ÇaykaraDernekpazarıÇaykara KöyleriÇaykara Köyleri HaritasıÇaykara NeredeUzungölÇaykara nedirWhatsApp Link Oluşturma
DOLAR
31,3527
EURO
33,9045
ALTIN
2.047,32
BIST
9.179,48
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon
Açık
12°C
Trabzon
12°C
Açık
Perşembe Açık
13°C
Cuma Az Bulutlu
16°C
Cumartesi Az Bulutlu
14°C
Pazar Çok Bulutlu
12°C
reklam

TÜRK TOPLUMUNDA YILBAŞI KUTLAMALARI

1952 yılındaTrabzon’un Çaykara ilçesi,Taşören Köyünde doğdu. 1959-1964 Taşören Köyü İlkokulu, 1964-1967 Çaykara Ortaokulu öğreniminden sonra 1967-1970 Trabzon Öğretmen Okulunu eğitimimi tamamlayarak 1970 yılında Çaykara Akdoğan Köyü İlkokulunda öğretmenlik görevine başladı. Aynı ilçede Yeşilalan Köyü ve Taşören Köyü İlkokulu Öğretmenliği görevlerinden sonra 8,5 yıl Çaykara Kayran Köyü İlkokulu Müdürlüğü görevinde bulundu. Yurt içi ve yurt dışında öğretmenlik, idarecilik ve eğitim ataşeliği görevlerinde bulundu.2006 yılında emekli oldu. Günde bir gazete,ayda bir kitap okumak,özellikle köyü, yerel kültür ve tarihimizle alakalı konularda araştırmalar yapmak ve bir şeyler yazmak, duygulandığı zaman şiir yazmak da hobileri arasındadır.
29.12.2023 23:21
A+
A-

Tarihin izlenebilen zamanlarından bu yana, toplumların yaşayışlarını, hareketlerini ve işlerini bir takvime bağlayıp düzenledikleri bilinir. Bu takvimler, kimi toplumlarda ayın, kimi toplumlarda da güneşin hareketlerine göre tertip edilir. Her toplum, yaşayış biçimine ve içinde yaşadığı iklim şartlarına göre yılı mevsimlere, mevsimleri de aylara böler. Her toplum, düzenlediği takvimle kendine göre bir ölçü tutturur. Yılın ilk günü ve ilk ayı her toplum için bellidir. Bu başlangıç, toplumların hayatında yer alan önemli bir hadiseye veya eyleme bağlı olarak belirlenir. Yeni yılın ilk günü genelde, kıştan çıkıştan sonra, gece ile gündüzün birbirine eşit olduğu 21 Mart günüdür.

Güneşin hareketlerine göre düzenlenmiş Türk takvimi, on iki aya ve dört mevsime bölünmüş bir zamanı kapsar. Ayların tespiti, güneşin 12 burca girişi ve çıkışı dikkate alınarak kararlaştırılır. Eski kaynakların verdiği bilgilere göre, Türk takviminde yer alan ay adları, hayvan adlarından seçilmiş olup bu aylar şunlardır:
1. Sıçan Ayı
2. Sığır Ayı
3. Pars Ayı
4. Tavşan Ayı
5. Ejderha Ayı
6. Yılan Ayı
7. At Ayı
8. Koyun Ayı
9. Maymun Ayı
10. Tavuk Ayı
11. Köpek Ayı
12. Domuz Ayı

Diğer taraftan, Türk topluluklarında çocukların doğma zamanını anlamlandırmak ve yaşayacakları hayat çizgisini yorumlamak için Güneş’in bir yıllık hareket güzergâhı 12’ye bölünerek aşağıda, günümüz takvimine göre zamanları ifade edilen burçlar da belirlenir. Ancak bu burçlar takvim olarak kullanılmaz, sadece insanların kaderinin yorumlanmasında kullanılır. Türklerde burçlar şöyledir:
1. Koç Burcu (21 Mart- 20 Nisan)
2. Boğa Burcu (21 Nisan- 20 Mayıs)
3. İkizler Burcu (21 Mayıs- 21 Haziran)
4. Yengeç Burcu (22 Haziran- 22 Temmuz)
5. Aslan Burcu (23 Temmuz- 22 Ağustos)
6. Başak Burcu (23 Ağustos- 22 Eylül)
7. Terazi Burcu (23 Eylül- 23 Ekim)
8. Akrep Burcu (24 Ekim- 22 Kasım)
9. Yay Burcu (23 Kasım- 21 Aralık)
10. Oğlak Burcu (22 Aralık- 20 Ocak)
11. Kova Burcu (21 Ocak- 18 Şubat)
12. Balık Burcu (20 Şubat- 20 Mart)

Türklerde 3’er aylık dilimler halinde dört de mevsim mevcuttur ve bunlar,
1. Bahar
2. Yaz
3. Güz
4. Kış şeklinde sıralanır.

