ÇaykaraDernekpazarıÇaykara KöyleriÇaykara Köyleri HaritasıÇaykara NeredeUzungölÇaykara nedirWhatsApp Link Oluşturma
DOLAR
31,0725
EURO
33,6759
ALTIN
2.022,20
BIST
9.347,17
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon
Açık
13°C
Trabzon
13°C
Açık
Cumartesi Açık
13°C
Pazar Açık
14°C
Pazartesi Az Bulutlu
13°C
Salı Az Bulutlu
13°C
reklam

Çaykaralı Şairlerimizin atışmalarını Çaykara Gazetesi okurları için yayınlıyoruz

Çaykaralı Şairlerimizin atışmalarını Çaykara Gazetesi okurları için yayınlıyoruz
22.05.2023 17:02
A+
A-

Çaykara’mızın çok değerli Şairlerinden 9 kişi WhatsApp ürerinden yazdıkları yöresel atışmalı şiirlerini, Çaykara Gazetesi okurları için yayınlamayı karar verdik, Şairlerimizin kısa özgeçmişlerini de rica ederek yazdırdık, bu güzel atışmaları yöresel Rumca karışık ve uzun bir atışmaları sız okurlarımızın beğenisine sunuyoruz.

Muzaffer Mustafa Altuncu;
Konumuz eski günler başlayalım yazmaya
Çaykaradan köylere çıkacağız yaylaya
Fındıklıklar ormanlar göz atalım tarlaya
Neler yaşandı neler hey gidi eski günler.

Abdurrahim Er;
Binemedim Atuma kayıp ettum yuları
Çaykara kara sevdam akar durur suları
Jet gibi geçti gitti gençliğimin yılları
Hatırlarım maziyi eygidi eski günler.

Ahmet Ağırman;
Benim adım Ahmet dir soyadım da Ağırman
Gelmedi bana sıra yazayım Çaykara’dan
Çok güzel ömür verdi bize büyük Yaradan
Hepsi geçti gittiler eygidi eski günler.

Ahmet Cevat Albayrak;
Fakirlik ve zor şartlar fakat mutluluk vardı
En popüler eğlence seyirler horonlardı
Gece nöbet tutardık korkumuz  ayılardı
İşte bu bir nostalji eygidi eski günler.

İlyas Tekke;
Çaykara benim ilçem  Baltacılıdır köyüm.
Lakabım külah oğlu takaoğludur soyum.
Doksan kilo çekerim bir yetmiş sekiz boyum.
Hayal eder dururum nerde o eski günler.

İsmail Yavuz;
Köyüm bir inci gibi yaylalar bir harika
Nasıl kandırdı gurbet çekti bizi fabrika
Ufak bir çanta ile çıkmışız ne alaka
Dönülmüyor bir türlü eygidi eski günler.

Musa Süleymanoğlu;
Nerde doğduğum değil doyduğum yer önemli
Kırk yıldır Çaykara’da yaşamışım güvenli
Hergün aklıma gelir iki gözüm de nemli
Çocukluk günlerimi geçirdiğim o günler.

Remzi Yıldız;
Çaykara Benim sevdam Taşkıran’da doğmuşum
Burda geçti yıllarım burada eskimişim
Yaş yanaştı yetmiş’e bundan sonra zor işim
Gezer koşar oynardık nerde o eski günler.

Zihni Yüce;
Haftanın ilk gününden, Bafra dan selâm size
Hayırlı olsun derim, gelmeyelim biz göze
Geçiyor hızlı günler, yaşlılık vurdu yüze
Şimdi söyler dururuz: eygidi eski günler.

Muzaffer Mustafa Altuncu;
Ocaklar kapatılmış tarih olmuş kremuller,
Artık işe yaramaz  kafegalar güğümler,
Aranıyor mu bilmem terk edilen blekiler,
Gel de unut bakalım eygidi eski günler.

Abdurrahim Er;
Bu dünya geçti benden gene bişe beklerum
Çaykaram kara sevdam hala orda izlerum
Yaş 75 i geçti ağiruyu dizlerum
Seneler çabuk bitti eygidi eski günler.

Ahmet Ağırman;
Çaykaram gönül yaram cennetin bir köşesi
Yaylası meziresi İnsanların neşesi
Köylerimizi çok güzel sanki cennet bahçesi
Kimsenin yok neşesi eygidi eski günler.

Ahmet Cevat Albayrak;
Evay beni vay bana düğünlerin şanıydı
Türlü türlü yemekler sofranın sultanıydı
Kıyılan tüm nikahlar düğünün fermanıydı
İşte böyleydi hayat böyleydi eski günler.

İlyas Tekke;
Tabiat harikası engebeli köyleri.
Bakmakla doyulmuyor seviliyor her yeri.
Salı günü Çaykara sanki bayram şekeri.
Hiç aklımdan çıkmıyor hele,de eski günler

İsmail Yavuz;
Bir zamanlar çayırlar geçerdi elimizden
Ne ağrı ne de sızı olmazdı belimizden
Hava yağış oldu mu sevinç gözlerimizden
Mazi çıkmaz zihnimden eygidi eski günler.

