şatıroğlu inşaat
çaykara Serdar elektronik
Çaykara Gazetesi

Nail Çelebi : Solaklı Vadisi Ağlamasın!..

Nail Çelebi : Solaklı Vadisi Ağlamasın!..

21. Dönem Trabzon Milletvekili hemşerimiz Nail Çelebi Solaklı vadisi ile ilgili kaleme aldığı makalesini okuyucularımızla paylaşıyoruz

                 SOLAKLI VADİSİ AĞLAMASIN !……

Ülkemizin tabii güzellik açısından en güzide yerleri Karadeniz’de dersek abartı olmaz. Karadeniz ile Kaçkar Dağları arasında uzanan o muhteşem Doğu Karadeniz’de. Ülkemizin en fazla yağış alan bölgesinde yüksekliği 4 bin metreye ulaşan dağlardan çağlayan dereler 30-40 kilometrelik vadilere can vererek denize uzanıyor. İşte bunlardan birisi de Of-Çaykara arasında yer alan Solaklı Vadisidir. Çaykara-Solaklı vadisi Türkiye’nin turizm sembollerinden Uzungöl’ü barındırmaktadır.

Ancak turizm sembollerinden olan Uzungöl’ü Of-Çaykara Solaklı vadisi güzergâhını görerek ziyaret etmek isteyen yerli ve yabancı turistler, maalesef yol boyunca yarılmış vadiler, yatağını kaybetmiş dereler, tabii ortamı değişmiş canlılar, dere yataklarına yapılan inşaatlar, dökülen kanalizasyonlar ve mağdur halkla karşılaşmaktadır.

Bilindiği gibi Karadeniz sahil oto yolunun yapımı sırasında ihtiyaç duyulan dolgu malzemelerinin alınması için; ana yol ve yerleşim yerlerinden uzak vadiler seçilmesi gerekirken işin biraz kolaycılığına kaçılarak yol boyunca büyük taş ocakları açılarak ihtiyaç duyulan malzemeler temin edilmiştir. Maalesef Of-Çaykara arasında yer alan Solaklı vadisinde de aynı yol izlenmiştir.

Solaklı vadisine doğru ilerlerken önümüze ilk çıkan çevre problemi; taş, kum, mıcır ocakları ve onların tesisleridir. Taş ocaklarının çıkardığı toz bulutu ve patlayıcı kimyasalların çevreye yayılması sadece insanları değil, yöredeki asırlık ağaçları da hasta etmektedir. Ayrıca taş ocaklarındaki patlamalar vadide heyelana ve su kaynaklarının büyük ölçüde yok olmasına da sebep olmaktadır. Ayrıca, dereler üzerinde taş ocakları tarafından kurulan setler balıkların üreme dönemlerinde denizden yukarıya doğru hareket eden alabalığın göç yolunu kapatmaktadır. Alabalıklar tabii şelalelerden rahatlıkla çıkabildiği halde şirketlerin yaptığı suni setlerden balıklar çıkamamaktadırlar.

Firmalar taş ocaklarını işletirken elde ettiği yamaçta ”basamaklı ayna oluşturacağız” diyerek devletten yüksek hak ediş de almalarına rağmen ocakların büyük bir bölümü rehabilite edilmeden terk edilerek vadinin iki yanını 300–400 metre yüksekliğinde neredeyse 90 derece sarp kayalıklarla kaplı hale getirilmesine sebep olmuşlardır.

.2004 yılına kadar taş, mıcır, kum gibi madenler Maden kanunu kapsamında değildi. İlgili izinleri valilikler ve il özel idareleri veriyordu. Santral yapan firmalara ait kamyonların derelere hafriyat boşaltmalarının cezası sadece 80.00-100.00 TL civarında olduğundan çıkan hafriyatın uygun yerlere taşınması ve dökülmesi halinde firmalara kesilen ceza mükafat olmaktaydı. 2004 yılından itibaren düzelmesi beklenen bu sorunun zaman zaman yasal boşluklar bulunarak tekrarlandığı da görülmektedir.

