Gölgelerinde Huzur Bulduğumuz Çınarlarımız Yok Artık
Toplumsal hafızamızın en derin çekmecelerinde, sözü senet kabul edilen, duruşuyla güven veren, sükûnetiyle fırtınaları dindiren isimler vardı. Onlar; mahallenin bakkalı, marangozu- esnafı, vb. cenazede düğünde veya toplumsal işlerde ‘sağına soluna bakmadan ben varım diye’ koşturan, yaptığı hizmeti de Hakka hizmet olarak gören, köyün emektar öğretmeni, imam hatibi, ailenin-akrabanın yaşça veya akılca en büyüğü, sokağın her taşını bilen hatta gayrı resmi tapu sicil arşivi, kadastro bilirkişileri dediğimiz o bilge insanlar bir bir, yeri dolmadan aramızdan ayrıldı. Biz onlara “kanaat önderi” derdik.
Resmi bir cübbeleri, mühürlü bir yetki belgeleri yoktu; onların meşruiyeti, toplumun kalbinde inşa ettikleri sarsılmaz güvenden ve yaşanmışlıklarından geliyordu. Ancak günümüzde, modernleşmenin ve bireyselleşmenin hızla dönen çarkları arasında bu saygın figürlerin yavaş yavaş tarih sahnesinden çekildiğine tanıklık ediyoruz.
Kanaat önderleri Sosyal Bir Denge Unsuru Olarak Var Oldular.
Eskiden bir mahallede, köyde veya geniş ailede anlaşmazlık baş gösterdiğinde, mesele adliye koridorlarına ya da resmi tutanaklara yansımadan önce bu akil insanların kapısı çalınırdı. Küslükler onların kurduğu sofralarda barışa dönüşür, miras kavgaları onların vicdan terazisinde çözülür, yolunu kaybeden gençler onların rehberliğinde yönünü bulurdu. Kanaat önderleri, toplumun “amortisörleri” gibi çalışır; krizleri yumuşatır, uçları törpüler ve dayanışma ruhunu ayakta tutardı. Onların varlığı, yazısız bir toplumsal sözleşmenin en güçlü teminatıydı.
Kanaat önderleri konusunu belki başka bir yazımızda detaylıca ele alırız. Bu yazımda ise asıl bahsetmek istediğim yukarda saydığım vasıfları tamı tamına taşıyan bir profili, sizinle buluşturmak hem de bu güzel insanı hayırla yad etmektir amacım. Taşkıran mahallesinin hem eski hem yeni camisinde görev yaptığım dönemlerde, camimizin müdavimi olan bu güzel insan 5 vakit cemaatim olması hasebiyle de ayrı bir hukukumuz oluşmuştu.
Bir Fazilet ve Vakar Timsali: Hacı Mehmet (Ali Osman) Dinç
“İnsan saygıdan kazanır. İster vali ol ister veli ister âlim ol ister amele. Saygı edersen saygı bulursun,” derdi merhum Hacı Mehmet Dinç. Kimlikteki isminin de Hacı Ali Osman Dinç olduğu pek bilinmezdi.
Taşlar var, yerinde ağırdır. Yerinden kalkmayınca yeri belli olmaz ya. İnsan var, insanlar var… Yokluklarında değeri anlaşılır, kıymetleri bilinir. İşte o değerli şahsiyetlerimizden Hacı Mehmet Dinç, 26 Ağustos 2010’da Ramazan’ın on beşinde, 81 yaşında aramızdan ayrılarak dârülbekaya irtihal etti. Geride de örnek alınacak bir hayat bırakarak…
Cami Eksenli Bir Ömür Sürmüş
Aldığı ilmi, tasavvuf terbiyesi potasında şekillendirerek aslında herkes gibi yaşadığı hayatın yanında, o adeta “Hakk ile” halk arasında bir hayat sürmüştür. Yaklaşık elli yıl boyunca “sahib-i tertip” gibi kar kış demeden beş vakit cami cemaati olmuş, caminin gönüllü mütevellisi, banisi olmuş; yetmemiş cemaatin önüne geçmiş imam olmuş, müezzin olmuş, minareden Bilal olmuş, görev yapan din görevlilerine rehber, camiye geliş zamanlamasıyla adeta esnafın namaz saati göstergeci olmuş, hülasa cami eksenli bir hayat sürdürmüş ve cami iklimiyle özdeşleşmiş bir zat…
Bütün bunların yanında; evlenecek, ev alacak, iş koluna atılacak olanlara manevi danışman; konu komşuya, çevre halkına kanaat önderliği yapmış biriydi. Yaşadığı sosyal çevreye yabancı durmamış, kendisinin ifade ettiği gibi “İnsan saygıdan kazanır” temel felsefesiyle saygı göstermiştir. Bütün bunlarla beraber halkından kopmamış; Hz. Nuh Peygamber’in mesleği olan marangozluk mesleğini icra etmiş ve o alanda faal olarak işini de saygıyla yapmış biriydi.