Musa Süleymanoğlu;
Her yaz elden düşmezdi kerentiler oraklar
Sağ cepte silik eğe sol ceplerde kalaklar
Ot tozu yakışırdı kalmaz beyaz tırnaklar
Erken şenlenir yollar eygidi eski günler.

Remzi Yıldız;
Gökte yıldız çıkınca başlardı hazırlıklar
Dövünürdü tırpanlar bilenirdi oraklar
Akşam duman görünse toplanacaktı otlar
Hem çileli hem zevkli neydi o eski günler

Zihni Yüce;
Şimdi aklıma vurdu, anamın ğaşilları,
Ocakta pişirdiği, lâhana ğuliları,
Yağ zakota kavrulan, et gibi truşuları,
Mısır ekmekle yerdik, eygidi eski günler.

Muzaffer Mustafa Altuncu;
Hamuceralar artık dizilmiyor iplere,
Fasulye turşuları konulmuyor küplere,
Kofin ile yapraklar taşınmıyor evlere,
Ne yazık unutuldu eygidi eski günler.

Abdurrahim Er;
Vurdum komdan yukarı dağlara türki derdum
Raslarsun sevduğune tutulmakta dillerun
Konuşmak kusur idi konuşur mimiklerun
İşte haboyle idi eygidi eski günler.

Ahmet Ağırman;
Çarıklı günler geçti onlara özenmayun
Lüks araba devridur boşuna avunmayun
Çalışun yaşlilukta gençlere güvenmayun
Boşuna aramayun gelmez o eski günler.

Ahmet Cevat Albayrak;
Mısır ekmeği şahtı yoğurt yanında Vezir
Turşu ile patates verirdi bize huzur
Lahana ile ğuli olmuştuk ondan bizar
Böyleydi aşlarımız  böyleydi eski günler.

İlyas Tekke;
Anam sırtında taşır elli kilo çuvalı.
Yaylaya gider iken dinler ince kavalı
Ceketler omuzlarda gençler gezer havalı.
Bir ömür böyle geçti aranır eski günler

İsmail Yavuz;

Göçüp de gidenleri özleriz derin derin
Bize de geldi sıra cennet olsun yerlerin
Her nedense hüzünlü geçip gider günlerin
Nice evler virane eygidi eski günler.

Musa Süleymanoğlu;
Sepetler sırtlarında üstlerinde yayvanlar
Kucağında bebeği önlerinde hayvanlar
Daha neler çekmiştir babalar ve analar
İnsanları çok yordu özlenen eski günler.

Remzi Yıldız;
Pencereler küçüktü evler görmezdi Güneş
Odayı ısıtırdı ocakta yanan ateş
Toplanırdık başına ana baba hem kardeş
Bazen vurur aklıma eygidi eski günler.

Zihni Yüce;
Tarlalar bellenmiyor, kazma işleri yoktur
Mısır saplar hayaldir, kolivalar da yotur,
Köyler tatil yerleri, köyde araba çoktur.
Çarıklarla gezerdik, eygidi eski günler.

Muzaffer Mustafa Altuncu;
Kuş lastiği kaldı mı nerede var ziğoyir,
Şimdiki düğünlerde yapılmaz oldu seyir,
Özleyen dostlar hemen o günlere döneyir,
Bilmem hatırlatır mı dostlarım eski günler.

Abdurrahim Er;
Eski ramazanlarda öttürürdiler bori
Anam keser kabağı kurur olurdi Lori
Yerduk mısır ekmeği kurşun işlemez kuri
Geneda soyleyiruk eygidi eski günler

Ahmet Ağırman;
Çok Yoksullukları çekti bizlerden öncekiler
Gülgen kabuklarından öğütüpta yerdiler
Arpa çorbası bulsa ona şükrederdiler
Bunları bilmeyen var güzeldi eski günler

Ahmet Cevat Albayrak;
Çayır biçme zamanı ,alırdı bize bir dert
Yola revan olurduk,yürürdük uzun müddet
Bütün gün tırpan salla,ondan sonra bir yük et
Böyle çile doluydu,böyleydi eski günler.

İlyas Tekke;
Bakar bakar dururum solaklı deresine.
Uzaklardan hasretim o kuşların sesine.
Yaylaların köylerin doyulmaz neşesine .
Arıyorum bulamam nerde o eski günler.

İsmail Yavuz;
Çaykara Taşlıgedik ne kadar özel ise
Bu konuda itiraz edemeyecek kimse
Niceleri göç etti ecel günü gelirse
Hepimiz biliyoruz eygidi eski günler.

Musa Süleymanoğlu;
Sofralar kalabalık yerde yenirdi yemek
Ellerde tahta kaşık çatal, bıçak ne demek
Ortada büyük bir tas ayran ve mısır ekmek
Aynı taşa salınır öyleydi eski günler.

Zihni Yüce;
Mayıs ayı gelince, göç ederdik komlara.
İnekler kalabalık,yayılırdı yollara,
Bir ay kalırdık komda, ordan da yaylâlara,
Saatlerce yolcuk, ey gidi eski günler.

