şatıroğlu inşaat
çaykara Serdar elektronik
Çaykara Gazetesi

Soner Yalçın’dan mesnetsiz iddialar

Soner Yalçın’dan mesnetsiz iddialar

Sözcü Gazetesi Yazarı Soner Yalçın 30 Eylül 2015 tarihli “İbrahim Cevahir Övgüsü” başlıklı yazısında önde gelen bazı Çaykaralılarla ilgili mesnetsiz bazı iddialar var. Yalçın, geçen hafta vefat eden işadamı İbrahim Cevahir üzerinden merhum Cumhurbaşkanımız Cevdet Sunay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, binlerce öğrencinin okuması için gelirleri vakfa aktarılan Sunay Oteli ve merhum İbrahim Cevahir hakkında mesnetsiz, ispatsız bir takım ifadelere yer verdi. Soner Yalçın’ın merhum İbrahim Cevahir’in sağlığında yazmadığı bu yazıyı ölümünün hemen ardından yazması ise kafalarda soru işaretlerine neden oldu?

Merhum İbrahim Cevahir’in hayat hikayesi için TIKLAYINIZ

İşte o yazı

İbrahim Cevahir Övgüsü

Tarih: 2 Ağustos 1972.

Oflu Hasan (Cevahiroğlu) kalp krizinden öldü.

Üç gün sonra Şişli Camii’nden kaldırılan cenazesinde Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın oğlu Kaya Sunay’ın çelengi basında büyük tartışmalara neden oldu.

Oflu Hasan kimdi? Geldiği İstanbul’da kısa sürede hamallıktan Tophane-Beyoğlu bölgesinin haracını yiyen kişiye dönüşüvermişti.

Haracı kimden alıyordu; genelev işleten Manukyan’dan; Pamuk Enver, Kesik Ali, Kasımpaşalı Muzaffer gibi kadın satıcılarından! Bu semtlerdeki genelevler koruması altındaydı.

Aynı zamanda kumarhane işletiyordu.

Yeraltı dünyasında “Babaların Babası” olarak ünlendi.

Sabıkası çok birinin cenazesine Cumhurbaşkanı oğlunun çelenk göndermesi -askeri darbe dönemi olmasa- siyasi krize dönüşecekti.

Aradan yıllar geçti…

Kardeşi Oflu Hüseyin…

Kardeşi Oflu Osman…

“Babaların Babası”nın izinden yürüdüler.

Zamanla kabadayılık bitti; işin içine silah-uyuşturucu kaçakçılığı girdi.

Para artık oluk gibi akmaya başladı.

Kazanılan serveti turizm ve inşaat sektörüne yatırdılar.

Bu bilgileri neden yazdım?

Oflu Hasan, Oflu Hüseyin ve Oflu Osman’ın amcaoğlu İbrahim Cevahir geçen hafta vefat etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Fatih Camii’ndeki cenaze törenine giderek tabutu bizzat taşıdı.

Böylesine bir yakınlığın sebebi neydi? Vatan gazetesinde şu haberi buldum:

“Kabadayı aleminde ‘Oflu Osman’ olarak tanınan Osman Cevahiroğlu, kronik böbrek yetmezliği ve kalp yetmezliği şikayetiyle yatırıldığı Yeşilköy’deki International Hospital hastanesinde önceki akşam yaşamını yitirdi… Kumar ve uyuşturucudan kazandığı serveti, turizm ve inşaat sektörüne kanalize ederek büyük yatırımlar gerçekleştirdi… Geçtiğimiz ilkbaharda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından hastanede ziyaret edilmişti.” (3 Eylül 2004)

Demek yakınlık sadece İbrahim Cevahir ile sınırlı değildi…

Cevdet Sunay Oteli

Peki…

Cumhurbaşkanı Sunay ile olan yakınlıkları sadece oğlu Kaya Sunay ile mi sınırlıydı? Hayır. İbrahim Cevahir verdiği bir röportajın satır arasında şöyle dedi:

“Ankara’da yaptım askerliğimi. Askerim ama Cevdet Sunay’dan da torpilliyim. Sivil geziyordum.” (2013, Taka)

Erdoğan gibi Cumhurbaşkanı Sunay da “Oflulara” ailece yakındı!

Hep merak etmişimdir; İstanbul’daki o büyük Cevdet Sunay Hotel’in gerçek sahibi kimdi? Geçelim…

(Sunay Oteli Çaykara Eğitim Vakfı’nın malıdır ve geliriyle Çaykaralı öğrencilere burs sağlanmaktadır. Çaykara Gazetesi)

İbrahim Cevahir yaşamı boyunca amca çocuklarıyla hep övündü. Aynı röportajda şunu dedi:

“Oflu Hüseyin Cevahir, Oflu Hasan Cevahir, bunlar başka türlü insanlardı. Olağanüstüydüler. Adildiler. Asla hakka tecavüz etmediler. Evet kumarhaneciydiler. Ama kimseyi oyun oynamaya zorlamadılar. İnsanlar kendileri gelip oyun oynuyorlardı. Hayatım boyunca en değer verdiğim insan olan Oflu Hasan bizi bu işlerden uzak tutmak için çok çaba sarf etti.“