Bu takvim ve burçlar göz önüne alındığında, Güneşin Koç Burcuna girdiği, Tabiatın yeşerip canlandığı, kuzuların çoğalıp meleştiği gün Türklerde de yılın ilk günüdür ve “Özgürlük Günü” olarak kutlanır ki Bu Gün günümüz takvimine göre yukarıda da belirtildiği gibi 21 Mart’a denk düşmektedir.

Türklerde Yılbaşı Günü, daha sonra Farslarla etkileşimleri sonucu İslâm’ı kabul etmeleri ile, Farsça’da yeni gün anlamına gelen “Nevruz”a dönüşür; hatta ninelerimizin dilinde Mart sonu ve Nisan aylarında ötmeye başlayan Gukuk kuşunun yana yakıla aradığı sevgilisi “Navroz”a evrilir. Anlatımlara göre, esasen guguk, guguk… diye dinlediğimiz kuşun adı “Navroz” dur. Navroz, yana yakıla sevgilisi “guguk”u aramakta ve sürekli ismini tekrarlayarak aynı zamanda baharın ve yeni yılın geldiğini müjdelemektedir.

Mısırlılar İsa’dan 4000 yıl önce, Türkler de ona yakın zamanlarda ayları sabitlemeye daha uygun olan Güneş Takvimini kullanırlar. Ortadoğu Toplumları yanında diğer bazı toplumlar ise, ayın kaybolup meydana çıkması hareketine bağlı olarak kurgulanan, ayın görünmediği zamanları hesaba katmayan ve bundan dolayı da aylarının zamanı sürekli değişen ve kullanım açısından daha ilkel olan Ay Takvimini benimserler.

Aslında dünyanın güneş etrafındaki bir seferini tamamladığı 365 gün 6 saatlik süreyi dayanak olarak alan Güneş Takviminde de bir yıl 365 gün olarak hesaplanır önceleri, ancak geri kalan 6 saat yıllar geçtikçe birikerek sorunlara yol açar. Bunu fark eden Roma İmparatoru Jül Sezar, bu 6 saatlik kaymayı bertaraf etmek amacı ile İsa’nın doğumundan 46 yıl önce kendi adı ile anılan Jüliyen Takvimini icat eder ve böylece yeni yılın başlangıç tarihini de değiştirir. Bir yüzü geçmişe diğer yüzü geleceğe bakan, değişimi ve başlangıçları temsil eden Roma Tanrısı Janus’un onuruna onunla aynı adı taşıyan ocak ayının ilk günü yılbaşı kabul edilir ve o gün bu gündür 1 januar (1 Ocak) yılın başı olarak kabul edilir ve kutlanır.

Bu konudaki teferruatı tarih araştırmacılarının çalışmalarında bulmak mümkündür. Bizler ise, sıradan vatandaşlar olarak biliyoruz ki, Osmanlı Devletimiz bir imparatorluktur ve kültürel hiçbir konuda birlik sağlamak gibi bir amacı yoktur. Dileyen camiye, dileyen kiliseye, dileyen havraya gider, dileyen dilediği mezhebin ve meşrebin yolunu takip eder ama dinsizlik kerih görülür. Bu cümleden olarak, açık saçık olmaması kaydı ile dileyen de dilediğini giyebilir, kimsenin giysisine müdahale edilmez. Ölçülerde, saatlerde ve aylarda da birliktelik yoktu. Haftanın günleri ise çok büyük oranda her yerde aynıdır; bunun sebebi camide eda edilmesi farz olan Cuma Namazıdır; zira Osmanlının kahir ekseriyet Müslüman’dır ve Cuma birlikteliği şarttır. Buna rağmen Lehistan, Sirbistan, Romanya… gibi yerlerde gün isimleri de yerli dillerdendir.

Osmanlı resmi yazışmalarda,
1. Muharrem
2. Safer
3. Rebî’ül-evvel
4. Rebî’ül-âhire
5. Cumâde’l-ûla
6. Cumâde’l-âhire
7. Receb
8. Şa‘bân
9. Ramazân
10. Şevvâl
11. Zi’l-ka‘de
12. Zi’l-hicce gibi Hicri Takvime bağlı olarak Arap Ayları kullanır.

Kimi yerde ve durumda ise Rumi Takvime bağlı olarak,
1. Zemheri
2. Gücük
3. Mart
4. Abrul
5. Mayıs
6. Kiraz
7. Ocak
8. Ağustos
9. İlkgüz
10. Ortagüz
11. Songüz
12. Karakış aylarına rastlamak da mümkündür.

