DOLAR 5,7845
EURO 6,3850
ALTIN 271,5
BIST 108.869
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon 12°C
Az Bulutlu
reklam

Çaykara’dan bir Numan Sabit geçti

Hikmet Öksüz
Tarihçi, Akademisyen, Prof. Dr. KTÜ Rektör Yardımcısı
06 Ocak 2019 23:48
3.587
A+
A-

Çocukluğumda kaldım. Yaşadıklarım ve gözlemlediklerimle

1970’ler boyunca ilk ve ortaokulu okurken aynı muhiti paylaştığımız tarihi kişileri gözlemleme imkânı bulmuştum. Buna bir de 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nı ve bu kutlu mücadeleye katılan ağabeyimden (Feryüz Öksüz) ötürü aile ve köy (Kabataş) çevresi olarak bu hadisenin üzerimizde bırakmış olduğu etkiyi eklersek tarihe bağlanmamınkaynakları oluşur. Yani etrafımız İstiklâl Harbi ve Kıbrıs Muharip Gazileri ile doluydu.

Köyümüzden İstiklâl Harbi’ne katılıp o tarihlerde yaşayan madalya sahibi gazilerden Mehmet Günel (Kısır Efendi), Hacı Mehmet Kaban ve Ali Bilgin (Cincioğlu)’i tanıdım. Türk’ün ateşle olan imtihanından geçen bu insanların cömertlikleri çocukluk belleğimde önemli yer tutmaktadır. İlkokula giderken evinin önünden geçtiğimiz Gazi Mehmet Günel, ahşap evinin balkonunda (ayvan/eyvan) kurutmuş olduğu fındığından kapısına giden çocukların sayısına bakmadan hepimizin ceplerini doldururdu. Gazi Mehmet Kaban ise, Ramazan ve Kurban Bayramı sabahları namazdan dönen herkesi evinde hazırlattığı kahvaltıya davet ederdi. Sağ olduğu müddetçe bunu hep yaptı. Gazi Ali Bilgin’in evi köyün aşağı kısmında kaldığı için onu fazla gözlemleyemedim.

Vatan için canlarını ortaya koymuş olan bu fedakâr kuşaktan Çaykara’nın hemen hemen her köyünde birden çok kişi vardı. Bunlar içerisinden biri var ki; O, Çaykara ve Trabzon insanının üzerinde çok derin etkiler bıraktı. Bu kişi yazımızın ana konusunu teşkil eden kendi ifadesiyleİstiklâl Harbi Malûl Gazisi Numan Sabit Osmançelebioğludur.

Ben, Numan Sabit’i çocukken Çaykara’nın haftası olan Salı günleri ilçe merkezine indiğimizde Merkez Camii’nin önündeki kulübede elinde mikrofonuyla insanlara hitap ettiği şu cümlelerle tanıdım:

“Bekliyorum sizleri hayırseverler,

Bekliyorum sizleri kadınlar erler,

Gelin camimize yardım edelim,

Cennette yerimizi hazır edelim”.

Numan Sabit, Maraşlı (Paçan) köyünde doğmuştur. Doğum tarihi basılı kaynaklarda 1896 olarak verilmektedir. Bir şiirinde o, doğum tarihini 1897 Yunan Harbi’ne denk getirmektedir:

“Dünyaya gelmişim ben, Yunan Harbinde

Tarih, binüçyüz on üç. Of’un Paçan’ında”.

