
Ağıralioğlu, Trabzon’da Cumhurbaşkanlığı Adaylığını İlan Etti
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, 1 haftalık Trabzon programı çerçevesinde Trabzon yerel basını ile bir araya geldi. Karşılıklı soru cevap şeklinde gelişen toplantıda Trabzon basınının tüm sorularını cevaplayan Ağıralioğlu, Cumhurbaşkanlığına talip olduğunu açıkladı.
Memleketinden aldığı kuvvetle Cumhurbaşkanlığı Adaylığını açıklayan Ağıralioğlu, “85 milyonun tamamının Cumhurbaşkanı olabilmeye talibim. Memleketim burası benim. Anahtar Partinin umudunu gördüğüm bir yerde söyledim. Şeref izzet Allah’ındır. Biz böyle hevesine, memleketi kurban verecek insanlar değiliz” dedi.
TRABZON KİMLİĞİNİ KAYBEDİYOR
Trabzon’un sorunları ile yakından ilgilenecek partiler üstü bir platformun kurulmasına yönelik düşüncelerini paylaşan Ağıralioğlu, “Trabzonlu olarak Trabzon’da yaşamanın zorluğunu yaşayanların ve sorunlarına çözüm bekleyenlerin sorunlarını çözeceğimiz bir platform kurmalıyız. Bunu şöyle yapmalıyız. Siyaset üstü bir konu. Mevzu burası olunca şehre dert lazım akıl lazım, ortaklaşma lazım, istişare lazım, araştırma yapmak lazım. Bunu da parti siyasetinden çıkarıp şehri kurtarmaya taşımak lazım. Bunu başka platforma taşımak isterim. Sorunlar üzerinden bilek güreşi yapmak değil de sorunlarını çözerek yaşanabilen bir şehre dönüştürmek lazım. Şehri korumamız lazım.
Murat Zorluoğlu burada başkanken ona da arz etmiştim. Şehri ayakta tutan değerlerin, hatıraların, eserlerin, şehirde hatıralarda var olan ne varsa onların, onlarla beraber dilin, kültürün ve her şeyin muhafaza edilmesi lazım. Her şey para değil. Her şey ticaret değil. Sokağın da kültürün de dilin de topluma ait her şeyin de muhafaza edilebileceği bir platform lazım. Şehir kimliğiyle yaşar. Trabzon Karadeniz’i domine eden, Karadenizliliği baskın olarak temsil eden bir şehirdir. Trabzon kimlik kaybediyor. Şehir renk kaybediyor. Şehir estetik vizyonunu, mizacını kaybediyor. Dolayısıyla Trabzon’da hafızası bunlara yetebilen son nesil var. Onlar gittikten sonra bunun ne demek olduğunu anlamayacaksınız. Hafızasında Trabzon’u bilenlerle şuanda yeni olanları birleştirmemiz lazım. Bu birleştirmeyi yapamazsak şehri kaybedeceğiz. Ben bunu çok kıymetli buluyorum.
Trabzon’da konutlardan tutun, ananelerimize, müzik tercihlerimize kadar bu konu mühim. Bir popüler kültürün altında ezilen ve para kazanma şehvetine karşı kaybettiğimiz bir azgınlık var. Para kazanıyoruz ama sadece paramız var. Bundan başka hiçbir şeyimiz kalmadı. Dolayısıyla kaybettiğimiz ne varsa onları hafızasında tutanlarla yeniden şehri muhafaza etmeliyiz. Trabzon’un yitip gidenlerini konuşmalıyız. Bunu organize edeceğim. Çok büyük bir dert bu. Her şehrin böyle yapması lazım. Her şehirlinin şehrine borcudur bu.
Gidin Van’a, Bitlis’e ve Diyarbakır’a onlarda da durum bunun aynısı. Dil kaybediliyor, kültür kaybediliyor. Şehirleri tutabilirseniz orada tuttuğunuz şehir sizi büyükşehirlerde de tutuyor. Tutamadığınızda Büyükşehirleri de bozuyor. Bizim Türk milletinin korumak zorunda olduğu iki şey olduğunu anlaması lazım. Türk milletinin iki gücü var. Petrol ve doğalgazı yok. İnsanı ve zamanı var. Zamanı doğru yöneteceksiniz ve insanı koruyacaksınız. Zamanı öğütüp insanı gözden çıkarırsanız hiçbir avantajınız kalmıyor.