Günümüzde en çok konuşulan ve tartışılan projelerden biride dere tipi Hidroelektrik Santral Projeleridir. Türkiye genelinde dere tipi hidroelektrik santral proje sayısı DSİ’nin verilerine göre 1490 adet kurulu güç ise yaklaşık 30.000 megavat olarak planlanmıştır.

 Yukarıda izah edilen çalışmalar ile Dere Tipi Hidroelektrik Santral Projelerinin inşaat süreçlerinde yapılan hatalı imalatlar ile vatandaşların uygulama öncesi doğru ve yeterli bilgilerle donatılmadan sahada çalışmalara başlanılması gibi sebeplerden dolayı şirketlerle vatandaşlar karşı karşıya gelmiştir.Bu çatışmaların tipik örneklerinden biride solaklı vadisinin yan kolları üzerinde kurulan hidroelektrik santralinin inşası sırasında meydana gelmiştir.

Solaklı vadisindeki çalışmalar sahilden 49 km’lik bir alanda yoğun bir şekilde sürmektedir. Vadi üzerinde DSİ’nin verilerine göre planlanmış sırası ile 16 Megavat, 35 Megavat, 45 Megavat, 27 Megavat, 12 Megavat, 8 Megavat, 12 Megavat ve 20 Megavat olmak üzere toplam 175 Megavatlık dere tipi hidroelektrik santraller inşa edilmektedir.

Doğu Karadeniz’de Türkiye’nin en fazla lisans verilen şehri ise Trabzondur. Kent için Su Kullanım Anlaşması çerçevesinde 100’ün üzerinde HES lisansı verilmiş durumdadır. Trabzon’un eşsiz doğa harikasından biri olan ve dünyanın önemli turizm merkezlerinden biri olan Uzungöl’e uzanan Solaklı Vadisi’de yapılmak üzere HES lisansı almış 35 proje  mevcuttur.

Suya müdahale eden bu tür hidroelektrik santraller projelendirilirken hesaplanan ve inşa edilirken sonra en çok gözetlenen husus akarsuya ne kadar su miktarı bırakılacağıdır. Bunun için uygulanan yöntem Tennant (Montana) Metodudur.

Bu metotta dere yatağına bırakılan su miktarına göre koruma dereceleri şöyle sınıflandırılmaktadır.

%60 ve üstü mükemmel,

%40-50 iyi,

%30-40 Orta,

%20-25 zayıf,

%10 kötü.

Matotta aylara göre yapılan sınıflandırmada ise; ortalama senelik akış debisinin % 50 sinin nisan-eylül arasında, %30’unun ekim-mart arasında bırakıldığı zaman habitatının iyi korunacağı belirtilmektedir. Türkiye’de % 10 yeterli oran olarak kabul edilmektedir. Uluslararası Standartlara göre ülkemizde kabul edilen % 10 oranı dere yataklarımız için yeterli bir oran değildir. Konu ile ilgili olarak yaptığım görüşmelerden sonra can suyu miktarının solaklı vadisinde Uluslararası Standartlara göre %30 olarak dikkate alınacağı öğrenilmiştir.

Solaklı özgün bir bitki örtüsüne sahiptir. Bu nedenle de organik tarım havzasıdır. Vadide çocuk felçi için kullanılan bir tıbbi bitki olan ‘Sarı Kantaron’un altı türünü bulunmuştur. Bu sadece üzerinde çalışılan türlerden sadece bir tanesidir. Bunun gibi yüzlerce tür barındırdığı bilinmektedir. 30’a yakın endemik soğanlı bitki türü bulunmaktadır. Vadideki bitki örtüsü bol su ister. HES’ler yapılması bu bitkiler yok olması için en büyük gerekçe gibi görülmektedir. Çünkü bu bitkiler susuz yaşayamazlar. Hes’lerin bırakacağı Can suyuyla yaşamlarına devam etmelerinin zor olacağı uzmanlarca belirtilmektedir. Köylerin altlarına tünel ve yollar yapılarak vadi tahrip edilmektedir. Ağaçlar yok edilmektedir. Oysaki vadide yapılmış en küçük müdahalelerin bile sel gibi ölümcül sonuçlara neden olduğu da bilinmektedir.