Doğumundan, ömrünün önemli bir kısmının savaşlarda geçeceği sanki belli olmuştu. Bunun da ötesinde onun hayatla imtihanı bebeklik yıllarında başlamıştı. Daha bir yaşındayken annesini, altısına geldiğinde babasını kaybetti. Hayata zorlukla başladı ama O, Tanrının kendisine bahşettiği üstün zekâ ve direnme gücüyle bunların üstesinden gelmeyi başardı. O, bu iki hasletini yaşamı boyunca hep faydalı olmaya yönelik kullandı. İlk mektebi okumadan geçti ve eğitimine Rüştiye(Ortaokul)’den başladı. Daha sonra girmiş olduğu Muallim Mektebi’nde okurken I. Dünya Savaşı patlak verdi. Dönemin bütün fedakâr gençleri gibi o da eğitimini yarıda bırakarak cepheye koştu ve 4,5 yıl boyunca savaşın içerisinde kaldı. Büyük Savaş’ın bitiminden sonra vatan topraklarının işgale uğraması üzerine Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğinde başlayan İstiklâl Harbi’ne Mülazım-ı evvel (Asteğmen) rütbesiyle katıldı ve bacağından yaralanarak Malûl Gazioldu.

Savaş sonrasında kurtulan vatan topraklarının üzerinde inşa edilen Cumhuriyet rejiminin aydınlanma mücadelesine bu sefer kalemiyle iştirak etti. 1925 yılında Trabzon’da İstikbal Matbaası’nda basılan Türklüğün Kurtuluşu isimli kitabı onun ilk eseridir. İleriki yıllarda hayatın içinden görüp geçirdiklerinden oluşan 5 kitap daha yazmıştır: Paçanlının Dağarcığından (Manzum-Mensûr),  Pırlantalar ve Damlalar, Hac Yolunda İlhamlar, Ma’lûl Gâzi Diyor ki, Şükraniye Hitaplar-İtaplar.

Türklüğün Kurtuluşu” isimli eser, yazıldığı tarih itibarıyla eski harflerle basılmıştır. 45 sayfalık bu metin iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm nesir, ikinci bölüm ise manzum olarak İstiklâl Harbini anlatmaktadır.

Numan Sabit, eli kalem tutan bir münevverdir. Cumhuriyet Türkiyesi’nin taşradaki önemli kentlerinden birisi olan Trabzon’da çıkan gazetelerden Yeniyol ve Halk’ta; ayrıca Trabzon Halkevi’nin dergisi İnan’da yazılar yazdı.

Türk Ocakları’nın yerine kurulan Halkevleri’nin (1932) Trabzon Şubesi içerisinde yer alarak Cumhuriyetin aydınlanmacı yüzünün tabana yayılmasına önemli katkılar sağladı. Güçlü kaleminin yanında şairliği ve hatipliği ile öne çıktı. 10 Haziran 1937 günü Atatürk’ün Trabzon’a gelişi sırasında Halkevi’ne yapmış olduğu ziyarette, O’na kurum adına coşkulu bir hitapta bulundu:

“Kurtardığınız ve kurduğunuz Türk yurdunun bu ilinde üçüncü defa bir güneş gibi doğduğunuz andan beri sevinç içindeyiz. Dağlarda, köylerde, kasaba ve şehirlerde sevinçle çarpmayan bir Türk kalbi yoktur. Sizi saran havayı teneffüs edenlerin göğüsleri görülmemiş gurur ve sevinçle çarpıyor.

Büyük Atamız, Türk yurdu senindir. Şu anda içinde bulunduğumuz için üyeleriyle övünen ve sevinen Trabzon Halkevleri ve yurdun bütün halkevleri senindir. Her şey senin, biz seniniz.

Senin büyüklüğünü anlatmaya gücüm yetmiyor. Senin yaptığın büyük işleri sana karşı bize karşı niçin sayıp dökeyim. Onları eli kalem tutanlar yazdı. Dünya okudu ve ezberledi. Senin büyüklüğünü anlatmaya yeten bir söz var: Atatürk…

Çocukların sana bağlıdır. Senin yolunda, senin emrinde ölüme hazırdırlar. Yaşasın Türk ulusu, yaşasın Atatürk”.

Atatürk, Numan Sabit’in bu veciz sözlerinden çok etkilendi ve ona teşekkür etti.

