Cumhuriyetin ilanı ile 1923-1945 yılları arasında Türkiye 22 yıl tek parti yönetiminde kaldı.
1945 yılında çok partili sisteme geçildi.
Türkiye 1923’ten 2021’e kadar 20 hükümet ile idare edilmesi gerekirken istikrarsız koalisyonlarla bugün 66. hükümet ile idare edilmektedir.
Bu koalisyonlar arasında 1996’da 10 gün süren ANAP-DYP, 1977’de kurulan ve bir ay süren 2.Ecevit azınlık hükümeti ve yaklaşık dört ay süren hükümetler de var.
Koalisyon dönemlerinde yoğun terör olayları, faili meçhul cinayetler ve şiddet eylemleri ülkeyi yaşanmaz hâle getirmişti.
Güvenliğimiz, 4 Temmuz 1948 tarihli Türkiye-Amerika İktisadi ve İşbirliği Antlaşması’nın 1951’de ‘güvenlikle’ tadil edilerek 82. kongrenin 400 sayılı kanunu gereğince İkinci Dünya Savaş’ında kullanılan ve ‘hek’e ayrılması yakın silâhların Türkiye’ye verilmesi ile sağlanıyordu.
Vakî tarihte Diyarbakır’da teröre karşı kullanılan Alman malı Türk tankı için Almanya Türkiye’ye nota vermişti.
Sene 2000…[1]
ABD’nin verdiği tanklar artık hareket etmiyordu.
Çoğu hangardan çıkamıyor, çıkanları da kışlayı terk etmeden yığılıp kalıyordu.
Jilet olması gereken tanklarla ilgilenmeyen paşalar darbeden darbeye koşup milleti jiletliyordu(!)
Yerlerine yeni tank almak için…
Ecevit’e sordular, ‘alalım’ dedi.
‘Para var mı’?
‘Ne gezer’ deyip gülümsedi.
Niçin gülümsedi…
Bankaların içi boşaltılmış Türkiye bir sente muhtaçtı!
‘Peki ne yapacağız?’ diye sordu Ecevit…
Namluyu sürekli kendi milletine çevirmeye alışkın 28 Şubatın cevval paşalarından biri bu kerre, ‘Jiletlik tankları modernize edip kullanacağız. Bizim İsrailli bir firma var bu işi çok güzel halleder.’ dedi.
“Fakat tank paleti fabrikamız var Sakarya’da…
1975’ten beri orada…
20 milyar dolarlık şirket.”
Savunma Sanayi İcra Komitesi 2 Haziran sabahı toplandı.
Dört milyar dolarlık saldırı helikopteri alımı yapılacaktı.
Memur maaşları için her ay IMF’ye koşan ANASOL-M hükümeti dört milyar dolara helikopter mi alacak?
Helikopter kenara konulup tank modernizasyonu evrakları öne çıkarıldı.
Malum Paşa en uygun firmayı bulmuştu.
İşi, İsrailli IMI firmasına ‘ihalesiz’ olarak verme kararı alındı.
Bu kararla 170 M60 tankı, 687 milyon 500 bin dolar karşılığında İsrail’in batık firmasına verildi.
Gizli kalmasında mutabık kalınarak basın açıklaması yapılmadan Ecevit ve Kıvrıkoğlu salonu terk etti.
Meteliğe kurşun atan Türkiye 687 milyon 500 bin doları IMF’den borç alıp İsrail’e gönderecek.
‘Ama tank paleti fabrikamız var Sakarya’da..
1975’ten beri orada..
20 Milyar Dolarlık şirket..’
Biri çıkıp şu yukarıdaki tekerlemeyi söyleseydi, “28 Şubat’ı İsrail için yaptık” diyen Çevik Bir ne cevap verirdi.
“Ulan geri zekalı adı üstünde ‘palet’ fabrikası, tank mı yapılır orada!”
Hımmm..
Yani bugün muhalefetin kendini paraladığı tank paleti fabrikasında ‘tank’ üretilmiyormuş!
Meğerse ‘Türkiye’nin 20 milyar dolarlık bir işletmesi’ bile yokmuş.
Peki, o palet fabrikası neden kıymete bindi bir anda?
28 Şubatçı kafanın ancak tank paleti değiştirebildiği fabrikayı, AK Parti Hükümeti ‘tank’ üretecek hale getirmek istiyor da ondan..
Yol, köprü ve havalimanı yapılmasına karşı çıkan tank yapılmasına karşı çıkmaz mı?
Bugün “Katar’a peşkeş çekiliyor” denilen o fabrika, aynı tankı üretmek için Koç Grubuna verilecekti.
Hatta ilk prototipi de orada ürettiler.
Teklif sunuldu ve tam ‘7 milyar Euro’ istendi.
Yerli otomobil çağrısına, “Ford veya Fiat markalarımızı bırakarak bir başka marka yaratma pozisyonunda değiliz.” cevabını veren Koç, milli tankı da çektiği fiyatla adeta sabote etti.
250 tank için 7 Milyar Euro!..
Tank başına ıvırı zıvırı dahil 28 Milyon Euro düşüyor.
Projeyi sabote eden bir fahiş teklif.
İsrail, Merkava tankının adetine 6 Milyon Dolar öderken, Türkiye ise KOÇ’ ların Altay’ına 28 Milyon Euro…
Öyle mi?
ABD, M1 Abrams tankının adetine 8.6 milyon dolar öderken, Türkiye ise KOÇ’ların Altay’ına 28 milyon Euro…
Öylemi?
Almanya, Leopard 2A6’nın adetine 9 milyon dolar öderken, Türkiye KOÇ’ların Altay’ına 28 milyon Euro..
Öylemi?
Ödememe seçildi ve yeniden ihale açıldı.
BMC- Katar ortaklığı aynı ihaleye aynı şartname ile
4 Milyar Euro teklif verip 250 Altay Tankını üreteceğini taahhüt etmesi ‘3 milyar Euro’nun devletin hazinesinde kalmasına sebep oldu.
Hem 3 Milyar Euro kâr, hem yabancı sermaye akışı, hem de ihracat garantili üretim sağlanmış oldu.
Tıpkı ABD’nin bizi F35 projesine dahil etmesi gibi…
Tıpkı AB’nin bizi askeri nakliye uçağı projesine dahil etmesi gibi…
Bunu muhalefet de anlıyor fakat işlerine gelmiyor.
Beslendikleri mahfillere karşı diyet borçları var.
Ak Parti İktidarları ile Modern Savunma Sanayiine geçilmesi, Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerimizin ihtiyaçları karşılanarak ülke menfaatleri doğrultusunda katma değer yaratan geleceğin savunma ve güvenlik konseptlerini üreten milli savunma sanayiine selam olsun.
Selâmatle
1-)Yeni Akit -Murat ALAN