DOLAR 8,3465
EURO 9,6728
ALTIN 504,34
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon 21°C
Sağanak Yağışlı
reklam

Merhum hocam Hamit Topaloğlu ile anılarımız

09 Nisan 2020 00:16
2.821
A+
A-

Rahmetli Hamit Topaloğlu ilkokul üçüncü sınıfa kadar Çaykara Taşören Köyü İlkokulu’nda öğretmenimdi. Dolgun yüzlü, sevimli bir çocuktum. Beni çok severdi.

İlkokul birinci sınıfının son günleriydi.
Sanırım yıl 1963-1964 öğretim yılıydı.
Bizi halaoğlu Zekeriya ile birlikte tahtaya kaldırdı.
O büyük sınıfta önce tahtada ipte dizili olan harflerden bir cümle kurmamızı istedi.
Ben, ağabeyim 5. sınıfta olduğundan bana yardım ettiği için okuma yazmayı güzel öğrenmiştim.
Söylediği cümleyi biraz zorlansam da yazdım.
Sonra “şöyle böyle oyunu” oynattı bize.
Yani öğretmen “şöyle” kelimesini kullandığı zaman dediğini yapacaktık “böyle” kelimesini kullandığı zaman dediğini yapmayacaktık.
Jetonum bir anda düşmediği için ilk anda dediklerini çok başarılı yapamadım.
Sonra meseleyi tekrar anlatınca daha dikkatli bir şekilde dediklerini yapmaya başladım.
Netice itibariyle benim yaşım çok küçük olmasına rağmen henüz beş yaşındayken ben sınıfı geçmiştim.

Hamit hocamız Allah rahmet eylesin bizi üçüncü sınıfta 1-2 ay okuttuktan sonra Çaykara Ortaokuluna ortaokul öğretmeni olarak gitti.

Beşinci sınıftayken bir seferinde gittim Çaykara Ortaokulunda; şimdiki hükümet binasının bulunduğu yer. O’nu buldum. Beni eline aldı ve dayıoğlu İbrahim Bey’in bulunduğu sınıfa getirdi.
Öğlen paydosu olmuştu; beni beraberinde yanına alarak öğretmenler odasına götürdü.

On yaşında ilkokulu bitirdim ortaokula kayıt olacağım.
Ağabeyim Trabzon’da öğretmen okulunda, babam da Ankara’da Bala’da gurbette imam olduğu için (veya başka bir yerde) velimiz olan Allah sağlıklı uzun ömürler versin Alaybey Arslantürk’le beraber kayıt olmak üzere okula gittik.
Okul müdürü Mustafa Aydın Polatkan nüfus cüzdanıma baktı ki yıl 1968 benim de doğum tarihim 58. Yani yaş 10. Bunu kaydedemeyiz dedi.

Merhum hocam Hamit Topaloğlu ile anılarımız 1Ben gözyaşları içerisinde ağlaya ağlaya bahçeye çıktım. Bahçede rahmetli Hamit Topaloğlu Hocamla karşılaştım. Beni aldı sardı sarmaladı, öptü. “Niçin ağlıyorsun evladım ?” dedi.
“Müdür bey beni okula kaydetmedi” dedim.
Beni kolumdan tuttu müdürün odasına götürdü.

Benim ilkokul öğretmenim olduğunu, çok başarılı olduğumu ve benzeri şeyler söyledi ve benim kaydımı yaptırdı.

Tarih derslerine giriyordu Hamit Topaloğlu ortaokulda. Ama şimdiki Hükümet binasının bulunduğu barakalardaki bir ve ikinci sınıfta iken hiç dersimize gelmedi.
Üçüncü sınıfta şimdi lise olan yeni okula taşındığımızda tarih dersimize geldi.

Bir ders beni sözlüye kaldırdı. İlk iki soru sordu. Soruları bilemedim. Üçüncü soru Atatürk ve Cumhuriyet tarihiyle ilgiliydi. Soruyu gayet doyurucu bir şekilde cevapladım. Hatta evimizin bir odasında Atatürk Köşemizin olduğunu söyledim. İki eliyle iki yanağıma birden kuvvetli bir sevgi şamarı şaklatarak; otur oğlum 10 dedi. Orta son sınıftayım o zaman; 70-71 öğretim yılıydı.

