şatıroğlu inşaat
çaykara Serdar elektronik
Çaykara Gazetesi

Mustafa Dinçer'den Önemli Açıklamalar

Mustafa Dinçer'den Önemli Açıklamalar

 

Yerel seçimler yaklaşıyor. Artık ağırdan ağırdan yerel seçimlere
odaklanma süreci başladı.  TAKA< /b> Gazetesi’nin önemli bir
konuğu var.

AK Partinin Trabzon Belediye Meclis Üyesi Mustafa Dinçer. Dinçer
değerli bir siyasetçi. Ama hem kendi hem de parti özeleştirilerini sık
yaptığı için eleştiri alm

ıyor da değil. Mustafa Dinçer ile söyleşide
bulunduk.

 

Trabzon’da ne varsa konuştuk. Belediye Başkan adayının kim
olacağı yönünde sorular sorduk. Ve sonunda, Yayın Kurulu Üyemiz Zihni
Ağırman, Mustafa Dinçer&

#8217;i dinledikten sonra Tayyip Erdoğan gibi 1.85
boyu olan Dinçer’e ‘Sen neden aday ararsın ki, işte aday’ demez mi. Bu
söz Mustafa Dinçer’in hoşuna gitmesine rağmen o Başkanlığa talip
olmayacak. İsterseniz söyleşiye dönelim ve biz

soralım cevap isteyelim:

 

Kendinizi
Kısaca Tanıtırmısınız?

 

1971 yılında Çaykara’da doğdum. İlkokulu köyümde, Soğanlı Köyü
İlkokulunda, Orta Okulu Çaykara İmam Hatip Li

sesinde, Liseyi Çaykara
İnönü Lisesinde okudum. Son olarak 1992 yılında KTÜ İnşaat Mühendisliği
Bölümü’nden mezun oldum. Mezuniyetten sonra benim için değişik bir
hatıra ve tecrübe olarak çok kısa süreli 1 dönemlik Çaykara Ticaret
Lisesinde Matematik ve İngilizce dersleri vekil öğretmenliği yaptım.

 

2 yıllık İstanbul’da çalışma  ve  kısa dönem askerlik süresinin
sonunda 1995 yılında tekrar Trabzon’a döndüm ve o tarihten itibaren özel
sektörde ağırlıklı olarak konut üreten firmalarda şantiye şefliği
görevlerinde çalıştım. Halen bir inşaat firmasında şirket müdürü olarak
kendi mesleğimi sürdürmeye devam etmekteyim. 1996 yılında evlendim. 11
ve 5 yaşlarında olan iki kız çocuğum var. Muhafazakar, demokrat görüşe
sahibim. Tez canlılık, samimiyet, seri iş yapma, Karadenizlinin tipik
asabiliği, özellikle izleyici olarak spora düşkünlüğüm özelliklerim
arasında yer alır.

 

TAKA:

Sayın Dinçer, siyasetle tanışmanızı ve aktif siyasete
girişinizi kısaca özetler misiniz?

 

MUSTAFA DİNÇER
: Üniversitede okurken Refah Partisi
sempatisi ile başlayan siyaset dünyam Ak Parti kurulana kadar yönetim
kademelerinde herhangi bir görev almadan yalnız seçim dönemi
çalışmalarında aktif iştirakle geçti. Siyasetle ilgili İlk dönemden
itibaren sempati duyduğum ve oy verdiğim Refah Partisi ve Fazilet
Partisiyle ilerleyen sorularda vereceğim cevaplardan da anlaşılacağı
üzere bazı önemli konularda sürekli çekincelerim olmuştur.

 

Ancak o dönemle ilgili verdiğim oyların ve tercihimin halen dahi
doğru olduğunu düşünmekteyim. Kendi siyasi düşünce olgunluğum tamamen
yerleşmeye başladığı dönemde hizmet eksenli siyaseti benimseyen,
vatandaşıyla,  kişilerle ve kurumlarla kavga etmeden hoşgörü ve diyalogu
ön planda tutan bir siyasi parti oluşumu hayal ederken ortaya Recep
Tayyip Erdoğan Hareketi çıktı ve sonucunda bu hislerimin tercümanı
olarak ta gördüğüm AK Parti kuruldu.

 

Partinin Kuruluşu ile Ak Parti benim partim olmuştur. Parti
kuruluşunun sanırım 5. ya da 6. ayında rahmetli Hanefi Saran abim aradı
ve “Akşam seni Merkez İlçe toplantısına bekliyorum, Hayırlı olsun dedi”
ve böylece Mustafa Yanmış başkanlığındaki kurucu merkez ilçede görevime
başladım. Daha sonra partimizin ilk yapılan merkez ilçe seçimlerinde de
Mustafa Yanmışın listesiyle seçilerek 2004 yerel seçim öncesine kadar
görevimi sürdürdüm.

