şatıroğlu inşaat
çaykara Serdar elektronik
Çaykara Gazetesi

Oflu (Of-Çaykara-Dernekpazarı) Hocaların Yetiştikleri Medreseler

Oflu (Of-Çaykara-Dernekpazarı) Hocaların Yetiştikleri Medreseler

Oflu Hocaların Yetiştikleri Medreseler, Talebe ve Medrese Sayılarına İlişkin Bazı Rivayetlerin Analizi        

Son üç-dört asırlık dönemde Of-Çaykara bölgesinin, nam-ı diğer Solaklı vadisinin ilmi kimliğinin oluşmasında önemli bir yeri olan medreseler hep konuşulagelmiştir. “350” gibi büyük bir rakamla ifade edilen ve aralarında ünü uluslararası arenaya taşınacak kadar yayılmış olan “Oflu Hocaların” da yetiştiği yöredeki bu medreselerin sayıları bir makaleye konu olmuştur.

Yrd. Doç. Dr. Mustafa Tunçer

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Karadeniz Sosyal Bilimler Dergisinde (Sayı: 16, ss. 25-46, Ekim 2017) yayınlanan sözkonusu makaleyi Giresun Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi dekan yardımcısı Taşören köylü hehşehrimiz Yrd.Doç.Dr. Mustafa TUNÇER kaleme aldı. Makalenin geniş özetini ilginize sunuyoruz:

 

Giriş

Genel anlamda milletlerin gelişmişliği eğitim düzeyleriyle doğru orantılıdır. Eğitim sayesinde ulaşılan bilgi ve becerinin milletlerin yaşamında en verimli düzeyde kullanılması, o milletlerin kültürel alandaki gelişmişliğinin bir ölçüsü olarak değerlendirilir. Bu bağlamda Osmanlı Döneminden günümüze eğitim alanındaki faaliyetlerde zaman zaman aksamalar olsa da halkın eğitim faaliyetlerine katıldığı, özellikle son üç asırda bu alandaki faaliyetlere ilişkin arayışın, yetişen ilim adamları ve ortaya konan ilmi eserlerle daha fazla arttığı söylenebilir. Bu anlamda Trabzon yöresi ve özellikle Trabzon’un Of ilçesi daha çok kendinden söz ettirmiştir.

Bu bağlamda tarihi kaynaklar incelendiğinde, Trabzon ilinin kadim ilçelerinden biri olan Of ilçesindeki medreselerde yetişen ‘Oflu Hoca’ namıyla şöhret bulmuş çok sayıdaki ilim adamları dikkat çekmektedir. Hudekzâde Numan Efendi (1860-1922), Gargar Müslim Efendi (1851-1938), Kagoşim Efendi (?), Çalekli Dursun Efendi (1883-1977), Mehmet Rüştü Aşıkkutlu (1901-1980), Hacı Hasan Efendi (1909-1982) gibi meşhur âlimler bunlardan sadece birkaçıdır.

Girişkenlik, inatçılık, tez canlılık, espritüel tavır ve davranışları nedeniyle diğer ilçe halklarından farklı oldukları hemen fark edilebilen Of ilçesi, tarihi konum itibariyle Trabzon merkez sancağının doğusunda, Lazistan sancağının[1] sınırında, Solaklı ve Baltacı[2] derelerinin denize döküldüğü kısımda, iki vadiden oluşan eski bir yerleşim yeridir. (Sami, h. 1316, s. 1091)

1948 yılında Of’tan ayrılarak ilçe yapılan Çaykara, gerek şer’i ve gerekse pozitif ilim dallarında ülkeye hizmet vermiş ilim adamları yetiştiren bir ilçedir. Nüfusunun az ve yerleşim yerinin küçük olmasına rağmen yetiştirdiği çok sayıda hocaları, ülke yönetiminde görev alan devlet adamları, bürokratları ve turistik Uzungöl beldesi ile sesini yurt sathına hatta dünyaya duyurmuştur.

‘Oflu Hoca’lar 18. asırdan beri yörede devam eden medrese eğitimini en üst seviyede sürdürmüş, Cumhuriyetin ilk yıllarında medrese eğitiminin askıya alınmasıyla belli bir dönem inkıtaa uğramışsa da 1950’li yıllara kadar bu geleneği devam ettirmiştir.

Bu bölgede çok sayıda medrese olduğu, yıllardır başarılı bir şekilde hizmet verdikleri bilinmesine rağmen bu medreselerin bulunduğu yörenin gerek nüfusu ve gerekse yüzölçümü itibariyle hiç de mütenasip olmayan 350 adet medreseden söz edilmektedir. İlk bakışta abartılı olduğu intibaını veren bu rakamın araştırılması ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belirlenmesine yönelik yaptığımız ilk araştırmada bu bilgi kaynağının 145 yıl önce hazırlanmış olan 1869 tarihli Trabzon Vilayet Salnamesi (c. I, s. 173.) olduğu görülmüştür. Salname üzerinde yaptığımız daha detaylı araştırmada medrese sayılarından farklı olarak değişik alanlardaki bilgi detaylarında ve özellikle tablo halinde sunulan verilerde toplama hatalarının küçümsenmeyecek derecede olduğunu tespit ettik.

Of’taki Medrese Sayıları

Osmanlı Devleti’nin geleneksel eğitim kurumlarından olan medreseler, Trabzon merkezde ilk olarak şehrin fethinden sonra kurulmaya başlanmış olup 1881 yılına gelindiğinde sayıları dokuza ulaşmıştır. Bunlar; 1-Fatih, 2-İmaret, 3-İskenderpaşa, 4-Hamza Paşa, 5-Zeytinlik, 6-Çarşı Camii, 7-Müftü Camii, 8-Pazarkapı, 9-Saraçzâde Medresesidir. (Demircioğlu, 1996, s. 37.)