Organik tarım havzası olma özelliği taşıyan Solaklı vadisin de gerçekleştirilen dere tipi hidroelektrik santral inşaatlar yanı sıra maalesef vadi yataklarında 10 -12 katlı inşaatların yükselmeye devam etmesi de vahametin ayrı bir boyutunu gözler önüne sermektedir.

Bu santral çalışmaları bir taraftan ülke ekonomisi gözetilerek yürütülürken diğer taraftan da bölgenin turizm sembollerimizden olan Uzungöl ekonomisine darbe vurmuştur.

Esasında Uzungöl halkı gibi Solaklı Vadisi ve çevre yerleşim alanlarında yaşayan halk bölgelerinin hidroelektrik santralleri ile değil turizmle tanınmasını istemektedir. Nitekim 2011 yılı verilerine göre Solaklı Vadisini dolayısı ile Uzungöl’ü  % 35’yabancı olmak üzere 1 milyon 153 bin turist ziyaret etmiştir.

Bölge halkının talebi olan Uzungöl turizm faaliyetlerine destek ancak Solaklı Vadisi çevresinde yerleşik bulunan yerleşim yerlerinin alternatif turizme aday turistik cazibe merkezi yapılması için, özellikle vadiyi paylaşan köy ve beldelerimizde bulunan mevcut turizm ve turizme yönelik çevre ve ulaşım altyapısının geliştirilmesi, turizm alanlarına ulaşımdaki darboğazların aşılarak bölgenin tarihi, doğal ve kültürel mirasın korunması amacıyla “tescilli veya tescilsiz Geleneksel Konutlara ve ev pansiyonculuğuna uygun konutlara ulaşımın, doğaya uygun hale getirilmesi’ne yönelik alt yapı projelerinin desteklenmesi gereklidir.Anılan destekler sağlanırken aynı zamanda mevcut turizm tesislerinin çeşitlendirilmesi ve mevcut tesislerin kapasitelerinin artırılması de gereklidir.Tabiki projeler için gerekli olan finansmanda yatırımcıların öz sermaye imkanlarına ek olarak valilik, kaymakamlık ve belediyelerin kaynaklarından desteklenerek sağlanmalıdır.

Çünkü Solaklı Vadisi ve çevre yerleşim alanlarında yaşayan halkın geçim kaynakları kısıtlı olduğundan alternatif gelir yaratıcı faaliyetlere yönelinmesini arzu etmesine rağmen bunu yapmakta zorlanmaktadır. Yazın bölgeyi ziyaret eden yaklaşık 1 milyon 153 bin yerli ve yabancı turiste rağmen, belde ve çevre köyler sahip olduğu değerler kullanılamamakta ve gelir getirici faaliyetler yaratılamamaktadır. Bölgeye yapılan ziyaretler yalnızca günü birlik gezilerle sınırlı kalmaktadır.

Bu nedenle; Bölgeye gelen yerli ve yabancı turistten oluşan hedef kitlenin, yöreye özgü mimariyle yapılmış doğal dokuya uygun evlerde kalıp,o güzelliği, o farklılığı yaşamak ve o bölgenin doğal ürünleriyle beslenmesini temin etmek için bireysel pansiyonculuğu aktif hale getirmek ve turistlerin bu evlerde kalmasını sağlayarak bölge insanına gelir getirici bir sanat dalı kazandırılması hedef alınmalıdır.

Dünya genelinde, turizmin gelişmesi doğaya zarar vermektedir. Çevreye duyarlı olmayan, doğa ile uyumsuz tesisler turizm bilincine sahip çağdaş insanlar için çekiciliği olmayan, itici yapılar olarak görülmektedir.

Turizmde klasik anlayış, özellikle 1980’lerin ortalarından başlayarak değişim sürecine girmiştir. Turizmde doğa ve çevre önem kazanmıştır. Turizme yeşil turizm, eko turizm, softtourism gibi yeni olgular girmiştir. Bilinçli turistlerin hepsi ziyaret edecekleri yerleri seçerken ülkenin doğasının ve çevresinin korunup korunmadığına büyük önem vermektedirler. Şehirleşme, insanlarda kır özlemlerini arttırmaktadır. Kırsal kökenli şehir insanı imkân buldukça şehir dışına çıkma gereği duyar. Hafta sonu tatil günlerinde ya da yaz tatilinde akarsu ve göl kıyılarına, ormanlara geziler yapılmaktadır

