Çaykara Dernekpazarı Çaykara Köyleri Çaykara Köyleri Haritası Çaykara Nerede Uzungöl Çaykara nedir
DOLAR
8,4783
EURO
10,0536
ALTIN
493,60
BIST
1.414
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon
Parçalı Bulutlu
29°C
Trabzon
29°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Gök Gürültülü
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
30°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
31°C
Pazar Gök Gürültülü
28°C
reklam

Ahmet Yıldırım

1964 doğumlu, Çaykara Kabataş Mahallesinden olup Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinde profesör olarak akademik çalışmalarını sürdürmektedir.

    Hacı Dursun Yazıcı ve Çaykara’da imam olmak

    17.01.2021 18:58
    A+
    A-

    Herkesi malumu ve daha önceki bir yazımızda ifade ettiğimiz üzere bizim Çaykara ve Of havzası hocası, alimi, bilgini ve uleması çok ve bu yönüyle meşhurdur. Bunlardan haberdar olup istifade etmek gerekir. Bunun birçok faydası yanında en azından hayırla yad edilmelerine vesile olmakla birlikte, belki de daha önemlisi bu gibi şahsiyetlerin örneklik ve model konumlarını bilmeye ve istifadeye sebep olabilir. İmamlık gibi mesleki açısından baktığımız belki bu etki geniş ve boyutu farklı görülebilir. Hele hocası ve âlimi bol olan yerde imamlık yapmak kolay değildir. Çünkü bu yöre halkı da dinle ilgili pek çok şeyden haberdardır. Bu yönüyle oto kontrol fazladır. Bir de medya iletişim araçlarının yaygın olmadığı dönemlerde bilhassa yetmişli seksenli yıllarda daha fazladır. O dönemlerdeki imamların eğitim düzeyleri ve birikimleri farklıydı. Bildiğim kadarıyla o zamanlarda dini ilimlerde ve eğitimde belli bir seviyeye gelmeyen kimse bu görevlere talip olmazdı. Ayrıca her köyde medrese türü faaliyetler devam etmekteydi. Biz de bu yazımızda fahri ve resmi olarak yaklaşık 35 yıl imamlık görevini yetkinliği ve başarıyla yürüten bir şahsiyetten bahsetmek istiyoruz: Hacı Dursun Yazıcı.

    Hacı Dursun Yazıcı Trabzon’un Çaykara ilçesi eski adı Mezire-i Paçan olan Taşlıgedik köyünde sel senesi diye bilinen 1929 yılında doğdu. Babası Hacı İsmail Hakkı, dedesi Ahmet Efendi ve büyük dedesi Yunus Efendi de kendisi gibi imam hatip olup hem ilim hem de irfan sahibi olarak bölgenin tanınan simalarındandı.

    İlme intisabı ilk olarak dedesi Ahmed Efendi’nin rahle-i tedrislerinde oldu. Alet ilimleri olarak bilinen temel Arapça eğitimi ve fıkıh ilmindeki müktesebatının bir kısmını dedesi Ahmed Efendi’nin yanında elde etti. Dedesinin 1952 yılında vefatı üzerine yarım kalan eğitimini köyünden yaklaşık bir buçuk iki saatlik yürüme mesafesinde olan Uzungöl beldesinin Köseli mahallesinde meskun olan merhum Ali Efendi’nin yanında tamamladı. Genellikle kış aylarında yapılan bu eğitim güç doğa koşulları yüzünden oldukça zor ve meşakkatli idi. Maddi imkansızlıklar, yoksulluk ve uzun mesafeli yolculuklar bu ilmî tedrisatın en büyük engelleri idi. Ancak bütün bu olumsuz şartlar onun ilim öğrenme yolundaki arzu ve iştiyakını arttırdı, ilme ve alime olan saygı ve hürmetini ziyâdelendirdi. Şu bir hakikat ki, odönemlerde ilim yolcularının neredeyse kaderi neredeyse hep böyleydi. Zorluk, meşakkat, sıkıntı vs. Bütün bunlarla birilikte Hacı Dursun Yazıcı dini ilimlerde belli bir yetkinliğe imamlık yapabilecek ve ders okutacak seviyeye geldiği anlaşılmaktadır. Aslında bu süreç o zamanki imamlık standartının bir göstergesi olsa gerek.

