şatıroğlu inşaat
çaykara Serdar elektronik
Çaykara Gazetesi

Gençlerin Kaleminden Çaykara’nın kurtuluş yıllarının hikayesi

Gençlerin Kaleminden Çaykara’nın kurtuluş yıllarının hikayesi

Çaykara Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlüğü’nün Çaykara’nın Kurtuluşunun 97. Yıl dönümü münasebetiyle düzenlemiş olduğu   Liseler arası kompozisyon yarışması sonuçlandı .

Dereceye giren öğrencileri Belediye Başkanı Hanefi Tok para ile ödüllendirdi. Çaykara Gazetesi olarak öğrencilere yönelik bu projesinden dolayı Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdür Vekili Ziya Çamurşen‘i tebrik ediyor, öğrencilerimizin de başarılarının devamını diliyoruz.

Belediye Başkanı Hanefi Tok’un da öğrencilerimizi ödüllendirmesini övgüye ve dikkate değer buluyoruz. Şimdi de Öğrencilerimizin yazmış oldukları kompozisyonları birbirinden güzel oldukları için sıralamaya koymadan aynen yayınlıyoruz.

ÇAYKARA’NIN DİRİLİŞİ

Kurtuluş tam 97 sene önce 27 Şubat 1918 tarihinde soğuk bir kış gününde, Göktürkler’in kurt rehberliğinde dağı eriterek çıkması gibi, görkemle, ihtişamla yürekleri vatan sevgisiyle yoğrulmuş gençlerin döktükleri kanla gerçekleşti. Karadeniz insanı sever, doğanın yeşilini, akan deresini…

Namustur onun için vatan, birdir. Dedesinin yattığı toprağı ele vatan etmemek borçtur. Yokluğun en acı sillesini yemiştir. Çaresizlik yoldaştır o yıllarda. Amaç camii şerefelerinden yükselen ezan sesiyle evlerin bacalarından tüten dumansa, kafasını her göğe kaldırdığında görülecek olan bayraksa ve koruduğu namussa ne yokluğun acı silleleri ne de çaresizliği gelir gözünün önüne. Elleri süngü olur, gözleri mermi…

Zordur yürekteki imanı kalkan edip yürüyebilmek, düşman üstüne hücum etmek, gözlerinin her bir zerresiyle. Çeliğin can bulmuş halidir. Her beden tek bir ülkü vardır. Akıllarda ve mubah olan binlerce yol… Zordur etten duvar örmek. Her cephe başına bilinmeze bu kadar kolay adım atmak…

Bu yollardan geçilerek gelindi bu günlere. Hayranı olduğumuz o yeşillikler şehitlerimizin kanıyla beslendi. Gürüldeyen derelerimizi her çağlayışlarında kahramanlarımızın kükreyişlerini yansıttı. Çaykara; zorluğun, acının ve yokluğun meyvesidir.

Bu yüzden kurtuluşu sadece yöre halkının değil tüm Türkiye’nin makus talihine karşı kazandığı zaferin bir parçasıdır. Çıkan mermi seslerinin ninni olduğu bebeklerin torunlarıyız biz. Bedeli kanla, canla ödenen bu güzel vatanımın bu güzel köşesinin daimi bekçileriyiz. Emanet edilen bu armağanı layıkıyla emanet etmek boynumuzun borcudur.

Çaykara Çok Programlı Anadolu Lisesi

Devlet SİVAZ

11-C   220

BİR ACI HATIRA

Çaykara, dört dağın arasında yemyeşil örtüsüyle bir vadidir. Peçenekler ’in ve Bizanslılar’ın hakimiyetinden sonra 1461’de Fatih’in fethi ile Osmalılar’a geçmiştir. İlçemiz Mart 1916’da Rize sahillerinden çıkarma yapan Rus birlikleri tarafından işgal edildi. İşgalden sonra kahramanlık dolu mücadele başladı. Kadın-erkek, çoluk-çocuk demeden herkesi kaçırıyor ve ellerindekilere işkence ediyorlardı. Giden kimse geri gelmiyor, çoğu ev babasız kalıyordu. Annelerin gözü yaşlıydı, hem kendileri hem de gidip de geri gelmeyen eşleri, babaları, çocukları için endişelenip üzülüyorlardı. Analar her şeye rağmen güçlü durmaya çalışıyordu. Bu analardan biri de Saliha anaydı…

