
KTÜ Başhekim Yardımcısı Çaykaralı Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi’nde düzenlenen “Dünya Medeniyet Tarihi ile İslam Tıp Tarihi Arasındaki Etkileşim” başlıklı konferansta, medeniyetler arası bilgi üretimi, aktarımı ve dönüşüm süreçleri tarihsel ve epistemolojik bir çerçevede ele alındı.
Konferansın konuşmacısı Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, Dünya Medeniyet Tarihi’nin yalnızca kronolojik olaylar dizisinden ibaret olmadığını; bilgi üretiminin hangi toplumsal, kurumsal ve düşünsel zeminlerde şekillendiğini inceleyen disiplinler arası bir alan olduğunu vurguladı. Felsefe, bilim tarihi, sosyoloji ve tıp tarihinin kesişiminde yer alan bu yaklaşımın, medeniyetlerin bilimsel birikimini anlamada bütüncül bir perspektif sunduğunu belirten Gündüz, tıp tarihinin ise bu sürecin hem teorik hem uygulamalı boyutunu temsil eden en süreklilik arz eden alanlardan biri olduğunu ifade etti.
İslam Tıp Tarihi’nin Antik Çağ’dan devralınan bilgi mirasını yalnızca muhafaza etmediğini, onu sistematik biçimde yeniden yapılandırarak geliştirdiğini dile getiren Gündüz, özellikle 8–10. yüzyıllar arasında Abbasî döneminde kurulan Beytülhikme’nin bu süreçte belirleyici rol oynadığını söyledi. Beytülhikme’nin sıradan bir çeviri kurumu olmadığını, farklı medeniyetlere ait metinlerin eleştirel analizden geçirilerek yeni bir senteze kavuşturulduğu entelektüel bir üretim merkezi olduğunu ifade eden Gündüz, Hipokrat ve Galen geleneğinin Arapçaya kazandırıldığını, Hint ve Pers tıp literatürünün İslam bilim çevrelerine entegre edildiğini ve bu birikimin özgün katkılarla yeniden yorumlandığını kaydetti. Bu yönüyle İslam medeniyetinin pasif bir aktarıcı değil, eleştirel üretim gerçekleştiren kurucu bir bilim geleneği oluşturduğunu vurguladı.
Konuşmasında kurumsallaşma boyutuna da değinen Gündüz, İslam dünyasında ortaya çıkan bimaristanların modern hastane modelinin erken ve gelişmiş örnekleri arasında yer aldığını belirtti. Bu kurumların yalnızca hastaların tedavi edildiği yapılar olmadığını; klinik uygulamaların sistemli biçimde yürütüldüğü, hekimlerin eğitim aldığı ve eczacılık ile tıbbi uzmanlaşmanın kurumsal çerçevede geliştiği merkezler olduğunu ifade etti. Teorik bilginin uygulamayla bütünleştiği bu yapının, sağlık hizmetlerinin organizasyonunda süreklilik ve standartlaşma sağladığını ve Avrupa’daki üniversite hastanelerinin ortaya çıkışına dolaylı fakat yapısal katkı sunduğunu dile getirdi.
İslam tıp geleneğinin önde gelen isimlerine de değinen Gündüz, İbn Sina’nın “El-Kanun fi’t-Tıb” adlı eserinin yüzyıllar boyunca Avrupa üniversitelerinde temel başvuru kaynağı olarak okutulduğunu, Er-Razi’nin klinik gözleme dayalı yöntemi sistematik hale getirerek deneysel yaklaşımı güçlendirdiğini ve El-Zehravi’nin cerrahi uygulamaları alet tasvirleri ve teknik açıklamalarla disipline dönüştürdüğünü ifade etti. Bu isimlerin, İslam Tıp Tarihi’nin yalnızca bölgesel değil, evrensel ölçekte etkili bir bilimsel damar oluşturduğunu gösterdiğini söyledi.
İslam tıp metinlerinin Endülüs ve Sicilya üzerinden Latinceye çevrilmesiyle birlikte Avrupa’da skolastik tıp anlayışının dönüşüm sürecine girdiğini belirten Gündüz, bu aktarımın Rönesans ve bilimsel yöntemin gelişiminde dolaylı ancak belirleyici bir rol oynadığını kaydetti. İslam Tıp Tarihi’nin bilginin korunması, geliştirilmesi ve yeniden dolaşıma sokulması aşamalarının tamamında aktif biçimde yer aldığını ifade eden Gündüz, bu tarihsel sürecin medeniyetler arası sürekliliği anlamada kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.
Konferansın sonunda Prof. Dr. Gündüz, İslam Tıp Tarihi’nin medeniyet zincirinde yalnızca bir geçiş dönemi olarak değerlendirilmesinin eksik bir okuma olacağını belirterek, bu geleneğin bilgi üreten, dönüştüren ve yeniden inşa eden kurucu bir merkez niteliği taşıdığını ifade etti.
Etkinliğe; Prof. Dr. Turan Set, Prof. Dr. Mustafa İmamoğlu, Prof. Dr. Emine Canyılmaz, Prof. Dr. Salih Akyıldız, Doç. Dr. Perihan Şimşek, Dr. Öğr. Üyesi Selçuk Akturan, Dr. Öğr. Üyesi Abdül Samet Şahin, Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Serdaroğlu, Dr. Ahmet Zengin, Dr. Öğt. Üyesi Arif Kamil Salihoğlu, Çaykara Dernekpazarı Kültür ve Dayanışma Derneği Müdürü Alptekin Gökhan Şahin, Çaykara Gazetesi editörlerinden Ali Rıza Altınsoy ile Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği ve Eczacılık Fakültesi öğrencileri katıldı.
Kısaca Prof .Dr. Abdulkadir Gündüz kimdir.
Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz Aselen Çaykaralı olup 1969 yılında Sakarya Akyazı’da doğdu. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesinden 1996 yılında mezun oldu. 2000-2004 yılları arasında KTÜ Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalında ihtisasını yaptı. 2006 yılında aynı Anabilim Dalına Yardımcı Doçent olarak atandı. 2010 yılında Doçent, 24 Nisan 2015 tarihinde profesör unvanını aldı. Şu anda KTÜ Tıp Fakültesi Afet tıbbı Anabilim Dalı Başkanlığı görevini sürdürmektedir, ayrıca KTÜ Tıp Fakültesi Farabi Hastanesinde başhekim yardımcılığı devam etmektedir. Yayınlanmış beş kitabi, uluslararası ve ulusal dergilerde 180’den fazla makalesi bulunmaktadır.