Şatıroğlu Gayrimenkul
Nuhoğlu Gıda
ÇAYKARA GAZETESİ

Kediyi doyurmazsam!

Arzu Kulaç

Arzu Kulaç

İnegöl'de ikamet eder. Çaykara Çamlıbel köylüdür. Okur-yazardır

 

İkindi vakti, Hozanlar turu yapayım dedim. Geçerken biraz tebessüm dağıtayım kapısında bir başına çehre arayan teyzelere. Ayşe teyzenin süt kabını vereyim, varsa hamuçera bir Gülsüme nineye dizeyim, bir tane de anneme. Yaklaşan yal saatinde, mahalle sığırlarının bağırışını dinleyeyim. Cahit’in kara çarşaflı tavukları “gıt gıt gıdaaak”, Nuray’ın yavrularının cıvıltısı… Haa, bir de bir kuş var Nisan’da gelir köye. Nidasından adını bilir belki buranın yerlileri; “Kız Haticeee!”

Erdal ağabeyin gülleri açmış, koklarken koptu ayarı geçerim belki en goncasına. Alır evde suya koyarım. Hem mor çiçekler de açmış, artık Eylül’e kadar kenarların süsüdürler. Papatyalar, kara hindibalar, sarı sarı çiçekler… Ooo, bol resim çekerim rengârenk çiçeklerle.

Kedimi gördüm sonra, Şenuga… Tanıyor yaramaz, süründü de süründü. Takıldı peşime bir-iki turun ardından. Ne kadar kovdumsa yaramadı bir işe. Evime kadar geldi. Gayet de karnı aç gibiydi. Manav değilim tabi ama, halden anlarım iyi kötü. Yedirmedim. Yedirmedim, çünkü gitmezdi bir daha. Onun yeni bir ailesi var artık. Zaten zordu ayrılık, alışamazdım bir daha. Gel dedim pisi pisi, gel…Takıldı peşime ümitlenip. Necla’nın evine giden merdivenlerin yarısına kadar pisi pisilerle avutup götürmeyi başardım. Maraton koşusundaymışım gibi bir çırpıda merdivenleri çıkıp gözden kayboldum. Ben aynı hızla evin yolunu tutmuşken seslenir Gülsüme Nene;

-Arzuu, arkandan ayni bir insan gibi gariplanmiş bakayu, ayyyni insan gibi vallahi!

“İnsan gibi, insan gibi, insan gibi….!” İçimden tekrar ede ede kapıya dayandım. Hüzünlüydüm. Öyle ya, insan gibi de acıkmıştır Şenuga.

Anahtarı bir çevir, yokk! İki çevir, tsı olmadı. Sağa yasla, hayır… Yukarı destek, mümkünü yok!

Hayy Allah! İftara ramak var, ikindi namazları kılınmamış. On dakika dinlenip tekrar kapıya çullanıyorum. Anahtar dönüyor, sıkıntı yok. E bu kapıya ne oldu? Kapı demir… İçeri başka türlü girmenin hiçbir yolu yok. Nasıl bir memleketse, çilingir olayı da yok.

“Yok yokk, Arzu Veysel’i çağıralum”

“Kasım’i ya ara ver bana Arzu”

“Ne iş oldi bize, ne edeceğuk Arzu?”

“Kabimda sabahlarum da, küllerumden biyere kitmem Arzu”

“E tansiyon ilaçlarum içerde, şeker haplarum…”

“Oyy çok da soğuk eseyu Arzu.”

Arzu, Arzu, Arzu!….

Endişeliydim, endişeliydim ama tokadın geliş sebebini biliyordum. “Şenuga’yı yedirmez kandırırsan, sana da iftar yok” diyordu bir güç. Çünkü iyi bilirim ki, hayatın her salisesi kayıt altındadır. Her karşıma çıkan bir neden iledir. Evet evet, “insan başıboş değildir”

Yorgun, bitkin düştüm. Durumu facede bildirim yapınca da Allah razı olsun bölgeden telefonlar akın akın geldi. Bu kez telefon trafiğinden işimi yapamaz hale geldim. “Keşke durum bildirimi yapmasa mıydım?”

İçerideyim elhamdülillah. Kanepemde şişmiş ayaklarımı, yara bere ellerimi dinlendirirken iki şey düşünüyorum;

1) Ben bu memlekette yalnız değilim.
2) 80 milyonla aynı sofraya oturmak çok güzelmiş. Ümidim tükenince anladım.

Nasıl 80 Milyon? Onu da anlatayım:

Oldum olası batı patentli masa konforunu değil, sofra kültürünü sevmişimdir. Şöyle herkes diz dize, yüz yüze… Düşündüm; Ramazan ayında 80 milyon aynı saatte toplanıyoruz, aynı anda yemeğe başlıyoruz. Belki aynı şeyleri de seçiyoruz. Su, zeytin, sıcak Anadolu çorbası… Kaşık- çatal sesleri bir araya gelse kim bilir nasıl da senfoni olurdu? Tak takk, şık şıkkk!

Hani anneler akşam ezanıyla sokakta oynayan çocuklarına seslenirdi ya eskiden “Ayşeee, Faaatih, Mehmeeeet yemeğeeeee!” diye. Ve yumulurlardı sofraya, sokaklar ıssızlaşırdı vaktin girmesiyle. Ramazanda da öyle. Ayşe, Fatma, Metin, Zeki… Aynı sofrada buluşuyoruz. Vakte tam riayetle. 80 milyon göz göze, diz dize… Farketmez et-iskelet kombininin mesafeleri. İstanbul’da imiş, Bitlis’de, Trabzon’da imiş…!

Bu denli ortak yönlerimiz, değerlerimiz varken neden bunca kavga, katliam, yaralayıcı siyaset? Bizler din kardeşiyiz her öğün aynı sofrada toplanabilen. Bir işmarla emre koşturan…
Öyle işte, pek yorgunum doğrusu. İyi ki de yorulmuşum. Bir daha kapıda kalır mıyım bilmiyorum ama “Yarınki iftarın hasreti tüter bağrımda buhur gibi. Kardeşlerimle buluşmayı bekliyor olacağım sahur gibi.”

Hayırlı kapıda kalm✄…afedersiniz, hayırlı Ramazanlar! 😉

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Mısır… - 17 Temmuz 2017
Kediyi doyurmazsam! - 14 Haziran 2017
Koşulsuz “Ana” - 12 Mayıs 2017
Türk usulü NLP - 25 Şubat 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.