 

TAKA:

Belediye meclis üyeliği ile ilgili kararınızda neler
etkili olmuştu?

 

MUSTAFA DİNÇER:
Seçimlerle ilgili aday belirleme süreci
başladığında meclis üyeliğini düşünen arkadaşların kararlarını verip
ilçe yönetiminden istifalarının istendiğinde merkez ilçe teşkilatının
önemli olduğunu ancak siyasete girişimin ana gayesi olan halkıma
hizmetle daha iç içe olmak isteğim, bilgi ve birikimimi Trabzon’un yerel
parlamentosunda yani Trabzon Belediye meclisinde üye olarak sürdürmeyi
tercih ettim.

 

Trabzon halkına ve partime Trabzon Belediye Meclis çatısı altında
yapacağım çalışmalarla daha fazla katkı sağlayacağım düşüncesiyle merkez
ilçedeki görevimden ayrıldım. Sağ olsunlar o zamanın il ve ilçe
yönetimi  de bize bu görevi layık gördü ve listeye yazdılar. Seçimle
birlikte belediye başkanlığını maalesef almadık ancak meclis üyesi
sayısı itibariyle çoğunlukla kazanarak nadir görülen bir durumla
görevimize başladık.

 

TAKA:

Belediye başkanlığı seçiminde başkanlığını neden
kaybettiniz. bu konuda türlü süpekülasyon var da?

 

MUSTAFA DİNÇER:
Bununla ilgili 15-20 tane çok ciddi neden
sayılabilir. Şahsi kanaatim partimizin Trabzon’la ilgili hatta bazı
vilayetleri de içine alan, belki demokratik bir parti anlayışına ters
değerlendirilebilecek gibi gözükse dahi en büyük yanılgısı daha doğrusu
öngörü yanlışlığı partimizin ilk seçimli il ve ilçe kongrelerinde birden
fazla güçlü listelerin yarışına izin vermesidir.

 

O dönemde de çok yanlış bulduğum ve anlam veremediğim, yarışma
nedenleri oluşmadan yarışa yani bölünmeye izin verme, burada kastettiğim
tek başına iktidarı yakalayan ve büyük başarı elde etmiş bir parti ilk
kongrelerinde neden ayrı listeyle seçime gider ki? Sıfır kilometre,
Türkiye bazında tek başına iktidar, Trabzon bazında 6 vekil çıkarmış bir
parti ilk seçimli kongresinde neden yarıştırılır ki? Bana göre yarışma
başarısızlığın ya da yenilenmenin ihtiyaç duyulduğu dönemde yapılır.
Oysaki Ahmet Metin Genç ve Ali Rıza Akdeniz’in çok güçlü listelerle aynı
seçime girmesi aslında hangisi kazanırsa kazansın partinin kaybetmesi
daha doğrusu frekans bozukluğuna uğraması anlamı taşımaktaydı.

 

Bir tarafta partiyi kurup seçim kazanan ve ilk teşkilatları
oluşturan liste, diğer tarafta Trabzon ölçeğinde düşünüldüğünde çok iyi
seçilmiş ve güçlü, tamamıyla yeni bir liste. Filmi geri sarmak mümkün
olsa sanırım herkes o dönemde iki listenin tek liste olarak birleşmesini
isterdi. Bu yarıştan hiç memnun olmamakla birlikte seçim noktasında
benim oyum Sayın Akdeniz’in listesinden yana olmuştur. Aslında seçimi
kazanması gerçekten daha zor olan liste bunu başarmıştır. Ancak gerçekte
sadece seçim kazanılmış, bu aşamadan sonra pek çok kırgın ve küskün
oluşmuştur.

 

Burada objektif değerlendirme yapıldığında partiyi kuran, genel
seçimde 6 vekil çıkarıp tek başına iktidar olan partinin kurucu
teşkilatından hiç kimsenin olmadığı listenin kazanması elbette
kazananların işini zorlaştırmış, kaybedenlerde ise küskünlüğe ve hayal
kırıklığına neden olmuştur. Bunun aksini iddia etmek bana göre insanın
fıtratına ters düşecektir. Bu yarış ile parti durup dururken siz-biz,
eski-yeni söylemleriyle karşı karşıya kalmıştır. Daha sonrasında da
bence bir hata daha yapılmış ve seçimle gelen bir yönetim seçimsiz bir
şekilde görevinden alınmıştır. Bence bu hareketle parti demokrasi
sınavımızda başarısız bir olaya imza atılmıştır.

