ÇaykaraDernekpazarıÇaykara KöyleriÇaykara Köyleri HaritasıÇaykara NeredeUzungölÇaykara nedirWhatsApp Link Oluşturma
DOLAR
48,0206
EURO
56,1267
ALTIN
7.107,39
BIST
14.514,82
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon
Açık
27°C
Trabzon
27°C
Açık
Pazar Hafif Yağmurlu
28°C
Pazartesi Çok Bulutlu
28°C
Salı Çok Bulutlu
28°C
Çarşamba Az Bulutlu
28°C
reklam

KIRKLAR TEPESİ  SADECE KARA KAYA DAN MI İBARET?

22.08.2026 17:33
7
A+
A-

Trabzon Çaykara İlçesi Demirkapı (Haldizen) mah. sınırları içinde bulunan Trabzon- Bayburt sınırını ayıran ve 3200 rakımlı tepede bulunan Kırklar Camisi 24 Kasım 2025 yılında çıkan yangında ahşap kısmı tamamen kullanılmaz hale gelmişti. 22 Haziran 2026 Tarihi itibariyle elde ettiğim bilgiye göre; Tamamen kül olan cami Trabzon Valiliği, Trabzon Belediyesi ve hayırsever vatandaşların katkılarıyla yeniden inşa edilmeye başlandı)

Her yıl yüzlerce ziyaretçi tarafından ziyaret edilen ve özellikle yöre halkı tarafından kutsal bir yer olarak kabul edilir.

Yüzyıllardır yöre halkı tarafından manevi bir merkez olarak kabul edilen Kırklar Camii, yörede “Kırkların buluşma yeri” olarak bilinir. Son yıllarda birçok kişinin uğradığı bir camii olan Kırklar Dağı Camii, hem inanç turizmi hem de doğa turizmi açısından öne çıkıyordu.
Kırklar Cami için; 15.06.2015 Tarihinde Çaykara Müftülüğü tarafından; vakit, bayram ve cuma namazlarının kılınabileceği beratı verilmişti.
Yangın haberini duyan yöre halkı ve her ziyaretçi gibi bizleri de derinden üzmüş, hafızamızda hatıraların tekrar canlanmasına yol açtı. Öyle ki ziyaret ettiğimiz günlere, o zorlu yolları yürüdüğümüz, tırmanışı beraber yaptığımız arkadaşlıklara, zirveye çıkıp başarmanın hazzına, kişiden kişiye farklılık gösteren hislere geri gitmemize sebep oldu.
Kırklar tepesine çok kez ziyaret ettim. Her gidişle farklı duygular farklı hisler yaşadım. Oraya tırmandıktan sonra en çok hoşuma giden, zaman elverdiğince ziyaretçi defterlerindeki yorumları okumaktı. O defterlerde yurt içinden ve yurt dışından yüzlerce insanların yazmış olduğu mesajları duyguları ve anıları vardı. Ziyaretçi defterlerinin hikayesi de şöyle; Yöremizin tanıtımında olsun, bölgesel folklorik çalışmalarda olsun büyük emekleri olan ve 8 Haziran 2019 tarihinde Uzungöl’de balık avlarken elim bir elektrik kazasında Rahmeti Rahmana kavuşan Cafer Yıldız ağabeyin koymuş olduğu bir defterle başlamıştı. Bin yapraktan oluşan bu defter zamanla deforme olunca ve sayfaları artık dolmaya yaklaşınca, Cafer ağabey sonbaharda defteri Kırklar Camisinden alarak kapağını ciltledi. Bu defterin yanına da iki tane Bin ’er yapraklı cilt kapaklı ziyaretçi defteri almıştı. Taşkıran merkez camiinde görev yaptığım 2007 veya 2008 yıllarında, Trabzon’daki bir buluşmamızda da bana teslim ederek ‘hocam sen benden önce bunları kırklar tepesine (Kırklar Camisi) ulaştırırsın’ diyerek elime tutuşturmuştu. Bende ilk baharda yayla sezonuyla beraber ziyaretçi defterlerini Kırklar Camisine ulaştırmıştım. Ziyaret sayısını hatırlamadığım birçok kez Kırklar Camisine farklı kişi ve gruplarla birçoğunda da rehber olarak gitmiştim. Hatırladığım kadarıyla üç veya dört kez ziyaretçi defterine o anki duygularımı, beraber olduğum ziyaretçi arkadaşlarını da eklediğim yazılarım oldu. (Bir seferinde de beraber gittiğimiz bir misafir gurubuyla dönüşte korkuya kapılan bir ziyaretçi ile, bu gün ki gibi araba yolu olmayan dik yoldan saatlerce süren inişimizi, hem de ışığımız olmadan geceye kaldığımızı, aracımızı zor bulduğumuzu, bu seferde araçla Tapanoz yaylası tarafında bulunan uçurum yerlere düştüğümüzü, Allahtan ki aracımız arazili araç olduğu için olumsuz bir hadise yaşamadan ,böyle bir yolculuktan sonra gece 24 sularında Şekersu Yaylasında vardığımızı hiç unutmuyorum.)
En son 2022 yılında ziyaret ettiğim Kırklar Camisinde, zaman darlığı sebebiyle ne ziyaretçi defterine bakabildim ne de yazma fırsatım oldu. Ne zaman ki o acı yangın haberini duyunca hafızam beni 5-6 yıl öncesine, bana gönderilen bir fotoğrafı hatırlattı. Bir Kırklar Camii ziyaretim sırasında da beraberimde olan ve öğrencilik yıllarımda da Çaykara’nın o dar odalarında benimle kader birliği yapan Ziya Kurt kardeşim, gittiği Kırklar Camii gezisinde, yıllar önce ziyaretçi defterine yazdığım ve kendisinin de altında diğer arkadaşlarla beraber imzasının olduğu yazının fotoğrafını çekip göndermişti. Unuttuğum o yazıyı tekrar görünce hem heyecanlandım hem de zamanın ne kadar hızlı geçtiğinin farkına vardım. Ziya Kurt, Ahmet Kurt ve Cevat Kaplan ile bir güz mevsiminde yaptığımız ziyarette deftere yazdığım yazının artık sadece fotoğrafı ve anıları kaldı. Çünkü yangında caminin ahşap kısmı tamamı kullanılamaz hale geldi. Hatta caminin yanında bulunan misafirhane ve içindeki araç gereçler de kül oldu. İşte bu yüksek rakımlı tepede bulunan camide, binlerce ziyaretçinin her dilden yazılarının, anılarının, duygularının ve sözlerinin bulunduğu defterler birçok şey gibi yandı. Tarihe not bırakılmış o el yazmaları artık birer kül olup Kırklar Caminin o sert rüzgarıyla etrafa saçılmış oldu. Yani anlayacağınız geriye elimde bir sayfanın fotoğrafı kaldı ve diğerleri kül oldu gitti. Dilerim ki belki de meraklı biri birçok sayfayı fotoğraflayıp arşivlemesi olmuştur. Şimdilik muamma… ‘Defterler yandı uçtu. Ziya kardeşimin sayesinde dijital hafızamda bir  fotoğraf kaldı.’
Kırklar camisini beraber ziyaret ettiğim ve ahirete irtihal etmiş olanlar ile Taşkıran’da görev yaparken olsun, sonraki yıllarda olsun bana unutulmaz izler bırakan, çok güzel bir hukukumuzun da olduğu, değerli bir insan olan Cafer Yıldız ağabeye rahmet diliyorum. Başta Ziya Kurt olmak üze yol arkadaşlığı yapıp da hayatta olan herkese sağlık ve afiyet diliyorum.
2003 Eylül’ünde Kırklar Camisinde ziyaretçi defterinde yazdığım ve fotoğraf olarak elimde bulunan notu birebir aşağıya ekliyorum…

