlarda ve sâdırlarda alır yerini…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 3 YORUM
  1. Süleyman KALYONCUOĞLU dedi ki:

    Sami bey yaşanmış bu olayı siz naklettiniz. Bende okudum çok etkilendim. Üzüldüm sanki o insanları tanıyorum içim acıdı. Buna benzer çok çile çekenler olduğunu biliyoruz.Ancak bu farklı ifade edildiği için duygu seline döndü. Sevgilerimle

  2. Nurettin YEŞİLÇİÇEK dedi ki:

    Mükemmel bir derleme. Okudum ve çok etkilendim. Bizim memleketin çileleridir bunlar.

  3. mustafa Kılıç dedi ki:

    Sami gercekden çok enteresa ve yaşanmış. ALLAH tüm gecmişlerimizi rahmet edsin.Türkülerinden de yazsaydın.

BİR YORUM YAZ
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.