Muzaffer Mustafa Altuncu;
Su dökülen ibrikler el yıkanan leğenler,
İdare lambaları özlenmiştir fenerler,
Herhalde bulunuyor oraklar kerendiler,
Hatırlatır bizlere eygidi eski günler.

Abdurahim Er
Yaz başları gelende erkekler hep gurbette
Yollanurdi o beyler hasreti yüreklerde
Evinin eri gitti türkü olur dillerde
Bunlari hep yaşadık eygidi eski günler

Ahmet Ağırman;
Yuklenurduk yayladan yağ ile yoğurtları
Arkamuzdan akardi yoğurtlarun suları
Çok fazla yorulurduk uzak idi yolları
Geneda özleyuruk eygidi eski günler.

Ahmet Cevat Ağırman;
Şairler atışırdı çekilirdi halaylar
Kimi düz horon oynar kimisi sıksaraylar
Çocuklar arkalarda önde idi kurmaylar
Eğlenceler böyleydi böyleydi eski günler.

İlyas tekke
Ulemalar çıkardı eskiden Çaykarada.
Büyük ilim adamı yatıyor hopşerada.
Ruhuna bir fatiha Hasan efendi orda.
Bu zamana benzemez geçen o eski günler.

İsmail Yavuz;
Hala var mı yaralar o fes nerede şimdi
Güldürdün bizi hocam sabah öğle ikindi
Geçen gördüm yok idi saçlar beyaz gelindi
Özlem derinde hala ey gidi eski günler.

Musa Süleymanoğlu;
Abdest alırdı herkes kafeka ellerinde
Yüz dönerdi kıbleye selâvat dillerinde
Oruçlu tırpan sallar Ağustoz günlerinde
Özlemle yâd ederiz eygidi eski günler.

Remzi Yıldız;

Seyir yapardık Koma otuz kişi kırk kişi
Hep kafama vururdu o tavanın kirişi
Fes ile kapatırdım üç ay inmezdi şişi
Ah çekerek desem de gelmez geri o günler.

Zihni Yüce;
Yaylâlardan söz ettim, komlardan yaylâlara
Yaylâya yerleşince, tutulan çobanlara
Çobanların sürdüğü, bir sürü nağırlara,
Sabah bakar dururduk, ey gidi eski günler.

Muzaffer Mustafa Altuncu;

Yoktu çamaşır tozu çamaşırlar dolada,
Odunun küllerinde kirler arık molada,
Kadeni ile banyo yapılırdı zulada,
Her an aklıma vurur eygidi eski günler.

Abdurrahim Er;
Eskiden Çaykaramuz ilim satardı ilim
Şimdi ithalçi olduk demeye varmaz dilim
İnşallah Yaratanım bize eylemez zulüm
İlimde yok icraat eygidi eski günler.

Ahmet Ağırman;
Çıkarken yaylalara tutarduk alabalık
Genç kızlar genç uşaklar ederdiler sevdaluk
Yaylalar Mezililer olurdi kalabalık
Geçti geri gelmezler eygidi eski günler.

Ahmet Cevat Albayrak;
Kapılarda su yoktu gügümlerle taşırdık
Bu iş kolay değildi bütün gün uğraşırdık
Yarısı dökülürdü  öylece ulaşırdık
Böyleydi hayatımız böyleydi eski günler.

İlyas tekke
Kızlar ile erkekler bir arada yürürdük.
Horon seyir yapardık karşı karşı dururduk.
Bazen muh bazen nala çekinmeden vururduk.
Ağlayasım geliyor aranır eski günler.

İsmail Yavuz;
Gece yarısı ile çıkardık yaylalara
Ot taşıma işini alırdık Arkalara
Çok zahmeti iş idi sarındık hırkalara
Geriye dönemem ben ey gidi eski günler.

Musa Süleymanoğlu;
Ekmek getiren uşak delikanlının hası
Büyüğe saygı duyar alır ana duası
Belli etmez çekerdi büyük gönül yarası
Nerde eski uşaklar eygidi eski günler.

Remzi Yıldız;
Yayla kom yollarında vardı horon yerleri
Oraya gelindi mi yere iner yükleri
Başlanırdı horona kurumadan terleri
Sağlık ve neşe vardı zorda olsa o günler.

Zihni Yüce;
Gönültaşlar yazıyor, ben de kaldığım yerden,
Yaylâ cimenlerinde, çalika ziğoyriden,
Haci oyunu vardı, mol oynardık eskiden,
Kukuvaka toplardık eygi eski günler.

Muzaffer Mustafa Altuncu;
Kamçı oynu sonunda şişerdi ellerimiz,
Saklambaç oynar iken susardı dillerimiz,
Kulunkuvar oynarken zorlanır bellerimiz,
Her an aklıma vurur eygidi eski günler.

Abdurrahim Er;
Babalar hep gurbette analar dalar işe
Gözlerden yaş akardi gene varidi neşe
Kaynana kıral olur gelin deyemez bişe
Genede özlenuyu eygidi eski günler.

Ahmet Ağırman;
Dedem çarık yapardı satardı insanlara
Çarığın altı kopar ayaklar olur yara
Çarık devri variken birde vardı kabara
Kimse alamaz idi insanlar hep fukara
Neyini özlesunler hey gidi eski günler

Ahmet Cevat Albayrak;
Eskiden bu ülkede seçimler yapılırdı
Herkesin verdiği oy açıkça görülürdü
Bazıları bu işe çok fena bayılırdı
Böyle idi seçimler böyleydi eski günler.