 

TAKA:

Aday
belirleme şekli de etkendi?

 

MUSTAFA DİNÇER
: Yapılan bu büyük yanlış sonrasında belediye
başkanlığı aday belirleme şekil ve sürecinde de büyük bir hata
yapılmıştır. Adeta pehlivanlarımızın gücünü rakiplerimize saklayacak
yerde kendi içimizdeki iç yarışmada tükettik.

 

Çok uzun süren aday seçimi sırasında gereksiz güç kaybı olmuş,
kendi içinde yaptığı hazırlık maçlarında büyük efor sarf etmiş ve esas
maça çıkıldığında kaybettiği efor nedeniyle rahatlıkla alabileceği
başpehlivanlığı rakibine kaptırmıştır.

Trabzon zor şehirdir. Trabzon’da siyaset yapmak diğer şehirlere
göre daha da zordur. Hangi seçim olursa olsun gösterilen aday maalesef
istisnalar hariç teşkilatın ancak %30-40 ’ının desteğini daha doğrusu
onayını alarak yola çıkabiliyor. Bundan sonra partililik gereği zoraki
destek veriliyor gibi gözükse de aslında kalben destek olmadığından yani
gönül duası eksik olduğundan dolayı başarısızlık kaçınılmaz oluyor.

 

Burada üzülerek te olsa eklemem gerekirse bahsettiğim zorlukların
Trabzon şehri için sadece siyaset anlamında değil, aynı zamanda spor,
ticaret, basın ve her noktada geçerli olduğu kanaatindeyim. Çünkü herkes
rahatlıkla her makam için kendini yeterli görüp aday pozisyonunda ya da
otorite olarak görebildiğinden kendi isteğinin dışında gelişen
durumlarda ki çoğu zaman bu şekilde olmaktadır; kırılganlık göstermekte
ve toplum menfaatini geri plana bırakıp olayı şahsileştirebilmektedir.

 

İşte yukarıda belirttiğim ancak akabinde pek çok daha nedenin de
rahatlıkla sıralanabileceği etkenlerle Trabzon’da seçimi çok az farkla
da olsa kaybettik.

 

TAKA:

Gelelim Belediye Meclis Gurubunuza ve Çalışmalarınıza.
Nedir durum, zaman zaman birbirinizi kemirdiniz?

 


MUSTAFA DİNÇER:
Trabzon Belediye Meclisimizi genel olarak
değerlendirdiğimde belli bir kalitenin ve standardın üzerinde olduğu
düşüncesindeyim. Aslında gurup olarak bizler özellikle 2,5 yıllık
bölümde partimizde yaşanan teşkilat boşluğuna rağmen bence tüm
teşkilatlarımızın üzerinde partimizi temsil etmiş ve artı  değer olarak
katkıda bulunduk. Hizmet eksenli siyaseti benimseyen, iyi niyetli,
birbirine saygı duyan ve sonuna kadar güvenen, her konuda samimi olan,
eksiklerimizi istişare ederek kapatmaya çalışan, her zaman yapmaya
çalışıp yıkıcı olmayan bir yapıdaydık.

 

Şimdiye kadar Türkiye siyasetinin dahi başaramadığı
çoğunluktayken yani güç elimizdeyken Trabzon adına ve halkımız adına
doğrularda farklı siyasi görüşten olsa da belediye başkanına ve
yönetimine tam destek vermeyi gerçekleştirdik. İddia ediyorum ki
Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu çoğunluklu CHP meclis gurubu ile
görev yapmış olsaydı bu kadar kontrollü ve rahat bir başkanlık görevinde
bulunamazdı. Trabzon halkının verdiği oylarla sağladığı bu aritmetik
yapı Volkan Bey’i kendisine gelebilecek zorlama ve gayri yasal
teklifleri rahatça geri çevirmesine, partisinden gelebilecek baskıların
frenlenmesine neden olduğu gibi tüm komisyonlar da ve encümende çoğunluk
kendinde olmadığından yapılan tüm olumlu işleri kendi hanesine,
yapılmayan işlerdeki tepkilerden korunmak içinse topu bizim üzerimize
atabileceği bir yapı oluşmuştur.

 

İdeal siyaset anlayışında görülebilecek olan, bizim genel
siyasette dahi başaramadığımız boyutta, güçlüyken doğruyu yapabilme,
muhalif olsa dahi kendi hanesine puanları yazdırabilecek talepleri dahi
kabul ederek, hizmetten ve hizmet edecekten yana tavır almayı başaran,
bunu sözde değil fiilen yapan bir gurup olduk.