Sadece yiyen, içen, acil ihtiyaçlarını karşılayan mahluka dönüyorsunuz. Canlı oluyoruz. Üst üste kibrit kutusu gibi barınaklar yapıyorsunuz. Üst üste daireleri diziyor ve içine insanları tıkıyorsunuz. Onlar para kazanıyor, gidip dışarıda yemek yiyor ve akşam evlerine dönüyorlar. Bu sarmala Türk milletini düşürürseniz ne konuşursanız olmaz. Kibrit kutusu yap içine insan sok. Arazi emsal yolsuzluğu yap, siyaseti kirlet. Sivil toplumu kirlet. İnsanlar sebepsiz zenginleşsin. Sebepsiz zenginleşince de sadece yemek yesinler ve haz duygusunu kuvvetlendirsinler. Yesinler, içinler ve gezsinler. Bu arada Türklüğe alamet ne var ki? Ne yapıyor Türk millet şimdi?
Konut yapıyor. Gökdelene dönünmüş kibrit kutuları yapılıyor. Şehir estetiği de yok. Mesela Trabzon’da Yomra gibi. Ne oluyor? Bu kadar konut yapıyorsak ve buralara insan yerleşecekse, bunların trafiğe girecek araba sayısını hesaplayamayan bir zevzekliğe bir şey söylememiz isteniyor bizim. Bina, konut, ve yaşayanların arabası. Binalar yapıyoruz. Burada yaşayanlar arabaya binecek ve buna yol lazım.
Bunu planlayamayan bir siyasi maharetsizliğe Türkiye Yüzyılı dedirtiyorsunuz. Sen gözünün önündeki merteği görmüyorsun. Ne Türkiye yüzyılı! Bina yapıp yol planlamıyorsun. Otopark yapıyorsun altyapıyı planlamıyorsun. Diyorsun ki Türkiye Yüzyılı. Bu arada şehrini katletmekle meşgulsün. Bu katletmenin arkasında da sadece imar yolsuzluğu ve para kazanma şehveti var. Parayı da ticaret yaparak kazanmıyorsunuz. Konut yapıp birine satalım diyorsunuz. 20 yıl sonra kentsel dönüşüme söz konusu olacak binalara Türk milletinin bütün alınterini heba ediyorsunuz. Türk milleti ticaret yaparak büyümeli ama konut yaparak büyüyor. Yapana kadar piyasayı domine ediyor olabilir. Yaptıktan sonra atıl yatırım. Türkler barınak yapıyor. Gök kubbeyi çadırımı eyledik diye romantik bir söz var ya… Eskiden ev yapmazlardı. İnsanlığın sığınacağı ev haline getiriyorlardı dünyayı. Şimdi Türkler ev yapmaya karar verdiler. Sanki betonu yeniden keşfetmişler gibi. Bunu planlamamız lazım. Dünyayı imar edebiliriz ama Türkiye’de büyümemizi, kalkınmamızı betona inşa eden bu şehvetin yönetilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ben Trabzon’u konuşacağız. Ben Yozgat’ı da konuşuyorum” dedi.
