Çaykara Dernekpazarı Çaykara Köyleri Çaykara Köyleri Haritası Çaykara Nerede Uzungöl Çaykara nedir
DOLAR
8,7540
EURO
10,3892
ALTIN
496,61
BIST
1.391
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon
Parçalı Bulutlu
25°C
Trabzon
25°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
26°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
25°C
Salı Parçalı Bulutlu
26°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
26°C
reklam

Halit KORKMAZ

1959 yılında Trabzon-Çaykara-Maraşlı köyünde doğdu. İlk ve ortaokulu, Rize- Güneysu ilçesinde, Lise öğrenimine Çaykara’ da başladı ve Sürmene lisesinde tamamladı. Anadolu Üniversitesinde İktisat ve Ekonomi bölümünü bitirdi. 1980 yılında Sağlık Bakanlığı’nda kamu görevine başladı. Çeşitli bakanlıklarda idarecilik, danışmanlık ve müşavirlik görevleri üstlendi. Halen kamu görevine müşavir olarak devam etmektedir. Türk Musikisi alanında çeşitli araştırmaları ve besteleri bulunmaktadır. Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) üyesidir. Ud ve ses icra sanatçısıdır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

    Eski ve Modern Türkiye

    05.05.2021 20:11
    A+
    A-

    Cumhuriyetin ilanı ile 1923-1945 yılları arasında Türkiye 22 yıl tek parti yönetiminde kaldı.

    1945 yılında çok partili sisteme geçildi.

    Türkiye 1923’ten 2021’e kadar 20 hükümet ile idare edilmesi gerekirken istikrarsız koalisyonlarla bugün 66. hükümet ile idare edilmektedir.

    Bu koalisyonlar arasında 1996’da  10 gün süren ANAP-DYP, 1977’de kurulan ve bir ay süren 2.Ecevit azınlık hükümeti ve yaklaşık dört ay süren hükümetler de var.

    Koalisyon dönemlerinde yoğun terör olayları, faili meçhul cinayetler ve şiddet eylemleri ülkeyi yaşanmaz hâle getirmişti.

    Güvenliğimiz, 4 Temmuz 1948 tarihli Türkiye-Amerika İktisadi ve İşbirliği Antlaşması’nın 1951’de ‘güvenlikle’ tadil edilerek 82. kongrenin 400 sayılı kanunu gereğince İkinci Dünya Savaş’ında kullanılan ve ‘hek’e ayrılması yakın silâhların Türkiye’ye verilmesi ile sağlanıyordu.

    Vakî tarihte Diyarbakır’da teröre karşı kullanılan Alman malı Türk tankı için Almanya Türkiye’ye nota vermişti.

    Sene 2000…[1]

    ABD’nin verdiği  tanklar artık hareket etmiyordu.

    Çoğu hangardan çıkamıyor, çıkanları da kışlayı terk etmeden  yığılıp kalıyordu.

    Jilet olması gereken tanklarla ilgilenmeyen paşalar darbeden darbeye koşup milleti jiletliyordu(!)

    Yerlerine yeni tank almak için…

    Ecevit’e sordular, ‘alalım’ dedi.

    Para var mı’?

    ‘Ne gezer’ deyip gülümsedi.

    Niçin gülümsedi…

    Bankaların içi boşaltılmış Türkiye bir sente muhtaçtı!

    ‘Peki ne yapacağız?’ diye sordu Ecevit…

    Namluyu sürekli kendi milletine çevirmeye alışkın 28 Şubatın cevval paşalarından biri bu kerre, ‘Jiletlik tankları modernize edip kullanacağız. Bizim İsrailli bir firma var bu işi çok güzel halleder.’ dedi.

    “Fakat tank paleti fabrikamız var Sakarya’da…

    1975’ten beri orada…

    20 milyar dolarlık şirket.”

    Savunma Sanayi İcra Komitesi 2 Haziran sabahı toplandı.

    Dört milyar dolarlık saldırı helikopteri alımı yapılacaktı.

    Memur maaşları için her ay IMF’ye koşan ANASOL-M hükümeti dört milyar dolara helikopter mi alacak?

    Helikopter kenara konulup tank modernizasyonu evrakları öne çıkarıldı.