 

Bahsettiğim bu ilk bölüm kendi değerlendirmeme göre sorunsuz
aşılmış hem de pozitif anlamda ciddi bir siyaset farkı anlayışı ortaya
koymamızı sağlamıştır. Bu anlayışımızla zaten hakketmediğimiz ancak
basında ve kamuoyunda sıkça kullanılan  “Engellemeyin, bırakında başkan
rahat çalışsın” söylemlerini ve hissiyatını bu şekilde bertaraf etmiş
olduk.

 

Ancak sonraki dönemde bazı arkadaşlarımızın şahsi hareket ve
davranışları neticesinde, çeşitli iç ve dış nedenlerle şüphe ve evhamla
birlikte ferdi ve fevri hareket etmeleri akabinde samimiyetin
kaybolmasına ve güvensizliğin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Burada en
büyük eksiğin ve kabahatin baba rolünde olan il ve ilçe yönetimlerinde
olduğunu düşünmekteyim.

 

Gurubumuzda yaşanan aslında nedenini de hala tam anlayamamış
olduğum bu kriz iyi yönetilemediğinden derinleşmiş, aile içinde bir
takım kopuklukların oluşmasına neden olmuş, sonucunda maalesef kamuoyu
ve parti teşkilatı nezdinde meclis gurubumuz bana göre hakketmediği ama
kaçınılmaz bir şekilde ciddi anlamda prestij kaybına uğramıştır. Netice
olarak bu tartışmaların da şahıslarımıza, partimize ya da Trabzon’umuza
da katkı sağlamadığı gerçeği ortadadır. 

 

Şahsım olarak siyaseti çamur at iz bıraksın, ya da empati
yaptığında karşı tarafın yerinde olsan seninde rahatlıkla yapabileceğin
icraatları engellemek veya onay verdikten sonra yargıya taşımak gibi
anlamsız işlerle meşgul olmak gibi hiçbir zaman algılamadım ve siyasete
giriş nedenim de bu değildir. Siyaset benim için eşittir hizmettir.

 

TAKA:

İmar Komisyonu Üyesi olarak kendi gurubunuzdan gelen
tepkilerle ilgili düşüncelerin nelerdir?

 


MUSTAFA
DİNÇER:

Yukarıda
da temas ettiğim üzere yaşanan bu tartışmalar ve kamuoyuna yansıtılma
şekli şahsımı derinden etkilemiştir. Çünkü imar komisyonu olarak bunları
zerre kadar hakettiğimize inanmıyorum. Arkadaşlarımıza karşı olan
sorumluluğumuzun büyüklüğünü içimizde hissederek tüm kararlarımızı aldık
ve onlara sunduk.  İmar dosyaları üzerinden siyaset yapmanın hiçbir
doğru yanı yoktur.

 

Unutulmasın ki 4,5 yıl boyunca imar dosyalarını inceleyip karara
bağlama da mecliste ve komisyonda çoğunluk bizdedir. Yani kararların
alınması bizim onayımızla olmuştur. Bu noktadan bakıldığında
komisyondaki arkadaşlarını ve gurubunu şüphe uyandırarak töhmet altında
bırakmak akılla bağdaşır bir durum değildir. Ancak Trabzon kip bir
şehirdir ve herkes herkesi hemen hemen tanır. Kimin ne olduğunu da çok
iyi bilir.

 

 

Tekrar belirtiyorum ki imar komisyonu olarak bizler her anlamda
görevimizi layıkıyla yapmaya çalıştık, bunun doğruluğundan yana hiçbir
sıkıntı ve endişem yoktur. Elbette ki herkeste olabileceği gibi
eksiğimiz olabilir ancak art niyetimizin olması mümkün değildir. Şimdiye
kadar karara bağladığımız 2000 civarındaki dosyada ufak tefek
eksiklerimizin ve keşkelerimizin  olabileceğini de kabul etmekteyiz.
İmar “2*2=4 eder”  yaklaşımıyla çözülebilecek bir konu değildir.

 

Tartışmaya ve yoruma açıktır. İmar komisyonuna gelen dosyalar
maalesef ağırlıklı olarak  kanunlar ve mevzuatlar zorlanarak  çözümün
arandığı konularda olmaktadır. Yani mevcut yasalar içerisinde rahatlıkla
çözülebilecek konular zaten komisyona intikal etmez, imar müdürlüğünce
halledilir.

