DOLAR 5,7786
EURO 6,4347
ALTIN 276,4
BIST 98.484
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon 21°C
Parçalı Bulutlu
reklam

Bilimsel gönderme

28 Haziran 2017 21:43
1.355
A+
A-

Bilim, her alanda önemli, olmazsa olmazlarımızdandır. Konusu itibariyle kendine has uygulamaları ve metotları vardır. En önemli yönü de olması gereken acımasız objektifliğidir. Duygusallığa yer yoktur bilimsellikte.
Akademik kimliğin liyakat ve ehliyet tartışmasına açık olması kabul edilemez bir önemdedir. Bir ülkenin geleceğinde, devletin en önemli kurumlarından biri belki de birincisidir Üniversiteler. Ulemanın bozulması ümeraya sirayet ederse, tebaanın akibeti olumsuz sonuçlar doğurur.

Bilim uzmanı sıfatıyla yaşadıklarımdan bahsetmeyeceğim. Kendinden bahsediyor denilebilir. Madem bilimsellik objektiflik gerektiriyor, o zaman ben de şahit olduklarımdan bahsedeceğim:

Duygusallık yok !

Bir tv kanalında doktorasını dışarıda tamamlamış, alanında ülke geleceğine önemli oranda –özellikle savunma sanayii ile ilgili- buluşlarıyla katkı sağlayacak sonuç alan çalışmalarını duyduğumda çok müteessir olduğum bir kıymetli insandan bahsedeceğim. Çocukluğunda Isparta’dan kendisini tanımam benim için ayrıca önemli idi. Kendisine sormadığım için burada ismini açıklamayacağım.
TV Program yapımcısı program akışı içinde kendisine önemli gördüğü hocalarından bahisle sorduğunda, maalesef yabancı bir hocasının ismini vermişti. Sunucu başka yok mu diye ısrar etmesine rağmen, üzülen yüz hatlarıyla yine aynı ismi tekrarlamıştı. Biliyordum çünkü o bir hocasına karşı çok kırgındı. Vaktiyle bir haksızlığa uğramıştı. Babası bana def’atle anlatmıştı onu. Çünkü aileyi etkileyecek düzeyde idi. Açıkça söylemek gerekirse, bir eğitimci olarak bana bir hayli dokundu bu sahne.

Yakinen bildiğim bir başka olay: Yine alanında uzmanlaşmış bir numune öğrenci kendine düşen her safhada başarılarına başarı katarak sınavla elde edilebilecek bütün sonuçları en iyi seviyede tamamlamış. Bu süre zarfında bulunduğu ortamda her kademeden olumlu tepkiler almış ve takdir edilmiş. Sıra tasarruf makamına gelince, duyulan ifade bir başarı hikayesine pes dedirtecek cinsten: Başarılı olman yetmez… Diğer ifadeyi söylemek istemiyorum. Biraz küstahça…
Doktora bitiyor. Ama sen git işine bak deniliyor. Etraftaki duyumlara göre yerine alınan eleman ise, belki de bu adaya öğrenci olacak kadar… Bu sonucu sağlayan sebeplere indiğinizde hiçbir şekilde tatmin olacağınız bir gerekçe bulamazsınız.

Disiplinli, ilkeli, seviyeli, liyakatli olanların, milleti ve memleketine bağlı, milli ve manevi değerlerin sahibi olan kabiliyetleri, kişiselleştirerek uyumlu olma adına adam kayırmaya dönüştürmek, vebalin ötesinde kendi bulunduğu konuma yapılabilecek en büyük haksızlık ve hatadır. Tarih bunu asla affetmeyecektir. Tarihin diyalektiğinde bu anlatımlar ibret dolu sahnelerle mevcuttur. Allah’ın intikam sahibi olduğu da Kur’anda açıkça belirtilmektedir.

Başarı yetmez diyebileceğiniz tek konu vardır: Vatana ihanet. Vatana ihanet, devlet ve millet konuları dışında kimse bu cüretkar davranışlara girme hakkını bulmamalıdır. Bu milletin kurumlarını bu milletin gerçek sahipleri ancak hakkıyla koruyabilir.

Bu yaptıklarınızı bizim adımıza mı yapıyorsunuz ? Yoksa bizden gözüküp bizi aldatıyor musunuz? Lütfen, hiç olmazsa bu konuda açık olun!
Bilimsel çevreler başarının önünün kesilmediği ilkelerle davranmaya ne zaman kavuşacak?

Özellikle adres belirtmeden -genelleme yaparak- söylüyorum, Ey yetkili: Senin bulunduğun yerde hesap vermen gereken bir konumun yok mu? Kendini gizlemeye çalışma. -gocunması gereken gocunsun – Vaktiyle at koşturanların zamanı gelince hesap vermesi bana şu mesajı veriyor:

Devlet mutlaka görür, ama sabırlıdır. Belki biraz geç görür, diyerek teselli buluyorum. Devletime güveniyorum ve bekliyorum.

Elbette bilimsel onuru zedelemeden, sorumluluğun gereğini hakkıyla yapanlara saygı duyuyoruz ve takdir ediyoruz. Allah sayılarını arttırsın.
Haksızlığı, küskünlüğü yaşatmayacak, tarafgirlikten uzak olmaya ne kadar da ihtiyacımız var günümüzde.
Bilimselliğe filimsellik katmayın ne olur!

Bilimsellik, liyakat, hakkaniyet ve adalet lütfen !…
Mehmet GENÇCAN

YORUMLAR
× YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.