DOLAR 7,7644
EURO 9,1140
ALTIN 471,50
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon 27°C
Gök Gürültülü
reklam

Hayatı Güncelle

Hilal Yıldırımhan
Trabzon Çaykara Maraşlı Mahallesinden olan yazar, 1972 yılında Erzurum’da dünyaya geldi. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini Erzurum’da okudu. Anadolu Üniversitesi AÖF Sosyoloji bölümünü bitirdi. Anadolu Üniversitenin Eğitim Bilimleri Enstitüsü’nde Karakter ve Değerler Eğitimi konulu yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. İlgi alanı değerler sisteminde Kur’an sosyolojisi üzerinde çalışmalar yapıyor. Evli ve üç çocuk annesidir. Bursa’da yaşıyor.
24 Ağustos 2020 16:10
1.079
A+
A-

 

Hayatta en önemli an şimdidir. Çünkü geçmiş geçmiştir. Olaylar bilinçli veya bilinçsiz müdahalelerle yaşanmıştır. Geri tuşuna basıp getirip pişmanlıkla düzeltip geri gönderemiyoruz. Ama geçmişten ders alıp, gerekiyorsa tövbesini yapıp, insana kattığı tecrübeyi bir kazanım olarak görürsek o zaman her yeni gün insana verilmiş aslında bir imkandır. Geçmiş dünde olsa bize uzak gelecek uzakta olsa yakındır. Ancak geçmiş yaşanmışken gelecek meçhuldür. Bu yüzdendir ki geçmişi değerlendirirken tövbe yapılır. Gelecek için İse dua. Bu durumda nefes alıyorsa insan en değerli anı değerlendirmelidir o da şimdidir.

Kur’an’a göre tövbe pişmanlıkla beraber bir aydınlanmadır. Tövbe kişiye nasip olmuşsa kalbi henüz mühürlenenlerden olmamıştır. Bu bir lütuftur ve şükür gerektirir. Bakara suresi 7. Ayete göre Allah, kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de perde vardır. (Hakikati anlayamaz ve göremezler.) Onlara büyük bir azap vardır.”

Neden Allah kalpleri mühürler? İnsanın İnanarak yaşamasıyla, inadına yaşaması arasındaki fark bize bunu açıklar. İnanarak yaşayan insanın bir kaygısı vardır. Vicdan dediğimiz içsel ahlak henüz onu terk etmemiştir. Hata yapar ve ayete göre hatasından dönmesini bilir. Şöyle ki Maide suresi 39. Ayete göre “ Kim yaptığı haksızlıktan sonra tövbe eder, halini düzeltirse, şüphesiz Allah onun tövbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir.

Değerli olan tövbe bilmeyerek yapılanlar içindir. Toplumda genellikle kabul gören “ Biliyorum, inanıyorum ama yapamıyorum” sözüdür ki bu aslında Kur’ani olmayan bir seçimdir. “ Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: “Selâm olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle (bilmeyerek) bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir ”. Ayeti, gerçeğin bilgisine sahip olup uygulamamak, bile inana olduğu için bilmeyerek yapmaktan daha masum değildir. İnandığı konuda özgüven geliştirmeli ve gereğini yapmalıdır. Mazeret, imanla bağdaşmayan bir husustur.

Tövbede Yaratıcı kulunun pişmanlığının, acizliğinin farkına varmasını bekler. Maide suresi 54. ayette “ Hala Allah’a tövbe edip O’ndan af dilemiyorlar mı? Allah çok bağışlayan çok merhamet edendir. Tüm bu Yaratıcının merhamet dolu vaadlerine ki (vadinden dönmeyen yalnızca Allah’tır) inanmamak. Tövbe edip halini düzeltmemek inadına yaşamaktır. Hata da ısrar etmek onu günaha dönüştürür. Günahta ısrar etmek bireyi günahkar yapar. İşte insanın bu ısrarı onun artık kalbinin mühürlenmesine sebep olur ki bu insanı bazı hakikatlere karşı kör ve sağır eder. İşte Allah’ın ümit kestikleridir bunlar. Bunlar ki hakikatler üzerine birer birer çektikleri perdeler, oluşturdukları ön yargılar nedeniyle artık isteseler de göremez olurlar.

Hayatın birçok alanında kalpler mühürlenebildiği gibi algıda seçicilik dediğimiz, bazı şeylerde duyarlılık geliştirirken birey bazı konularda kalbi mühürlenebilir. Örneğin, hayvan severliğiyle bilenen bireyler aynı duyarlılığı dünyada öldürülen çocuklarda göstermeyebilir veya yeteri kadar görünür olmayabilir. Yardım severliğiyle bilinen insanlar en yakınıyla ilgilenmeyebiliyorlar. Çocuğunu şefkatle büyüten ebeveynler yaşlı büyüklerine sabırsız ve şefkatsiz olabilirler. Bu seçici duyarlılık geliştirmenin sonucudur ve keyfidir. Bazı tutum ve davranışlar insana zor gelse de yaşam konforunu etkilese de yardım severlik, paylaşma, şefkat, sabır gibi insani değerler bireyde kişisel bütünlüğü sağlayarak,tüm canlılar için aynı duyarlılıkta olmalıdır.

Doğru olan Yaratıcının ne istediği kadar, onun istediği için yapılandır.

Selam ve saygılarımla

Hilal Yıldırımhan

 

 

 

 

 

 

ETİKETLER:
YORUMLAR
× YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.