 

Kendi içimizde tüm argümanlar önümüzdeyken tartışarak karara
bağladığımız konularda farklı teknik elemanların ve bilirkişilerin
birbirine ve bizim kararlarımıza tamamıyla zıt düşünebilecekleri
muhakkaktır ve de normal karşılanması gereken bir durumdur. Bu nedenle
bilirkişi kararları ve de mahkeme kararları aleyhte görülse de bu durum
verdiğimiz kararların yanlış ya da çıkar amaçlı olduğunun ispatı
değildir. Bunlar tamamıyla yorum farklarıdır.

 

Her iki tarafa da yani komisyona da yargıya da herkesin saygı
duyması lazımdır. Ayrıca imar dosyalarıyla ilgili yargılamaya tabi
tutulmayan hiçbir meclis üyesinin olmadığı da bir gerçektir. Önemli olan
mahkemelerin nihai kararlarıdır ve herkes son noktaya kadar kimseyi
suçlamadan, karalamadan beklemek zorundadır.

 

Ancak arkadaşlarımızın meclisimizin son döneminde imar
komisyonuna aday olmamamıza rağmen bizleri tekrar komisyon görevine
oybirliği ile aday gösterip seçmeleri yaşanan tüm olaylara rağmen bize
karşı olan güvenlerinin tam olduğu hususunda inancımızı yenilemiş,
üzüntümüzü bir miktar hafifletmiştir.

 

TAKA:

Senin için partililer tarafından Volkan’cı yakıştırılması
yapılıyor. Bu konudaki düşüncelerin nelerdir?

 

MUSTAFA DİNÇER
: Şahsımı tanımayan veya anlayamayan bazı
arkadaşlarımın düşüncesi olabilir. Ben Volkan Bey’i seçim çalışmaları
esnasında tanıdım. Ondan önce herhangi bir hukukum yoktu. Ben hiçbir
zaman hiç kimseci olmadım ve olmayı da düşünmüyorum.

 

Ancak ben Volkancı değil Trabzon’un meşru şekilde seçilen
belediye başkancısıyım. Tıpkı Trabzonspor’un meşru seçilen başkancısı
olduğum gibi, tıpkı meşru seçilen Türkiye’nin Cumhurbaşkancısı olmam
gibi, tıpkı meşru olarak seçilen Türkiye cumhuriyetinin Başbakan’cısı
olmam gibi, tıpkı meşru olarak seçilen mahallemin muhtarcısı olmam gibi.
Yani esas olan hizmet makamlarıdır. Bizler Ak Partililer olarak
Ankara’da başbakanımıza görev süresi içerisinde nasıl sahip çıkılmasını
istiyorsak, en azından saygı duyulmasını istiyorsak Trabzon’da da karşı
partiden de olsa Trabzon’un belediye başkanına sahip çıkmak, en azından
saygı duymak zorunda olduğumuz herkes tarafından kabul edilmesi gerekir
diye düşünüyorum.

 

Doğru, dürüst ve farklı siyaset anlayışını benimseyen bir insanın
yapacağı siyasetin de gereği budur. Bu nedenle; evet şahsım olarak gurup
kararlarının dışına çıkmadan elimden geldiği her ölçüde siyasete giriş
amacımdan sapmadan Trabzon’un belediye başkanına sahip çıktım, elimden
geldiği ölçüde yardımcı oldum ve de olmaya da devam edeceğim. Seçim
zamanı geldiğinde ise halkın önüne çıkarak eski başkana çamur atarak ya
da klasik siyasetçi gibi davranarak değil kendi projelerimizi sunarak,
geçmiş dönem belediyesinden daha iyi çalışacağımıza ve şehrimizde mega
projeler üreteceğimizi vatandaşımıza anlatarak, ikna etmeye çalışarak
demokrasinin sınav yeri olan sandıkta görevi devralmak için var
gücümüzle çalışacağız.

 

Umuyorum ki gurubumuzda yaşanan ve parti anlayışımızın farklı
olduğu hissiyatını uyandıran tartışmalar ve yansımalar etkili olmaz;
şahsen mücadelesini verdiğim ve partimin de siyasi anlayışının bu
olduğuna inandığım siyaset farkımız halkımız tarafından iyi şekilde
anlaşılır, olumlu olarak değerlendirilir ve de geleceğe daha ümitle
bakmamıza neden olur.

 

TAKA:

Türkiye ile ilgili vizyon çizerseniz Ak Partinin yapması
gereken şeylerle ilgili sizin önerileriniz nedir?