1869 tarihli Trabzon Salnamesine göre 1869’da Of’taki mevcut medrese sayısı 350’dir. Aynı salnamede Of hariç tüm Trabzon vilayetinde ise 397 medrese olduğu ifade edilmektedir. Her ne kadar Of ilçesi medrese geleneğinin yoğun bir şekilde yürütüldüğü bir merkez olsa da nüfusu ve köy sayısı düşünüldüğünde bu sayının oldukça abartılı olduğu anlaşılmaktadır.  Zira aynı salnamedeki köy sayısı 108 (c. I, s. 141) ve aşağıdaki tabloda da görüleceği gibi cami sayısı da 139 iken her bir köyüne ortalama üçten fazla medrese düşmektedir ki, bu normal şartlarda kabul edilebilir bir durum olmasa gerektir. Öte yandan aynı salnameye göre toplam 6.000 Müslüman haneye sahip olan Of’un erkek nüfusu da 22.825 olarak verilmektedir. Medreselerde yalnızca erkek öğrencilerin öğrenim görmesinden hareketle toplam nüfus medrese sayısına bölündüğünde ortalama 65 öğrenciye bir medrese düşmektedir ki, bu veriye göre de 350 rakamının çok yüksek bir rakam olduğu ortaya çıkmaktadır. Basit bir matematiksel hesapla karşımıza çıkan tabloya göre bu kadar çok medresenin bu bölgedeki varlığı olası bir durum arz etmemektedir.

1869 Salnamesine göre eğitimin öncelikli bir faaliyet olarak görüldüğü bu ilim vadisinde var olduğu ifade edilen 350 adet medrese sayısının gerçeği yansıtmadığının izahı birkaç şekilde yapılabilir:

1) Bu sayıya sıbyan mektepleri ilave edilmiş olabilir.

2) Arapçada sıfırın karşılığı olarak kullanılan noktanın, sehven 35’in yanına konmasıyla sayı 35’in on katı olan 350’ye çıkmış olabilir ki, ilçenin o dönemki nüfusu ve köy sayısı düşünüldüğünde 35 rakamı çok daha makul görünmektedir.

3) Resmi medrese hocası olmamalarına rağmen icazetli bazı hocaların evlerinin bir odası ya da bölümü dershaneye dönüştürülmüş mekânlar sayıya ilave edilmiş olabilir ki, çevrede pek çok kişinin bu şekilde ders verdiği yaşlı kişilerce ifade edilmektedir.

Of’un önemli bir ilim merkezi olması yönüyle 350 yerine 35 rakamı bile çevre kaza ve nahiyelere göre önemli bir sayının ifadesidir. Zira o dönemde Trabzon merkezde 9, Vakfıkebir nahiyesinde 11, Sürmene nahiyesinde 8, Akçaabat nahiyesinde 1, Rize kazasında 8 medrese bulunuyordu. Kısacası Of kazası hariç Trabzon sancağına bağlı sözü edilen komşu kaza ve nahiyelerde toplam 37 medrese olduğu aynı salnamede ifade edilmektedir. Hatta Of hariç Karadeniz bölgesindeki (Trabzon, Lazistan, Canik, Gümüşhane) sancaklara bağlı tüm kaza ve nahiyelerde toplam 336 medrese olduğu görülmektedir. Salname dikkate alındığında bu halde bile tüm Karadeniz bölgesindeki medreselerin sayısı tek başına Of’un medrese sayısına ulaşamamaktadır. Yani bu bölgelerdeki toplam 686 medresenin yaklaşık yarısının sadece Of’ta yer aldığı görülmektedir. Bu itibarla 1869 yılına ait salnamede ifade edilen Of’taki 350 medrese sayısının hatalı olduğu anlaşılmaktadır. Salnamede bu bilginin yer aldığı aynı sayfada Trabzon Sancağına bağlı kaza ve nahiyelerdeki medrese, müderris, cami, mescit, imam, kilise, rahip gibi ayrı ayrı kalemlere ait verilen rakamların bir kısmında toplama hatası yapılması, yukarıda da belirtildiği gibi 350 medrese rakamı üzerinde maddi bir hatanın olma ihtimalinin yüksek olduğunu göstermektedir. Örneğin aynı tablodaki tüm kaza ve nahiyelere ait tablo üzerinde gösterilen mescit sayısı ayrı ayrı toplandığında 254 yerine 264, imam sayısı 581 yerine 576, kilise sayısı 319 yerine 318, mektep sayısı 1.141 yerine 1.114, mekteplerde okuyan çocuk sayısı 35.792 yerine 31.109 olarak yanlış toplanmıştır. (Bkz., Trabzon Salnamesi, 1869, c. I, s. 71.) Benzer yanlışlıklar Canik sancağına bağlı kaza ve nahiyelerdeki cami, medrese, imam gibi farklı sınıflarda verilen rakamların toplamında da ortaya çıkmaktadır. Örneğin bu sancağa bağlı toplam medrese sayısı 146 yerine 449, cami sayısı 449 yerine 223, mescit sayısı 223 yerine 48, mektep sayısı 657 yerine 651 olarak verilmiştir. (Trabzon Salnamesi, 1869, c. I, s. 73.) Dolayısıyla Of’taki medrese sayısının da böyle bir hata neticesinde yanlış yazıldığını ifade edebiliriz.

Sağlıklı bir kıyaslama yapabilmek ve Of ilçesinin durumunu daha net görebilmek için bölgedeki tüm merkezlerin medrese, müderris, talebe, cami, mescit, imam, hatip, kilise ve rahiplerin sayısına bakmak faydalı olacaktır.

