şatıroğlu inşaat
çaykara Serdar elektronik
Çaykara Gazetesi

Gürkan Zengin’in ilk Yazısı: Çocuklar Okula Başlarken

Gürkan Zengin’in ilk Yazısı: Çocuklar Okula Başlarken


Çocuklar okula başlarken

Türkiye’de ilköğretim çağında 15 milyon çocuk var. İlkokul birinci sınıfa başlayan çocuk sayısı bir milyon civarında. Bu çocuklar aşağı yukarı 15 yıl sonra hayatın farklı dallarında yerlerini alıp ülkenin kaderini belirlemeye başlayacaklar. İçinde yaşadıkları dünya, kendilerinden önceki hiçbir nesil zamanında bu kadar küçülmüş değildi. Bu çocuklar kendilerinden öncekiler gibi bu gezegende yaşayan birer ‘dünyalı’ olarak değil artık birer ‘dünya vatandaşı’ kimliğiyle hayatın içinde yer alacaklar.

Yeni kuşaklar bu açıdan şanslı. Bir Türk akademisyenin bir zamanlar söylediği ‘dedelerimizin coğrafyası bizim coğrafyamızdan çok daha genişti, çocuklarımızın coğrafyası da bizimkinden çok daha geniş olacak’ sözü doğruydu. Dedelerle torunların yaşadığı ve yaşayacağı bu zenginliği orta kuşak durumundaki bizlerin yaşayamamış olması ne büyük kayıp! 1940’larla 1960’lar arasında doğan kuşaklar Soğuk Savaş’ın zihinleri uyuşturan, ruhları daraltan ortamında büyüdü. Sadece kendi dünyalarını, onu da resmî ideolojilerin belirlediği kalıplar içinde tanıdılar. Bizler korkularla büyütüldük, çevremizdeki ülkelere ve halklara hep ‘tehdit algılamaları’ içinde baktık, hayatımızın her sahasına korkularımız damga vurdu.

Eski Türkiye’nin şartları böyleydi. Biliyoruz ki, Soğuk Savaş rüzgârlarının bütün dünyayı kasıp kavurduğu o yıllarda öteki ülkelerde bizim kuşaktan olan bütün çocuklar da öyle büyüdü. Bugün yeni bir dünya ve yeni bir Türkiye var. Evet, yine açlık var, yine işsizlik var, yine geçim derdi var. Özellikle İslâm dünyasında yine kan oluk oluk akıyor. Bütün gezegeni tehdit eden çok daha büyük çevre sorunları var. Ama yine de Soğuk Savaş sonrası geçen son yirmi yılın dünyası ondan önce geçen son 50 yıla göre çok daha yaşanır bir dünya. İnsanların zihinlerindeki ‘demir perde’ yeni yeni kakmaya, Berlin Duvarı’nın enkazı yeni yeni kaldırılmaya başladı. Bunu Soğuk Savaş yıllarının ‘cephe ülkesi’ durumundaki kendi ülkemizde yaşanan süreçlerden de görmüyor muyuz zaten?

Artık zihni açık, çevresiye barışık bir Türkiye var ve bu Türkiye’de rasyonalite hayatın her alanında kendin göstermeye başlıyor. Okullaşma, şehirleşme, iletişim imkânlarındaki artış da bu süreci destekliyor. Yeni Türkiye gerçeklerine ayak uydurmakta en fazla zorlanan kurumun siyaset olması bir talihsizlik. Partiler sistemini de içine alan ama ondan çok daha geniş bir alanda siyasi kültür hâlâ Soğuk Savaş dönemi Türkiye’sinin izlerini taşıyor. ‘Partilerin teşkilat yapılarında’, ‘Siyasi söylem’ de ‘muhalefet yapma biçimi’nde durum aynı. Türkiye’nin bu gelişim çizgisinde ‘eksik halka’ burası. Toplumsal gelişimin gerisinde kalan bir siyasetin meşruiyet zeminini giderek kaybetmesi ileriki dönemde Türkiye’yi bekleyen büyük sorunlardan biri gibi görünüyor.

Bugün ilköğretimdeki on beş milyon çocuk ‘zihni uyuşuk, ruhları kararmış’ bir toplumda büyümüyor. Bu yüzden Türkiye’nin geleceğine umutla bakabiliriz. Siyasetin bugünün çocukları yarının gençleri ve yetişkinlerinin gözünde de bir meşruiyetinin olabilmesi için siyaset yapımcılarının yenidünya gerçeklerine artık uyanmaları gerek. Toplum şüphesiz bir şekilde siyasete akacağı kanalları bulacaktır ancak bu süreç içinde artık zaman kaybetmemesi lazım. Siyasetçiler bu süreci, Türkiye’de en az kırk yıldır siyasete musallat olan popülist söylemden kurtularak başlatabilir.

Gürkan Zengin

zengingurkan@gmail.com

Son Güncelleme: 14:54 20 Şubat 2018
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.