Aradan yıllar geçti bir gün arabamla Çaykara’ya indim. Liseye doğru giderken askerlik şubesinin yanında komutanlarla birlikte kurban kestiğini gördüm.
Hocam kurbanınızı ben eve bırakabilirim dedim.
İyi olur; yarım saat sonra gel dedi.
Yarım saat sonra gittik.
Poşete konmuş olan kurbanını arabamıza koyduk ve hemen Çaykara’nın çok yakınında bulunan Şahinkaya Köyü’ndeki evine kurbanını ve kendisini bıraktım.

Yine bir gün Hüseyin Ayaz’la Çaykara’da gezerken şimdiki anahtarcı Nihat Çiftçi’nin dükkanının karşısında bulunan Kabataşlıların kahvesinde rahmetli hocamızı gördük.
Yanına gittik. Kucaklaştık, sarıldık. oturduk sohbet ettik.

Hocamızın Atatürk’ü çok sevdiğini biliyorduk.
Hüseyin Ayaz’la birlikte Atatürk’le ilgili düşüncelerimizi kendisine anlattık.
Bir ben anlatıyordum bir Hüseyin Bey.

Ben Atatürk’ün söylev ve demeçlerinden bazı sözlerini ifade ettiğim gibi özellikle Atatürk’ün onuncu yıl nutku üzerinde ısrarla durmuştum.

Rahmetli hocamız Hamit Topaloğlu adeta ağlar gibi olmuştu; gözleri dolmuştu.
Atatürk’ü bu kadar güzel anlatanı şimdiye kadar hiç görmedim dedi.
Sizlere verdiğim emek helal olsun dedi.

Yine 1990 yılları olsa gerek. Öğretmen olan ağabeyim Ahmet Mutluoğlu ile birlikte Trabzon Meydan civarında geziyorduk. Hocamız hactan yeni gelmişti.
Ağabeyim ile beni ısrarla buyurun eve gidelim diye defalarca davet etti.
Evi meydana çok yakındı. Hemen Boztepe’ye çıkarken İran Konsolosluğu’nun yanındaydı.
Ama nasıl olduysa hocamızın bütün ısrarlarına rağmen hocamızın o davetine icabet etmemiştik.
Onun üzüntüsünü halâ yaşarım.

Rahmetli hocamız Hamit Topaloğlu’nun ilkokulda o büyük sınıfta soğuk kış günlerinde sabahleyin gidince ellerimizi oğuşturarak bütün sınıf olarak bu hareketleri bize yaptırdığını ve uşaklar çıyak çıyak! diye bizi toplu olarak bağırttığını hatırlarım.

O ilkokul günlerimizde ellerini dirseklerine kadar çekmek suretiyle abdest aldığını da gördüm.

Hamit Topaloğlu ilkokulda hocamızken köyden ayrıldığı zaman evimizin üstünde tarlada bellemekte olan annemlerin yanına geldiğimde hüngür hüngür ağladığımı gördü annem.
Niye ağlıyorsun oğlum diye söyleyince öğretmenimiz gitti öğretmenimiz gitti diyerek yine ağlamamı sürdürdüğümü hiç unutmam.

Rahmetli hocamız bizim ortaokul yıllarımızdan sonra Çaykara Ortaokulu’nun, Çaykara lisesinin Müdürlüğü’nü yaptı bir dönem.
Sonra Trabzon merkezde Arafilboyu Maşatlık’ta bulunan Atatürk Ortaokulu’nun uzun yıllar Müdürlüğü’nü yürüttü.

1970’li yıllarda Ecevit hükümetleri döneminde Trabzon İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı oldu.
O zamanlar öğretmen sürgünlerinin çok yaşandığı bir dönemdi.
Çaykara Ortaokulu’ndan bir kısım öğrencilerinin sürgün edilmesi söz konusu olunca buna şiddetle karşı çıktı. Ve Trabzon İl Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı görevinden ayrıldı.

Rahmetli Hamit Topaloğlu hocamızın en çok hatırladığım hususlarından biri de Çaykara’nın düşman işgalinden kurtuluşu günü olan her 27 Şubat günü hükümet binasının önündeki meydanda yapmış olduğu ateşli hitabetiydi.

Hitabetinde: İngilizler için “Bir taraftan boz ayılar, Yunanlar için: “Bir taraftan palikarya sürüleri, sırtlan yavruları ülkemizi dört bir yandan işgal etmişlerdi.” dedikten sonra
“ Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini(kara bahtlı anneyi) diyen Mustafa Kemal Atatürk
19 Mayıs 1919’da Samsun’dan bir güneş gibi doğuyordu.” sözleri hala kulaklarımda çınlar.