Tablo I: 1869 YILI TRABZON SANCAĞI DİNİ YAPI VE GÖREVLİLERİ
Kaza ve Nahiyeler Medrese Müderris Med.Öğr. Cami Mescit İmam Hatip Kilise Rahip
Trabzun şehri 9 9 174 32 12 38 30 21 19
Vakfıkebir nah. 11 11 307 100 26 91
Akçaabat nah. 1 1 55 78 18 29 69 39 41
Vakfisağir nah. 1 46 5 46 27 31
Maçka nah. 24 26 22 118 96
Rize kazası 8 6 155 124 29 66 119 3 3
Kuraiseba nah. 1 1 25 25 25
Of kazası            350 82 2364 139 150 98 137 6 10
Sürmene nah. 8 8 110 95 18 113 95 16 11
Tirebolu kazası 3 45 45 45 29 14
Görele nah. 3 3 20 29 1 25 22 6 3
Giresun kazası ve Kurik nah. 15 11 215 31 12 50 38 24 18
Keşap nah. 5 4 166 38 2 7 29 6 4
Akköy kazası 7 7 481 34 19 34 24 15
Bucak kazası 7 13 140 58 4 30 56 31 21
Perşembe nah. 6 6 233 39 1 39 2 2
Ulubey Hapsemena n. 3 3 140 40 3 8 39 24 26
Aybastı nah. 1 1 69 13 10 7 5
TOPLAM 435 170 4654 990 264 576 946 383 318

Solaklı vadisinde 350 medrese olamayacağını ya da bu rakamın çok abartılı olduğunu gösteren delillerden biri de; bu salnamenin aynı sayfasında var olduğu ifade edilen 82 müderris sayısıdır. Yaygın bir gelenek olarak bu yörede bir medresede bir müderris bulunurken 82 müderrisin olduğu aynı yörede yine bu sayı ile orantılı bir medrese sayısının olması gerekir. Bu medreselerin hepsinin aynı anda aktif durumda eğitime devam ettiği düşünüldüğünde 82 müderrisin 350 medreseyi nasıl idare ettiği de tartışılmaya müsait bir konu olarak ortada durmaktadır. 82 müderris sayısı ilçedeki medrese sayısının dörtte birine karşılık gelmektedir ki, buradan hareketle medrese sayısının yaklaşık müderris sayısı kadar olduğu ifade edilebilir.

Tablo II: 1888 TRABZON SALNAMESİNE GÖRE OF (VE ÇAYKARA)’DAKİ MEDRESELER
Medrese mevkii Medrese ismi Talebe Medrese mevkii Medrese ismi Talebe
1 Çarşı Müftü Efendi 45 22 Ogene-i Ulya Hacı Şeyhzâde Mustafa Efendi 60
2 Çufaruksa Bakkalzâde İsmail Ef. 180 23 Ogene-i Süfla Hacı Tahir Efendi 80
3 Nefs-i Zah Mehmet Efendi 60 24 Şur Babayoros Mehmet Efendi 50
4 Akkilisa Mehmet Efendi 30 25 Şur Mahmut Efendi 150
5 Zisino Mehmet Efendi 60 26 Alisinos Hacı Osman Efendi 30
6 Zisino İsmail Efendi 80 27 Ğorğoras Mahmut Efendi 60
7 Zisino Mahmut Efendi 30 28 Zeleka Hacı Ahmet Efendi 80
8 Mapsino Talip Efendi 100 29 Kadahor Mehmet Efendi 20
9 Hundez Bakkalzâde Hüseyin E 120 30 Holaysa İbrahim Efendi 120
10 Maki Ali Efendi 100 31 Kadahor Numan Efendi 40
11 Keler-i Ulya Ahmet Efendi 55 32 Fotinos Müslim Efendi 70
12 Eskipazar Ahmet Efendi 30 33 Zeno Ahmet Efendi 80
13 Hastikoz Numanzâde Mustafa Efendi 50 34 Hopşera-i Ulya Hacı Osman Efendi 70
14 Melinoz Sait Efendi 70 35 Hopşera-i Süfla Mehmet Efendi 60
15 İşkenaz Mehmet Efendi 40 36 Hopşera-i Süfla Hacı İsmail Efendi 60
16 Şinek Abbas Efendizâde Mehmet Efendi 150 37 Holomakidanos Mustafa Efendi 60
17 Çoroş Hacı Mehmet Efendi 60 38 Holomakidanos Mahmut Efendi 60
18 Anaso Mezraı Mehmet Efendi 40 39 Kalanas Şeyh Ahmet Efendi 80
19 Anaso Mezraı Abdülkerimzade Mehmet Efendi 50 40 Zenozena Hafız Lokman Efendi 60
20 Mimilos Müftüzâde Mustafa Efendi 30 41 Holo Mezraı Holomezraı 40
21 Paçan Hacı Salih Efendi 100 42 Kondu  Hacı Yusuf Efendi 80

Öte yandan 1881 tarihli Trabzon Salnamesine göre Of’taki medrese sayısı 65 (c. XII, s. 283) ve 1888 tarihli salnameye göre de (c. XIII, s. 259) yukarıdaki tabloda ayrıntısıyla verildiği üzere 42’dir. Aşağıda temas edileceği gibi başka bir kaynakta (Albayrak, S., 2002, ss. 304-312) 1914 yılında Of’taki medrese sayısı 69 olarak gösterilmektedir. Dolayısıyla 1869 yılı hariç sonraki yıllarda ortaya çıkan medrese sayıları arasındaki farklar anlaşılabilir durumdayken, medrese sayısının bu tarihten 12 yıl sonra 365’den 65’e inmesi izah edilebilir bir durum oluşturmamaktadır. Bu tarihler arasında 285 adet medresenin ya yıkılmış ya da yakılmış olması gerekir ki, böyle bir ciddi haber yöreye ait hiçbir kaynakta yer almamıştır.

