Çaykara Dernekpazarı Çaykara Köyleri Çaykara Köyleri Haritası Çaykara Nerede Uzungöl Çaykara nedir
DOLAR
9,4385
EURO
11,0024
ALTIN
540,47
BIST
1.455
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon
Parçalı Bulutlu
18°C
Trabzon
18°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
20°C
Pazar Parçalı Bulutlu
19°C
Pazartesi Yağışlı
14°C
reklam

Sami Ayan

21 Aralık 1972'de Çaykara'nın Şahinkaya Köyünde doğdu. İlkokulu Şahinkaya II İlkokulunda 1983 yılında, Ortaokulu Çaykara İnönü Lisesi Orta kısmında 1986 yılında, Liseyi Çaykara İnönü Lisesinde 1990 yılında tamamladı. 2000 yılında 19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. Muhtelif kamu görevlerinde bulundu, bulunmaktadır... Yöresi ile ilgili basılı kitap ve değişik yayınlara imza atmıştır. Amatör olarak fotoğrafla uğraşmaktadır. Evli iki çocuk babası olan Sami Ayan yöresi ile ilgili araştırma ve derlemelerini de sürdürmektedir.

Çaykara’da köyden kente, kentten köye göç memurlarla başladı

21.09.2021 21:19
A+
A-

80’li yıllar ortaokul ve lise yıllarımı kapsayan yıllardır. Şimdi anlıyorum ki o yıllar Çaykara’nın lezzetli yıllarının son dönemleriymiş. Çevremde dinlediğim hatıralar geriye doğru gidilen her on yılın bir önceki on yıldan daha yaşama sevinciyle geçtiği kanaati oluşturur bende. 70’ler 80’lerden, 60’lar 70’lerden, 50’ler 60’lardan 40’lar 50’lerden daha lezzetliymiş. Belki daha zor ama insan ilişkileri, kültürün yoğun yaşanması, gelenek ve göreneklere bağlılık ve akraba ilişkileri yönünden daha keyifli bir ortam olduğu kanaatindeyim.

50’li 60’lı yıllarda atılan eğitim tohumları yeşermiş, 70’li 80’li yıllarda Çaykara kamu personeli açısından kendi kendine yeter hale, hatta çevre il ve ilçeleri dahi besler duruma gelmişti. O dönemki Çaykara bugünün Dernekpazarı sınırlarını da içine alan geniş bir coğrafyaydı. Dernekpazarı, Ataköy, Uzungöl, Karaçam birer belediye ve kendi çevrelerinin merkezi durumundaydılar. Ayrıca Arşala altı, Sarmaç, Hadialtı, Coroş, Alçakköprü ve Köknar gibi lokal merkezler de ayrı bir hareketliliğin yaşandığı mekanlardı. O yıllarda insanlar ilçe merkezinden ziyade çoğunlukla köylerinde ikamet eder ihtiyaçlarını köylerine yakın olan bu çarşıların birinden karşılar, salı günü ise bir panayırı andıran Çaykara pazarında ana ihtiyaçlarını karşılamak ve resmî işlerini görmek üzere ilçe merkezine inerlerdi. Çaykara vadinin en derin noktasına kurulu olduğundan Çaykara’ya gitmek yerine Çaykara’ya inmek tabiri kullanılırdı. Köylerden ilçedeki ortaokul ve liselere günübirlik öğrenciler gider-gelirdi. Ayrıca memurlar da yakın köylerden mesai için Çaykara’ya gidip akşam köylerine dönerdi. Şık giyimli öğretmenler ve diğer memurlar bazen yürüyerek bazen kamyon kasasında işlerine köylerinden devam ederdi.  Gündüz Çaykara bürokrasisini yürüten memurlar akşam köy haline bürünür, hafta sonları köy yaşantısının getirdiği yerel işlerle meşgul olurlardı. Bazıları Çaykara’da bekar odasında kalır hafta sonu köyüne giderdi. Bu memurların eş ve çocukları çoğunlukla köyde kalırdı. Henüz kentleşmenin olmadığı, geleneksel köy yaşantısının, köy-mezire-yayla üçgeninde göçebe hayatın devam ettiği, hayvancılık ve buna bağlı işlerin otçuluk, kışlık odun yapımı, tarla, fındık bahçesi vb işlerle arazilerin halen çalışılmakta olduğu yıllar…

Mesaiden çıkan memurlar takım elbise ve kravattan oluşan şık kıyafetleriyle köyün, mevsimine göre mezire ve yaylanın yolunu tutardı. Ondandır bugün eski bir fotoğrafa baktığınızda köy yolunda mezirede, yaylada kravatlı şık insanları görürsünüz. Hafta içi nüfusta, tapuda, kaymakamlıkta, milli eğitimde ve diğer dairelerde mesai yapan memurlar hafta sonu köyünde yaylasında yörenin ve dönemin işi neyse o işte emek yoğun bir hafta sonu geçirirdi. Hafta içi akşamları bir araya gelen 10-15-20 kişilik gruplar muhabbetin belini kırar neşesine neşe katardı. Mesaisi yoğun, getirisi düşük ama güzel günlerdi.

Sonra 90’lar geldi. Çocuklar ortaokula liseye gitmek için ilçeye indikçe anneleri de başta hafta içi olmak üzere ilçeye taşındı. Köylerde kalan dede ve babaanneler hafta sonu gelin ve torun yolu gözlemeye başladı. Sonra büyükler gittikçe evler kapandı, köylerde nüfus azaldı. Memurlarla başlayan köyden ilçeye ve şehirlere göç bir dalga gibi memlekete yayıldı. Sonra emekli olan geri döndü baba evini yıkıp köye ev yaptı. Yaparken şehirdeki mimariyi, beraberinde şehirdeki yaşantıyı köye taşıdılar… Sonra apartmanlar dikildi, her kapıya yol yapıldı. Kimse kimseye muhtaç değildi artık. Herkes özel aracıyla kendi kapısına kadar gitti ve kendi kapısından döndü. Köye gidip kimse ile karşılaşmadan dönüldü şehirlere. Köy ise anıların, yaşanmışlıkların hatırına şehrin konforundan vazgeçmeden dönülen ölüm öncesi son bir durak oldu sonra

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
× YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.

  1. Güven ÖZEN dedi ki:

    Sami bey yazdığın makale çok güzel ve dediklerini hepsi doğru ogünlerin özlemleri başladı bile bu konuları kaleme Alman çok güzel eline sağlık