Numan Sabit, Cumhuriyetin bütün kazanımlarını idrak eden, çağın gidişatını okuyabilen ileri görüşlü ve aydın bir kişidir. 1920’lerden itibaren dünyada havacılık sektöründe devrim niteliğinde gelişmeler yaşanmaktaydı. Bu gelişmelere ayak uydurabilmek ve çağı yakalayabilmek için Gazi Paşa’nın İstikbal Göklerdedir” direktifleriyle 16 Şubat 1925’tkurulan Türk Hava Kurumu’nun ikinci kuruluş yıldönümü münasebetiyle 15 Şubat 1927’de Numan Sabit, içerisinde günümüzün güvenlik stratejilerine de ışık tutacak dizelerin bulunduğu şu şiiri kaleme alır:

Tayyaredir Göklerde milletimin beşiği,

Tayyareyle korunur vatanımın eşiği.

Tayyare olmayınca (Ayyıldız) beklenemez,

Gökte tayyare yoksa yerde emeklenemez.

Komşulardan daha çok tayyaremiz olmazsa,

Pembe, al, mor ufuklar tayyareyle dolmazsa,

Manasız kalır bil ki: İstiklâl ve Cumhuriyet.

Numan Sabit, 1930’lu yıllar boyunca yürütülen kültür devrimlerinin de yakın takipçisidir. Dil ve tarih alanlarındaki öze dönüş çalışmalarını dikkatle izler. Türk diline, Türk tarihine olan aşkı ve memleket meselelerine karşı duyarlılığı çocuklarının isimlerine de esin kaynağı olur. Numan Sabit’in 4’ü kız olmak üzere 5 çocuğu olmuştur. Kız çocuklarının tamamını okutmuştur. O tarihler dikkate alındığında kız çocuklarının yüksek tahsil yapmaları onun Cumhuriyet idealine ne kadar bağlı olduğunu da yansıtmaktadır. Kızlarından İdil Türkân (1935) Hâkim, İlhan Canan (1936) Öğretmen, Hatay Yücel (1939) Ziraat Mühendisi, Nihal Olcay (1943) Hemşire olmuştur. Çocukların doğum tarihleri dikkate alındığında isim seçilirken, dönemin Türk Tarih Tezi’nin(1931) ve Hatay’ın anavatana katılışının (1939) dikkate alındığını ya da bunların etkisi atında kalındığını düşünmekteyiz.

1937’de doğan oğluna Osman adını vermesi soy isimlerinden de (Osmançelebioğlu) anlaşılacağı üzere atalarına nispetledir.

Numan Sabit’in yukarıda ifade ettiğimiz özellikleri içerisinde en öne çıkanı şüphesiz ki, kalem erbabı oluşudur. O, çıkartmış olduğu “Demokrat Çaykara” isimli gazetesinin aynı zamanda başyazarıdır. Başlangıçta adı Çaykara olan bu gazete1948’den 1962 yılına kadar yayın hayatında kalmıştır. 1959’da gazeteyi hemşerisi İsmail Oğuz’a devretmiştir. Bu gazete, adı ile yereli çağrıştırsa da dönemin ulusal ve uluslararası meselelerini sayfalarına taşımasıyla Türk basın tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu özelliğiyle bugün tarih ve siyaset bilimi alanlarında yapılan araştırmalarda kaynak değer taşımaktadır.

Numan Sabit, 1960 yılından sonra kendini hayır işlerine verdi. Cami yaptırma derneklerinin içerisinde yer alarak köyündeki Maraşlı Camii’nin yapımına öncülük etti. Erdoğdu, Soğuksu mevkiindeki Şükraniye Camii’nin arsasını bağışladı ve inşaat aşamasında büyük maddi katkılar sağladı. Çaykara Merkez Camii’nin yeniden inşasına öncülük etti. En son Trabzon Fatih Parkı’nda bir cami inşa etmek üzere İstanbul’a gitti. Yardım toplamak üzere yapmış olduğu bu seyahatten dönemedi ve 1982 yılının Kasım ayında vefat etti.