1903 tarihli Maarif Salnamesinde ise[3] Trabzon merkezde 7, Ordu’da 6, Giresun’da 4, Tirebolu’da 3, Görele’de 6, Canik’te 3, Ünye’de 1, Çarşamba’da 13, Fatsa’da 1, Bafra’da 5, Lazistan’da 5, Hopa’da 5 ve Gümüşhane’de 1 olmak üzere toplam 60 medrese olduğunun (Maarif Salnamesi, 1321/1903, ss. 605-606) kaydı tutulurken ilginç bir şekilde Of’un hiçbir medresesinden bahsedilmemektedir.

1914 yılına gelindiğinde Trabzon il sınırları içerisinde kaza ve köylerde toplam 149 medrese bulunmaktaydı. Bu medreselerin 23’ü Trabzon merkezde, 7’si Akçaabat’ta, 12’si Vakfıkebir’de, 1’i Maçka’da, 37’si Sürmene’de ve 69’u Of’ta yer almaktaydı.(Albayrak, S., 2002, ss. 304-312.)

Medrese Talebe Sayıları ve Eğitimin Durumu

Bu dönemde aktif bir şekilde tedrisata devam eden medreselerin talebe sayıları açısından da (yukarıdaki tablo I’e göre) yörenin durumu incelendiğinde Of kazası lehine bariz bir üstünlüğün olduğu görülecektir. Trabzon Sancağına bağlı Rize’den Ordu iline kadar olan tüm kaza ve nahiyelerde medrese talebe sayısı toplam 2.290 iken, Of kazasında bu rakam 2.364’tür. Yani Of’taki talebe sayısı bu bölgenin toplam talebe sayısının yarısından fazladır. Yine tüm Trabzon sancağı içerisinde 139 cami, 150 mescit, 137 hatip, 191 mektep sayısı ile diğer bölgelerin üstünde yer almıştır.

1888 tarihli Trabzon Salnamesi de Trabzon’un her bir kazasındaki resmi medrese ve talebelerinin sayısına ve müderrislerin isimlerine yer verir. Resmi numaralarına göre 134’den 176’ya kadar sıralanan eski Of kazasındaki 42 medreseden 15 tanesi bugünkü Of (Hayrat dâhil) kasabasında, 27’si de Çaykara (Dernekpazarı dâhil) kazasında bulunmaktaydı. Bu medreselerden Of’a ait olanlarda 1.050, Çaykara’ya dâhil olanlarda 1.840 olmak üzere toplam 2.890 talebe öğrenim görmekteydi. (c. XIII, ss. 127-131.)

Tablo III: 1914 YILI OF MEDRESELERİ VE TALEBE SAYILARI
Adı Tal. Adı Tal. Adı Tal.
1 Eskipazar 5 24 Çufaruksa 57 47 Zenozena 9
2 Hundez 19 25 Halman 13 48  Arşela 3
3 Kondu 20 26 Mapsino 37 49 Kalis 3
4 Çalek 12 27 Visir 7 50 Arhançelo 12
5 Haksa 15 28 Çoruk 12 51 Mezire 22
6 Samri 11 29 Mavrand-ı Ulya 29 52 Kondu-i Ulya 23
7 Ukşul 6 30 Mavrand-ı Süfla 14 53 Kondu-i Süfla 10
8 Savan 9 31 Melinoz 19 54 Okşoho 18
9 Rehot 5 32 İşkenaz 8 55 Süleyman (Zisino’da) 51
10 Çivaloz 10 33 Ebuban (?) 28 56 Erşeme (Zisino’da) 34
11 Komanet 7 34 Zariyoz (?) 5 57 Filas 15
12 Harvel 14 35 Ogene-i Ulya 22 58 Zeno (Camii Kebir’de) 18
13 Keler 3 36 Ogene-i Süfla 22 59 Zeno (Aksilsu’da) 14
14 Tervel 6 37 Alisinos 34 60 Fotinos 7
15 Ancibranoz 9 38 Şinek 112 61 Holaysa 61
16 Yalavas 20 39 Şur 23 62 Zeleka 23
17 Foletli 8 40 Bababoroş (?) 41 63 Ğorğoras 36
18 Haşkoz-ıUlya 19 41 Zihono 8 64 Paçan 5
19 Yarakar 8 42 Hopşera-i Ulya 31 65 Anaso 58
20 Yavan 16 43 Hopşera-i Süfla 17 66 Anaso-i Süfla 7
21 Yaranoz 27 44 Makidanos 16 67 Çoroş 81
22 Miço 23 45 Fot 31 68 Şerah 51
23 Balaban 7 46 Kalanas 19 69 Şerah(Şerah Gölü’nde) 37
Bu tabloda yer alan medreselerin 35’ten sonrasında yer alanlar Çaykara medreseleridir.

1914 yılında ise Trabzon il genelinde kayıtlı bulunan toplam 4.085 talebeden 763’ü Trabzon Merkez’de, 557’si Akçaabat’ta, 581’i Vakfıkebir’de, 22’si Maçka’da, 680’i Sürmene’de ve 1.482’si Of’taki medreselerde eğitim görüyordu. (Albayrak, S., 2002,ss. 304-312.)  Hasan Umur ise Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde, Of kazasındaki medreselerde

yaklaşık üç ila dört bin arasında talebenin bulunduğunu belirtmektedir. (Umur, 1949, ss. 25-33.)

Of’taki 69 adet medrese; tüm ildeki medreselerin % 46,3’üne, medrese talebelerinin de % 31,7’sine karşılık gelmektedir ki, bu durum Trabzon merkez ve kazaları arasında oldukça yüksek bir orana tekabül etmektedir. Aynı şekilde Trabzon merkezdeki % 18.67’lik, Akçaabat’taki % 13.63’lük, Vakfıkebir’deki % 14. 27’lik ve Sürmene’deki % 16.64’lük orandaki talebe sayıları, Solaklı Vadisi’ndeki talebe sayısından (%36.27) oldukça geri kalmaktaydılar.