RİZE ’DEN GELEN TEPKİLERE CEVAP VERDİ
Ağıralioğlu, Trabzon Havalimanı’na indiği anda sarf ettiği ve Rize’de tartışma yaratan “çekme” ifadelerine de açıklık getirdi. Kendini hem Trabzonlu hem Yozgatlı hissettiğini hatırlatan Ağıralioğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Rize-Kasımpaşa”, eşi Emine Erdoğan’ın ise “Siirt” vurgusuna atıfla yaptığı benzetmenin yanlış yerlere çekildiğini söyleyerek, “Havalimanında indiğimde söylediğim sözü ben 1 yıldır söylüyorum. Bu rekabettir. Mecazi bir şeydir bu. Memlekette başa geçeceğiz, Türkiye Cumhuriyetinin hizmet menzilinin tamamına talibiz. Ben bunu söylemek istedim. Tayyip Bey bunu Kayseri’den Rize’ye çekti. Abdullah Gül Isparta’dan Kayseri’ye çekti. Ne münasebetsiz alınganlık. Böyle bir şey söyledik. Daha önce de 50 defa söylemişimdir. Hatta üçleme yaptım. Ben Yozgat’ta büyüdüğüm için kendimi Yozgat’a da ait hissederim. Yozgatlılar da beni kendilerine ait hissederler. Tayyip Bey’in üçlemesi gibi bir şey yaptım. Cumhurbaşkanımız Rizelidir ve Kasımpaşa’da büyümüştür. Zaman zaman Rizeliyim der, zaman zaman Kasımpaşalıyım der. Hanımefendi de Siirtlidir der. Alınganlık etmesinler diye şöyle dedim. Ben Yozgat’ta büyüdün. Kasımpaşa’yı Yozgat’a çekerim dedi. Trabzonluyum ve Rize’yi Trabzon’a çekerim dedim. Hanım da Malatyalı Siirt’i de Malatya’ya çekerim dedim. Aslında kibarca cumhurbaşkanı adayıyım demiş oldum. Ne abartıyorsunuz. Rize’de alınganlık oldu. Tuttuğunuz nöbetin 30 yıldır arkasında Trabzonlular dağ gibi durdu. Mesut Yılmaz’ı da desteklediler, Tayyip Bey’i de desteklediler. Şimdi Trabzon’da memleket nöbetini devralmak isteyen bir irade var. Bir evlat var. Rize’ye diyor ki 30 yol biz sizin arkanızda durduk şimdi de siz bizim arkamızda dağ gibi durun. Yanlış da anlaşılmadım aslında. Lüzumsuz ve ucuz siyaset arayan arkadaşlarımız mevzuyu çarpıttı. Lüzumsuz söz sözün ağırlığını hafifletir diye ben itinam gösteriyordum ve açıklamıyordum. Bunda da bir hayır vardır. Bana Cumhurbaşkanlığı iradesini Trabzon’da memleketimde açıklattırmış oldular” dedi.
SİYASET BENİM İÇİN MEMLEKET BORCUDUR
Cumhurbaşkanlığı adaylığı açıklamasının erken olup olmadığı yönünde konuşan Ağıralioğlu, “Ben şöyle düşünüyorum sözü. Parti kurdunuz mu tuşu kurmuyoruz ki. Bu parti. Memleketin bütün mevkilerine talipsiniz demektir. Dolayısıyla bazen sözü milletin sinesinde doğru momentumu yakalamak lazım. Güçle yapabilme kabiliyeti birleştiği yerde konuşunca sözünüz daha büyük sinerji doğurabilir. O yüzden ben bunu sanki daha makul olan da bir hayır vardır ama ilerleyen süreçte Türk siyasetine yeni bir kulvar açabildiğim bir eşikte söylemek istiyordum. Bizim Rize’den bazı arkadaşlarımızın ucuz hevesleri mevzuyu suistimal edince ciddiyetsiz bir yere çekmeye gayret edince bunu keseyim diye aday cumhurbaşkanlığı iradesi açıklaması yaptı. Şimdi arkadaşlar ben cumhurbaşkanlığı iradesi açıklıyorum Yani Cumhurbaşkanının yaptığı ettiği 23 yıldan kalana talibim. Böldüğünü birleştirmeye kırdığını toparlamaya, parmak salladığını sarıp sarmalamaya boşalttığını doldurmaya beklemediğini beklemeye. 85 milyonun tamamının Cumhurbaşkanı olabilmeye talibim demek durumun da kaldım. Bu da iyi oldu. Memleketim burası benim. Anahtar Partinin umudunu gördüğüm bir yerde söyledim. Şeref izzet Allah’ındır. Biz böyle hevesine, memleketi kurban verecek insanlar değiliz. Kendi şahsi kariyer planlarına memleket Kurban edecek adam da değiliz bizim kariyer planımız var. Türk milletinin geleceği. Benim şahsi kariyer planım değildir siyaset. Siyaset benim için memleket borcudur. Bu borcu ödemeye karar verdiğim itirazlar kuvvetlenmeye, İtirazdan devletin milletin yönetimine hizmeti etmeye talip olmaya niyet ettiği bir şehirde irademi beyan etmiş olmam hayra vesile olmuştur” ifadelerimi kullandı.