İlyas Tekke;
Güzel yazıyorsunuz selam selamlar olsun size  .
Yaş kemale erince derman kalmıyor dize.
İşte eski anılar hatıra olur bize.
Yeni nesil çok bozuk nerde o eski günler.

İsmail Yavuz;
Ufak bebek beşikte baba yolcu edilir
Makus talih böyleydi mecbur olur gidilir
Para az gelir ise gelin hanım üzülür
Borçlar ödenemedi eygidi eski günler.

Musa Süleymanoğlu;
Ayaklarda çarıklar yamalı bir elbise
Bitin boyu bir santım elle dikilen fese
Sevinçten dört köşeydi buğday ekmeği yese
İnsanlar neler çekti özlenir mi o günler.

Remzi Yıldız;
Eskiden çok olurdu köylerde imeceler
Öğle  yemek arası çalardı kemençeler
Hem işler hal olurdu hem eğlenirdi gençler
Şimdi dizler tutmuyor ey gidi eski günler.

Zihni Yüce;
Kış ayları gelince, kalaylardık kapları
Mahalle arasında, beklerdik ustaları,
Gümüş gibi parlardı, evde bakır kapları,
Kalaycılık meslekti, eygidi eski günler.

Muzaffer Altuncu;
Lubalarda su yoktur tarih oldu sülenler,
Kabaklar küstü bize yapılmıyor yemekler,
Kavut antika oldu malez bulmaz köpekler,
Daha nice şeyler var hey gidi eski günler.

Abdurrahim Er;
Anam ahır altına yapardı folillari
Dayaturduk çatıya uzunca sırıkları
Onlara sarılacak labağun lastarlari
Yerduk felilerinden eygidi eski günler

Ahmet Ağırman;
O zaman vergileri odundan verirdiler
Yüklenir odunları İlçeye indirdiler
İlçede var di ofis sıraya girerdiler
Bu buğday almak için karne çıkarırdiler
Çok çileler çektiler özlenmez eski günler.

Ahmet Cevat Albayrak;
Yayla yolculuğumuz tüm gün boyu sürerdi
Yorulanlar oturur gücü yeten giderdi
Eve vardığımızda her tarafımız terdi
Bu idi parfümümüz böyleydi eski günler

İlyas Tekke;
Anam dokurdu bize kanavdan forotika.
Kamis dikerdi ondan gelir bize antika.
Sırtımız kaşınırdı inanın çok harika.
Hoşottan döşek vardı sefaletti o günler.

İsmail Yavuz;
Kimse dönmek istemez o zorlu senelere
Şimdi kolay oluyor dökülüyor dillere
Fırsat bulup bakmazdık taze kokan güllere
Ne oldu şimdi dostlar ey gidi eski günler.

Musa Süleymanoğlu;
Sırtlarda kara önlük yakalarda yakalık
Çocuklar dizi dizi yollar çok kalabalık
Çimento torbaları olurdu kaplamalık
Gençlere hava gelir acayipti o günler.

Remzi Yıldız;
Eygidi “Barakami” çamur idi tabanı
Bireste, kremul vardı asardın kafekani
Ocakta yanar Ateş ora sohbet mekanı
Zor çileli olsa da aranıyor o günler.

Zihni Yüce;
Anam sepet dokurdu, fındık çubuklarından,
Ayrıca kuficayi, süslerdi kenarından,
Ýünleri eğiridi, giyerdik çorabından
Kış günü üşümezdik, eygidi eski günler.

Muzaffer Mustafa Altuncu;
Suta oynayan var mı bir de fişek oynayan,
Dönen ipin üstünden heyecanla zıplayan,
Hele kış geceleri var mı yüzük saklayan,
Her an aklıma vurur eygidi eski günler.

Abdurrahim Er;
Yaz başı vede güzün çıkar iduk komlara
Kavalda yol havasi yangılardı dağlara
Özlem basar başlarduk içten haykırmalara
Ne çabuk geldi geçti eygidi eski günler.

Ahmet Ağırman;
Yok idi İnsanların kamyonları o zaman
Tomruklar dere ile geçerdi taşkırandan
Bazen bent olurdiler bazen gider durmadan
Çok çileli yıllardı çileydi eski günler.

İlyas Tekke;
Bakır kaplar raflarda dizilir dizi dizi.
Hersene kalaylanir kalmazdı çizik izi.
Yeni gençlik bilmiyor yanlış anlıyor bizi.
Yine çok arıyorum nerde o eski günler.

İsmail Yavuz;
Meşakkat zirvedeydi dostların çoğu öldü
Sorarım bu hayatta yüreğinden kim güldü
Ana Baba rahmetlik sıra bize de geldi
Ey gidi eski günler eygidi eski günler.

Musa Süleymanoğlu;
Bir istemli bir güğüm oflanda bakır tası
Pekede var bir keçe olmuş pire yuvası
Adam gider gurbete karısı tutar yası
Özlenecek ne var ki böyleydi eski günler.