Trabzon ili genelinde mevcut 149 medrese arasında talebe sayıları bakımından 170 talebe ile Vakfıkebir Merkez Medresesi, 167 talebe ile Akçaabat Medrese-i Kebir Medresesi, 130 talebe ile Akçaabat Sekmese Medresesi ve 112 talebe ile Çaykara Şinek/Ataköy Medresesi (Albayrak, S., 2002, ss. 306-312.) ilk dört sırayı paylaşmaktadır.

Of medreseleri içerisinde en fazla talebe ile Şinek/Ataköy (112 talebe), Çoroş/Taşkıran (81 talebe), Holaysa/Baltacılı-Yeşilalan (61 talebe), Anoso/Çambaşı (58 talebe), Çufaruksa/Uğurlu (57 talebe), Şerah/Uzungöl (51 talebe), medreseleri öne çıkmaktadır. Keler, Arşela/Tüfekçi ve Kalis/Konuklu medreseleri de 3’er talebe ile son sırada yer almaktadır.

1914 yılında Of’a bağlı bir nahiye olan Çaykara ilçesinin hemen hemen her köyünde bir medrese bulunmakla birlikte bazı büyük köylerinde iki medresenin varlığı daikkat çekmektedir. Bu köyler Ogene/Köknar, Hopşera/Soğanlı-Akdoğan, Kondu/Dernekpazarı, Zeno/Ulucami ve Anoso/Çambaşı köyleridir. Hatta Şerah/Uzungöl’de üç medrese bulunmaktaydı. (Albayrak, S., 2002, ss. 307-309.)

Dönemin Trabzon İngiliz konsolosu Alfred Biliotti, medreselerin sayısının Trabzon’un doğusuna doğru fazlalaşmakta olduğunu ifade ettikten sonra şu açıklamayı yapar:  “Bunun sebebi de bu bölgedeki ahalinin son 150 yıl içende İslam’ı kabul etmesi idi. Dolayısıyla İslamî bilgiler ile teçhiz edilmeleri gerekmekteydi. Bu amaçla buralarda çok sayıda medreseler açılmıştır.” (Şaşmaz, 1997, s. 42.)

Medrese eğitimine başlayan talebeye önce Kur’an öğretilir, sonra hafızlık kabiliyeti olanlara isteğe bağlı olarak hafızlık yaptırılırdı. Hafızlık yapmayanlar doğrudan, yapanlar ise hafızlıktan sonra Arapça eğitimine başlardı. Arapça eğitimine ilk basamak olan Sarf’tan başlanırdı. Bu bağlamda Emsile, Bina, Maksut, İzzî, Merrah kitapları okutulurdu. Sarf’tan sonra Nahiv’e geçilir ve Avâmil, İzhâr, Kâfiye ve Molla Câmî okunurdu. Arapça eğitimi devam ederken Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelâm gibi şer’i ilimlere ait Celâleyn, Meşârıku’l-Envâr, Halebî, Mültekâ, Beydavî, İsagoci, Şerh-i Akâid, Ramazan Efendi, Akâid-i Kesteli, Mirâtu’l-Usûl kitapları okutulurdu. (Bakkaloğlu, 2002, ss. 338-339)

Osmanlı Devleti döneminde Of-Çaykara vadisindeki medreselerin diğer medreselerden en önemli farkı, bazı derslerin eksik olması ve derslerin hep aynı hoca tarafından verilmesiydi. Diğer medreselerde okutulan dersler, ayrı ayrı hocalar tarafından verilmekte, Of çevresindeki medreselerde Ahlak ilmi, Türk Edebiyatı, Siyer-i Nebi ve İslam Tarihi gibi dersler de okutulmamaktaydı. (Saran, 2013, ss. 235-236.)

Bu medreselerde eğitim alan talebelerin çoğunluğu Of, Çaykara ve komşu ilçelerden olmakla birlikte Bayburtlu, Giresunlu, Ordulu, Gümüşhaneli, Rizeli talebeler de bulunmaktaydı. (Saran, 2013, s. 236.)

Söz konusu medreselerin fiziki durumuna da kısaca bakmak gerekirse, Anadolu’da inşa edilen ve çok sayıda dersliği veya odası bulunan büyük medreselerin genelde taş işçiliği ile yapıldığı bilinmektedir. Of yöresinde ise, günümüze ulaşan medreseler incelendiğinde nispeten daha küçük ve diğer medreselerde olduğu gibi çoğu ahşaptan, bir kısmı da taştan yapıldığı görülmektedir. Öte yandan medreseler genelde bu şekilde müstakil bir yapı olarak inşa edilirken, kimi medreselerin de evin bir bölümünde faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır. Örneğin Dernekpazarı Güney Mahallesi’nde Efendioğlu Ali Şakir Efendi 1899 yılında inşa ettiği evin bir bölümünü öğrencilerin ders okuyacağı şekilde yaptırmış ve burada tedrisatını devam ettirmiştir. Bunun yanı sıra Çaykaralı Hacı Hasan Efendi (1909-1982), tedrisatını kendi evinin alt katındaki medresede yürütüyordu. Bu yapılar günümüzde de varlığını korumaktadır. (Günaydın, 2008a, ss.110-111.)