50+1 SİYASETİ HÜDAPAR VE DEM’E REHİN BIRAKTI
Partisinin kimsenin paravanı ya da B planı olmadığını söyleyen Ağıralioğlu 50+1 düzenindeki yanlışlığa vurgu yaparak “Anahtar Parti kimsenin yedeği değildir. Kimsenin B planı değildir. Anahtar Parti Türkiye’nin A planıdır. Anahtar Parti hiç kimsenin işletmesi olarak kurulmamıştır. Kimseye kariyer planının aparatı olarak yardım etmek gibi gündemi asla yoktur. Tek gündemi Türk Milletidir. Türk milletinden başka kimseye eyvallah etmeyecektir. Milletin lehine milletin aleyhine olacak her şeyin de karşısında durabilme iradesini o yüzden açıkladım. Bu 50 artı bir yapıyor. Bunu biliyorsunuz. 50 artı bir yüzünden diyorlar ki bu 50 sağlamak için ittifaklar mecburiyettir. Doğrudur. Doğrudur ama ittifakları mecburiyete dönüştürenler aynı zamanda siyaseti de ilkesizleştiren bir şeydir. 50 artı biri almak için münasebetli münasebetsiz herkes bir araya gelmektedir. Seçmen de böyle ilkesiz beraberlikleri sevmemektedir. O yüzden Anahtar Parti her yerde “50+1’i değiştirin” demektedir. 50+1 yüzünden HÜDAPAR’ın, DEM’in elinde rehin kaldı Türk siyaseti. Şantaja maruz kalıyoruz. Bize alan açmazsanız, bizimle beraber olmazsanız Cumhurbaşkanı seçilemezsiniz şımarıklığın da yorulduk. Niçin şantaja maruz kalacaktık Türk demokrasi? Türkiye’deki mevcut sistemi bu şantajdan kurtarmanın yolu elli artı birin değiştirilmesidir. Onu da arada söylüyoruz münasibetsiz ittifaklar o olmasın diye. Bu bütün bu ittifak yapacak mısınız? Kimle beraber olacaksınız? Soruların arkasında bu 50 artı biri nasıl alacaksınız? Kabulü var kurgusu var. O yüzden bizim için erken ve yeni kurulmuş partiyiz. 16. parti olarak kurulduk. 161 kurucuyla kuruldu. İlginç bir şekilde 161 kurucu ile kuruldu. 161. Parti olarak kurulduk ama bir senede ilk beşin içinde olduk. %35 tanınırlığımız var ölçülmüş. %35 tanınırlıkla %5 ve üzeri bir oy %100 tanrılıkta hiçbir baraj problemi olmayan önümüzdeki dönemin namzet partisidir. Yani süreç aslında çok doğru gidiyor. Sadece siyasetin merkezine doğru yürümesi lazım. Partinin bir merkez parti hüvviyetine bürünsün diye. 82 ANAP, 2002 AK Parti coşkusunu yakalamak lazım. O coşkuyu 85 milyonu sarp sarmalayacak bir ritme taşımak lazım. Anahtar Parti iktidar hedefliyor. CHP ve AK Parti tahterevallisini bozabilecek, bu düzene mahkum olmadığımız yeni bir iradenin Türk milletine yetebileceği bir kulvar hedefliyoruz. Başarabileceğimize dair ciddi emareler de gösteriyoruz. Patron millettir ve millet ne derse o olur” dedi.
2002 ’DEKİ DİP DALGASI OLUŞTU
Trabzon’da sahada gördüğü izlenimin 2002 yılındakine benzer olduğunu söyleyerek “Şimdi şöyle genel olarak sorunlardan kaynaklanan hayal kırıklığına ilk defa ben 2002’ye benzetiyorum. Bu Türkiye’deki şu anda bu toplumsal isyan 2002’ye benzemeye başladı. 2002’de Ak Partinin büyük bir tsunamiye dönen siyasal iradesi öncesinde derin bir sessizlik barındırıyor. AK Parti mesela bu kadar oy alacağını bilmiyorduk. Bu kadar yüksek oy beklemiyordu. ama toplumsal hissiyat o kadar kırılmıştı ki umutsuzluk galip olunca artık bunun önünde hiç kimsenin duramayacağı bir dip dalgası oluştu. Ben şimdi şartların 2002’ye doğru evrildiğini görüyorum. Seçmen kırıldı. Ülkücü, milliyetçi camianın vakarı kırıldı. AK Partiye güvenen seçmenin haylim kırıldı. Millet Tayyip Bey’e, hükümete kırıldı. Kendilerini sevmekten başka hiçbir kabahatleri olmadığını düşündükleri bu damın 2025’teki karnesine bakıp biz bunu hak edecek ne yaptık dediği zamanlara denk geldim. Ben o yüzden bu sahayı ilk defa çok büyük bir kopuşun arifesinde gördüm. O yüzden 2002 yılına benziyor. Bu bir hayal değil. Mümkün. 2002 patlamasına benzer görüyorum bunu” sözlerini kaydetti.