KIRKLAR TEPESİ  SADECE KARA KAYA DAN MI İBARET? 1

السلام عليكم
Rahman ve Rahim olan Hz. Allah’ın adıyla!
Adı: Fahrettin
Soyadı: KURŞUN

Tarih: 26.09.2003
Saat: 13:00 Cuma
Selamların en güzeli olan Cenab-ı Hakk’ın selamıyla başladık. Şükürler Mevla nasip etti tekrar Kırklara yaklaşmayı. Evet; KIRKLAR CAMİSİ (TEPESİ)! Kimilerine manzara, kimilerine şifa, kimilerine ibadet, kimine göre bölgenin en yüksek yeri. Tabii herkesin kendine göre bir düşüncesi olabilir. Ama kanımca buraya yayan çıkınca fiziken (bedenen) yüksek yere
çıkmış ama aslında niyetine göre, Mevla’nın katında kendisini en sefil, en hakir, en düşük görür çünkü o ilahi aşk, o en secde, her ne kadar yüksek olsa bile burada yapılıyor. Kadir-i Mutlak cümlemize bu iksiri nasip etsin. Tabii konusunda şunları hatırlatmak isterim:
• Hz. Musa Cenab-ı Hak’la yüksek yerde konuştu (Sina Dağı).
• Hz. Nuh yine büyük tufanda dağın üstüne gemiyi oturtmuş ve dünya üzerinde bulunan canlıların devamını sağlamış rivayetlere göre (Cudi Dağı).
• Hz. Muhammed ki; o peygamberin yüzü suyu hürmetine yaratılmış kainat. Peygamber olmadan dağa çekilir, günlerce orada ibadet edermiş. Peygamberliğin ilk adımı yine bir dağda gerçekleşir (Nur Dağı, Hira Mağarası) gibi örnekler çoğaltılabilir. O halde istirhamım buraya ismini bırakan Kırklar Tepesi (Camisi) adıyla analım. Çünkü Allah (c.c.) bizden gayba inanmamızı emrediyor. Bir sebebi hikmeti vardır ki bu yere Kırklar ismi verilmiş. Zira her şey zıddı ile kaimdir. Yani maddenin karşısında mutlak mana (maneviyat) vardır. Yanlış anlamaya mahal vermemek lazım. Allah’ı tepelerde aramak, duayı yükseklerde yapmak gibi bir tutuculuk yanlış olur; “Anladım ki sanat Hakkı aramakmış, gerisi hep çelik çomakmış” demiş Üstad N. Fazıl. Evet manevi iklimlerin, aşkın ve hazzın yoğun olduğu söylenen Kırklar Tepesi’nden dilimizden dökülen bunlar. “Edep bir tac imiş nur-ı Hüda’dan, giy o tacı emin ol her beladan” diyor. Burada emeği geçen herkese teşekkür ediyorum, Mevlam ziyaretçileri de niyetlerine göre versin.
Cümle ümmet-i Muhammedi her türlü beladan uzak tutsun, huzur, refah, esenlik diliyorum. Bizlere de tekrar gelmeyi nasip etsin.
Bu tarihte ziyaret edenler:
Fahrettin KURŞUN (İmza)
Ziya KURT (İmza)
Ahmet KURT (İmza)
Cevat KAPLAN (İmza)

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
× YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.