Remzi Yıldız;
Yiyeniniz var mıdır taş pleki ekmeğini
İki santimlik kabuk zorlardı dişlerimi
Saç altında pişerdi üstünde közlerini
Itinayla koyardık hey gidi eski günler.

Zihni Yüce:
Bazen aklıma vuru ninemin kuymakları
Hanekada kitlenen teknede kaymakları
Mısır kabuklarıyla yer dururdum onları
O yayla kaymakları eygidi eski günler.

Muzaffer Mustafa Altuncu;
Para için keseler eşyaya hemençeler,
Üç kız iki erkeğe çalınır kemençeler,
Gelin için kapıluk çeşitli güvenceler,
Her an aklıma vurur eygidi eski günler.

Abdurrahim Er;
Kışın çok kar yağardı kapanır su yolları
Tahta kürekler ile açar iduk onları
İstemliye sülenden doldururduk suları
Hayal eder dururum eygidi eski günler.

Ahmet Ağırman;
Eygidi eski günler vardı ana babamız
Eve gelduğumuzde hazir idi çorbamuz
Gezer iduk seyirlerde yokti karişanumuz
Çok özledum onları eygidi eski günler.

Ahmet Cevat Albayrak;
Gelin ile kaynana aynı evde kalırdı
Birisi emir verir birisi de alırdı
Katı idi kurallar küskünlükler olurdu
Gelin olmak çok zordu çok zordu eski günler.

İlyas Tekke;
Köyümde nakliyeyi yapardı üç katırcı.
Biri haykıran Halil biri Halim Baltacı.
Aynı akrabadandı biri Ali Baltacı.
Yine,de aranıyor zor geçen eski günler.

İsmail Yavuz;
Somada ki evimi badana ediyorum
Hamlaştım pek yoruldum uzanayım diyorum
Hanım fırsat vermiyor kalk ta bitir diyorum
Gelde şimdi ara ver eygidi eski günler.

Musa Süleymanoğlu;
Eşek, at ve katırlar dizilirdi yollara
Kimse kuralı bozmaz uyulur kurallara
Köyün muhtar, heyeti vakıftı olanlara
Unutuldu o anlar eygidi eski günler.

Remzi Yıldız;
Yaylalarda Sürüler doluydu koyun köpek
Kimse hayvan bakmıyor süt kalmadı içecek
Yayla yağı antika peyniri kim görecek
Gençler çikolata yer hey gidi eski günler.

Zihni Yüce;
Mezire kom yayladan, eşekle yük taşıdım
Otlardan tortom yükler, yapmayı da alıştım
Karmar yarma şkizmar, tane tane saymıştım
Eşek ile taşırdım, eygidi eski günler.

Muzaffer Mustafa Altuncu;
Altuncu yazdı size gönlünden geçenleri,
Sultanmurat suyundan avuçla içenleri,
Çaresizlik içinde gurbete göçenleri,
Her zaman hayalimde eygidi eski günler.

Abdurrahim Er;
Köyümün ortasından akayi büyük dere
Anam yapardı trima boşaldurdi lengere
Kaşıklar çatişurdi kavga çıkar kaç kere
Her zaman hatırlarum eygidi eski günler.

Ahmet Ağırman;
Eski insanlarımız çok hayvan beslediler
Yazın Çıkar yaylaya kışında indirdiler
Köylerimiz doluydu hem koyun hem keçiler
Nerede eski insanlar nerede eski günler.

Ahmet Cevat Albayrak;
Köyde eskiden beri gurbetçiydi erkekler
Kadınlar yıllar boyu evde eşini bekler
Bu nasıl bir evlilik hasret dolu yürekler
Çocuklar da hasretti  özlerdi eski günler.

İlyas Tekke;
Eski yayla yolları başka idi neşesi.
Çaykara’nın meşhurdur kemençe kaval sesi.
Afacan’ın kavalı mest ederdi herkesi.
Seyir horon curcuna aranır eski günler.

İsmail Yavuz;
Unutulmaz eskiden yaptığımız ne varsa
Zahmet işleri çoktu hangi birini sorsa
Yağmur ayan durmak yok yayla veyahut komsa
Çakmıyor aklımızdan eygidi eski günler.

Musa Süleymanoğlu;
Hem eski hem yeni gün birer birer geçiyor
Azrail sıra tutmuş ara sıra seçiyor
Ecel sırası gelen şerbetini içiyor
Birer birer tükettik geri gelmez o günler.

Remzi Yıldız;
Çamurdan pleki vardı lezizdi kızdırması
Yağ peynirle yapılan o sumur bastırması
Biterdi bir seferde Allah kerim sonrası
Her şey mazide kaldı eygidi eski günler.

Zihni Yüce;
Annem de tezgâh vardı, kilim, keten dokurdu,
Kendir ipliklerinden keten gömlek olurdu
Ayrca purtullardan kilimler dokunurdu
Kunciları yakardık, eygidi eski günler.

