DOLAR 5,7501
EURO 6,3645
ALTIN 275,7
BIST 101.144
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon 20°C
Az Bulutlu
reklam

Kıbrıs Gazisi Çaykaralılar

Hikmet Öksüz
Tarihçi, Akademisyen, Prof. Dr. KTÜ Rektör Yardımcısı
24 Mart 2019 20:06
4.856
A+
A-

18 Mart 2019 günü biz, Türk kahramanlığının abideleştiği yer olan, Çanakkale Zaferi’nin 104.  yıldönümünü kutlarken Kudüs’te çok önemli bir toplantı gerçekleştiriliyordu. Bu toplantıya ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Yunanistan Başbakanı Aleksis Tsipras, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Kıbrıs Rum Lideri Nikos Anastasiadis katıldı. Dörtlü Zirvede liderler, Doğu Akdeniz’e enerji ve güvenlik alanlarında stratejik işbirliği yapacaklarını dünya kamuoyuna ilan ettiler.

Epeyce bir zamandır gündemde olan ve Türkiye’nin yakın bir şekilde takip ettiği ve pozisyon aldığı Kıbrıs açıklarında petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri, ülkemizin Doğu Akdeniz’deki ulusal güvenlik stratejileriyle doğrudan ilişkilidir. Bu stratejinin içerisinde Kıbrıs’ın statüsü çok önemli bir yer tutmaktadır.

Bundan dolayı bu yazımızda Kıbrıs Barış Harekâtı’nı ve bu mücadeleye katılan Çaykaralı gazilerimizi hatırlamayı ve yeniden dikkatlere sunmayı tercih ettik.

1571’den 1878’e kadar kesintisiz 307 yıl Türk hâkimiyetinde kalan Akdeniz’in bu üçüncü büyük adası üzerinde yeniden Türk inisiyatifinin tesis edilmesi 96 yıllık bir aradan sonra 20 Temmuz 1974 tarihinde olmuştur.

Türk Hükümeti Kıbrıs’ta ortaya çıkan siyasi şartlar gereği 1960 tarihli Garanti Antlaşması’na dayanarak 20 Temmuz ve 15 Ağustos Harekâtlarını gerçekleştirerek Kıbrıs Türklerinin yaşama haklarını ve Türkiye’nin ulusal çıkarlarını koruma altına aldı. “Barış” adını verdiğimiz bu harekâtlarla 9.251 kilometrekarelik bu stratejik adanın % 36,5’luk kısmı “EOKA-B” Terör Örgütü’nden temizlendi ve “ENOSİS”in önü kesildi.

Kıbrıs Adası konumu itibarıyla çok stratejiktir. Burayı İngiliz Kraliçesi Viktoria, sabit bir uçak gemisine benzetir. Bu ada, hariçten gelenler için bir çıkar alanı iken; bir Doğu Akdeniz ülkesi olan Türkiye için hayatiyettir.

Ankara, dünyanın en kalabalık Müslüman ülkesi olan Endonezya halkının ve diğerlerinin sesini Malaka, Bab’ül Mendep, Süveyş Kanalı’ndan ve Toros Tünellerinden duyar. Bu hat üzerinde Kıbrıs Adası kilit bir konumdadır. Bu ada, İskenderun Körfezi’yle Saros Körfezi arasında, yani Doğu Akdeniz ile Kuzey Ege arasında ülkemizin güvenlik stratejileri için de büyük önem taşımaktadır.

İşte bu önemden dolayıdır ki, Türkiye uluslararası hukuku ve konjonktürü bir arada değerlendirerek 20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs Barış Harekâtı’nı gerçekleştirmiştir. Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan’ın birlikte kurmuş olduğu Koalisyon Hükümeti’nin almış olduğu bu karar yakın dönem Türk tarihi için çok anlamlıdır.

Türk Ordusu, Kurtuluş Savaşı’nın askerî safhasının fiilen bittiği 9 Eylül 1922’den sonra, 1950’deki Kore Harbi’ni dışarıda bırakırsak ilk kez harekete geçiyordu.

52 yıl aradan sonra gerçekleşen bu askerî harekât, tamamen ulusal çıkarlarımızın bir gereğiydi. Bu yüksek iradenin ve başarılı harekâtın dayandığı temel güç Türk Milleti, onun seçtiği TBMM ve onun içerisinden çıkan Bakanlar Kurulu idi. Ecevit’in Başbakan, Erbakan’ın Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptığı bu kahraman ve kutlu kabine Türk tarihine altın harflerle geçmiştir. Kıbrıs Barış Harekâtının bilinmeyen yönlerini ve perde arkasını, o dönem Gazi Meclis’te görev yapan İsmail Müftüoğlu’nun 2016 yılında çıkan kitabından detaylarıyla öğrenmek mümkün.

1975-77 yılları arasında Adalet Bakanlığı da yapmış olan İsmail Müftüoğlu, Eğridere Köyü’nden olup çocuk yaşta ailesiyle birlikte Sakarya’ya göç etmiştir. İstanbul Üniversitesi’nde hukuk tahsili yaptıktan sonra, genç yaşta siyasete atılmış ve 1973 yılında yapılan genel seçimlerde Milli Selamet Partisi’nden Sakarya Milletvekili olarak TBMM’ye girmiştir. Çalışkan, cesur, fedakâr ve vatansever karakteriyle öne çıkan Müftüoğlu, bu özellikleriyle Bakanlar Kurulu’nun iradesinin şekillenmesine, 48 kişiden oluşan MSP Grubu adına, önemli katkılar sağlamıştır. İki harekât arasında, Dışişleri Bakanı Turan Güneş başkanlığında 8 Ağustos 1974’te Cenevre’ye gönderilen 12 kişilik heyetin içerisindeyer alan Müftüoğlu, 15 Ağustos’ta gerçekleşen ikinci harekâta cesaretlendirici bir etki yapmıştır…

Kıbrıs Barış Harekâtı’yla Misak-ı Millî’nin bir adım ilerisine geçilmiştir. 100 yıl önce diplomatik yollarla elimizden çıkmış olan bir vatan toprağına, 1/3 oranında da olsa, yeniden hâkimiyet tesis edilmiş oldu.