86 yıllık ömrüne çok şey sığdıran Numan Sabit, adından gelen özelliğiyle münevver bir Müslümandı. Babası icazet sahibi din adamı Hasan Efendi, irşat faaliyeti yapmak üzere Ankara ve civarında bulunduğu sırada Nallıhan’a bağlı Bacılar Köyü’nde vefat etti. Mezarı Yunus Emre’nin mürşidi Taptuk Emre’nin kızı Bacım Sultan’ın türbesinin yanındadır. Hasan Efendi’nin oğluna Numan Sabit ismini vermesi Ehli Sünnet’in  en önemli imamlarından, Hanefiliğin kurucusu İmam-ı Âzam’a nispetledir. İmam-ı Âzam’ın İslam’ın temel prensiplerini yorumlamada aklı ön planda tutması; onun oluşturmuş olduğu yolun Türklerce benimsenmesinde derin bir etkiye sahiptirİmam-ı Âzam’ın (Numan Sabit) başlatmış olduğu bu akılcı yorumu Semerkant’lı bir Türk olan İmam Maturidi geliştirmiş ve geniş kitlelere mal etmiştir. Türkistan’dan Balkanlar’a kadar uzanan bu ekol, Türklerin İslam Medeniyeti içerisindeki öncü rolünü de şekillendirmiştir.

Çocukluğumuzda karne tatillerinde mahalle mescitlerinde almış olduğumuz dini terbiye sırasında rahmetli Ali Hoca (Bektaş), Perşembe öğleden sonraları kızlı-erkekli gruplar olarak bize sürekli “Amelde Hanefi, İtikatta Maturidi Mezhebindeniz” telkinini yapar ve bizden gür sesle tekrarını isterdi. Biz de içeriğini anlamadan, ama samimiyetle bunu tekrar ederdik.

Demek oluyor ki, Çaykara ve çevresinde yaygın bir şekilde var olan bu ekol, yüzyıllar ötesinden korunarak gelmiştir.

Numan Sabit (Osmançelebioğlu) ismi üzerinden böylesi bir yoruma yönelmemizin amacı; bugün Çaykara insanının içinde bulunduğu ortamlarda üretken, faydalı, aynı zamanda erdem sahibi olma özellikleriyle ön plana çıkmasının kodlarının inanç kültüründe saklı olduğunu ortaya çıkarmaktır.

Yurdu yaşatmak için kahramanca öne atılıp malûl kalan, çağdaşlıkla dindarlığı kişiliğinde birleştirmiş, buluşturmuş olan birini, Numan Sabit Osmançelebioğlu’nu yeni nesillere tanıtmak bizim için bir ödevdi.

Değerlerimizi bilmek, tanımak ve tanıtmak gelecek tasavvurumuz için büyük önem arz etmektedir…

Prof. Dr. Hikmet ÖKSÜZ

Karadeniz Teknik Üniversitesi

YORUMLAR
× YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

  1. Mustafa Efendioğlu dedi ki:

    Sayın hocam benim gibi bu ve buna benzer bir çok tarihsel gerçeği bizlere aktardiģiniz için sizlere teşekkür hñ

  2. ABDULKERİM KABAN dedi ki:

    Sevgili Kardeşim Saygı değer Hocam yazılarını takip ediyorum.Varlığınız Çaykara ve Kabataş Köyü İçin büyük bir şans. Bir sebeple dedemin ve tüm geçmiş büyüklerimizin hatırlanmasına vesile olduğunuz için teşekkür ederim Allah razı olsun.Ayrıca rahmetli Numan Sabit OSMANÇELEBİOĞLU dedemizinde çaykara için yaptıklarını tüm gençlere örnek olması vesilesi ile anlatmanız takdire şayandır. Allah Razi Olsun Saygı Ve sevgilerimle..

  3. YAVUZ DOGRUL dedi ki:

    Imami Azam Ebu Hanife Ismi NUMAN BIN SABIT .

    CAYKARALI NUMAN SABIT .

    ETKILEYICI VE AKICI USLUBUNUZ CAYKARALI NUMAN SABITI OGRENMEMIZE VESILE OLDU . TESEKKURLER YAZINIZ ICIN .