Şatıroğlu Gayrimenkul
Nuhoğlu Gıda
ÇAYKARA GAZETESİ

Hayatı dinliyorum, kulaklarım tıkalı(!)

Arzu Kulaç

Arzu Kulaç

İnegöl'de ikamet eder. Çaykara Çamlıbel köylüdür. Okur-yazardır

 

İletişimin tanımlarından biri, kişilerin birbirini anlayabilmeleri demektir.

‘Anlamak’ fiili cümleye noktayı koyan yüklem ise, Zarf tümleci “dinlemek”ten geçer. Peki birbirimizi ne kadar dinliyoruz?

Çok beğendiğim hikmetli bir söz vardır: “İnsanın kazandığı her güç aynı zamanda insan üzerinde bir güçtür.”

İslâm var oldu olalı müzik dinlemenin caiz olup olmadığı hususu tartışılagelmiştir. Bense bu tartışmanın İslâm sonrası gündeme getirildiğini düşünenlerdenim. Müzik gibi insan ruhuna tesir mekanizması hayli yüksek olan bir sanattan, Allah’ın insanları mahrum bırakacağına aklım hiç yatmıyor. Ekonomide, eğitimde, psiko-sosyal hayatta belki de müziği bu denli dışlayan, hor ve hakir gören bir ülke olmasaydık, daha ilerilerde olabilirdik. Batı dünyasının, subliminal iletilerine maruz kalmayabilirdik. Lise yıllarında sıra arkadaşımla yabancı bir şarkı söylüyorduk. Belki de çok az aşina idi o şarkıya kulaklarımız. Ardından bizi bekleyen tarih dersine girerken bana sarf ettiği şu cümle, o vakit bu vakit beni düşündürmüştür; “Kız Arzu düşünsene tarih bize müzikle anlatılsa, hayatta unutmazdık.”

Dinleyelim…Müzikle eğitim alalım. Müzikle tedavi de olalım. Aynı müzikle pazarlama politikası güdelim. Ama nerede?

Sokakta yürürken mi?

Evimize misafir geldiğinde mi?

Ailemizle bir odada buluşunca mı?

Teknik gelişmelerin, bizleri birbirini dinlemekten mahrum bıraktığı, her yeni buluşun yeni toplumsal yaralar hasıl eylediği bu çağda, birbirimizden kaçabilmenin belki de en afilli yolu oldu kulaklıklar. Çünkü birbirini anlamada, kulakların geçiş üstünlüğü vardır. Onları bir şekilde tıkarsanız, hayatın akışına duyarsızlaşırsınız. Sokakta size yol tarifi soracak olan bir yabancıyı baştan reddetmiş olursunuz. “Abla bi Liraa!” diye el açan bir mülteci umurunuzda olmaz. Muhabbeti yaygınlaştıran, alması farz olan selamlaşmalardan da kafanız rahat artık. Geçen bir ambulans siren sesi artık sizi hiç ürkütüp düşündürmez; fikrettirmez, şükrettirmez…

Sokaklarda narkozlu dolaşan bir nesil, gelecek için ne derece bizlere ümit aşılayabilir bilmiyorum.
Kendimiz dışındaki hayat hikâyelerine kulaklarımız tıkalı. Hiçbir tecrübeden istifadeye fırsat bırakmıyoruz. Herkese ve her şeye kolektif peşin yanıtımız “duymuyorum”

İnsanın kendini dinlemeyi “yalnızlık” olarak telâkki ettiği bir dünyada, başkalarının kelâmına da lokal anesteziyle kulak tıkaması durumunda insanlığı bekleyen hazin bir nihayet sizin de gözünüze çarptı mı? Umarım çağımızın bu nevrozuna da tıp bir ilâç imal edebilir(!!!)

Biz böyle miydik? Biz kalabalık içinde kulaklık takmanın ayıp telâkki edildiği, terlikle dayağı hak edecek bir suç unsuru olarak bilirdik kulak tıkamayı. Elinizle tıkamanızla, ses cihazıyla tıkamanız arasında ne fark var ki!

Yine lisedeyim. O zamanlar walkman vardı, Sony… Bir ses sistemi vardı, anlatamam. Annem televizyon izlerken ben de son ses açmışım, uzanmış dinliyorum pop, rock, slow, ne çıkarsa… Zil çalar; bir, iki, üç, bilmem kaç kere. Duyan kim? Oturma salonunun kapısına baktığımda annemin gözleri çay tepsisi kadar büyük, içleri kıpkırmızı yattığım yerden şöyle bir fırlattı beni. Yere düşen walkman’imi kapmaya çalışırken kulaklıklarımı onlarca parçaya ayıran annemin ikazı kulaklarımdan hiç gitmez;

“Terbiyesuzzz, kabiyi koparuyuler, benum gızum nay nay naydan duymayu. Kalkk, kalkkk!”

Elleri öpülesi annem, o gün bana bu eylemin “terbiyesizlik” olduğu bilincini aşıladı. Halâ daha evimin dışında kulaklık takmaktan hicap duyarım. Çekinir, sıkılırım, içim büzüşür birisi görse. Tipik geri kalmışlık sendromu mudur bilmem.

Hiç kimsenin sözü ehemmiyetsiz değildir. Hiçbir şeyin sesi fena değildir.

Bir kuş cıvıldaşıyorsa, duyalım diyedir.

Irmak çağlıyorsa, duyalım, tefekkür edelim diyedir.

İnsan konuşuyorsa, duyalım, dinleyelim diyedir.

Hayatın hiçbir anını kaçırmamalıyız. Her teknolojik gelişmeyi esirimiz yapıp, esiri olmamalıyız.

Beni duyuyor musunuz?

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Mısır… - 17 Temmuz 2017
Kediyi doyurmazsam! - 14 Haziran 2017
Koşulsuz “Ana” - 12 Mayıs 2017
Türk usulü NLP - 25 Şubat 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Zinnet dedi ki:

    Yazılarınızı severek beğenerek okuyorum ve takipçinizim

BİR YORUM YAZ
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.