DOLAR 5,6681
EURO 6,2729
ALTIN 275,2
BIST 101.930
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon 27°C
Az Bulutlu
reklam

Öze yolculuk

Mehmet Kabaoğlu
30.03.1960 Tarihinde Trabzon’un Çaykara İlçesi Taşören Köyünde doğdu. Sekiz çocuklu ailenin altıncısı olarak ilkokulu Taşören Köyü İlkokulunda; ortaokul (1976) ve lisenin ilk sınıfını(1977) ilçesinde bulunan Çaykara İnönü Lisesinde okudu. Ortaokul yıllarında arkadaşının ölümü üzerine duygularını kaleme aldığı ağıtla başlayan şiir merakı; okuma ve yazma isteğini artırdığı; heceli ve kafiyeli şiirle iç içeliğini hızlandırdığı; sevdanın, mananın, hayatın ve toplumsal olayların duyarlılığa yönelttiği o ve sonraki yıllarda; Kırşehir’de (1977) inşaatta, Cağaloğlu/İstanbul’da (1978) konfeksiyon atölyesinde, Maçka yolu üzeri/Trabzon’da (1980) dökümhanede, Demre-Kaş/Antalya’da (1982) inşaatta, İmranlı/Sivas’ta (1982) inşaatta; Elbistan/Kahramanmaraş’ta (1983) Termik Santral inşaatında ve Bölümlü-Of/Trabzon’da (1984) çay fabrikasında işçi olarak çalışırken duygularını şiir ve deneme şeklinde kaleme aldı . 02/07/1980-şubat 1982 arası; Antalya’da başladığı 20 aylık askerlik hizmetinden; erbaş (246.Piyade Alay Komutanlığın) olarak terhis edildiği yer Erzurum’un Oltu ilçesidir. Devlet memurluğuna 01 Ekim 1984 Yılında Of-Cumapazarı Belediyesinde Hizmetli kadrosunda başladı; Ocak 1985’de evlendi; 1986’da Tahakkuk Memuru kadrosuna atandı. 1990 Haziranında Haberleşme Memuru olarak Trabzon Meteoroloji 11.Bölge Müdürlüğüne naklen tayin oldu. Çalışırken Trabzon Fatih Lisesini (1995) bitirdi. 1991-1996 arası otomobil sahibi ve kullanıcısı olduğu yıllardır. 2010 Yılında Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni kadrosuna ve Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı sonucu Ekim 2016’da atandığı Şef kadrosunda halen görevine devam etmektedir. Gözlerinde 35 yaşında nükseden glokom (göz tansiyonu) hastalığı ile verdiği(11 kez cerrahi müdahale ve yoğun ilaç uygulaması) mücadelesinin olumsuz neticelenmesi; 1997 yılından sonra görme yeteneğini kaybetmiş birey olarak hayat sürdürmesine neden olmuştur. Gören iken görmeden yaşayabilmek, görmezliği kabullenebilmek veya alışabilmek için gerekli cesaret, azim ve gayret gösterebilmesinde en büyük destekçisi olarak sevgili eşine minnettardır. Bağımsız hareket kabiliyetini geliştirmek, teknolojik gelişmelerden yararlanmak için yaşadığı ilde bilgisayar kullanımı, Braille yazma-okuma, beyaz baston kurslarına katılmıştır. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Ön lisans Programlarından Ev İdaresi bölümünü (2001) bitirdi.2014 Yılında dikey geçiş kaydını yaptırdığı aynı üniversitenin Kamu Yönetimi bölümünden ( 2016) mezun oldu.2017 Yılında K.T.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü UZEM Lisansüstü eğitim programlarından Kamu Yönetimi Bölümü(tezsiz) Yüksek Lisansını tamamladı . “Yaşam bağım” olarak nitelendirdiği doğaya dair, sevdaya dair, hayata dair, ağıt ve manaya dair şiirlerinden bir kısmını 2010’da yayınladığı “Sana Getirir Beni” isimli kitabı (GETEM e-kütüphanede mevcut) ile okuyucularının istifadesine sunmuştur. Doğallığı ve içindekileri ile birlikte doğayı seven üretmeyi ve paylaşmayı ilke edinmiş; milli ve manevi değerlere bağlı; kendimle barışık, sosyal kişiliğe sahip olduğu tanıdıklarımca dile getirilmekte olan şair; ikamet ettiği Daire no 16 E Blok, Gül Sitesi, Akçay Sokak Toklu Mahallesi/Ortahisar/Trabzon’da yaşamını sürdürmektedir.
09 Kasım 2015 17:01
1.318
A+
A-

Ey nefsim gel seninle bir yolculuk yapalım;

Önce ana karnından bu dünyaya bakalım.

