şatıroğlu inşaat
çaykara Serdar elektronik
Çaykara Gazetesi

Gürkan Zengin: Tarık Bin Ziyad Gibi

Gürkan Zengin: Tarık Bin Ziyad Gibi

Tarık Bin Ziyad Gibi

İşte bir kez daha dış dinamik Türklerin kaderini çizmeye başladı. Bütün tarihi, coğrafyasının

başına ördüğü çoraplarla uğraşmakla geçen Türkiye bu kez coğrafyasının ona bahşettiği imkânlarla karşı karşıya. Coğrafyamız, kimi zaman kriz üreterek kimi zaman vizyon yaratarak kaderimizi belirliyor. Tanzimat Fermanı’nı ilân etmenin, NATO’ya girmenin, çok partili hayata geçişin arkasında hep dış dinamik faktörü vardı.

Tarih, Türkiye’ye geldiği bu kavşakta göz kırparak seçeceği yeni güzergâhı işaret ediyor. İran, Irak ve Suriye gibi komşularıyla ile sorunlarını çözmüş, Ermeni sorunu gibi tarihin sırtına yüklediği ağır yükleri atmaya başlamış, kendi bölgesiyle ekonomik ve sosyal entegrasyon süreçlerini başlatabilmiş bir Türkiye var. Dahası dünyanın tek süper gücü durumundaki Amerika ile Berlin Duvarı ve İkiz Kuleler’in yıkılmasından sonra ilkkez bölge sorunlarına bakışta ‘birliktelik’ gözleniyor. ‘Bakış birlikteliği’ var. Bazı Türk elitleri bunun farkında değil ama tarih Türkiye’nin lehine akıyor. Hem de çok uzun yıllar sonra ilk kez. Bu yönüyle Kürt sorununu çözmenin ‘barış’a bir şans verme’nin ötesinde boyutları var. Türkiye, tarihi ona biçtiği yeni rolleri üstlenebilmesi için Kürt sorununu aşmak zorunda. Dış dinamik, Türkiye’yi Kürt sorununu çözmeye zorluyor, onu çözmesini kolaylaştırıyor.
 
Kürt sorunu virajını dönebilmiş, bu sorunu aşabilmiş bir Türkiye’nin çok farklı bir Türkiye olacağı ortada. Kürt sorununu çözerek yoluna devam eden bir Türkiye, Ortadoğu-Kafkaslar-Balkanlar üçgeninde ‘düzen kurucu’ bir rol üstlenmeye başlayacaktır.

‘Dokuzuncu Kürt isyanı’nı bir şekilde sona erdirmek, hem ülkenin iç barışını tesis etmesi hem de terörle mücadeleye ayırdığı kaynakları –ki muazzam boyutlardadır- ekonomik ve sosyal kalkınmasına yönlendirebilmesi demektir. Bu durum, Türkiye’nin bölgedeki gücünü katlayacaktır. Kimileri ise Türkiye’nin geldiği kavşağı bir ‘tarihi fırsat’ değil, ‘uçurumun kenarı’ olarak görüyor…

Süreçlerin devamını uçurumdan yuvarlanmak olarak değerlendiriyor. Türkiye ufkunu daraltan Soğuk Savaş tünellerinden çıkıyor. Güneş ışıklarını, ‘tünelin içinde üzerimize gelen trenin ışıkları’  zannetmek büyük bir gaflet. Öcalan’ın İmralı’da dört duvar arasındayken okuyabildiği bu tabloyu Türk siyasi elitlerinin görememesi hazindir. Türkiye, tarihin ona işaret ettiği yola girmiştir, bu yolun geri dönüşü de yoktur. Başbakan, DTP’lilerin dağdan inenleri karşılamalarındaki taşkınlıklarına kızarken, ‘başladığımız yere döneriz’ diyor. Dönemez. Türkiye bu süreci başlatırken Tarık Bin Ziyad gibi gemileri yakmıştır. Geri dönmek artık mümkün değildir. Erdoğan, sürecin tek sahibinin Türkiye olmadığını unutuyor galiba. Süreci yönetmek, sürecin kendisi kadar önemli. İlk günlerin heyecanından kamuoyuna yansıyanlara bakınca bu sürecin sosyal psikoloji ve medya ayaklarının iyi yönetilemediği görülüyor. Kamu diplomasisini yapamamak, medya ayağını hiç düşünmemek Türk devletinin temel mâlûliyetlerinden biri oldu hep. Nice haklı dava bu unsurların ihmal edilmesi yüzünden ya kaybedildi ya da gereğince savunulamadı.

Kürt açılımı da aynı riskle karşı karşıya görünüyor. Bu ‘açılım’ın bir medya ayağı planlamasının olmadığı anlaşılıyor. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, süreci başlatırken sayısız sivil toplum kuruluşuyla görüştü, onları dinledi, destek istedi. Ancak medyayla neredeyse hiç temas etmedi. Medya ile temas etmek Ankara temsilcileriyle sohbet toplantısı yapmak demek değildir. Her gün ve her gece milyonların evlerine giren ve girecek olan görüntüleri düşünmeden ‘açılım’ yapmak mümkün mü? Unutulmasın, Türkiye’nin tarihi dönüşümünin en hayati halkası Kürt sorununu aşmaktır. İnşaallah bu çabalar medya kazalarına kurban edilmez.
 
Gürkan Zengin

zengingurkan@gmail.com

Son Güncelleme: 11:10 28 Ekim 2009
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.