Aylardan Marttı fakat bahar Çaykara’ya soğuk yüzünü çevirmişti. Herkes korku içindeydi, dışarı çıkan ya kaçırılıyor ya da öldürülüyordu. Holaysalı Hasan, karısı ve üç çocuğuyla yaşıyordu evinde. Küçük çocuğu hastalanmıştı. Evde erzak azalıyordu. Hasan’ın karısı Saliha eşini dışarı yollamak istemiyordu. Bu kargaşada eşini kaybedip çocuklarıyla bir başına kalmaktan korkuyordu. Öte yandan çocuğu ufacık ve hastaydı, ana yüreği dayanmıyordu…

Hasan bunların farkındaydı. İlaç ve biraz erzak almak için dışarı çıkmaya karar verdi. Karısı ve çocuklarıyla geri dönmeyecekmiş gibi vedalaştı Hasan… Öyle de oldu, günler geçti ama Hasan’dan haber gelmedi. Saliha’nın içi parçalanıyordu. Kocası gitmişti ve hiç haber gelmiyordu, öldü mü? Kaldı mı? Bilmemek daha da zordu. Hele küçücük  yavrusunu ateşler içinde görmek Saliha ana için ölümden beterdi. Yavrusunu sağlık ocağına götürmeye cesaret edemiyordu. Diğer iki çocuğu yalnız bırakamazdı. Evi basarlarsa yaşına bakmadan çocukları öldürürlerdi. Yavrusu ölmek üzereydi. Saliha ana gitti, yiyecek bir şeyler bulması gerekiyordu. Döndüğünde çocuğunu ölmüş buldu. Artık Saliha anadan acılısı yoktu, bu işgal yüzünden hem kocasını hem de çocuğunu yitirmişti.

Hasan’dan haber geldi… Evet ölmüştü fakat Ruslara direnirken şehit düşmüştü. Geride kalan Saliha ana ise iki çocuğu için yaşadı. Çaykara bu zor günlerden sonra derin yaraları olsa da 27 Şubat 1918’de işgalden kurtarıldı.

Çaykara Çok Programlı Anadolu Lisesi

İlknur TEKKE

12-B   354

ÇAYKARA

Gün, kuşun kafesten çıkarıldığı gün… Tarihlerden 27 Şubat… Çaykara’nın kurtuluşunun 97. Yıldönümü bugün.

Çaykara, yüksek dağların arasında kalmış bir vadi. Ne kadar alçakta kalsa da aslında yüksek dağların başıdır. Çaykara’nın insanı da azimlidir, çalışkandır, bağımsızlığına düşkündür. Bundandır ki yılmadan savaşıp özgürlüğünü kazanmıştır.

Biraz geçmişe doğru sürüklenirsek esaret hikayemizi hatırlayabiliriz. Çaykara, Of ile birlikte 1916 yılında Ruslar tarafından işgal edildi. Yaklaşık bir ay kadar Ruslarla savaştık. Ne yazık ki iki yıl bu uğurda mücadele verdik. Yılmadık ve şehadet şerbetine olan susuzluğumuz ile direndik. İki yılın sonunda bu tarih 27 Şubat 1918 bizim bayramımız oldu. Bilenler bilir Çaykara’nın gözbebeklerini; Holaysa, Paçan, Yente, Haldızen, İpsil, Asu, Karaçam, Sultan Murat… Hepsinde ayrı izleri vardır bağımsızlığın.

Bir tarih de böyle anlatılagelmektedir. Dededen toruna, babadan oğula… Bugün bu kadar özgürce yaşıyorsak, ecdadlarımız sayesindedir. Hepsinin ruhu şad olsun…
                                                                                                  

Ataköy Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi

Zeynep BİBEROĞLU

11-A

kurtuluş (23) kurtuluş (22)
Ziya Çamurşen

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.