    Malum Paşa en uygun firmayı bulmuştu.

    İşi, İsrailli IMI firmasına ‘ihalesiz’ olarak verme kararı alındı.

    Bu kararla 170 M60 tankı, 687 milyon 500 bin dolar karşılığında İsrail’in batık firmasına verildi.

    Gizli kalmasında mutabık kalınarak basın açıklaması yapılmadan Ecevit ve Kıvrıkoğlu salonu terk etti.

    Meteliğe kurşun atan Türkiye 687 milyon 500 bin doları IMF’den borç alıp İsrail’e gönderecek.

     ‘Ama tank paleti fabrikamız var Sakarya’da..

    1975’ten beri orada..

    20 Milyar Dolarlık şirket..’

    Biri çıkıp şu yukarıdaki tekerlemeyi söyleseydi, “28 Şubat’ı İsrail için yaptık” diyen Çevik Bir ne cevap verirdi.

    “Ulan geri zekalı adı üstünde ‘palet’ fabrikası, tank mı yapılır orada!”

    Hımmm..

    Yani bugün muhalefetin kendini paraladığı tank paleti fabrikasında ‘tank’ üretilmiyormuş!

    Meğerse ‘Türkiye’nin 20 milyar dolarlık bir işletmesi’ bile yokmuş.

    Peki, o palet fabrikası neden kıymete bindi bir anda?

    28 Şubatçı kafanın ancak tank paleti değiştirebildiği fabrikayı, AK Parti Hükümeti ‘tank’ üretecek hale getirmek istiyor da ondan..

    Yol, köprü ve havalimanı yapılmasına karşı çıkan tank yapılmasına karşı çıkmaz mı?

    Bugün “Katar’a peşkeş çekiliyor” denilen o fabrika, aynı tankı üretmek için Koç Grubuna verilecekti.

    Hatta ilk prototipi de orada ürettiler.

    Teklif sunuldu ve tam ‘7 milyar Euro’ istendi.

    Yerli otomobil çağrısına, “Ford veya Fiat markalarımızı bırakarak bir başka marka yaratma pozisyonunda değiliz.” cevabını veren Koç, milli tankı da çektiği fiyatla adeta sabote etti.

    250 tank için 7 Milyar Euro!..

    Tank başına ıvırı zıvırı dahil 28 Milyon Euro düşüyor.

    Projeyi sabote eden bir fahiş teklif.

    İsrail, Merkava tankının adetine 6 Milyon Dolar öderken, Türkiye ise KOÇ’ ların Altay’ına 28 Milyon Euro

    Öyle mi?

    ABD, M1 Abrams tankının adetine 8.6 milyon dolar öderken, Türkiye ise KOÇ’ların Altay’ına 28 milyon Euro

    Öylemi?

    Almanya, Leopard 2A6’nın adetine 9 milyon dolar öderken, Türkiye KOÇ’ların Altay’ına 28 milyon Euro..

    Öylemi?

    Ödememe seçildi ve yeniden ihale açıldı.

    BMC- Katar ortaklığı aynı ihaleye aynı şartname ile

    4 Milyar Euro teklif verip 250 Altay Tankını üreteceğini taahhüt etmesi ‘3 milyar Euro’nun devletin hazinesinde kalmasına sebep oldu.

    Hem 3 Milyar Euro kâr, hem yabancı sermaye akışı, hem de ihracat garantili üretim sağlanmış oldu.

    Tıpkı ABD’nin bizi F35 projesine dahil etmesi gibi…

    Tıpkı AB’nin bizi askeri nakliye uçağı projesine dahil etmesi gibi…

    Bunu muhalefet de anlıyor  fakat işlerine gelmiyor.

    Beslendikleri mahfillere karşı diyet borçları var.

    Ak Parti İktidarları ile Modern Savunma Sanayiine geçilmesi, Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerimizin ihtiyaçları karşılanarak ülke menfaatleri doğrultusunda katma değer yaratan geleceğin savunma ve güvenlik konseptlerini üreten milli savunma sanayiine selam olsun.

    Selâmatle

    1-)Yeni Akit -Murat ALAN

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar
    × YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

    This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.