Hacı Ali Osman DİNÇ ve Cami Cemaati – Esnaf / Merhum Süleyman Erdoğan ile
Sabır ve Zarafetle Tamamlanan Yolculuk
Her zaman son derece mütevazı olan Hacı Ali Osman Dinç, misafir ağırlamaktan, ikram etmekten çok hoşlanır ve gelen misafire bizzat kendisi ayakta kalmak suretiyle hizmet etme inceliyle muamele ederdi. İşini de ‘Allah işini güzel yapanları sever.’ Düsturuyla temiz ve güzel yapmaya çalışmıştır.
Ömrünün son aylarında yakalandığı amansız hastalığı da saygıyla karşılamış, “of” bile çekmemiş, Allah’tan gelene “amenna” demiş ve duçar olana da naçar olana da biçare bırakana da saygı göstermiş, son yolculuğuna da “Nasıl yaşarsa bir kişi, öyle olur ölüm işi” sözü hikmetince saygı ile uğurlanmıştır. Kısaca merhum ve mağfur Hacı Mehmet Dinç, örnek bir ‘İnsan’ / ‘Mümin’ / ‘Müslüman’ profili bıraktı bize aramızdan ayrılırken.
Merhumu Rahmetle Anarken,
Yaklaşık 4,5 yıl Taşkıran Merkez eski ve yeni Camisi’nde görevli olmam hasebiyle, bu zaman zarfında merhum Hacı Ali Osman Dinç’ten alabildiklerim benim için büyük ikram oldu. ‘İnsan edep ile kazanır’ı kulağıma küpe eden, manevi hâl ve keşiflerine şahit olduğum, bölgemizin bu değerli şahsiyeti için birkaç satır yazmadan duramazdım. Belki de bilinçaltı gayretim, onu ve onun gibi insanların (ki eminim hâlâ çevremizde vardır) hayattayken değerini bil (eme)mek adına, önce kendime sonra bu yazıyı okuyanlara bir serzenişte bulunmaktı.
Biz; Rahmet-i Rahman’a giden Hacı Mehmet (Ali Osman) Dinç’ten razıyız. Allah (c.c.) razı olsun.
Biz; Rahmet-i Rahman’a giden Hacı Ali Osman Dinç’in mümin, muvahhit ve iman-İslam şiarı üzerinde bir hayat yaşadığına şahidiz. Rabbim onu şehitlerin mertebesine ulaştırsın. Şahitliğimizi kabul etsin. Ruhu şad olsun.
Rabbim, bu dünyadan ayrılırken geride örnek teşkil edecek bir yaşantı şekli bırakmayı nasip etsin.
Bütün geçmişlerimizi rahmetle anıyoruz. Ruhlarına el-Fatiha…
Fahrettin KURŞUN
AI Tarafından Yorumlanan Yazımızı Dinlemenizi de Tavsiye ediyorum…
×YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Kaleminize sağlık kıymetli hocam. Allah cc tüm ölmüşlerimize rahmet etsin. Rabbim güzel insanların sayılarını arttırsın.
Çok teşekkür ediyorum. Allah razı olsun…Okuma zahmetinde bulundunuz. Geçmişlerimize rahmet olsun…