Ahmet Ağırman;
Dedem çarık yapardı satardı insanlara
Çarığın altı kopar ayaklar olur yara
Çarık devri variken birde vardı kabara
Kimse alamaz idi insanlar hep fukara
Neyini özlesunler hey gidi eski günler

Ahmet Cevat Albayrak;
Eskiden bu ülkede seçimler yapılırdı
Herkesin verdiği oy açıkça görülürdü
Bazıları bu işe çok fena bayılırdı
Böyle idi seçimler böyleydi eski günler.

İlyas Tekke;
Güzel yazıyorsunuz selam selamlar olsun size  .
Yaş kemale erince derman kalmıyor dize.
İşte eski anılar hatıra olur bize.
Yeni nesil çok bozuk nerde o eski günler.

İsmail Yavuz;
Ufak bebek beşikte baba yolcu edilir
Makus talih böyleydi mecbur olur gidilir
Para az gelir ise gelin hanım üzülür
Borçlar ödenemedi eygidi eski gün

Musa Süleymanoğlu;
Ayaklarda çarıklar yamalı bir elbise
Bitin boyu bir santım elle dikilen fese
Sevinçten dört köşeydi buğday ekmeği yese
İnsanlar neler çekti özlenir mi o günler.

Remzi Yıldız;
Eskiden çok olurdu köylerde imeceler
Öğle  yemek arası çalardı kemençeler
Hem işler hal olurdu hem eğlenirdi gençler
Şimdi dizler tutmuyor ey gidi eski günler.

Zihni Yüce;
Kış ayları gelince, kalaylardık kapları
Mahalle arasında, beklerdik ustaları,
Gümüş gibi parlardı, evde bakır kapları,
Kalaycılık meslekti, eygidi eski günler.

Muzaffer Altuncu;
Lubalarda su yoktur tarih oldu sülenler,
Kabaklar küstü bize yapılmıyor yemekler,
Kavut antika oldu malez bulmaz köpekler,
Daha nice şeyler var hey gidi eski günler.

Abdurrahim Er;
Anam ahır altına yapardı folillari
Dayaturduk çatıya uzunca sırıkları
Onlara sarılacak labağun lastarlari
Yerduk felilerinden eygidi eski günler

Ahmet Ağırman;
O zaman vergileri odundan verirdiler
Yüklenir odunları İlçeye indirdiler
İlçede var di ofis sıraya girerdiler
Bu buğday almak için karne çıkarırdiler
Çok çileler çektiler özlenmez eski günler.

Ahmet Cevat Albayrak;
Yayla yolculuğumuz tüm gün boyu sürerdi
Yorulanlar oturur gücü yeten giderdi
Eve vardığımızda her tarafımız terdi
Bu idi parfümümüz böyleydi eski günler

İlyas Tekke;
Anam dokurdu bize kanavdan forotika.
Kamis dikerdi ondan gelir bize antika.
Sırtımız kaşınırdı inanın çok harika.
Hoşottan döşek vardı sefaletti o günler.

İsmail Yavuz;
Kimse dönmek istemez o zorlu senelere
Şimdi kolay oluyor dökülüyor dillere
Fırsat bulup bakmazdık taze kokan güllere
Ne oldu şimdi dostlar ey gidi eski günler.

Musa Süleymanoğlu;
Sırtlarda kara önlük yakalarda yakalık
Çocuklar dizi dizi yollar çok kalabalık
Çimento torbaları olurdu kaplamalık
Gençlere hava gelir acayipti o günler.

Remzi Yıldız;
Eygidi “Barakami” çamur idi tabanı
Bireste, kremul vardı asardın kafekani
Ocakta yanar Ateş ora sohbet mekanı
Zor çileli olsa da aranıyor o günler.

Zihni Yüce;
Anam sepet dokurdu, fındık çubuklarından,
Ayrıca kuficayi, süslerdi kenarından,
Ýünleri eğiridi, giyerdik çorabından
Kış günü üşümezdik, eygidi eski günler.

Muzaffer Mustafa Altuncu;
Suta oynayan var mı bir de fişek oynayan,
Dönen ipin üstünden heyecanla zıplayan,
Hele kış geceleri var mı yüzük saklayan,
Her an aklıma vurur eygidi eski günler.

Abdurrahim Er;
Yaz başı vede güzün çıkar iduk komlara
Kavalda yol havasi yangılardı dağlara
Özlem basar başlarduk içten haykırmalara
Ne çabuk geldi geçti eygidi eski günler.

Ahmet Ağırman;
Yok idi İnsanların kamyonları o zaman
Tomruklar dere ile geçerdi taşkırandan
Bazen bent olurdiler bazen gider durmadan
Çok çileli yıllardı çileydi eski günler.

Ahmet Cevat Albayrak;
Bütün gün ormanlardan odun yapar taşırdık
Ocaktaki ateşi yakmaya uğraşırdık
Önümüzden ısınır arkamızdan üşürdük
Böyle tuhaftı hayat böyleydi eski günler.

İlyas Tekke;
Bakır kaplar raflarda dizilir dizi dizi.
Hersene kalaylanir kalmazdı çizik izi.
Yeni gençlik bilmiyor yanlış anlıyor bizi.
Yine çok arıyorum nerde o eski günler.