    Hacı Dursun Yazıcı ilk görevine askerlik dönüşü Of ilçesinin eski adı Ancibranos yeni adı Geçitli olan köyde fahri imam olarak başladı. Yaklaşık onbeş yıla kadar bu köyde hizmet gördü. 1968 yılında buradan ayrılan H. Dursun Yazıcı, Rize- Derepazarı ilçesinin Çakmakçılar köyünde dört yıl kadar imam hatiplik görevinde bulundu. En son olarak da 1972 yılında resmi görevli olarak Trabzon’un Çaykara ilçesinin eski adı Fotinos yeni adı Kabataş olan köyüne imam hatip olarak atandı. Diyabet hastası olan H. Dursun Yazıcı, 1985 yılında buradan malulen emekliye ayrılarak geri kalan ömrünü köyünde tamamladı. 2004 yılında köyünde vefat etti ve orada Rahmet-i Rahmana tevdi edildi.

    Hacı Dursun Yazıcı talebe olarak ilim öğrenmedeki arzu ve isteği, gayret ve çabası kendisini ilim öğretmede yani hoca iken de gösterdi. Of-Geçitli köyü başta olmak üzere hizmet yaptığı her camiyi sade bir ibadethane olmaktan öte bir ilim ve irfan yuvasına çevirmek, dini ilimlerin tedris edildiği bir mekan haline getirmek için halisane bir gayret içerisine girdi. Rahle-i tedrislerinden pek çok öğrenci gelip geçti. Bölgenin coğrafik ve yaşam koşulları nedeni ile bu ders halkalarına katılan her talebe eğitimini tamamlama imkanı bulamamıştır. Tamamı icazet alamamışsa da talebelerinden pek çok müftü, imam-hatip, müezzin ve hatta farklı meslek sahipleri onun sadaka-i cariyesi olarak halen görev yapmaktadırlar. En son görev yaptığı Kabataş (Fotinos) köyünde de eski usul eğitim verdiği 15 kadar öğrencisi bunlardan bir kısmı icazet almıştır. Bildiğim kadarıyla köyümüzde yani Kabataş (Fotinos) köyünde en son icazet merasimi bu vesileyle olmuştu.

    Hacı Dursun Yazıcı’nın eğitim anlayışında öğrencilerine daima sevgi ve şefkatle yaklaşma anlayışı hakimdi. Bu yüzden o, öğrencilerine daima sevgi ve şefkatle yaklaşan, onların eğitimine azami derecede özen gösteren birisiydi, Eğitimdeki yol ve metodu öğrencileri tarafından çok sevilir kendisine karşı saygı ve hürmette kusur edilmezdi. Öğrencileri ile sıcak bir iletişim kurar onların her ihtiyacını gidermeye, maddi manevi destekte bulunmaya, ilimle aralarını açacak her türlü maniaya karşı fedakarca mücadele ederdi. Kendisi halen sevgi, saygı ve rahmetle anılır.

    Hacı Dursun Yazıcı’nın eğitim alanındaki bu gayret ve başarısı sadece karşısında diz çöken ilim talebelerine karşı değildi, bilakis yaygın eğitim kapsamında yer alan irşad ve tebliğ görevi çerçevesinde Cuma vaazları ve özel sohbetleri ile de cemaatin eğitimi ve bilgilendirilmesine azami dikkat ve özen gösterirdi. Köyümüzde imam olduğu yıllarda köyümüzü tabiri caizse dönüştürdüğünü en uzak mahallerden bile camiye sabah namazına geldiğini müşahade ettik. Cemaatine karşı daima sabırlı ve anlayışlı davranmaya çalışırdı. Kronik şeker hastası olması nedeni ile zaman zaman bu çalışmalara ara vermek zorunda kalmışsa da görevini eksiksiz yapmaya, hizmette kusur etmemeye, cami ve cemaatini yalnız bırakmamaya gayret gösterirdi. Vaaz ve sohbetleri her zaman dinlenir istifade edilirdi. Akıcı ve hoş bir üslubu vardı. Temsil ve kıssalarla sohbet ve vaazları her zaman ilgi çekici olmuştur. Kabataş köyündeki imamlığı bizim çocukluk dönemimize rastlamaktaydı. Biz de onun tesir eden vaazlarını dinlemişizdir. Vaazlarını menkibe ve önceden olmuş olaylarla süslerdi. Vaaz ederken Kadir gecesiyle ilgili anlattığı Şem’ûne’l-Gâzî menkibesi hal zihnimde canlanmaktadır. Ramazan ayında teravih namazlarını sıkılmadan kılardık. Kur’ân’dan seçtiği “âlemîn” şeklinde biten ayetlerle ahenk ve uyum içerisinde kıldırırdı. Bu da ayrı bir güzelliktir. Talebelerinden Hacı Dursun Yazıcı’yla ilgili anlatacakları hususlar bulunmaktadır. Talebelerinden emekli imam İsmail Dinç’in Hacı Dursun Yazıcı Hoca Hocayla ile ilgili şunları anlatmaktadır:

    Merhum hocam Hacı Dursun Yazıcı ile ilk olarak 1959 yılının kış mevsiminde bir araya geldik. O yıllarda Köselili merhum ve meşhur Müsli Ali Efendi’den icazet alan pek çok kişi vardı. Hacı Dursun Hocam’da onlardan birisiydi. Ben de bu yoldan gitmek ve ilim öğrenmek arzusu içerisindeydim. Merhum babam benim bu arzumu biliyordu ve Uzungöl’e gidip gelmemin zor ve meşakkatli olacağını hatırlatarak köyümüze daha yakın olan Taşlıgedik köyüne, Hacı Dursun Yazıcı hocadan ders almaya gitmemi tavsiye etti. Bunun üzerine ben de babamın tavsiyesine uyarak ilk derslerimi o yılın kış aylarında almaya başladım. Emsile, Bina ve Maksut derslerini o dönem tamamladım.

    Hacı Dursun hocam, o yaz Of ilçesinin eski adı Ancibranos yeni adı Geçitli olan köyüne göreve gitti. Bunun üzerine ben ve üç arkadaşım daha Erzurum’un Horosan ilçesinin bir köyüne bulunan bir hocadan ders almaya gittik. Ancak bu sefer 1960 ihtilali gerçekleşince oradaki eğitimimiz de mecburen bitmiş oldu. Tekrar köyüme dönmek zorunda kaldım. Ancak köyde yapacak bir şeyim yoktu. Okumak da istiyordum. Arkadaşlarım farklı farklı yerlere giderek kendilerini bir şekilde kurtardılar. Ben de ne yaparım, nasıl yaparım diye düşünürken, bir gün amcamla birlikte köyümüze gelirken, Hacı Dursun Hocamın merhum babası Hacı Hakkı Efendi ile yolda karşılaştık. Amcam hocamı sordu. Hacı Hakkı Efendi de, Of’un Geçitli köyünde göreve başladığını söyleyince benim aklıma hemen hocamın yanına gitmek geldi. Ve karar verdim, birkaç gün sonra hocamın yanına gitmek için yola çıktım. Yokluk ve sıkıntılı yıllardı. Maddi imkansızlıklar vardı, cebimde 10 liram var, bir şekilde Of’a geldik. Orada para kazanmak ve bir şekilde hocamın bulunduğu köye kadar gidebilecek bir imkân aradım. Henüz yaşım 13-14. İki gün sonra Hayrat’a gidecek bir kamyona binerek Geçitli köyüne doğru yola çıktım. Ancak yolculuğum birkaç gün sürdü. İmkanlar şimdi ki gibi değil. Nihayet zorlu ve sıkıntılı bir yolculuktan sonra hocamın görev yaptığı köye ulaştım. Benim dışımda başka arkadaşlar da vardı okumak için oraya gelen. Hocamdan tefsir ve fıkıh ilimlerini okudum. Aynı şekilde Avâmil derslerine başladık, İzhâr’ı, İzzi’yi ve Merah’ı okuduk.

    Dursun Hocamın ders işleme yöntemi gayet zevkli, akıcı ve açıklayıcıydı. Dersimizi verdikten sonra yeni ders alacağımız zaman önce okuduğumuz metinlerin tahlillerini yapar, kelime kelime, cümle cümle metin üzerinde bizlere daha önce gördüğümüz sarf ve nahiv kurallarını gösterir dersin iyice anlaşılması için büyük gayret gösterirdi. Soru-cevap yöntemi ile bilgilerimizin pekişmesini, metne ve ibareye olan hakimiyetimizin kuvvetlenmesine çalışırdı. Günlük dersimizi verdikten sonra duasını yapar öylece dersten ayrılırdık. Ders esnasında sorduğu sorulara cevap verdiğimizde hoş latifeler yaparak bizlerin okuma arzusunu pekiştirir bizlere moral verirdir. Dersleri hiç sıkıcı olmazdı.