Osmanlı genelindeki medreselerin gerilemesine yol açan nedenlerin[4] büyük ölçüde Of ve çevresindeki medreseler için de geçerli olduğunu söylemek mümkündür. 1950’li yıllarda Of yöresi medreselerinin müfettişliğini yapan Hasan Umur’un, Of halkının zeki, çalışkan, ilme ve eğitime değer veren kişiliğe sahip olduğunu, kazada mevcut 80 civarında medresenin ve 3-4 bin kadar talebenin bunu kanıtladığını ifade ettikten sonra son dönemde medrese geleneğinin bozulmasına dair yaptığı değerlendirme şöyledir:

 “Bu medreselerin bütün yurttaki medreseler gibi zamana uygun –bilinmesi zaruri olan- ilimlerden mahrum bırakılmaları, verilen emeğe karşı yapılan ifadeyi mahdut bir dereceye indirmiştir. Dünyayı nurlara gark eden yeni ilimler ve yeni usuller, bizim medreselerin kapılarına yanaşamamıştır. Asırlarca evvel meydana konan nazariyeler, usuller olduğu gibi kalmamış, belki tedenni etmiştir. Hâlbuki zamanın icabatı, her şey gibi medreseler de yenilikler, inkılâplar istiyordu. Uyandırıcı bir inkılâpçı bekleyen medreseler, ümit edilenin aksine –yaşamak hakkı iken, yanlış bir fikrin tesiriyle- ölümle karşılaştı ve yok yere memleketin muhtaç olduğu bir müessese yok olup gitti.” (Umur, 1949, s. 25.)

Hasan Umur, kazadaki müderrislerle yaptığı görüşmelerden elde ettiği intiba neticesinde medreselerin iyileştirilmesine ve geliştirilmesine dair yapılması gerekenler konusunda hazırladığı raporu, dönemin Of müftüsü Bakkalzâde Hüseyin Efendi (1854-1921)’ye sunmuş olmasına rağmen bu rapor pek dikkate alınmamıştır. Raporda, medreselerde takip edilen eğitim-öğretim metodunun artık bozulmaya başladığı ifade edildikten sonra merkezi bir konumda bulunan Of’un Çufaruksa/Uğurlu beldesinde tek bir medrese kurulup çağa ve hayata uygun bazı derslerin ilavesiyle bir yenilik meydana getirilmesi gerektiği, dışarıdan gelecek hocaların masraflarının bir şekilde karşılanması ve Bakkalzâde Hüseyin Efendi’nin müftülükten istifa ederek medrese müdürlüğünü yürütmesi talep edilmiştir. (Umur, 1949, ss. 28-29.)

Bilindiği gibi 3 Mart 1924 tarihinde çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile tüm yurtta medreseler kapatılmıştı. Pek tabiidir ki ülke genelindeki medreseler kapatılınca son üç asıdır hizmet vermiş olan Of ilçesindeki medreseler de aynı akıbete maruz kalmış oldu. Aynı kanunla tüm yurtta açılan ve medreselerin yerine ikame edilen 29 İmam Hatip Lisesinden biri de Of’ta açılmıştır. Bununla birlikte din eğitimine bazı kısıtlamalar getirildiği ve sıkı takibe tutulduğu da bilinmektedir.

Of’taki medreselerin kapatılmasıyla birlikte bu bölgede dini eğitimin de bittiğini söylemek mümkün değildir. Of halkı, bir Karadenizli olarak karşılaştığı problemlere eski yoğunlukta olmasa da din eğitimine kendince ürettiği çözümle devam etmiştir. Of-Çaykara istikametindeki Solaklı deresiyle ayrılan sırtları ve tepelerindeki yerleşim alanlarını güvenlik güçleri kontrol edemiyordu. Zira o dönemde köylere ulaşımı sağlayan araç yolları mevcut değildi. Güvenlik görevlilerinin yaya yolunu takip etmek zorunda kalması nedeniyle müderrislerin eğitim faaliyetlerini kontrol etmeleri oldukça zordu.(Günaydın, 2008a, s. 132.) Bölge insanının çokça önemsediği ve hiçbir zaman vazgeçmek istemediği dini eğitime devam edebilmek adına uyguladığı ikinci metot da köye giriş yollarına nöbetçi dikmekti. Jandarmanın geldiğini gören nöbetçiler derhal köye haber verip eğitime bir süre ara verildiği sıkça duyulan vakalardandır.

Mütedeyyin bölge halkı dini hizmeti yürütenlere ve güvenlik güçlerine karşı duydukları saygı ve güven nedeniyle güvenlik güçleri ile dini kimliği olanlar arasında bir yanlışlığa mahal vermeden bir köprü kurmayı başarmışlardır. Bu sayede diğer bölgelerde güvenlik güçleri ile halk arasında yaşanan istenmeyen vakalar bu vadide yaşanmamış oldu. Bu ara dönemdeki eğitim, Gargar Müslim Efendi (1851-1938), Tayyib Zühdü Efendi (1867-1942), Çalekli Dursun Efendi, Mehmet Rüştü Aşıkkutlu ve Hacı Hasan Rami Efendi gibi hocalarla tabir caizse bazen yer üstünde bazen de yer altında sürdürülerek büyük bir sorun olmaktan çıkmıştır. Netice itibariyle 1924 yılından itibaren din eğitimi alanında ortaya konan rezervler ve uygulanan kısıtlamalar sonucunda normal şartlarda inkıtaa uğraması gereken bu sistemin, sözü edilen ulemanın akılcı uygulamalarıyla devam edebilmiş olması medrese geleneği açısından dikkat çekici bir durumdur.

Sonuç

  1. asrın sonlarında köylerinin tamamına yakınında birer, hatta bazı köylerinde iki medrese, 3-4 bin dolayındaki medrese talebesi ve yüzlerce müderrisi bulunan Of’un, bu yoğunluktaki medrese, müderris ve öğrenci sayısının sorgulanması ve irdelenmesi gereken bir husus olduğunu ve tarihe bu anlamda not düşülmesi gerektiğini düşünüyoruz. 1867-1873 yılları arasında Trabzon’da İngiliz Konsolosluğu görevinde bulunan W. Gifford Palgrave’nin 29 Ocak 1873 tarihinde yayınladığı raporunda Of kazasının çok sayıdaki medresesi, müderrisi ve talebesiyle ünlü olduğunu ve Anadolu’nun hiçbir bölgesinde bu kadar çok sayıda molla ve müftüye rastlanmadığını ifade etmesi (Bkz. Meeker, 2005, s. 300) de bölgeyi tanımlaması bakımından kayda değerdir.

