Şatıroğlu Gayrimenkul
Nuhoğlu Gıda
ÇAYKARA GAZETESİ

“Yük” değil, yükümüz ağır!

Arzu Kulaç

Arzu Kulaç

İnegöl'de ikamet eder. Çaykara Çamlıbel köylüdür. Okur-yazardır

İzafi bir zaman kavramı içerisinde ”göz açıp kapayıncaya kadar geçti.” diye nitelendirdiğimiz bir dilimde geçer ömür denilen insanın serüveni.

Buluveririz kendimizi, iznimize müracaat edilmeksizin konuk edildiğimiz dünya gemisinde. Düşe-kalka, kah kederli-kah mesut, kah sıhhatli-kah hasta süregider bir ömür bu dünya gemisinde. Kaptanın komutasında ”vira Bismillah!” deriz hayata.

Ebeveynimizin şefkatli kollarında başlarız seyahatimize. Adı, çocukluktur bu masum evrenin. En hakiki, en halis muhlis gıdalarla besler bizi kaptan, yolcusuna meftun… Anne sütü denilen arı bir nimetle beslenir, emrimize amade bir anne-baba himayesinde, farkında olmaksızın alırız aldığımız yolu. Geminin sağa-sola yalpalayıp da, hiç kaygı duymayacağımız bir evresindeyizdir ömrün. Limanımız sağlamdır çünkü; biliriz…

Derken başlar farkındalıklar. Gelmiştir gençlik. Ömrün, belki de en afilli evresi güven vermiştir öze. Maddi-manevi, zirvelerinde dolaşırız kuvvetin.

İlerlemektedir gemi. Fıtrata kodlanmış iştiyakla, aile olmak vakti gelmiş çatmıştır. Artık geminin alabora oluşunda, bizi koruyabilecek ebeveynlerimiz yoktur. Geminin yalpalayışında, sert dalgalarda, denizin gel-git’inde, şahsımıza münhasır sandığımız filikalara ihtiyacımız vardır. Kendi soyumuza mensup bir filika, iki filika, belki üç, dört…

Her evladımızı, yaşanabilmesi muhtemel olan fırtınada, güven duyup sığınabileceğimiz birer filika biliriz. Gençlik evresi de bu uğurda, evlat namına, evladımıza güzel bir gelecek hazırlayabilme amacına mebni çalışarak, çırpınarak, ”oyun ve oyalanma” koordinatlarında bulur nihai noktasını.

Çalar kapımızı ihtiyarlık. Nükseder nişaneler; ak düşer saçlara, bükülür beller, zayıflar artık iskotalar. Tüm semptomlarıyla gelmiştir ağır misafirimiz. Denizin çoğu gitmiş, azı kalmıştır.

Çok yıllar önce, navigasyon göstermişti bugünü. Rotamız acizlikti biliyorduk. Ama nedendir bilinmez, iniş için rıhtımı görmeden görmezden geliriz geminin hızını.

Meğer ne kadar zor bir evre imiş yaşlılık! Onca filikadan, yanımızda bir tek filika bile kalmamıştır. Kendi can simidimize sarılma vakti gelmiştir. Oysa, fiziksel gücümüzün minimize olduğu bu dönemde en çok ihtiyacımız vardı filikalarımıza. Lâkin yine de ‘iyi olsunlar da, varsın ayrı yol alsınlar” der, çekeriz sîneye. Bastırırız özlemleri göğsümüzde.

Yol bitimine yakın, daha bir yalnız hissediyor insan. Martı seslerinin senfonisine bile muhtaç; yalnız ve aciz… Bekleme psikolojisi de nüksetmiştir; bazen bayramda bir pencere önünde, bazen bir kandilde telefon başında…Bazen gözler patika yollarda, bazen kulaklar araba kornalarında…

Gelen yok! Filika yok! Gönüldaş yok! Bu gemide ne yapsa da insan, bu acıyı kamuflajlasa? Kan bağı, gönül bağı olan yolculardan kalmayan bu gemide, insan ne yapsa da bertaraf edebilse yalnızlığını? Ne yapsa da bastırsa göğsünü sıkıştıran ölüm havfını? Firak ıstırabını?

Belki bir kediyle tahta taburesinde Kur’an okuyarak; meleği andıran bembeyaz yazmasıyla… Belki bir ineği çayıra-bayıra salıvererek ”ye gızum, ye kınali!” nidalarıyla… Belki ormanın yolunu tutup, sobadan sızan ateşin ziyasını dost edinmek namına odun keserek… En halisinden rızıklandırmak için malını, belki çayır biçerek… Belki koyununun, keçisinin bir doyumluk miktarınca otunu yüklenerek…

Ama mutlaka çalışarak…

Yol yorgun, yolcu yorgun. Gemiden bir posta yolcu iner, yeni bir posta yolcu biner. Hep kalabalıktır rıhtım. Gelinen noktayla, gidilen merkez aynı. İşte kaptanın bu gemiye start verip, stop ettirdiği arada biz
“İnna lillahi ve inna ileyhi râciun” diyoruz.

Arzu KULAÇ

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Mısır… - 17 Temmuz 2017
Kediyi doyurmazsam! - 14 Haziran 2017
Koşulsuz “Ana” - 12 Mayıs 2017
Türk usulü NLP - 25 Şubat 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.