Şehirlerin yapay ortamlarından bunalan insanlar, haftanın birkaç gününde farklı mekânlarda sıra dışı bir yaşama düzeni gerçekleştirmek istemektedirler. Dağ evi, bağ evi, çiftlik evi adıyla yaygınlaşan konutlar doğayı giderek tahrip etmektedir. Bu nedenle de Solaklı Vadisi ve çevre yerleşim alanlarında yaşayan halkımızın, turizm ve çevre ilişkileri bakımından özellikle tescilli geleneksel konutları ve ev pansiyonculuğuna uygun konutları ile aranılan sıra dışı bir yaşama düzenini sağlayabilecek fırsatlara sahip oldukları konusunda bilinçlendirilmeleri gerekmektedir.

Çünkü; Solaklı vadisi; bozulmamış doğal yapısı, yaşayan yöre kültürü, huzuru, sessizliği ve daha sıralayabileceğimiz onlarca artılarıyla alternatif turizme aday turistik cazibe merkezidir.Yıllar önce bir dağ yamacının kayarak dere ağzını kapatması sonucu oluşan suni gölün hemen yanında başlayan gür çam ormanların yüksekliği 2000 metreyi bulmaktadır. Bu ormanların hemen bittiği yerde, hemen yöre insanlarının yazın kullandığı geniş yaylalarımız gelmektedir.

Son 10 yıl içinde tanıtımı yapılan bu doğa harikası beldemiz olan Uzungöl’ü her yıl birçok yerli ve yabancı turist ziyaret etmiştir. Halen beldedeki yatak kapasitesi 1000’e ulaşmıştır. Girişimciler tarafından yaptırılan Bungalov tipi evler yörenin güzelliğine ayrı bir ahenk katmaktadır.

Bozulmamış doğal yapısı, yaşayan yöre kültürü, huzuru, sessizliği ve daha sıralayabileceğimiz onlarca artılarıyla alternatif turizme aday turistik cazibe merkezi olan Solaklı Vadisindeki çalışmalar sahilden itibaran 49 km’lik bir alanda yoğun bir şekilde devam etmektedir. Yöre halkı bu projeler, tedbir alınmazsa vadiyi bitirecek diye endişe duymaktadır.

Bu kapsamda, 3’ünün inşaatı devam etmek üzere 4 HES bulunan proje güzergâhında, aynı zamanda karayolu inşaatı da devam etmektedir.

Yöre halkının yaşadığı endişeyi ve Solaklı Vadisinde yaşanan doğa felaketleri hatırlayan yetkililer bu felaketi en azından havza bazında kabul edilebilir sınırlar dâhilinde rehabilite edebilmek için ilgili bakanlıklar ve üniversitenin desteğini de alarak vadide oluşan tahribatı önlemek için kolları sıvamıştır.

İlk etapta Of-Çaykara arasındaki yaklaşık 20 kilometrelik güzergâhta uygulanan ve devamında da 29 km boyunca Ataköy beldesine kadar devam edecek olan ‘Solaklı Vadisi İyileştirme Projesi’ ile, sık sık sel felaketi yaşanan Solaklı Vadisi’nde (özellikle 1929-1959 -1998 yıllarında ) gölet, taşkın ıslahı ve rekreasyon çalışmalarının bulunduğu projeler planlanarak bir bir hayata geçirilmeye başlanmıştır. Tamamlanan ilk gölet ve Orman İçi Dinlenme Yeri, mesire alanı vatandaşların büyük beğenisini kazanmıştır. Proje ile havza rehabilite edilmekte, yöre halkına dinlenme ve mesire alanı kazandırılarak korunması gereken bitki türleri koruma altına alınmıştır.

Projenin dere yatağı ıslahına dönük kısmında ise, 12 kilometre boyunca taşkın yataklı kesit uygulanarak membaya doğru kalan 8 kilometrede yatak dar ve derinleştiği için enine yapılar inşa edilmiştir. Dere yataklarında akış hızını azaltmak için sekiler, tersib bentleri, britler yapılmaktadır. Ayrıca 20 kilometre proje güzergâhında tabii görünümü sağlama adına yerleri tespit edilen 2 adet göl oluşturulmuştur. Bütün bu çalışmalar yürütülürken Solaklı deresine bağlanan yan dereler ıslah edilmeden ana vadi yatağını proje yapmak adına daraltmanın daha büyük felaketlere yol açabileceği unutulmamalıdır.

