Şatıroğlu Gayrimenkul
Nuhoğlu Gıda
ÇAYKARA GAZETESİ

Kenar kesmekten çayırcılığa

Hüseyin ATAMAN

Hüseyin ATAMAN

 

Hafta sonu köydeyiz. Biraz bahçede, tarlada, fındıklıkta dolaşalım dedik ama otlar ve yer yer dikenler büyümüş, gezmeyi zorlaştıran bir durum. Ayrıca evler arası yol kenarları da aynı durumda. Tarla kenarları, yol kenarları, fındık altlarındaki otların kesilme vakti gelmiş. Bu durum köyün önemli işlerinden biridir ve biz ona “kenar kesme” zamanı diyoruz. İki anlamı var: Yollar temizleniyor, kesilen kenar otları kışlık hayvan yiyeceği olarak biriktiriliyordu. Köyler boşalınca, hayvan bakanların sayısı da sınırlı kalınca bu “kenar otlarına” ihtiyaç duyulmuyor. Haliyle kesilmeyen bu alanlarda büyüyen otlar ve dikenler adeta isyan edercesine “siz buralarla ilgilenmezseniz bizde bu yolları kapatırız” der gibi durumu protesto ediyorlar haklı olarak.

Geçen sene fındık altlarını kestik. Kuruyan o güzelim otları (karşılıksız) alan çıkmadı. Hasta haliyle eşim bu otların bir kısmını yakındaki ineği olan komşuya taşıdı. Diğerlerini fındıklığın dibinde yaktık. Artık köyde yaşayanlar da tüketim toplumunun bir parçası oldu. Kimse üretmek istemiyor. Sınırlı sayıda üretici olunca, fiyatlar yükseliyor. Köyde ürettiği yağın fiyatını sürekli artıran köylü amca eleştirilince espriyi patlatıyor.

-Ben de gübre kokmayan bir eşle yaşamak isterdim” diyor.
Amcaya hak vermemek mümkün mü?  Param var, verir alırım diyorsan verip alacaksın. Veya üreteceksin, veya üretene saygılı olacaksın. Salı günü köye çıkıyoruz. Aldıklarımız yumurta, ekmek, süt, yoğurt, peynir, patates, soğan vb. tamamı köyde üretilebilecek ürünler. Köye mi gidiyoruz ıssız bir adaya mı gidiyoruz belli değil. Bu durum ülkemizin tamamı için geçerli.

“Kenar kesme zamanı” demek bölgenin asıl en zor işinin çayır kesmenin de (çayırcıluk) yaklaştığının alametidir. Yöremizin en zor işidir çayır kesmek. Kışın hayvan besleyeceksen çayır biçmek zorundasın. Çayır kesme işi Ağustos ve Eylül aylarına rastlar. Memur veye işçi Çaykaralı olan her çalışan yıllık iznini bu aylara denk getirerek çayır kesmeye katılırdı. O dönemde  tatile çıkmak diye bir kavram henüz oluşmamıştı. Bu işin zorluğu, çayırlara ulaşımın güçlüğü, kesilen otların kurutulması ve köylere sırtla taşınmasıydı. Bu çetin işin romanlara konu olacak ve inanması güç zorlukları vardı. Çoğu kez eşler gurbette olurken bütün bu zorlukların yükü kadınların sırtındaydı. Otların dağdan köye taşınması, tamamen kadınlarımızın göreviymiş gibi algı vardı maalesef.!

Bu zor çalışma şartları, geçim sıkıntısı, bölgemiz insanını gurbete, okumaya veya başka bölgelere yerleşmeye zorladı.

İki teyzemden biri Kırıkhan’a, diğeri Gökçeada’ya yerleşti. Çaykara’da yaşadıkları zorlu günlerden olsa gerek, ikisinin de aman memlekette olsam, dediklerini duymadım. Bir daha da memlekete döneceklerini sanmıyorum. Bir özlem içinde olduklarını da düşünmüyorum. Halâ o dönemde yaşadıkları zorlukların ve travmaların etkisinde olduklarını gözlemledim.

Artık bahsettiğimiz zorlu işler kalmadı. Zaten bunları yapacak kimse de köylerde kalmadı. Tarlalar fındıklığa, çayırlar ormanlara dönüştü. Elimizde kala kala o dönemin çayırcılık anıları ve imece(iğratluk) hatıraları kaldı. Bizim çocuklarımıza, torunlarımıza  anlatacağımız bunca yaşanmışlık varken, yeni neslin çocuklarına ne anlatacağını çok merak ediyorum.

Bunca sıkıntılı hayat şartlarına rağmen memleketimizi seviyoruz. Uzakta olanları da en azından yaza köye bekliyoruz.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.