ÇaykaraDernekpazarıÇaykara KöyleriÇaykara Köyleri HaritasıÇaykara NeredeUzungölÇaykara nedirWhatsApp Link Oluşturma
DOLAR
18,6281
EURO
19,2527
ALTIN
1.042,35
BIST
4.923,23
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon
Az Bulutlu
15°C
Trabzon
15°C
Az Bulutlu
Salı Çok Bulutlu
15°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
16°C
Perşembe Az Bulutlu
17°C
Cuma Hafif Yağmurlu
15°C
reklam


Çeşme Başı – 2

Çaykara Ataköy doğumlu… İlk ve orta okulu Ataköy’de, liseyi Trabzon’da bitirdi… Anadolu Üniversitesi Elektrik bölümünde okudu… Türkiye’nin belli bölgelerinde elektrik müteahhitliği yaptı. Halen Ankara merkezli çalışmalarını sürdürmektedir.
06.06.2022 09:25
A+
A-

Genç uşaklar da bazen yorgunluğunu bahane eder oturur çeşmenin başına bazen de susamışlığını bahane eder beklerdi yavuklusunu. Gelmeyen yavuklusuna haber salmak isterdi de göremezdi kimseyi, bir umuttu bekler dururdu.

Mahalledeki komşuların su alırken güğümler dolana kadar birbirleri ile yaptıkları sohbetler de bir başka olurdu. Gün içinde yaptıklarını anlatırlardı birbirlerine. Azda olsa günün yorgunluğunu atmak için bir bahane olurdu bu… Tabii bu sohbet bazen çok uzardı o zaman da içlerinden biri çıkar:

“Oy e kızlar kaldum haburda evde işler beni bekler ya gideyim akşama yemek yapılacak, ağırlar yapılacak, çok işim var hadi size kolay gelsin.”

Bir heyecandır koşturup giderdi. Diğerleri de aynı acele ile giderdi aslında.

Böyle geçerdi çeşme başında vakitler.

Bu çeşmeler sadece insanlara değil hayvanlara da çok çok hizmet verdi.

Her çeşmenin birde lubası (yalak, hayvanların su içtiği yer) vardı. Oradan da mahalleli su ihtiyaçlarını gidermesi için hayvanları getirir içirirdi. Ya da yayla yolunda gidip gelen yolcular durur dinlenir kendileri de hayvanları da sularını içip yollarına devam ederlerdi. Benliğimizde ve kültürümüzde o kadar yer ettiler ki bu çeşmeler üzerine bir sürü şiir yazıldı, türkü söylendi.

“Bir çeşme olmak isterdim eğilip suyunu içtiğin,”

“Bir çeşmeye koşar gibi koşuyorum sana anlasana,”

“iki gözüm iki çeşme ağlarım,” daha niceleri.

Ya şimdi yetim kaldı çeşmelerimiz. Artık ne geleni var ne gideni.

Bir kısmımız gurbet yolunda bir kısmımız evin içinde çeşmelere ihtiyaç duymaz olduk. Çeşmelerimiz özler oldu, arar oldu o günleri, kalmadı gelip gidenleri…

Soramaz da kimselere niye kimse gelip gitmez diye.

Gelmezler ya gelmezler! Kim kaldı ki, kim gelecek ki, kimi beklesin.

Yeni nesil çeşmeyi bilmez eskiler de rahmeti rahmana kavuştu. Belki de birçoğunun Rabbinin huzuruna temiz çıkması için aldırılacak abdest suyunu da o çeşmeler verdi de kimsenin haberi yok. Evet ben anlattım siz dinlediniz de hiç mi sizin çeşme başında anlatacak hatıranız yok.

Çeşmeler anlatamadı barı siz anlatın o güzel hatıralarınızı.

Bu çeşmelerden köyümüzde çok vardı ama maalesef şimdi iki tane kaldı.Biri Özbaylar ve Kadıhasanların mahallesinde… Diğeri Lufoğulları, Güngörler ve Sakaloğulları mahallesinde…

Biz bu çeşmelerde çok oyunlar oynadık.

Herhalde bu çeşmelerle son hatırası olan nesiliz.

Her iki çeşmede de çok ayak izlerimiz var:

Saklambaç, moç, lep oynarken, birbirimizi kovalarken bunların etrafında çok dolanıp durduk. Terleyince de suyunu içtik, elimizi yüzümüzü yıkadık. Özbayların mahallesindeki çeşmede oyun oynarken Nail arkadaşımız burada ki su deposunun içine düşmüştü. Çok korkmuş ve üzülmüştük. Bir mühlet evde hasta yattı. O evde yatarken bizde üzüntümüzden oyun oynamadık. Sonra sağlığına kavuşunca sormuştuk ona, “nasıl düştün buraya,” o da “bilmiyorum, hatırlamıyorum,” demişti.

Ama bizim tahminimiz o su deposunu ambar zannetti. Gerçi çok fazla bir şeyi yoktu biraz denleri (mısır tanesi) döküldü o kadar.

“Buna da şükür ya depoya değil de Agah’ın eline düşseydin, hiç denin kalmazdı.” Ben böyle takılıyorduk ona.

O da, “denlerimde bir şey yok, biraz postum soyuldu o kadar” diyordu. İşte böyle gülüp eğleniyorduk. Bu hatıralar bu güzellikler hep gerilerde kaldı.

Bu çeşmeler yaklaşık üçyüz yıllık bir tarıhe sahıp.

Sayın Güner Gedik Amca bu hatıraların kaybolmaması canlı kalabilmesi için birçok alanda faaliyet gösteriyor. Bu faaliyetlerinden biri de mahallesinde olan çeşmenin restorasyonunu yaptırmasıdır. Kendisinden öğreneceğimiz çok şeyler var.

Bu katkılarından dolayı kendisine saygılarımı sunuyor çok teşekkür ediyorum.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
× YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.