Hamit Topaloğlu Hocamız gerçekten insanlara, öğrencilerine dokunmasını bilen, öğrencilerini çok seven; şahsiyetli, kıyafetine son derece önem veren, konuşması çok düzgün, gerçek sade ve samimi bir dindar; vatan, millet, devlet, Türkçe ve Atatürk aşıklısı örnek bir öğretmendi.

Kabri nur mekanı cennet olsun.

YORUMLAR
× YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.

  1. Orhan Tekeoğlu dedi ki:

    Yörenin en çok sevilen öğretmenlerin başında gelen merhum Hamit Topaloğlu, benim de ilkokul öğretmenimdi. Okulumuzdan ayrıldığı gün hüngür hüngür ağlamıştık. Tüm öğrenciler okul çıkışı evlerimize hüzünlü dönmüştük. Bu nasıl bir sevgiydi? Bir öğretmen olarak, hem beynimize hem de kalbimize dokunması, sanırım ona karşı duyduğumuz sevgi ve saygının bir nedeni olmalı. Sevgili Mehmet hoca, sizinle aynı okulda, aynı duyguları yaşamışız Hamit hoca için. Anılarından ve yazdıklarından çok etkilendim. İlkokul günlerime döndürdün beni. Eline yüreğine sağlık. Orhan Tekeoğlu

  2. GEMİCİ-MEHMET dedi ki:

    Hocamdı Kısacası Adam gibi adamdı, İkinci dönem bize gelmişti, zayıfı olanları sözlü yapacağını söyledi…. tahtaya kalktık. dersimiz coğrafya..soruları cevapladım…iki osmanlı tokatı attı ve şöyle dedi karnende niye zayıf….paydosdan sonra…..beni mudoğlunun dükkanında bulabileceğimi söyledi…..bende gittim….bana elbise aldı…o yıl başımdan olay geçti…okula gidemedim…Hocam bana haber gönderdi gelsin imtihanlara katılsın..kaçak olduğum için. gidemedim.okul hayatım son bulmuş oldu…ALLAH HOCAMI RAHMET EYLESİN. MEKANI CENNET OLSUN………..

  3. N. N A L C A K A N dedi ki:

    Doğrudur, Kalatasaray, fener bahçe ve Mustafa Kemal’i en iyi bilen talebeler zeki olur….

  4. Hasret UYGUN dedi ki:

    Merhum amcamiz komsumuz Hamit amca.
    Guler yuzluydu, sefkatli ve sevecendi. Rahmetli babam vefat ettikten bir hafta kadar sonra hususi yanima geldi. Yazihanenin onunde ki banka oturduk. Bana dedi ki:
    “Babanla cok derin dostlugumuz vardi. Bunun seviyesini sana anlatamam. Seni onun emaneti olarak kabul ediyorum. Isin gucun var calisiyirsun ancak bir dara dustugunde, karsilayamadigin bir ihtiyacin oldugunda beni ara bana soyle. Bana muhtac ol demiyorum ama beni arkanda bil”. Bu erdemli sahiplenmeyi ondan hic beklemezdim. Bazilarindan bekledim ama beklediklerimden bu sefkat ve sahiplenmeyi gormedim. Acikcasi Hamit amcadan hic beklemiyordum. Allah yerini cennet etsin.

  5. MİKDAT KOÇ dedi ki:

    Sağ ol Mehmet Hoca, sık sık hatırladığım 3/A ‘ya bir daha götürdün beni. Rahmetli Topaloğlu’nu daha iyi tanımama vesile oldun. 10 numarayı aldığın anı, bugün imiş gibi hatırlıyorum. Sorulardan biri,”Evinizde Atatürk resmi var mı?” İdi. Siz ,”var” dediniz. Sah, var mıydı? Tabiî ki şaka olsun diye soruyorum. Hamit Hoca , her sene bir kişiye o şekilde bir 10 numara verirdi. O sefer sizi seçmesini şimdi anladım. İlkokulda öğretmenin olduğunu yazınca haliyle.
    10 numarayı aldığında nasıl sevindiğini hâlâ çok iyi hatırlarım. Bir keresinde Mustafa İnci almıştı 10’u. Ama o,Hoca’nın elini öpmüştü. Olsun siz de , “Masa üstünde iki sahan/ Biri şeker,biri ,bal/ Geçir bana sınıfı / Öğretmen Hamit Topal” diye bir bir dörtlüklü türkü okudunuz.

    Fotoğrafta,büstün yanında duran kim?