Solaklı vadisi ve yan derelerin oluşturduğu dere yataklarını şehir konforunu doğayla iç içe yaşamak isteyenler için ideal bir yaşam alanı haline getirmek için TOSKANA Vadisi benzeri projelerle inşa etmeliyiz. Bunun için proje yapma yetki ve becerisine sahip ilgililerin bölgemize uygun coğrafyası olan Avusturya, İtalya gibi ülkeleri görmeleri sağlanmalıdır.

Solaklı Vadisinin uygun yerlerine yoldan itibaren asansör sistemi kurularak turistler için seyir terasları, koşu ve yürüyüş parkurları ve dinlenme alanları oluşturulmalıdır.

Solaklı Vadisi organik tarım havzası olarak ilan edilmeli ve çalışmalar buna göre yönlendirilmelidir. Vadinin organik tarım havzası vasfını kaybetmeden yöresel ürünlerin özellikle aile işletmelerin ürettiği yada üreteceği organik çay, fındık marmeladı vb… ürünlerin pazarlandığı bir alan olması sağlanmalıdır.

Vadi çevresinde yerleşik bulunan yerleşim yerlerinin kanalizasyonun arıtma işlemleri işletme maliyeti de dikkate alınarak birleştirilmiş şekilde projelendirilerek müstakil bir işletme tarafından işletilmelidir.

Bölgemizde turizm çeşitlendirilmelidir. Alternatif turizm modelleri ve sürdürülebilir turizm altyapısı ortaya çıkarılmalıdır. Etkin tanıtım politikalarıyla bölgemizin markalaştırılması sağlanmalıdır. Hizmet sektörünün eğitimleri sürekli hale getirilmelidir. Bölgemize gelen turist sayısı ve ortalama kalış süreleri artırılarak bölgenin turistik cazibe merkezi haline getirilmesi sağlanmalıdır. Bunun içinde çalışmaya katkı sunacağı kuşkusuz olan küçük ölçekli altyapı faaliyetlerinin desteklenmesi arttırılmalıdır.

Bozulmamış doğal yapısı, yaşayan yöre kültürü, huzuru, sessizliği ve daha sıralayabileceğimiz onlarca artılarıyla vadi çevresinde bulunan yerleşim yerleri,şu anda eski evler olarak adlandırılan ve tarihi değere sahip çok sayıda tescilli evleri ile alternatif turizme aday ve turistik cazibe merkezi yapılması için yöre halkı tarafından pansiyon olarak yerli ve yabancı turistlerin kullanımına açılması ve ev pansiyonculuğa uygun hale getirilerek yaşayan nüfusa gelir getirici model olarak götürülmesi sağlanmalıdır.

Solaklı Vadisi yada yan derelerine evinin kanalizasyonunu bağlayan yada evinin çöpünü dökenin vadi turizmine sahip çıkması düşünülemez.

Ekonomik yöne gelince; Bölge insanına çevre ve doğal güzellikleri paraya tahvil etmenin yolları gösterilmelidir. Turizm iyi bir alternatif olarak masaya konmalıdır. Bunlar yapılırken hoyratça tabiatı katleden örnekler de dikkatten kaçırılmamalıdır.

Ülkenin ortak değerleri bir avuç köylünün ve onları istismar eden ideolojik grupların marjinal meselesine dönüştürülmeden enerji arzını sağlayacak santrallerin çevreye uyumlu modelleri üzerinde durulmalıdır.

Projelerin hayata geçirilmesiyle Turizm bölgede 12 ay boyunca canlı tutularak bölgeyi ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin sayısı artacaktır.

Solaklı Vadisi bizden ağıt değil, ayakları yere basan projeler ve öneriler bekliyor.31.01,2013

 

Nail ÇELEBİ

21.Dönem Trabzon Milletvekili

Son Güncelleme: 12:35 3 Şubat 2013
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.