İsmail Yavuz;
Meşakkat zirvedeydi dostların çoğu öldü
Sorarım bu hayatta yüreğinden kim güldü
Ana Baba rahmetlik sıra bize de geldi
Ey gidi eski günler eygidi eski günler.

Musa Süleymanoğlu;
Bir istemli bir güğüm oflanda bakır tası
Pekede var bir keçe olmuş pire yuvası
Adam gider gurbete karısı tutar yası
Özlenecek ne var ki böyleydi eski günler.

Remzi Yıldız;
Yiyeniniz var mıdır taş pleki ekmeğini
İki santimlik kabuk zorlardı dişlerimi
Saç altında pişerdi üstünde közlerini
Itinayla koyardık hey gidi eski günler.

Zihni Yüce:
Bazen aklıma vuru ninemin kuymakları
Hanekada kitlenen teknede kaymakları
Mısır kabuklarıyla yer dururdum onları
O yayla kaymakları eygidi eski günler.

Muzaffer Mustafa Altuncu;
Para için keseler eşyaya hemençeler,
Üç kız iki erkeğe çalınır kemençeler,
Gelin için kapıluk çeşitli güvenceler,
Her an aklıma vurur eygidi eski günler.

Abdurrahim Er;
Kışın çok kar yağardı kapanır su yolları
Tahta kürekler ile açar iduk onları
İstemliye sülenden doldururduk suları
Hayal eder dururum eygidi eski günler.

Ahmet Ağırman;
Eygidi eski günler vardı ana babamız
Eve gelduğumuzde hazir idi çorbamuz
Gezer iduk seyirlerde yokti karişanumuz
Çok özledum onları eygidi eski günler.

Ahmet Cevat Albayrak;
Gelin ile kaynana aynı evde kalırdı
Birisi emir verir birisi de alırdı
Katı idi kurallar küskünlükler olurdu
Gelin olmak çok zordu çok zordu eski günler

lyas Tekke;
Köyümde nakliyeyi yapardı üç katırcı.
Biri haykıran Halil biri Halim Baltacı.
Aynı akrabadandı biri Ali Baltacı.
Yine,de aranıyor zor geçen eski günler.

İsmail Yavuz;
Somada ki evimi badana ediyorum
Hamlaştım pek yoruldum uzanayım diyorum
Hanım fırsat vermiyor kalk ta bitir diyorum
Gelde şimdi ara ver eygidi eski günler.

Musa Süleymanoğlu;
Eşek, at ve katırlar dizilirdi yollara
Kimse kuralı bozmaz uyulur kurallara
Köyün muhtar, heyeti vakıftı olanlara
Unutuldu o anlar eygidi eski günler.

Remzi Yıldız;
Yaylalarda Sürüler doluydu koyun köpek
Kimse hayvan bakmıyor süt kalmadı içecek
Yayla yağı antika peyniri kim görecek
Gençler çikolata yer hey gidi eski günler.

Zihni Yüce;
Mezire kom yayladan, eşekle yük taşıdım
Otlardan tortom yükler, yapmayı da alıştım
Karmar yarma şkizmar, tane tane saymıştım
Eşek ile taşırdım, eygidi eski günler.

Muzaffer Mustafa Altuncu;
Altuncu yazdı size gönlünden geçenleri,
Sultanmurat suyundan avuçla içenleri,
Çaresizlik içinde gurbete göçenleri,
Her zaman hayalimde eygidi eski günler.

Abdurrahim Er;
Köyümün ortasından akayi büyük dere
Anam yapardı trima boşaldurdi lengere
Kaşıklar çatişurdi kavga çıkar kaç kere
Her zaman hatırlarum eygidi eski günler.

Ahmet Ağırman;
Eski insanlarımız çok hayvan beslediler
Yazın Çıkar yaylaya kışında indirdiler
Köylerimiz doluydu hem koyun hem keçiler
Nerede eski insanlar nerede eski günler.

Ahmet Cevat Albayrak;
Köyde eskiden beri gurbetçiydi erkekler
Kadınlar yıllar boyu evde eşini bekler
Bu nasıl bir evlilik hasret dolu yürekler
Çocuklar da hasretti  özlerdi eski günler.

İlyas Tekke;
Eski yayla yolları başka idi neşesi.
Çaykara’nın meşhurdur kemençe kaval sesi.
Afacan’ın kavalı mest ederdi herkesi.
Seyir horon curcuna aranır eski günler.

İsmail Yavuz;
Unutulmaz eskiden yaptığımız ne varsa
Zahmet işleri çoktu hangi birini sorsa
Yağmur ayan durmak yok yayla veyahut komsa
Çakmıyor aklımızdan eygidi eski günler.

Musa Süleymanoğlu;
Hem eski hem yeni gün birer birer geçiyor
Azrail sıra tutmuş ara sıra seçiyor
Ecel sırası gelen şerbetini içiyor
Birer birer tükettik geri gelmez o günler.

Remzi Yıldız;
Çamurdan pleki vardı lezizdi kızdırması
Yağ peynirle yapılan o sumur bastırması
Biterdi bir seferde Allah kerim sonrası
Her şey mazide kaldı eygidi eski günler.