Sonra yine birlikte emrihak akabinde;

Sonsuz menzile doğru adım adım çıkalım.

Bir damla kan pıhtısı, müstakil bir cenindik;

İnsan şekli verilip meydana getirildik.

Uzuvlar tamamlandı; başladı hareketler ;

Özel mekânımızı taradık didik didik.

Hiç olmadığı kadar yormuşuz annemizi;

Akşam sabah demeden gördü hizmetimizi.

Şefkatinden olacak derdi ki şu diyarda;

Doğduktan sonra serbest bırakacağız sizi.

Mırıldandıklarını dinlerdik beraberce;

Uykusuzluklarına tavır aldık günlerce.

Bazen kımıldamadan, bazen de tekmeleyip;

Düşünmesin istedik bizleri gündüz gece.

Çok kalmadı diyordu doluyor miadınız;

Hazır bekletilmekte kundak, salıncağınız.

Kız erkek hiç fark etmez, ne olursanız olun;

Yeter ki düzgün olsun eliniz, ayağınız.

Ağlamamızı duyan gülerek bize koştu;

Bilhassa tanıdıklar zevkten, neşeden coştu.

Boy boy kurdelelenmiş paketler arasında;

Dokuz ay on gün süren keyfimiz bozulmuştu.

Baş döndürücü hızla ser serpil, büyü geliş;

Olgun diye anılan namlı döneme eriş.

Akıbet başlayacak er geç varacağımız;

Arasat meydanını, mahşer yerini seziş.

Şimdi gel doğru söyle ey nefsim niçin azdın;

Ana rahminde iken dünyaya inanmazdın.

Ay, yıldız, güneş, doğa, cihan dediklerinde;

Başka havadan çalıp diyene az mı kızdın?

Cennet, cehennem, Kevser; İremler, köşkler, sırad.

Bunlar öte taraftan bahsedilen birkaç ad.

Mevlâ’nın varlığını, birliğini şüphesiz;

Kabullenmeyen beşer nasıl bulacak murat.

Bu kez aklın başında iyi kavra şu sözü;

Ariflerin dediği hakikatlerin özü.

Mezarda soru sual, ahiret hayatı var;

Mahkeme-i Kübra var, göz görmeyecek gözü.

Döndürülüyor âlem bir gün ıssız kalacak;

Bâki değil bu adem bir gün soldurulacak.

Kabre girene kadar kırk soruya muhatap ;

Yanlışta ruh azapta, doğruda şâd olacak.

Naaşa hissettirmek yaradan için kolay;

Gaflettekiler gibi sırıtıp etme alay.

Bütün yaptıklarından inan diyorum nefsim;

Dara çekileceksin; o ne büyük bir olay.

Şunu sakın unutma uyku yarı ölümdür;

Güzel rüyalar, ya da kâbus dolu bölümdür.

Ecel ve ötesinden bize yansıyan gerçek;

Hareketsiz bedende sevinç veya zulümdür.

Bulunduğun ilk halden örtülene dek üstün;

Tependen tırnağına değişirsin büsbütün.

Ummadık durumlardan, ummadığın vakitte;

Seni çeviren kuvvet her an, her yerde mümkün.

Çare öğrenilmeli, bilinmeli ilmihal;

Duyulmadan pişmanlık, hem dil edilmeden lâl.

Efendimiz gösterdi, âlimler açıkladı;

Tâbi olan kurtulur, olmayan çeker melâl.

Karanlık kervan neyse; aynısıdır cehalet.

Cahil de üzerinde dolaşan bir hayalet.

Oynamaz zerre kadar, şaşmayacak terazi;

Tecelli edecektir hesap günü adalet.

Kâinatı bir gözle, kesintisiz zamanla ;

Nizama intizama iyi bak, iyi anla .

Hemen boynunu büküp dön hatadan ey nefsim;

Huzura çık tövbe et, yaşayalım imanla.

Mehmet KABAOĞLU

09 KASIM 2015

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
18 Haziran 2015
22 Aralık 2017
20 Mayıs 2016
21 Temmuz 2016
29 Ağustos 2017
26 Şubat 2016
YORUMLAR
× YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.