İbrahim Cevahir yanlış anımsıyor; insanları zorla kumar oynatıp borçlandırıyorlardı. Neyse, açmayayım eski defterleri…

Aynı röportajda 21 yaşında, 1959’da inşaatçılığa nasıl girdiğini anlattı:

“Kumburgaz’da kumculuk yapan Oflular vardı. Sahilden çektikleri kumu küfeye doldurarak sandala döküyorlardı. Sandala dolan kumlarla karşı tarafa geçerek kumu oraya boşaltıyorlardı. O zamanlar İstanbul’da inşaatlar o kumlarla yapılmaktaydı. O zamanlar ailemizin temeli İstanbul’da var. Rahmetli (Ahmet) amcam İstanbul’da yaşıyordu. Amcamın oğlu Hüseyin Cevahir, Oflu Hasan hepsi İstanbul’daydı. Bu kum işini amcama anlattım. Amcam Hüseyin Cevahir’i yanına çağırarak ‘Bir ekip kurarak bu çocuğa yardım edin’ dedi. 7-8 kişiden oluşan bir ekip yaptılar derhal bana. Bir süre sonra günde 15-16 lira kazanmaya başladım…”

(Soner Yalçın hayat hikayesinin bu kısmını atlayarak geçiyor. Merhum İbrahim Cevahir’in hayat hikayesi için TIKLAYINIZ. Çaykara Gazetesi)

Sonra?..

Yıllar içinde Libko Hotel, The Plaza Hotel ve Grand Cevahir Hotel ile Cevahir AVM gibi pojeleri gerçekleştirdi…

Mit raporu

İbrahim Cevahir 22 Eylül’de vefat edince medya övgü yarışına başladı.

Niye?

İbrahim Cevahir gibi bu ülkede yığınla işadamı öldü; kimse için medyada bu kadar iltifat yapılmadı.

Evet, niye bu övgü?

Oteller yaptığı için mi bu övgü?

AVM yaptığı için mi bu övgü?

1952’de CHP’ye üye oldu. 1960’lı yılların başında CHP koalisyon hükümeti döneminde “müteahhitlik kartı” aldı. 1970’li yıllardaki CHP koalisyon hükümetleri döneminde Libya ve Suudi Arabistan’da müteahhitlik yaptı. Ve gün geldi…

Bedrettin Dalan döneminde -Cevahir AVM’nin bulunduğu arazide- başladığı inşaatta, Nurettin Sözen ile imar anlaşmazlığı yaşayınca partisinden istifa edip ANAP’a geçiverdi. ANAP’a “bal yemek” için gittiğini bilmeyen yoktu!

Keza, 2002’de AKP’ye de bu nedenle üye oldu.

Siyaseti ticari ranta çevirmekte usta olduğu için mi bu övgü?

Hep aday olup bir türlü milletvekili seçilemediği için mi bu övgü?

Mehmet Eymür tarafından 1987 yılında yazılan MİT raporundaki; “silah ve uyuşturucu madde kaçakçısı Mahmut Karaduman’ın İsviçre’deki Berdosh ve Makar firmaları kanalıyla Libya’ya silahlar sattığı; Libya’da müteahhitlik yapan Libko-Türk firması sahibi İbrahim Cevahir ve Libya Silahlı Kuvvetler Askeri Alım Dairesi Başkanı Albay Akid Cahmi ile yakın ve devamlı ilişkisi mevcuttur” bilgisi nedeniyle mi bu övgü?

Bilemiyorum bu övgü niye?..

Bildiğim…

Bu ülkede sanatçıların-aydınların horlandığı-eziyete uğradığı, çocuklarımızın öldürüldüğü bu zorlu dönemde; “siyasi cambazlıkla” paralar kazanan bir kişinin abartılı övgülerle son yolculuğuna uğurlanması gücüme gidiyor…

Yoksa… Bir ölünün ardından yakınlarını üzecek bir yazı yazmayı hiç istemezdim.

Fakat… Tarihin başka türlü yazılmasına izin veremem…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 4 YORUM
  1. DOĞRUYU GÖRMEK dedi ki:

    Duygusal düşünmediğimiz sevdiğimiz insana toz kondurmama hastalıgından kurtulmadığımız sürece gerçekleri görmekten uzak kalırız GUDAL doğru diyorda keşke insanların sağlığında bu gerçeklerle yüzleşilse yazılsa

  2. Nebahat Çevirme dedi ki:

    Kel ölür sırma saçlı kör ölür badem gözlü, uyuşturucu baronu ölür fukara babası olur bu ülkede.. Kalemine sağlık soner yalçın

  3. gudal dedi ki:

    çaykarada cevahirin bir çeşmesi mi var .. cevdet sunayın taktığı bir kapı kolu mu var yoksa ?! adam politik yazar.ömrünce izlemiş neticesini yazmiş. elbet öleni allah rahmet eylesun..laakin sadece zenude xıristo uçefikase yi bilmiyor-geri yazdıklarında hic mi haklılık payi yok

  4. kuymak dedi ki:

    Milli ve islami her konuda bize yabancı olan odatv ve soner Yalçın’ın bu yazdıkları gibi her zaman alçakça ve mesnetsiz yazıları sıradan olup garipsememeliyiz. Ne demişler it ürür kervan yürür.

BİR YORUM YAZ
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.