Zihni Yüce;
Annem de tezgâh vardı, kilim, keten dokurdu,
Kendir ipliklerinden keten gömlek olurdu
Ayrıca purtullardan kilimler dokunurdu
Kunciları yakardık, eygidi eski günler.

Çaykaralı Şairlerimizin atışmalarını Çaykara Gazetesi okurları için yayınlıyoruz 1

ŞAİRLERİMİZİN KISA ÖZGEÇMİŞLERİ       —————————————————

ABDURRAHİM ER KİMDİR?

01.05.1947 Çaykara Fotinos köyünde doğdum. Hayata bulaşık yıkamayla başladım. Askerliği yaptıktan sonra dört yıl Suudi Arabistan’da çalıştım vatanıma geri döndüm 1965 de Hatay Kırıkhana göç ettim. Uzun yıllar esnaflık yaptım.  Yirmi yıldır emekliyim. Trabzonspor sevdalısıyım.

AHMET AĞIRMAN KİMDİR?

1961 Çaykarada doğdum 1973 de orta okuldan mezun oldum. 20 yıl esnaflık yaptım. 15 yıl Çaykara turda otobüsçülük yaptım emekliyim.

AHMET CEVAT ALBAYRAK KİMDİR ?

1952 yılında Çaykara’da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Çaykara’da ,lise öğrenimimi Trabzon Öğretmen Okulu’nda bitirdim. Daha sonra bir müddet ilkokul öğretmenliği yaptım ,daha sonra İzmir Buca Eğitim Enstitüsü İngilizce bölümüne girdim. Mezun olduktan sonra değişik okullarda İngilizce öğretmenliği yaptım ,emekli oldum .Şimdi de emekliliğin tadını çıkarıyorum. İki oğlum var.

İLYAS TEKE KİMDİR?

21/05/1949 yılında Trabzon Çaykara ilçesi Baltacılı köyünde dünyaya geldi. Çorum Sungurlu ve Van Özalp’ta radyo tamirciliği. İnşaat işçiliği yaptı. 1971 yılında evlendi. Libya’da 1, S. Arabistan’da 5 yıl çalıştı. Sonra Kırıkkale’ye yerleşti. Orada inşaat taşeronluğu yaptı.2005 te emekli oldu. 2020 yılında eşini koronadan kaybetti. Halan Kırıkkale’de hayatını sürdürmektedir.

İBRAHİM İSMAİL YAVUZ KİMDİR?

1970 da İstanbul’da gazeteci olarak göreve başladı. Askerliğe kadar devam etti. İlkokulu Taşlıgedik mahallesinde okudu. Askerlikten sonra Seaş Soma termik santralinden emekli oldu. Küçük yaştan beri şiire olan merak onu bugünlere getirdi. Daha çok hasret, gurbet ve ölenlere destan dediğimiz şiirler yazdı. Şair değilim lakin şiir yamayı seviyor ve her gün yeni bir şey öğreniyorum.

MUSA SÜLEYMANOĞLU KİMDİR?

1960 Of Yeniköy’de doğdum. İlkokulu köyümde okudum. 4 yıl kuran kursu geçmişimden sonra imam hatibi Of’ta okudum.1984 te Çaykara’ya imam olarak atandım . Halen aynı göreve devam ediyorum.

MUZAFFER MUSTAFA ALTUNCU KİMDİR?

1950 Yılında Trabzon- Çaykara- Şahinkaya köyünde doğdu. 61- Trabzon, doğduğu il 31 – Hatay, otuz yıl yaşadığı il  41 – Kocaeli, son 23 yıldır yaşadığı il. Emekli Öğretmen, Evli, bir oğlu ve bir kızı var. Kışın Gölcük’te, yaz ayları Çaykara Şahinkaya köyünde günlerini geçirmektedir.

REMZİ YILDIZ KİMDİR?

1956 yılının baharında Taşkıran mübarek beldede dünyaya gelmiştir 1980 yılında Milli Eğitim’de memur mutemet olarak 26 yıl görev yaptıktan sonra 2006 yılında emekli olmuştur. Evli bir kız iki erkek çocuğu olan Yıldız 4 kız 4 erkek çocuğu torun sahibidir. Yaşadığı yerde görev yaptığı için Gurbet bilmez. Yazın haldizen’in Dağlarında kışın Taşkıran’ın kabanlarında ömrü geçer. Şair değilim ama atışmayı, dertleşmeyi, dostluk ve muhabbeti sever biriyim.

ZİHNİ YÜCE KİMDİR?

1955 Trabzon  Çaykara Yeşilalan doğumluyum, İlk ve Orta tahsilimi aynı ilçede yaptık dan sonra, Dört yıllık Muş Öğretmen Okulu ardından iki yıllık Ön lisan bölümünü  1975 yılında bitirdim. Otuz bir yıl İlkokul öğretmenliği görevi yaptık dan sonra 2007 yılında  emekli oldum. Evliyim, bir kızım iki oğlum, sekiz torun sahibiyim. Kışın, Samsun Bafra da, yazın ise köyüme gidiyorum. Genellikle şiir yazmayı severim. Yöremizle ilgili, atışmalar, destanlar, şiirler, ilgi alanlarımdandır.

ETİKETLER:
Yorumlar
× YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.