 


MUSTAFA DİNÇER:
Partimizin vizyon ve programı ortada olup
başta başbakanımız olmak üzere defaatle ortaya konulmuştur. Söyleyeceğim
şeyler aslında partimizin  programları içerisinde bulunmakta, hayata
geçirilmiş veya geçirilmeye çalışılmaktadır. Yine de sorunuza karşılık
burada daha somut ve anlaşılır hedefleri şahsım olarak ortaya koymaya
çalışırsam ve bir vizyon çizecek olursam şunları sıralayabilirim.

 

Türkiye için Ak Partinin tek başına 3 dönemlik iktidarını yani
2002-2015’li yıllarını kapsayacak şekilde halkımızın her ne kadar
sihirli değnekli kişilerin uygulayacağı kısa vadeli programlardan
hoşlanıyor olsa bile daha uzun süreyi hedef gösteren, iktidara daha
rahat hareket ve gerçekçi hareket alanı çizerek 2015’li yılların
sonundaki Türkiye vurgusuyla yola çıkardım.

 

Yani 3 dönemlik tek başına Ak Parti iktidarı ile Türkiye’nin 2015
te varacağı noktaları somut olarak ortaya koyup anlatırdım. 2015 ’in
Türkiye’sini; AB birliğine girmiş ya da girebilecek düzeye gelmiş bir
Türkiye, enflasyon oranı %3 civarı, yıllık büyüme oranı % 5 ’in
üzerinde  olan bir Türkiye; 15.000.$’ı aşan kişi başı milli gelir,
İhracatın İthalatı fazlasıyla geçtiği dünyada ilk 10 büyük ekonomi
içinde yerini almış bir ticari güçteki Türkiye; İşsizliğin sorun
olmaktan tamamen çıktığı bir Türkiye; bu süre içerisinde terör
sorununun  yapılan ekonomik ve özgürlük hamleleriyle yok edildiği bir
Türkiye; Otoyolları, demiryolları, havalimanları, limanlarıyla,
metrolarıyla, tüm köy yolları dahil asfaltlanmış ya da betonlanmış,
modernizasyonu tamamlanmış şekilde çağa uygun
su-elektrik-telefon-doğalgaz-iletişim ve tüm alt yapı hizmetlerinin
ulaşmadığı yerin kalmadığı bir Türkiye vurgusunun daha net bir şekilde
sunulması ve bunun da aslında hayal olmadığının da net bir şekilde
ortaya koyardım. Bunları yaparken aynı zamanda ülkedeki meşru tüm kurum
ve kuruluşlarla tam bir uyum içerisinde, gerginliğe asla mahal vermeden,
ama hakların kazanımı konusunda belli noktalara kadar direnme
kararlılığını da gösteren, tüm insanımızı ve kurumları empati kurmaya
alıştıran, toplumdaki her türlü kamplaşmayı ortadan kaldıran,
din-dil-ırk-milliyet ayrımını kavga nedeni olmaktan çıkarıp hoşgörü
toplumunu oluşturan,  siviliyle, askeriyle, yargısıyla, bürokrasisiyle,
basınıyla büyük bir kesimin teveccühünü ve sahiplenmesini kazanarak
izlemiş olduğu iç ve dış politikalarıyla birlikte İşte bizim
başbakanımız, işte bizim hükümetimiz, birlikte başarırız diyebildikleri
bir Türkiye’ye kavuşma vurgusunu da ortaya koyardım. Bunun da asla bir
hayal olmadığını her geçen gün yapılan icraatlarla ortaya koyardım.

 

TAKA:

Parti Teşkilatları ile ilgili düşüncelerin nelerdir, hangi konularla
ilgilenmelidirler?

 

MUSTAFA DİNÇER
: Sorduğunuz soru gerçekten çok önemli. Kendi
kanımca tüm partilerin bu konuda kendilerini sorgulamaları
gerekmektedir. Bence İl ve İlçe teşkilatları hiçbir zaman devleti ya da
bürokrasiyi yönetmemelidir. Bu hükümetin işidir. Bu konu teşkilattaki
herkese kavratılmalıdır.

 

Ancak burada elbette ki ülkenin her ferdinden daha fazla
devletimizden maaş alarak görevi millete en iyi şekilde hizmet etmekle
yükümlü kişileri gözetleme, denetleme ve aksamaları tespit edip ilgili
makamlara bildirme noktasında kalmalıdır. Bana göre İl, ilçe, mahalle,
köy teşkilatları ve parti üyelerin esas görevlerinin kendilerini parti
olarak temsil edecek olan milletvekili, belediye başkanları, il genel ve
belediye meclis üyeleri, il ve ilçe başkanları ile yöneticilerinin en
doğru ve kaliteli insanlarda oluşmasını sağlamak olmalıdır.