ANAHTAR PARTİ 3-33 BANDINDA
Anahtar Parti’nin oy oranı üzerine konuşan Ağıralioğlu, “Anahtar Parti 3-33 kulvarında. Kurduğum zamandan beri diyorum ki 3 de alabilir. 33 de alabilir kulvarıdır. Ve bu sosyoloji kulvardır. Göreceksiniz diyorum yani 3 ne kadar mümkünse 33 o kadar mümkündür bu ve bu bir mecburiyet kulvarıdır. Yani Ak Partiye bu kadar oy vermiş arkasında durmuş kitle hissesine düşenden razı değil ve hissesine düşmüş olandan razı olmayan kitle var. MHP’ye 50 yıldır oy vermiş ve hissesine düşenden razı olmayan kitle razı değil. Muhalefete gidip de razı olmayan kitle razı değil. CHP’den umuduğunu bulmayan kitle. Yani her taraftan rahatsız olan ve isyana sebep olan bu sosyoloji Anahtar Parti’yi 3 ve 33 bandına alıyor. Anahtar Parti bu seçimde 3 ile de çıkabilir 33 ile de çıkabilir. Yani 3 de olsa şaşırmam. Çünkü siyasi parametrede şuna döner. Tayyip Bey zor bir rakiptir. Mezardan sağ çıkabilir, dikkatli olmak lazımdır. Böyle az adam değildir ama siyasi pratikte %5 alamaz karneyle 55 alıyor. Demek ki dikkatli olmamız lazım. O yüzden hayal kurmuyorum. Efendim böyle öngörüsüz de davranmamaya çalışıyorum. Gördüğüm şey şudur. Sosyolojik olarak bir parti 3-33 bandındaysa Türk milletinin umudu kırılmış demektir. O yüzden umuda yürüdüğünüz zaman alırsınız. Biz umuda yürüyoruz görünen olur” dedi.
BÜTÜNLEŞİK MUHALEFET İLE İLGİLİ NELER SÖYLEDİ?
İYİ Parti Genel Başkanı Musavat Dervişoğlu’nun bütünleşik muhalefet sözlerine karşı kendi yorumunu açıklayan Ağıralioğlu, “Bunlar için erken ama siyaset pratiğinde konuşulması gereken paratikler bunlar. Bazıları şöyle demeyi seviyor. “Milliyetçiler bir araya gelirse.” Bu başlıkla başlayan cümle %15 ile başlayan bir güce tekamül ediyor. Zafer Partisi, İYİ Parti ve Anahtar Parti 15 ile başlıyor yarışa. MHP’nin politik arzı farklı. Bu üç partinin kırmızı çizgileri birbirine çok değer. Bu böyle olunca da şöyle derler. “Bunların kırmızı çizgileri aynı. Bunlar bir araya gelsinler.” Bunun böyle konuşulması kıymetlidir. Bu arada Musavat Bey ile Ümit Bey zaman zaman konuşuyorlar. PKK ile konuşanların siyasi rekabet alanımızda olduğu, Kandil’le yol arkadaşı olanların, PKK ile süreç yürütenlerin karşımızda olduğu zamanda bizim armudun çöpü, üzümün sapı diye bir araya gelmemiz seçmene saygısızlık diye bir söz var. Yani bu şu demektir. Bu memleket için fedakarlık yapacağımız bir mesuliyet hatırlatmasıdır. Ama henüz bunlar için erken. Bütünleşik siyaset konulabilir. Milliyetçilerin bir araya gelmesi de kıymetli. Ama Türkiye’de bozmaya yetebilen yapmaya yetmeyen bir şeye razı değilim ben. Siyasi sistemde pazarlık edebilen yahut bozmaya yetebilen. Ben yapmaya yetebilen bir şeyi yönetmek istiyorum. Milliyetçiler ittifakı bozmaya yeter. Ben istiyorum ki milliyetçilik milletin cebine para olsun. Esnafın siftahı olsun. Çocukların kariyer planlarına