Dahası Osmanlı’da yılın ayları ülkeden ülkeye ve bazen de bölgeden bölgeye değişiklik arz eder. Örneğin, benim büyüdüğüm Trabzon-Çaykara-Taşören (Zeleka) Köyü’nde yılın ayları şöyledir Osmanlı döneminde:
1. Kalandar
2. Kundur
3. Mart
4. April
5. Mayıs
6. Kiraz
7. Çürük
8. Ağustos
9. İstavrit
10. Üzümayı
11. Biçimayı
12. Zemheri

Cumhuriyetle beraber dünyaya uyum sağlanması bakımından Jülyen Takvimi alınmış ve bizde de her yılın başı 1 Ocak olarak belirlenmiştir.

1958-59 sonrasını net olarak hatırlarım. Her Ocak (Kalandar) Ayı başında, sabahın alaca karanlık saatlerinde, posttan sakallı, uzun külahlı, sırtı eski eşya ile doldurulup kamburlaştırılan yeni yetme gençler ellerinde değnekleri ile kapıları çalar, Kalandardır, Kulandardır, Gelen Kambur, İhtiyardır, Evde erkek, Ahırda dişi, Sizden hediye, Bekler bu kişi… Diye diye, ellerindeki torbaya elma, armut, kuru hurma, ceviz, fındık, fasulye, bozuk para gibi hediyeler toplar ve yeni yılı kutlarlardı. Bunu hiç kimse yadırgamaz ve köyde görevli imam ve sıbyan mektebi hocaları yanında, köyde mukim onlarca hafız ve din adamından herhangi bir tepki de söz konusu olmazdı.

Bizler de gençliğimizde her yılbaşı gecesi, daha çok ıssız evlerde bir araya gelir, horon teper, kâğıt oyunları, fincan oyunu oynar çarşıdan daha önce aldığımız bisküvi ve kurabiyeleri yer, çayımızı içer eğlenir Yılbaşı’nı kutlardık. Bu bir gelenekti.

Ahmet MUTLUOĞLU
İstanbul-Çamlıca, 29.12.2023

KAYNAKLAR:
1. Osmanlı’da Günler, Aylar. https://istanbulbogazicienstitu. com/osmanlica-gunler-aylar-ve-turkce-okunuslari#0osmanlica_gunler_nelerdir
2. Burçlar Nasıl Ortaya Çıktı https://www. sakaryagazetesi. com. tr/burclar-nasil-ortaya-cikti
3. Jülyen Takvimi https://tr. wikipedia. org/wiki/J%C3%BClyen_takvimi
4. Ruz Nedir? https://www. ntv. com. tr/ne-demek/ruz-ne-demek-55700
5. Yılbaşı Kutlamaları Nasıl Başladı https://tr. euronews. com/2021/12/31/yilbasi-kutlama-nasil-basladi-31-aralik-1-ocak-gunu-anlami-ne-noel-dinlere-gore-yeri
6. Türklerin Yılbaşı Günü, Prof Dr. Dursun Yıldırım https://dergipark.org.tr/tr/download/article-ile/136280#:~:text=Ba%C5%9Fka%20toplumlar%C4%B1n%20hayat%C4%B1nda%20oldu%C4%9Fu%20gibi, %C5%9Fenlikleri%20ve%20t%C3%B6renleri%20yer%20alm%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r.
7. Rumi Takvim Nedir? https://onedio. com/haber/rumi-takvim-nedir-rumi-takvim-aylari-1021020

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
× YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

  1. Mehmet Mutluoğlu dedi ki:

    Son derece güzel ve derin bir çalışmanın sonucu olan araştırma yazımızı zevkle ve istifade ile okudum.

    Okurken de tabii bundan 60 yıl öncesine de bir gittim ve bir güzel nostaljıyle bir hüzüne de daldık.

    Tabii bu arada Osmanlı döneminde özellikle iki takvimin kullanıldığı bunlardan birinin hicri,birinin de Rumi takvim olduğu ve özellikle resmi kurumlarda ağırlıklı olarak Rumi takvim kullanıldığı ve bizim mezar taşlarında büyüklerimizin, dedelerimizin yazılı olan doğum ölüm tarihlerinin de öyle zannediyorum ki büyük oranda Rumi takvim ile yazıldığını biliyoruz.
    Bu eklemeyi de böylece yapmak isterim.

    Maalesef bu konudaki tartışmalar daha çok işin esasını bilmeden kuru kuruya yapılmış ve çoğu zaman da toplumu bölmekten başka bir anlam ifade etmeyen tartışmalardan öteye geçmemektedir.

    Çok teşekkür ediyor; selam, hürmet ve muhabbetlerimi arz ediyorum.

    1. AHMET MUTLUOĞLU dedi ki:

      ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM SEVGİLİ KARDEŞİM.