DOLAR 6,0815
EURO 6,8094
ALTIN 251,2
BIST 86.072
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon 23°C
Gök Gürültülü
reklam

Heey Konak Sahibiiii!

çaykara inşaat
27.Ocak.2013 01:07
472
A+
A-

Heey Konak Sahibiiii!

Ne güzel bir nidaydı…

Dışarıdan:

Heeeeey! Konak Sahibi!

İçeriden:

-Buyruuun!

Davetsiz misafirler davetsiz ev sahipleriyle işte bu cümlelerle buluşurdu eskiden. Akşamların demi işte bu mukaddimeyle başlardı.

“Heey konak sahibi”

“Buyruuun!”

Aslında ne konak vardı ne de konak sahibi. Mütevazi ahşap evlerin mütevazi sahiplerinin gönül konaklarına destursuz girmenin parolasıydı bu cümle.

‘Heey konak sahibi!’

Artık unuttuk bu cümleleri, destursuz gidip gelmeleri, gecelere anlam katan sade bir günün sade işlerini allandıra ballandıra anlattığımız sohbetleri…

Evet eskiden her ev her an misafir gidilebilecek kadar müsait, her ev sahibi her an misafir ağırlayabilecek kadar hazırdı. Gaz lambasının altında demlenen bir büyük demlik çay derin muhabbetlere eşlik ederdi ….

Veee günün sıradan işleri muhabbetin öznesi olunca sıradanlığını kaybeder sohbetin tuzu biberi oluverirdi.

-Bu gün meşeye gittum…

-Eeeee!

-Ola sorma bir ağaç ile güni geçurdum. Pasallar varyoz balta… Usteluk yeni da bilettum oni duruyu jilet gibi… Evleye kadar güzel çaliştuk.

Ola evleden sora bir kutuğe takilduk yevmiyeyi yedi hiç iş aşuramaduk.

Ne ‘Heyy konak sahibi’ diye destursuz evimize gelen var, ne de destursuz kapımızı çalanlara gönüllerini açan konaklarımız.

Her gün biraz daha insanlığımızdan, kültürümüzden, değerlerimizden uzaklaşıyoruz.

İlk önce televizyon çıktı, sonra insanlar ekonomik bağımsızlıklarını yakaladılar. Dolayısıyla birbirlerine olan ihtiyaçlarının azaldığını sandılar… Sonra telefon sonra internet girdi evlerimize. Her biri evimize girerken her akşam buluştuğumuz komşularımız dostlarımız yavaş yavaş çıktı evlerimizden. Önce olup  biteni anlamadık. Yavaş yavaş uzaklaştık, sonra daha da uzaklaştıkça uzaklaştık sonraaaa….

Artık şehirlerimizi de ayırdık. Can ciğer dostlarımızla yılda bir yollarda karşılaşır olduk.

“Ola bir akşam bir araya gelelum da eski günlerdeki gibi bir muhabbet kaynatalum” dedik. Dedik ama her seferinde araya bir şeyler girdi. Tatiller bitti oturamadık.

“Yahu bu sene da oturamadık, şöyle bir muhabbet yapamadık” diyerek “seneye inşallah” diyerek erteledik. Erteledikçe kendi bataklığımızda kaybolduk. Kayboldukça uzaklaştık, uzaklaştıkça kaybolduk. Önce kendimizi sonra kültürümüzü sonra benliğimizi kaybettik. Bir daha geri gelmeyecek samimiyetlerin sadece rüyalarını görür olduk.

İmkanlara kavuştuk ama mutlu olamadık.

YORUMLAR
× YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.