497 şehit vermiş olduğumuz Kıbrıs Barış Harekâtına katılan askerî birliklerimiz içerisinde çok sayıda Trabzonlu Mehmetçik vardı. Trabzon Valiliği’nin kayıtlarından edinmiş olduğumuz bilgiler ışığında Trabzon’da 357 Kıbrıs gazisinin varlığına rastlıyoruz. Bu rakamın içerisinde 21 Çaykaralı kahraman bulunmaktadır:

Basri Ayan, Ergün Şirin, Feryüz Öksüz, Hasan Özçelik, Hüseyin Sakal, İlyas Ataman, İsmail Erdoğan, Kamil Akbulut, Mustafa Kuvvetli, Katip Aygün, Mustafa Türk, Seyfullah Küçük, Nusret Zazoğlu, Mustafa Akyüz, Hüseyin Erdoğdu, İbrahim Aydın, İbrahim Türkyılmaz, İrfan Özkan, Ömer Şahinsoy, Yılmaz Çelebi, Yüksel Yıldırım

Hepsi abim olan bu listenin üçüncü sırasında yer alanı ise öz be öz ağabeyimdir: Feryüz Öksüz.

1974 Kıbrıs Barış Harekatında birlikte savaşa katılan Çaykaralı gazilerimiz Basri Ayan, İlyas Ataman ve Feryüz Öksüz

Bu yüzden Kıbrıs Barış Harekâtı ailemizin hayatında çok önemli bir yer tutmaktadır. 1974 yılında 9 yaşında bir çocuktum. O yaz ben ne ağaca çıkabildim ne de derede yüzebildim. Annem bunları bana yasaklamıştı. Çünkü babam Almanya’da işçi, abim Kıbrıs’ta savaşçıydı. Geride evin tek erkeği, yöresel tabirle “ocak ümidi” olarak ben kalıyordum. Bu yüzden Kıbrıs hadisesi belleğimde derin izler bırakmıştır. Köyümüzde elektrik olmadığı için o dönem tek iletişim aracı pilli radyoydu. Mahalle mescidinin önünde radyonun sesini büyüklerimizin can kulağıyla dinleyişini bugünkü gibi hatırlıyorum. Kıbrıs’taki askerî başarının toplumda bırakmış olduğu gurur çok üst düzeydeydi…

Bir yıl önce 1973 yılında İsrail ile Araplar arasında yaşanan Yom Kippur Savaşı’nı da büyüklerimiz Ramazan günlerinde yine radyodan takip etmişlerdi. 1948, 1956 ve 1967 Arap- İsrail Savaşları’ndan sonra ilk günlerde Müslümanların bu sefer başarılı olacağını yansıtan haberler, ileriki günlerde yeniden hüzne dönüşmüştür.

1974 yılında gelen Kıbrıs Zaferi bu yüzden bambaşka bir değer taşımaktaydı.

Bundan dolayıdır ki o yıl, tüm yurtta olduğu gibi köyümüzde (Kabataş) ve Çaykara’da delikanlıların göğsü hep öndeydi.

Kıbrıs’ta ateşkes sağlandıktan sonra o kış abim izinli olarak köye gelmişti. O anı hiç unutamam. Mahallemize yaklaştığında köyümüzün bütün delikanlıları yöresel bir adet olarak “silahla donanma” yaparak onu karşılamışlardı. Ben de elime silahı bir abinin nezaretinde ilk defa, 9 yaşımda, o an almış ve abimin şerefine atış yapmıştım.

Bu hadise aile olarak bizi çok etkilemekle birlikte akıl ve şuurdan koparmadı. Askerlik dönüşü hemen evlendirilen abimin doğan ilk oğluna “Savaş” ikincisine de “Barış” adı verildi. Torunlarına bu adları okur-yazar olmayan annem vermişti. Bu, Türk toplumunun her ferdinde var olan ve Atatürk’ümüzün deyimiyle “Savaş zorunlu olmadıkça felakettir” anlayışının; yani barışçıl tutumun, ücra bir köyde kolektif hafızadaki yansıma biçimidir.

Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra bu adaya nüfus yerleştirme konusu gündeme gelmiş ve bu konu da Çaykara’yı etkisi altına almıştı. 1975 yılında Trabzon’un diğer ilçelerinden olduğu gibi Çaykara’dan da önemli bir miktarda nüfus Kıbrıs’a iskân edildi.

Kıbrıs’a yerleşmiş olan Çaykaralı hemşerilerimiz adaya uyum sağlamışlar, üretime önemli katkılar getirmişlerdir. Yapısal olarak sosyal organizasyonlarda sorumluluk alma yeteneği olan bu insanlar siyasal yaşama girmekten de imtina etmemişler, hatta Bakanlık mevkiine kadar yükselmişlerdir. Bunlardan biri Uzuntarla Köyü’nden Mustafa Gökmen’dir. Kıbrıs’ta 1995-1996 yıllarında Gençlik, Spor ve Çevre Bakanlığı yaptı.

Bütün bunlar Çaykara insanının girişimci, güven veren ve bulunduğu her ortamda sorumluluk alma özelliklerini yansıtması bakımından ayrıca incelenmesi gereken bir durumdur…

Prof. Dr. Hikmet Öksüz

Karadeniz Teknik Üniversitesi

YORUMLAR
× YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.