destek olsun. Beyin göçüne de değinsin orman yangınına da değsin. Milliyetçiliğin iş bitirmesi olmadığı için daha kaliteli bir hayatın meşalesini sallamıyor milliyetçilik. Milliyetçilik aslında itirazın meşalesini sallıyor. O yüzden itirazla başladığımız işin ihya mesuliyeti var. Başarmak zorunda olduğumuz başka bir şey var. Türkiye’de ekonomideki büyük zorluk karşısında akla milliyetçilik gelmiyorsa, çocuklarımız göç ederken akla milliyetçi gelmiyorsa milliyetçiliğin iş bitirmesinde problem var. Bir parantez gibi tutunuyor. Bu paranteze girmektense. Bu kırmızı çizgilerimiz memlekete kuvvet olsun. Ama üçüncü yol demeyi sevmediğim ama bu tahterevalli siyasetine son verip bir merkez olabilmekten bahisle gayret ettiğim bir şey yapıyoruz. AK Parti her türlü kudreti olduğu halde sorunlarımızı çözemeyen 1. CHP bu kadar sorun varken iktidar olamayan 1. DEM asla memlekette 1 olamayacak 1. MHP asla 1 olmak istemeyen 1. Biz beşincisi olarak girdiğimiz bu yarışta 1 olunca memleketi ayağa kaldıracağız. Dolayısıyla bu 5 içine girmiş parti içinde Anahtar Parti 1 olma iddiası taşıyan tek parti. AK Partinin neyi eksik ki 1 olma hevesinde? Şuanda neyi yapamıyor ki kazanınca yapacak? Bunun cevabını da AK Parti boşa düştüğü için sosyolojisi çöktü AK Parti’nin. Tayyip Bey’e 600 vekil verseniz de aynı kudrette olacak. Bütün partileri kapatıp memleket senindir deseniz de aynısını yapacak. Bu kadar soruna rağmen iktidar olamıyorsa CHP, neye ihtiyacı var ki? Bu kadar soruna rağmen iktidar olamıyorsan neye ihtiyacın var? DEM zaten Türkiye partisi değildir. Milliyetçi Hareket Partisi ortalama siyasetinde ortalama devlet kuruluşu parti gibidir. İYİ Parti bir güven bunalımında ve toplamaya çalışıyor. Zafer Partisi odağı Türkiye Partisi olabilme odağı değil. DEVA ve Gelecek siyasi ömürlerini tamamladı. Yeniden Refah ve Saadet Partisi de yeniden Türk siyasetin merkezi olacak mıknatıslanma yapamazlar. Millet bu kadar milli görüşe maruz kalmaz. İtirazları doğrudur. Kim kaldı? Anahtar Parti. Hani yapabilmesi gereken çok iş var. Çalışması gereken çok iş var. Odaklanması gereken çok iş var ama bunu yapabilme kapasitesi olan tek parti Anahtar Parti” ifadelerine yer verdi.
Kaynak: Günebalış
Kaynak: Günebalış
Onlarca yılın düşmanı MHP ile CHP yıllarca birlikte hareket ederken ses çıkarmayıp ne zaman MHP ile AKP ortaklık kurdu ve kendini milliyetçi diye tanımlayan bu güruh MHP’den ayrılıp akıllarınca iyi parti isimli partiyi kurdu ve bu hemşehrimiz de onlara yanaştı o gün siyasi hayatı bitti. Sonra ayrılıp yeni parti kurması da kurtarmaz gözümüzdeki değerini…
Ha ha ha ha. seçime yakın Tayyip’e yanaşır po milletvekili çıkartır meclise girer bu kadar basit.
Tayyip asker arkadaşın mı? Kimin kime yaklaştığı birbirine benzemez 6+1’li masa dönemi çok net belli oldu. Kimin omurgasız hareket ettiği çok net…