Çaykara Dernekpazarı Çaykara Köyleri Çaykara Köyleri Haritası Çaykara Nerede Uzungöl Çaykara nedir
DOLAR
8,6580
EURO
10,1795
ALTIN
488,66
BIST
1.419
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon
Parçalı Bulutlu
26°C
Trabzon
26°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
27°C
Salı Sağanak Yağışlı
25°C
Çarşamba Gök Gürültülü
22°C
Perşembe Sağanak Yağışlı
20°C
reklam

Hilal Yıldırımhan

1972 doğumlu, Trabzon Çaykara Maraşlı Mahallesinden olan yazar, Sosyoloji lisansının ardından uzmanlığını, Anadolu Üniversitenin Eğitim Bilimleri Enstitüsü’nde Karakter ve Değerler Eğitimi alanında tamamlamıştır. İlgi alanı değerler sistemi ve Kur’an sosyolojisi üzerinde çalışmalar yapmaktadır. Evli ve üç çocuk annesidir.

    Kadın erkek eşitliği

    31.03.2021 16:52
    A+
    A-

    1600 sene öncesinden İslamiyet’le verilen kadın haklarından bahsetmek feminist yapılara ışık tutmak olarak algılanmamalıdır. Bu görüşlere karşı mücadele edebilmek için içerisine cahiliye dönemi kalıntıları bulaşmış toplumsal olguları, ne olursa olsun savunmak yerine Allah’ın koyduğu hak ve sorumlulukları savunmak ve hayata geçirmek daha sorun çözücü olacağı düşünülmelidir.

    İslamiyet öncesi döneme baktığımızda, kadın bir meta gibi algılanmakta; babaları ve kocaları onlara köleleri gibi muamele etmekteydi. Bu hususta onları sınırlayacak herhangi bir kanun veya kural bulunmamaktaydı. Evli kadınlar kocalarının zulmünden ancak aileleri güçlü ve duyarlıysa korunabilmekteydi.”[1]

    İslamiyet’in gelişiyle kadın şahsiyetiyle var olmuş kimlik kazanmıştır.

    Cahiliye döneminin kalıntılarını silmek o dönemde de kolay olmadığı gibi bu kalıntılar günümüze kadar varlıklarını çeşitli şekillerde sürdürmüşlerdir. Peygamber bu tip yapılarla sürekli söz ve davranışlarıyla örnek ve uyarıcı olmuştur. Dönem itibariyle “İslâm toplumunda kadına karşı şiddet önceki dönem ile karşılaştırıldığında önemli ölçüde azalmıştı. ” [2]

    İslamiyet’le kadının toplumsal hayattaki her türlü hak ve salahiyeti de korunmuştur. Kadının mağduriyete uğraması adına her türlü tedbir alınmıştır. Çünkü sosyolojik olarak da savaşlar, göçler, doğal afetler gibi doğal olaylar ve toplumsal hareketlilikten en çok etkilenen kesimler kadın, çocuk ve yaşlılardır.

    Kadın ve erkeğin eşitliği vatandaş olarak hukuki anlamda söz konusuyken, Yaratıcı ve kul ilişkisinde kadın ve erkek farklı rollerde de olsa emir ve yasaklarda eşit sorumludur.

    Eşitlik, temel haklar noktasında mağduriyete uğramama, toplumsal olarak soyutlanmama şahsiyetiyle var olma varlık gösterebilmektedir. Bunun dışında tüm insanlar dahi eşit yaratılmamıştır. Birbirinden farklı özellikleri vardır. Kadın erkek arasındaki fiziksel farklılıklar, varlık sebeplerine uygun donanıma sahip olmalarıyla ilişkilidir.

    Üstünlük güç değildir. Örneğin erkeğin yaratılışındaki fiziksel güçlü yapısı, daha zarif ve kırılgan yaratılmış kadın üzerinde bir hâkimiyet faktörü değildir. Aksine erkeğe bir tür kadının haklarını koruma noktasında sorumluluk verdiğini düşünülebilir. İş böyleyken toplumdaki popüler eşitlik söylemleri kadın ve erkeğin biyolojik farklılıklarını göz ardı eden bir eşitsizlik doğurur. Bu eşit olmama durumu farklı üstünlükleriyle birbirini tamamlar eş yapar.

    Kadın erkeği konuşmanın ötesinde güzel ahlakı konuşmak çok önemlidir. Çünkü güzel ahlakın olmadığı yerde, kulun kul üzerindeki hakkı göz ardı edildiği için ne kadının erkeğe nede erkeğin kadına zulmünü engellemek mümkün olmayacaktır. Ne ithal edilen sözleşme çözüm olmuştur. Ne de iptal edilen sözleşme çözüm olacaktır. Konuşulacaksa toplumsal ahlakın üzerine olan saldırılarla nasıl mücadele ederiz daha erdemli insan nasıl oluruz onu konuşmalıyız.

    Selam ve saygılarımla.

    [1].Ahmet ACARLIOĞLU| İlk Dönem İslam Tarihinde Kadının Konumu

    [2].Demircan, Hz. Peygamber’in (sas) Ailesi.

    Yazarın Diğer Yazıları
    11.07.2021 00:37
    20.06.2021 20:27
    05.06.2021 20:38
    24.05.2021 20:42
    14.05.2021 22:15
    09.05.2021 14:30
    Yorumlar
    × YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

    This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.

    1. Canan korkmaz dedi ki:

      Allah 24 saat farzdır aslına bakılırsa….
      Iman etse bile insan cahiliye ahlakından tam anlamıyla kurtulamıyor iman da sebat bunun mücadele sı zaten
      Kuran iman ettikten sonra ayaklarımızı kaydırma duasını öğretir Rasul göz açıp kapayıncaya kadar beni bana bırakma ögudunde bulunur
      Kadın erkek çatışması benlik ve ahlak sorunudur bendede….yazarimizin sözlerine yürekten katılıyorum

    2. Çevreci dedi ki:

      Sayın Hocam Kadının İslamiyet öncesi durumunu çok güzel özetlediniz,İslamiyet öncesi kadının ne durumda olduğunu anlamadan bilmeden İslamiyetin Kadına verdiği değeri anlayamayız,ancak Cumhureyetin Kadına verdiği değerden hiç söz etmemenizi de anlayamadım.