 

Ancak bu konuda teşkilat mensuplarından gelebilecek olan “O zaman
ben niye üye oldum?” ya da “niye yöneticiyim?” sorularına muhatap
olmamak için parti içi demokrasiyi gerçek anlamda aktifleştirmek ve
parti üyelerinin de oy kullanabildiği ön seçim müesseselerini hayata
geçirmek zorunluluğu vardır.

 

TAKA:

Ak partide Merkez İlçe Seçimi dahil bazı seçimde
seçimlerde yaşanan sıkıntılarla ilgili neler söylersiniz?

 


MUSTAFA
DİNÇER:

AK Parti,
gerçekten kuruluşuyla birlikte çok kısa sürede tek başına iktidar olmuş
ve çok büyük bir kitle partisi haline geldiğinden bu tür sıkıntılarla
karşılaştığı kanaatindeyim. Ayrıca iktidar olduğundan beri aralıksız bir
şekilde Irak Savaşı, Kıbrıs sorunu, parti kapatma davası ve terör gibi
çok önemli iç ve dış sorunlarla yoğun bir mesai ile mücadele etmesi
gerektiğinden parti teşkilat çalışmalarında bir takım aksamalar
kaçınılmaz olmuştur.  Parti üst yönetimi haklı olarak artık yeni
yaraların ya da bölünmelerin önüne geçmek istemektedir.

 

Şahsıma göre merkez ilçe seçiminin yapılamamış olması yani 1
hafta kalmışken tehir edilmiş olması hele hele önümüzde yerel seçimler
varken, belediye seçimlerine odaklanmamız gereken bir noktada partimiz
için bir kazanç olmadığı ve kamuoyundaki yansımalarının da olumlu
olmadığı kanaatindeyim. İnşallah kısa zamanda sorun giderilir ve yeni
bir heyecanla çalışabilecek olan yönetim seçilir, bir an önce görevine
başlar. Şahsım olarak her zaman güçlü ve tek bir listeden yana olmakla
birlikte kuruluşundan bu yana geçen süreyi ve 2. kez genel seçimlere
katılmış olan partimizin artık il ve ilçe seçimlerinde yarışmalara da
açık olması gerektiği kanaatindeyim.

 

Zira göreve gelecek başkanların geçen yıllar zarfında artı ya da
eksi yönleriyle olan gözlemleri sonucunda istedikleri insanlarla çalışma
haklarının olması gerektiği kanısındayım. Yani bu aşamadan sonra zoraki
listelerle bir yere varılamayacağı kanaatindeyim. Toplum olarak en büyük
yanlışlarımızdan bir tanesi 1 kişinin belirlenmesi için 29 gün, 29
kişinin belirlenmesi içinse 1 gün ayırıyor olmamızdır. Sonuçta seçilen o
bir kişi de alelacele hazırlanan ve sağlıksız olan listeyle birlikte
kısa süre sonra başarılı olma şansının kaybolduğu gerçeği ile baş başa
kalmakta; bundan da şahsının yanında en büyük zararı kurumu görmektedir.
Bu sunduğum tablonun sadece partimizle ilgili değil tüm seçimler için
geçerli olduğu kanaatindeyim. Burada ifade etmeye çalıştığım şey aslında
önemli bir zamanın başkan için değil yöneticiler için harcanması
gerektiğidir.

 

TAKA:

Önümüzdeki Trabzon Belediye Başkanlığı seçimi ile ilgili
düşünceleriniz nelerdir?

 


 MUSTAFA DİNÇER:

Yapılacak olan seçimde Ak Parti olarak kaybetmemizin çok çok zor
olduğunu düşünmekle birlikte aynı zorluk derecesindeki olayın bir önceki
dönem için de geçerli olduğu halde gerçekleşmiş olduğu da bir vakıadır.
Geçmiş dönemden gerekli dersleri aldığımızda rahat bir seçim olacağını
düşünmekteyim.

 

Burada şahsi düşüncem aday belirleme sürecini çok kısa zamanda
tamamlamamız gerektiğidir. Seçime artık 6 ay civarında bir süre
kalmıştır. Büyük bir hız ve titizlikle bir an önce adayımızı belirlemek,
çok iyi bir program hazırlayarak projelerimizi ortaya koymak zorundayız.
Bir an önce halkımızla ve basınla başkan adayımızın tanıştırmak,
kendini, ekibini ve projelerini anlatmasını sağlamak durumundayız.
Burada Ak Parti olarak en önemli vurgumuzun şehrimizde yapılacak olan ve
çok az zamanımız kalan “2011 Gençlik Olimpiyatlarına Trabzon’umuzu yüz
akıyla hazırlamak” olgusu olduğu kanaatindeyim.