    Mesleki becerimizin artması, cemaat karşısına çıktığımız zaman vaaz ve sohbet yapabilme kabiliyetimiz gelişsin diye bizlere vaaz konusu hazırlatır ve bizleri cemaatin olmadığı zamanlarda kürsüye veya hutbeye çıkartır kendisi de eline bir kağıt kalem alır caminin dışına çıkar ve bizleri caminin penceresinden izler, vaazlarımızı ve hutbelerimizi takip ederdi. Güzel yaptıklarımızı ve eksik yaptıklarımızı not alır sonra da karşısına alır, bak evladım, şunu güzel yaptın, şurada şunu söyleyecektir, şurada şöyle yapacaktın diyerek bizleri en güzel bir şekilde yetiştirmeye çalışırdı. Cuma günleri zaman zaman elimize bir pusula vererek komşu köylere gönderir oralardaki hoca efendilere camilerinde vaaz yapmamız için ricada bulunur böylece mesleki deneyimimizin artmasına büyük katkı sunardı. Bizleri bu şekilde yönlendirmesi, farklı farklı köylere gönderip görev yaptırması benim meslek hayatıma çok büyük katkı sağladı, o dönemlerden almış olduğum haz ve şevkle halen vaaz etmek, insanlarla sohbet etmek isterim.

    Hocamın yanında dört yıl kaldım. 1964 yılının Mayıs ayında icazet aldım. Bu dört yıl içerisinde Meânî, Usûl, Usûl-ı Fıkıh, Hadis Usûlü, Mantık, İsagoji, Akâid, Emâlî ve başka başka kitaplar da okuduk. Fıkıh ağırlıklı bir eğitim görmüş olmakla birlikte tefsirden de Kâdî Beydâvî tefsirinin baş tarafından Bakara suresinden En’am suresine kadar, son bölümlerden de Yâsîn suresinden Nâs suresine kadar okuduk. Arada kalan bölümleri (En’am suresinden Yasin Suresine kadara) de bizim okumamızı ve mutlaka tamamlayacağımıza dair bizlerden söz alarak bizleri mezun etti. Rabbim kendisine rahmet eylesin.

    Talebelerine karşı daima sevecen, hoş görülü davranır adeta bir arkadaş gibi muamele ederdi. Her türlü ihtiyacımızı karşılamaya çalışır, hizmetimizi görürdü. Zaman zaman yaptığımız yaramazlık ve bir birimize yaptığımız şakalarımızı da hoş görür, olumsuz bir hareketimizi gördüğü zaman bizleri tatlı dille ve nasihatle uyarır, asla kırıcı ve kaba ifadeler kullanmazdı. Çok müşfik bir insandı. Cami cemaati ve köy halkı da kendisini sever ve sayardı. Köyde ne derse yerine getirirlerdi. Köylünün problemleri ile ilgilenir, küskünleri barıştırır, herkesin düğününe, derneğine ve cenazesine katılmaya gayret gösterir cemaati ile iç içe olmaya çalışırdı. Merhum hocam ile en son ölümünden bir gün önce hastane ziyaretimde görüşmüştüm. Bana bolca dua etti ve benden kendisine dua etmemi, kendisine Kur’an okumamı istedi. Ben de her zaman dualarımda onu anar, her Kur’an okuduğumda onun ruhuna bağışlarım. Tekrar Rabbim kendisinden razı olsun. Mekanı cennet olsun, tüm geçmişlerimize Allah rahmet eylesin inşallah.

    Biz de 13 sene köyümüzde Hocamızla ilgili bir şeyler söylemek istiyoruz:

    Gençlik dönemlerimizde köyümüzde imamlık yapan Hacı Dursun Hocamız vaaz ve sohbetleriyle bizlerin de din anlayışımız ve telakkimize etki etmiştir. Camiye gittiğimizde halimizi hatırımızı sorar, nerede ve ne okuduğumuz hakkında bilgi alır namazların sonunda bize Kur’ân okumamazı isterdi. Onu öğrenmeye ve öğretmeye çok iştiyaklı bulduk. Ömrünün bilmediklerini öğrenmek, bildiklerini öğretmek ve yaşayarak hayata geçirmek olduğunu söyleyebiliriz. Şahsiyet olarak samimi, içten, güven veren, yüzünden tebessüm eksik olmayan hale sahipti. Gördüğümüz kadarıyla kendisinden bir âlime yaraşır tavır tezahür etmişti. Hülasa-i kelâm Hacı Dursun Efendi dini anlama ve yaşamada tesir bırakan örneği az görülen imamlardandı. Görevini hakkıyla yerine getirdiğini söyleyebiliriz. Allah gani gani rahmet eylesin. Bu yazının hazırlanmasında yardımcı olan Hacı Dursun Yazıcı’nın torunu Dr. Öğretim Üyesi Yunus Yazıcı’ya teşekkür ediyorum.

    Prof.Dr. Ahmet YILDIRIM

     

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar
    × YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

    This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.