Of, 1461 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedilmesinden sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun uyguladığı iskân politikası gereği bu bölgeye yerleştirdiği Müslüman nüfus sayesinde İslamlaştırılmıştır. Ayrıca burada Maraş’tan gelerek halkın ihtida etmesine büyük katkısı olan Şeyh Osman Efendi ve iki kardeşinin katkılarını da göz ardı etmemek gerekir.

Yörede yaklaşık üç asırlık bir geçmişi olan medreseler ve medreseler özelinde ‘Oflu Hoca’ namıyla ün salmış müderrisler, bölge insanının hatta tüm Anadolu’nun eğitiminde aktif bir rol oynamış kişiler oldukları anlaşılmaktadır. Ayrıca söz konusu bu müderrisler sayesinde geleneksel medrese eğitiminin disiplinden taviz vermeden sürdürülmüş olmasının da yörenin sosyo-kültürel yapısına değerli katkıları olduğu muhakkaktır.

Bölgede son birkaç yüzyıldır etkin bir şekilde hizmet vermiş olan medreselerin sayısı üzerinde yaşanan karmaşanın büyük ihtimalle kaynaklardaki maddi yazım hatalarından kaynaklandığı ve buna bağlı olarak da Of’ta çevre il ve ilçelerden fazla medrese olmakla birlikte iddia edildiği kadar aşırı sayıdaki medresenin bu bölgede yer almadığı anlaşılmaktadır.

Vaktiyle din eğitimine kısıtlamalar getirilmesi veya medreselerin kapatılması medrese geleneğine ait eğitim faaliyetlerini sekteye uğratmış olmasına rağmen, ‘Oflu Hoca’ bir şekilde bu doğrultudaki faaliyetlerini sürdürmüştür. Zor şartlar altında olsa da medrese eğitimi alanındaki bu faaliyetlerin devam ettirilmiş olması, bölgenin kültürel ve dini yaşamında din eğitiminin ne derece önemli olduğunu gösteren en somut örneklerden birisidir.

Kaynaklar

Albayrak, Haşim, (1986), Of ve Çaykara I, Ankara: Cantekin Mat.

….……, (2008), Oflu Hoca Kavramını Oluşturan Din Adamları, İstanbul: Sahhaflar Kitap Sarayı.

Albayrak, Sadık, (2002), “1914 Yılında Trabzon Medreseleri ve Çaykara’da İlmi Hayat”, Çaykara’nın Manevi ve Kültürel Değerleri Sempozyumu I, (ss. 302-316), Trabzon: Eser Ofset.

Aşıkkutlu, Emin, (1991), “Mehmet Rüştü Aşıkkutlu” mad. DİA.  c. V.  İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı,.

Atay, Hüseyin, (1983), Osmanlılarda Yüksek Din Eğitimi, İstanbul: Dergâh yay.

Bakkaloğlu, İ.Hakkı, (2002), “Çaykara Medreseleri, Müderrisler ve İcazetnâmeler”, Çaykara’nın Manevi ve Kültürel Değerleri Sempozyumu I, (ss. 337-377), Trabzon: Eser Ofset.

Baltacı, Cahit, (1976), XV-XVI Asırlar Osmanlı Medreseleri, İstanbul: İrfan mat.

Bostan, Hanefi,  (1974), “XVI. Asrın Sonlarında Çaykara’da Sosyal ve İktisadi Hayat”, Çaykaralılar, yıl: 2, sayı: 6, İstanbul.

……….., (1997) “Boyun Eğmişti Bir Görmede Ruhban,” Tarih ve Medeniyet, sayı: 44. İstanbul.

……….,, (1994), “XV-XVI. Asırlardan Çaykara’da İslamiyet ve Maraşlı Şeyh Osman Efendi”, Çaykaralılar, yıl: 2, sayı: 7, (ss. 17-20) İstanbul.

Demircioğlu, İ. Hakkı, (1996), 1881-1908 Döneminde Trabzon Sancağı, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, (KTÜ. Sos. Bil. Ens.), Trabzon.

Doğan, İsmail, (2012), Türk Eğitim Tarihinin Ana Evreleri, Ankara: Nobel yay.

Düzenli, Yahya,  (2006), “Mandan Hoca’dan Günümüze Ofli Hoca: İronik Şablonun Ötesi”, Temel Kimdir, (ed.:), Ömer Asan, (ss. 92-129),  İstanbul Heyamola yay.

Ertan, M. Emin,  (2012), Hudekzâde Mehmed Vehbi Efendi Manzume-i Numaniye li Kasas-i İbrahim (a.s.) fî Fazl-ı Mekke, Ankara: Kurtuba yay.

Günaydın, Mehmet,  (2008a), “Of Medreselerinin Tarihi Fonksiyonelliğine Bakış,” KSÜ. İlahiyat Fak. Der., sayı: 12 (ss. 101-136).

………., (2008b), “Reisu’l-Kurra Mehmet Rüştü Aşıkkutlu’nun Kur’an Öğretimine Katkıları ve Dini Görüşleri,” KSÜ İlahiyat Fak. Der., sayı:1 (ss.121-154).

Hızlı, Mefail, (2008), “Osmanlı Medreselerinde Okutulan Dersler ve Eserler”, UÜ. İlahiyat Fak. Der., cilt: XVII, sayı: 1 (ss. 25-46).

İslam Ansiklopedisi, (1964), Salname, mad., X, (ss.134-136), İstanbul: MEB.