 

Zira iktidar ile uyumlu bir belediyenin bu oyunların milli bir
mesele olmasını çok iyi değerlendirerek adeta 2 yıl uyumadan çalışarak
büyük kaynakların Trabzon’a akmasını sağlayarak şehrin çehresinin
değişebileceğine kendimizi ve halkımızı inandırmamız gerekmektedir.
Volkan Canalioğlu’nun şahsı ve belediyenin başarısızlığı üzerinden
yapılacak çalışmalarla seçimde artı puanlar alabileceğimiz kanaatinde
değilim. Kendi yapacağımız somut projelerle insanların önüne çıkmak ve
onları inandırmak durumunda olduğumuzu düşünmekteyim.

 

Ayrıca Trabzon Belediye seçimlerini asrın en önemli seçimi gibi
lanse etmenin son derece yanlış olduğu kanaatindeyim. Bu önemli bir
seçim olmakla birlikte ölüm kalım mücadelesi değildir. Halkımızın
vereceği karar herkesin saygı duyacağı bir karar olmalıdır. Halkın bu
kararına kadar ortamı germeden medeni bir şekilde projeleri yarıştırarak
seviyeyi düşürmeden yapılacak seçim çalışmaları Trabzon’umuza önemli
katkılar sağlayacaktır.

 

Burada belediye başkan adayının ismi konusunda açıklama yapmam
doğru olmaz.Önemli prensiplerdir. Ancak şunu unutmayalım ki uzaydan bir
aday da şehrimize gelmeyecektir. Hepimizin kabul ettiği  aday tarifimizi
“Kamuoyunun ve parti teşkilatlarının %70 desteğini alan, sivil toplum
kuruluşları ve bürokrasiyle uyumlu, ekonomik yönden belli bir seviyede
olan, işinde uzman ve başarılı, mümkünse serbest piyasada çalışmış,
şaibesiz, geçmişinde herhangi bir lekesi bulunmayan, adaletli, ahlaklı,
dürüst bir kişi” olarak yapmaktayız.

 

Ancak bunun akabinde dönüp bu soruya cevap almaya çalıştığımızda
kimseden de cevap alamadığımızı gözlemlemekteyiz. Dolayısıyla bu aday
tarifine en uygun kişi yanı başımızdan birisi olacaktır. Lütfen bu kim
olursa olsun bizde hayal kırıklığı yaratmasın. Ona sahip çıkalım. Onun
ekibinin en iyi kişilerden oluşmasına yardımcı olalım. Ekip ruhuna uygun
bir başkan profilini şahsım olarak Trabzon için istemekteyim. İnşallah
öyle temenni ediyorum ki iyi bir başkan adayı, iyi bir ekiple “Bu Ekip
Başarır” olgusuyla seçime gidilecek ve de başarılı olunacaktır. Bundan
da inşallah Trabzon kazanacaktır.

 

TAKA:

Son olarak neler söylemek istersiniz?

 

 

MUSTAFA DİNÇER:
Sayın Turgut, bu söyleşiyi bazı yönetici ve
partililerimin hissiyatına şimdiden tercüman olmam için söylediklerimin
sadece beni bağladığını bilmelerini isterim. Dileyen arkadaşlar
diledikleri kadar yararlansınlar. Gerçekten partimi seven ve onun
ilkelerini içimde hisseden biri olarak bana tanımış olduğunuz fırsattan
istifade ederek düşüncelerimin bir bölümünü aktardım.

 

Epey zamandır bu röportaj talebinizi çeşitli etmenlerden dolayı
geri çevirdim. Ancak ilimizde ve ülkemizde de ne seçimler bitecektir ne
de heyecanlar. O nedenle bu röportaj için uygun gördüğüm doğru zamanın
bu olduğu kanaatiyle şimdi gerçekleştirebildim.

 

Umut ediyorum ki milletimizin en çok menfaatine olan ve çağın
gelişmiş ülkelerini en hızla yakalamamızı sağlayacak olan AB eksenli,
hizmet eksenli, ekonomi eksenli siyaset vagonundaki yerimizi çeşitli
nedenlerle iş üretmek istemeyen insanların dolduruşlarına gelmeden,
gerilimlerden uzak durarak daha da sağlamlaştıralım. Bu söyleşiyle
amacım tamamen farklı bir bakış açısıyla okuyanlara perspektif
sunmaktır. Sizlere bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyor, tüm
okuyuculara saygılarımı sunuyorum.

Son Güncelleme: 10:40 13 Ocak 2009
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.