DOLAR 5,5773
EURO 6,1735
ALTIN 271,2
BIST 95.734
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon 27°C
Gök Gürültülü
reklam

Memlekette mart yoksulluğu

16 Mart 2019 23:54
2.664
A+
A-

(altmışlı, yetmişli, seksenli yıllarda yaşananlar)

Genel bir deyiştir; “Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır” derler.
Mart ayı geldiğinde Karadeniz bölgesindeki köy evleri tamtakırdır. Ne othanada ot kalmıştır, ne kıyıda köşede mısır sapı, ne ambarda mısır ne de yaprakhana da yaprak…

Hele o kış erken bastırmış ve ağır geçmiş, mallar daha ekim ayında ahıra girmişse ve de kış mart ayında devam ettiyse mart yoksulluğunu yaşamak kaçınılmaz olurdu.
Büyük bir bir sıkıntıdır o mart yoksulluğu, anlatılması zor bir çaresizliktir. Karın yeniden yeniden yağdığı mart ayında, dilsiz hayvanları aç bırakmamanın telaşı, arayışı… sıkıntıdır, strestir, darlıktır.

Ahırda 50, 60 kimi evlerde 100, 150 koyun… 8,10 hatta daha fazla büyükbaş hayvan; sabah, öğlen, akşam yedirilecek, yemlencek, altları serilecek. Ama ot yok. Lausabi(mısır sapı) yok. Yarma yapacak mısır yok. Ahıra serecek yaprak yok.

Önce komşulara sorardı anam. Varsa ödünç ister, o komşudan bu komşudan, hısım akrabadan toplar, onların yardımıyla eve taşır, o günü ya da bilemedin iki üç günü kurtarırdı. Biz çocuklar bile sevinirdik. Ohhh derdik. Anamın yüzü güler ama tedirginliği hiç geçmezdi. Diğer taraftan babam; mezirede otu olan varmı diye sorar soruşturur, olmazsa Çaykara’dan, Şinek’ten(Ataköy) ya da başka köylerden ot bakardı. Bulduğu yerden bulduğunu ya da parası yettiği kadarını satın alırdı.

Satın almak sorunu çözmezdi. Köyümüzün yolsuz olduğu o yıllarda aldığımız otları taşımak ayrı bir sıkıntıydı. Yollar daracık, patika yoldu. Çamurlu, köhilerde (kuzeye bakan taraflar) karlı, buzlu. Üstelik yol uzun. İki, üç hatta 5 km’den sırtta ot taşımak çileydi, eziyetti ama yapılacak da başka bir şey yoktu.
Yapılan ilk iş komşuları ot taşımak için ırğat çağırmak olurdu. Alınan ot hep birlikte taşınır, evdeki mart yoksulluğu kısmen giderilirdi.
Mart karı yerde uzun süre kalmazdı. Hava hafif ısındığında bile hemen erir, doğa açılırdı. Her fırsatta koyunlar otlağa çıkartılır, en azından öğle öğünü geçiştirilirdi. Büyük baş hayvanlara tarladaki lahana, pazı, şalgam yaprakları ve şubattan itibaren yeşerip büyüyen tarla otları kopartılarak verlirdi. Mart çıktımı, ya da kar eriyip havalar ısındımı, bahar gelir, yoksulluk da biterdi.

Şimdi ne koyun var, ne sığır… Ne ot biter, ne de sap. Ama mart ayı yoksulluğunu hala hisseder, çocukluğumdaki tedirginliği hala yaşarım.

Ve mart ayı yoksulluğundan hala korkarım….
NACİ ALTUNCU

YORUMLAR
× YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.