Kodaman, Bayram,  (1980), Abdülhamid Devri Eğitim Sistemi, İstanbul: Ötüken yay.

Meeker, E. Michael, (2002), A Nation of Empire: The Ottoman Legacy of Turkish Modernity, London, England: University of California Press.

Salname-i Nezaret-i Mearif-i Umumiyye, (1321/1903), (Altıncı Sene), Asır Matbaası.

Sami, Şemseddin, (1316h.), Kamusu’l-A’lam, İstanbul: Mihran Mat.

Saran, A. Kemal, (2013), Omuzumda Hemence, İstanbul: Timaş yay.

Şaşmaz, Musa, (1997), “İngiliz Konsolosu Alfred Biliotti’nin 1885’teki Raporuna Göre Trabzon Vilayetinde Eğitimin Durumu”, Tarih ve Toplum Dergisi, sayı:163, (ss. 41-53).

Şevket, Şakir, (2013), Trabzon Tarihi, (haz., İsmail Hacıfettahoğlu), İstanbul: Kurtuba yay.

Trabzon Vilayeti Salnamesi, 1869, 1881, 1888, 1892, (1993), (haz.:) Kudret Emiroğlu, Ankara.

Umur, Hasan, (1949), Of ve Of Muharebeleri, İstanbul: Güven Mat.

………….., (1956), Of Tarihine Ek, İstanbul.

Uzunçarşılı, İ. Hakkı, (1988), Osmanlılarda İlmiye Teşkilatı, Ankara: Türk Tarih Kurumu.

Yavuz, Y. Şevki, (1995), “Ferşad Efendi” mad. DİA, c. XII. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı.

Yıldırım, Arif, (2002), “Kondulu Yusuf Şevki Efendi”, Çaykara’nın Manevi ve Kültürel Değerleri Sempozyumu I, (ss. 572-576.), Trabzon: Eser Ofset.

[1] 120 km uzunluğunda ve 25-30 kilometre genişliğinde üç kazası (Rize, Atina ve Hopa), altı nahiyesi, 364 köyü ve 138.467 nüfusu olan Kuzeydoğu Anadolu bölgesindeki yerleşim yeri. Az sayıda Rum’un dışında bu sancakta Müslümanlar ve Lazlar yaşamaktaydı. (Sami, 1316 h. s. 981)

[2] Solaklı Deresi, Haldızen ve Soğanlı dağlarının güney eteklerinden doğar. Haldızen ve Ogene derelerinin Sinek Tepesinin doğusunda birleşmesiyle oluşur. Kuzeye doğru akan ve Of ilçe merkezinden Karadeniz’e dökülen Solaklı Deresi Trabzon ilinin uzunca akarsularından biridir. Baltacı Deresi ise, Kirazlı dağlarında 2.662 metrede doğan Maki Suyu ve bu dağın batısındaki Baltacı Deresinin birleşmesiyle oluşur. Of ilçe merkezinin doğusundan denize dökülür.

[3] Burada şu hususa kısaca değinmek gerekirse, 1869 Salnamesinde Of’ta 350 medrese, 1888 tarihindeki salnamede 37 medrese olduğu kaydedilirken, 1903 tarihli Maarif Salnamesinde ise Of’taki medreselerden hiç söz edilmemektedir. Buna karşın Trabzon Merkezdeki medrese sayıları birbirine yakın (1869 Trabzon Salnamesine göre 9, 1903 Maarif Salnamesine göre 7 adet) olarak sunulmaktadır. (Bkz., Trabzon Salnamesi, 1869, c. I, ss. 70-71; Maarif Salnamesi 1321/1903, ss. 605-606.)  Trabzon vilayetinin eğitim durumu ile ilgili istifade ettiğimiz kaynaklardan biri olan 1903 tarihli Maarif Salnamesi, Karadeniz bölge genelinde 60 medresenin adları, bulundukları yerler, müderrisleri, banileri ve talebe sayılarına varıncaya kadar her türlü bilgiyi ayrıntılı bir şekilde verirken, (bkz., Maarif Salnamesi,1321/1903,  ss. 605-606.) daha erken tarihli maarif salnamelerinde en çok medresesi olduğu ifade edilen Of’un hiçbir medresesinden söz edilmemesi dikkat çekmektedir. Bu dönemde etkin bir şekilde eğitimlerine devam eden bu yöre medreselerinin bu salnamede hiçbirisinin yer almamasının en güçlü nedeni unutulmuş olmasıdır.

[4] Nüfus yoğunluğu, devletin diğer müesseselerindeki bozukluklar, ulema çocukları (ulemazâdegân) sınıfının doğuşu, ilmiyeye ait kanun-talimat ve geleneğin çiğnenmesi (Baltacı, 1976, ss. 61-71), merkeziyetçilik, saltanat kavgası, talebe isyanları (Atay, 1983, ss. 136-138), 17. asırdan itibaren devletin sosyal ve ekonomik düzeninin bozulmaya başlaması ile önce vakıf müessesesi sonra da ona bağlı olarak eğitim ve öğretim sisteminin çökmeye yüz tutması, (Kodaman,  1980, ss. 10-11,) medreselerden imtihanların kaldırılması ve medresede okuyanların askerlik hizmetinden muaf olmaları yüzünden asker kaçaklarının sığınağı olması. (Umur, 1949, s. 28.)

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. ahmet tokgöz dedi ki:

    hocam oftaki nüfüs sayısı ile medrese hesabına girmişsiniz. of dışından (erzurum, gümüşhane, bayburt, giresun , rize, artvin, batum v.s.) gelen öğrencileri düşünmediniz mi ? halihazırda bile dışarıdan bayağa talebe geliyor medreselere diye bliyorum.

  2. murat ataman dedi ki:

    güzel bir araştırma olmuş teşekkürler

BİR YORUM YAZ
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.