Şatıroğlu Gayrimenkul
Nuhoğlu Gıda
ÇAYKARA GAZETESİ

Şaha kalkmış kainat, mevsimlerden ilkbahar

Arzu Kulaç

Arzu Kulaç

İnegöl'de ikamet eder. Çaykara Çamlıbel köylüdür. Okur-yazardır

 

O, bana ”bak!” dedi, ”görmez misin?” dedi, deyim yerindeyse kudret eliyle işaret etti, yüksek binalar ise önüme geçti, görüşümü kapattı.

”Muhakkak ki göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, insanlara yarar sağlayarak denizde akıp giden o gemilerde, O’nun (Allah’ın) gökten su indirip böylece onunla, ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde, orada bütün hayvanlardan yaymasında, rüzgârların (değişik yönlerden) esmesinde ve yerle gök arasında musahhar (emre amade) kılınmış bulutlarda, akıl eden kavim için mutlaka âyetler (deliller) vardır” dedi, dinletemedi…

Oldum olası kalabalıktan, şaşaalı mekanlardan herkesin aldığı keyfi alamamışımdır. ”Bir kurtulsam da ücra köşeme geçsem” halet-i ruhiyesi bırakmamıştır yakamı. Çocukluğum, gençliğim, altı katlı evimizin yıldızları tek görebildiğim balkonunda geçti diyebilirim. Tabiat namına temaşa edebildiğin tek şey nedir deseler, yıldızlardı diyebilirdim ancak. Tefekkür az olunca da falsolu kulluk kaçınılmazdı elbette. Bir şeyin hayatınızda yer edebilmesi için onunla sıklıkla karşılaşmanız gerekliydi.

Despotça, görgüsüzce yükseltilen binaların arasından bakir tek mekanım olan Çamlıbel, aynı zamanda benim tefekkürhanem…

Oku oku bitmeyen kitabım…

…Ve mevsimlerden nevbahar…

Ona kavuşma mevsimim İlkbahar…

Dalların tomurcuk tomurcuk tomurcuklandığı, çiçeklerin yeni yeni kokulara bezendiği, yarı baygın güneşin ruhuma bahşettiği dinginlik, başımdan örtümü savurup alan rüzgar…

Şaha kalkmış kainat…

Bugünü bekledim tam üç ay…

Seyretmeyi…

Aklıma gelen Ayetlerin güzergahında yürümeyi…

Hani İbrahim(as)kıssası vardı. Mutmain olmak istiyordu yeniden diriliş hususunda. Sen gibi, ben gibi, herkes gibi; bir delil arıyordu ya hani kalben… Bizim dillendirmekten çekindiğimiz, onunsa kalbindeki vesveseyi Rabb’ine çekinmeden niyaz ettiği husus; ”beni inandır” dercesine…

“Bir zamanlar İbrahim “Ey Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilteceğini göster” demişti. Allah “Yoksa inanmıyor musun?” diye sormuştu. İbrahim cevap vermişti; “Elbette inanıyorum. Ama açıkça görmek, iyice tatmin olmak istiyorum. Öyleyse demişti Allah, dört kuş bul ve onları kendine alıştır. Sonra onları her bir tepeye ayrı ayrı koy. Sonra da çağır; hızla sana gelecekler. Allah’ın her şeye gücü yeter, çok bilgedir; bundan hiç şüphen olmasın.” (2/260).

Dört ayrı tepeye yerleştirdiğim dört ölü kuş geri geliyor can bulup bak! Ben giderken ağaçlar ölmüştü. Yapraklar küsmüş, kuşlar göçmüştü. Çiçeklerin kokuları yok olmuş, güneş ısıtmıyordu.

Ya şimdi, şimdi bak!

İbrâhimce mutmain oluyor yine kalbim; bahar geldi…

Yeşeriyor ağaçların yaprakları. Yeni yeni rayihalarla bezeniyor. Boy veriyor envai çeşit nebatat…

Biraz zaman sonra hamuçeralar kızaracak, kirazlar asılacak, golivalar süt tulumbası gibi akacak, asmalara dizilecek dizi dizi fasülyeler, üzümler tatlı şerbet stoklayacak, kara yemişler kararacak en karasından…

Eriğim erik verecek, ayva ağacım ayva…

Şaşırmayacak veren; eriğimden ayva çıkmayacak, ayvamdan da erik…

Kokuları bile karışmayacak bu çeşitlerin.

Sarambulalar süsleyecek ziyalarıyla sokakları. Geceleri koşturacağım onları çocukça, tutup eteklerime dolduracağım. Eğlencenin dibini bulacağım nevi şahsıma münhasır.

…Ve ben uzanacağım papatyaların içine. Çsifin gafullarını öpeceğim sarılıp sarılıp. Elimde kitabım dertleşeceğim ağaçların gövdesiyle. Güneşin yakıtını artıracak artıran…
Arzu yine mutmain oluyor, olacak değil mi?

Ne kaldı ki şunun şurasında bahara?

Gelecek değil mi bahar?

Kuşlar can bulup yola koyuldular bile?

İbrâhimce izliyorum…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Kediyi doyurmazsam! - 14 Haziran 2017
Koşulsuz “Ana” - 12 Mayıs 2017
Türk usulü NLP - 25 Şubat 2017
Sallama çay! - 15 Şubat 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.