Şatıroğlu Gayrimenkul
Nuhoğlu Gıda
ÇAYKARA GAZETESİ

Kentten köye göç…

Sami Ayan

Sami Ayan

21 Aralık 1972'de Çaykara'nın Şahinkaya Köyünde doğdu. İlkokulu Şahinkaya II İlkokulunda 1983 yılında, Ortaokulu Çaykara İnönü Lisesi Orta kısmında 1986 yılında, Liseyi Çaykara İnönü Lisesinde 1990 yılında tamamladı. 2000 yılında 19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. Muhtelif kamu görevlerinde bulundu, bulunmaktadır... Yöresi ile ilgili basılı kitap ve değişik yayınlara imza atmıştır. Amatör olarak fotoğrafla uğraşmaktadır. Evli iki çocuk babası olan Sami Ayan yöresi ile ilgili araştırma ve derlemelerini de sürdürmektedir.

İlkokul yıllarıma denk gelen 80’lerin başındaki Türkiye’de nüfusun yüzde yetmişi köylerde, yüzde 30’u kentlerde yaşıyordu. 2016’nın Türkiye’sinde ise bu oran tam anlamıyla tersyüz olmuş… Artık nüfusun yüzde yetmişi kentlerde yüzde 30’u köylerde yaşıyor.

Bu makas Karadeniz köyleri için daha da açılmış durumda. Köyler özellikle kış aylarında neredeyse tamamen boşalıyor. Yaz aylarında nispeten bir canlanma var. Benim hemşehrilerim olan Çaylaralıların büyük çoğunluğu kış aylarını Trabzon’da ve diğer şehirlerde geçiriyor.

Artık ortak bir köy kültüründen akraba dayanışmasından bahsetmek bir hayal gibi. Köylerde üretim ile birlikte kültür de tarihe karışmış durumda. Gittikçe ormanlaşan araziler her evin kapısına kadar giden araba yolları köylerde de şehir kültürü benzeri bir kültürü hakim kıldı. İnsanlar birbirinden kopmuş durumda. Kimse kimsenin umurunda değil. Ev oturmaları yok denecek düzeyde. Aynı köyde yaşayanlar bile cenaze ve düğünlerde görüşür oldu. Bu da köy içinde geçmişte var olan otokontrol mekanizmasını sıfırlamış. Eskiden köyde, mahallede bir iş yapan birisine o çağırmasa da yardıma gidilirdi. Şimdi çağırsa da bir dizi bahane üretilerek yan çizilme yoluna gidiliyor.

Halbuki bir sigortalı iş ve çocukların eğitimi uğruna gidilen şehirlerde tam anlamıyla ruhsuz bir hayat sürülüyor. Şehir hayatı ile köy hayatını birbirinden ayıran derin çizgi ve alışkanlıklar flulaşmış. Ne şehirler şehir ne köyler köy. Kalkınma aslında köyden başlamalıymış. Köylüyü köyde tutmak, onu köyde yaşatmak üzere desteklemek gerekliymiş. Bu gün köylerimizde üretilen neredeyse hiç bir şey yok. Halbuki geçmişte köylerimiz tarım ve hayvancılık sayesinde ülke ekonomisine önemli katkılar sunuyordu. En azından kendi kendimize yetiyorduk. Geçenlerde Trabzon’da bir kasapla sohbetimde et için hayvanları nereden temin ettiklerini sorduğumda Bayburt cevabını aldım. Bizim köylerden almıyormusunuz deyince “abi nerde bizde hayvanmı kaldı” cevabını aldım. Aslında bildiğim bir gerçek olmasına rağmen geri dönülmesi imkansız bir yolda olduğumuzu bir kez daha anladım. Aslında köylerde kapanan patikalar, mezirelerde çöken komlar ve çayırları örten insan boyunu aşan ifteriler de söyleyip duruyor ama insan kabul etmek istemiyor.

Bir şey daha… Galiba bizden sonraki nesiller bu köylere hiç uğramayacak. Biz başımız her dara düşende emniyet sübabı gibi peşin gördüğümüz köylerde çocuklarımızın üretebilecekleri hiçbir şey yok. Üretim anlamında hiç bir şeyi tecrübe etmemişler.

Galiba ben bu köylülükten kurtaramayacağım. Ama bir gün siyasete girersem bütün önceliğim köy hayatının ihyası ve kentten köye göç olacaktır :)…

Tüm bunlara rağmen şartlar ne olursa olsun köyde huzur var…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.