Şatıroğlu Gayrimenkul
Nuhoğlu Gıda
ÇAYKARA GAZETESİ

Onlar ermedi mi muradına?

Arzu Kulaç

Arzu Kulaç

İnegöl'de ikamet eder. Çaykara Çamlıbel köylüdür. Okur-yazardır

“Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi davranışta olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.

Evlenme imkanını bulamayanlar ise, Allah, lütfu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar.” (Nur, 32,33)

Evlilikle vücuda gelen aile, İslam dininin en özel, en nadide kurumudur. Sosyal bir kurum olmasının yanı sıra, aileyi kutsal bir kurum olarak da görmek mümkündür. Dinimizin de teşvikiyle, aile kurumu temelinde ümmetin çoğalması, iffetin muhafaza edilmesi, eşlerin birbirinde sükunet bulması olanağı bahşedilmiştir insanoğluna.
Buradaki ”çoğalmak” tan kasıt, acaba kuru kalabalık mıdır? Bizler kuru kalabalık amacına mı hizmet ediyoruz yalnızca şehvani hissiyatlarla, yoksa istenilen amaca mebni midir adımlarımız? Gerek bu kurumun içinde olanlarımız, gerekse bu yolda adım almak isteyen bizler, bu sorgulamayı yapmalıyız diye düşünüyorum.

Reyhanlı’da yaşayan bir öğretmen çiftin nikah fotoğrafını gördüm dün. Belediye salonunda, şahitler eşliğinde, gayet sade bir kıyafetle, gösterişten ırak ve gayet dingin bir atmosferde kıyılan ”nikah” gibi nikah. Öyle şaşaalı salon tutulmamış, milyar dolarlık gelinlik-damatlık giyilmemiş, dev pastalar kesilmemiş… Çünkü onlar düğün yapacakları bütçeyle 156 yetimi giydiren o güzel çift. Sen, ben, biz, siz değil… Onlar!.. İşte onlar!…

Çiftin fotoğrafını gördüğümde, gözlerim doldu. Belki de kimseye açamadığım hislerim galeyana geldi fotoğrafta. Bana hak verebilecek olan iki insan görmenin müthiş sevinci hasıl oldu yüreğimde. Yirmi olsun örneği, bin olsun, binler olsun diledim…

Demek ki dedim, hala gösteriş yanlısı olmayan dimağlar da yaşayabiliyormuş Anadolu topraklarında. Tek gayesi vatana ve ümmete hayırlı yavru yetiştirmek olan dimağlar…Çocuğuna eşiyle yaşadığı mahrem hatıralarını, nostaljisini, romantizmini göstermek adına milyarlarca liraya düğün slaytları hazırlatmayanlar toplum ahlakına halel getirecek tarzda onlarca sahte, çirkin pozları stüdyolarda vermeyenler, ”hayatta bir keredir” zihniyetiyle, bir salona, bir kıyafete, bir makyaja para dökmeyenler…varmış! İnanamıyorum, kalmış!

Hep mübalağalı evlilikleri gördük. En masumu çıktı dedi ki, mevlidli olsun. Olsun bakalım; ama semazenli olsun, gelinliğim tesettürlü olsun ama taş işlemeli olsun, şöyle prenses kesim, saten-ipek karışımı…Şöyle bir caminin içine girip namaz kılarken de bir fotoğrafımız olsun. Olsun…Vaaz ettirelim ama iyi bir hoca da tutalım, adı sanı olsun. Olsun…Böylesi sade ise, sade olsun, olsun…

Sonrası var; çocuğumuz olursa merhale merhale resimlerini çekeriz değil mi? Çekeriz. Aynı kıyafetleri diktiririz kızımla, iyi bir de kameraman tutarız, anısı kalsın değil mi? Kalsın… Sen, ben, kızımız… Madem çoğaldık(!), kuru kalabalığımıza bunları hatıra belletelim.(!)

Gözlerimi açtığımda böyle bir topluma merhaba demenin utancı içerisindeyim. Düğün salonlarında eğlence namına delice, arsızca tepinen gelin-damatlardan tiksiniyorum. ”e bu en özel günümüz” derseniz ben de derim ki, bir insanın ana-babasından uzaklaştığı gün onun en özel günü nasıl olabiliyor? Sevinç ve mahzunluğun kombin olması gereken bir günde, ar damarını çatlatma gayreti nedendir?

Dertliyim… Genel algıların kanunmuş gibi dikte edilmesinden mustaribim. Hırsız toplumunda hırsız olma zorunluluğundan sancılıyım. Kaygılıyım.

Erkek-bayan ayırımı yapmaksızın bu israfı yapmaya can atan çiftleri gördükçe evlilikten de ümidimi kesiyorum. Öte taraftan orta gelirli bir erkeğe de derinden derine acıyorum. Altından kalkamayacağı bir bütçe oluşturmak, hele ki bu ekonomik koşullarda, onu bekârlıkta demirbaşlığa mecbur ediyor. Gençliğin getirisi hissiyatlarını zapturapta kılıç kuşanmak gibi bir müşkülata maruz bırakılıyor.

Bu çetin, tutkulu tüketim çağında evlilik vazifesini deruhte etmek zor be kardeşim!
Murad edilen bu çirkin gidişat ise, bırak onlar ersin muradına…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Mısır… - 17 Temmuz 2017
Kediyi doyurmazsam! - 14 Haziran 2017
Koşulsuz “Ana” - 12 Mayıs 2017
Türk usulü NLP - 25 Şubat 2017
Sallama çay! - 15 Şubat 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.