DOLAR 7,7844
EURO 9,1348
ALTIN 472,62
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon 27°C
Gök Gürültülü
reklam

Zihinlerdeki Virüs

Hilal Yıldırımhan
Trabzon Çaykara Maraşlı Mahallesinden olan yazar, 1972 yılında Erzurum’da dünyaya geldi. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini Erzurum’da okudu. Anadolu Üniversitesi AÖF Sosyoloji bölümünü bitirdi. Anadolu Üniversitenin Eğitim Bilimleri Enstitüsü’nde Karakter ve Değerler Eğitimi konulu yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. İlgi alanı değerler sisteminde Kur’an sosyolojisi üzerinde çalışmalar yapıyor. Evli ve üç çocuk annesidir. Bursa’da yaşıyor.
16 Ağustos 2020 22:05
956
A+
A-

İnsanlık varoluşundan beri görmediği şeylere inanmamak gibi bir güven problemi yaşamıştır. Hz. Musa’nın kavmi de “ Ey Musa bize Allah’ı göster görmedikçe inanmayız dediler ”. Çünkü inanmak onlar için sorumluluk almaktı. Eğer bir insan inanmayacaksa bahanesi çok olduğu gibi talepleri bitmez.

Oysa inanmak için insanın sadece kendine bakması yeterli olacaktır. Görülen o ki bugünde gözle görünmeyen covit-19 virüsüne de inanmayan bir takım insanlar var. Eğer virüs görünen zehirli sinekler olsaydı hiç kimseyi zorla dışarı çıkaramazdınız ve ya kesinlikle gerekli önlem almadan çıkılmazdı. Oysa yaratıcının varlığı, kainatın her yerinde aşikar göründüğü gibi, virüsün varlığı da hayatını kaybeden milyonlarca insan göstermektedir. Buna inanmamak gerekli önlemleri almamak Allah’ın istemediği kör bir kaderciliktir. İman tüm rükünlarıyla beraber hakikat aşığı olmaktır. Toplumsal hayatta gördüğümüz gerçeğin bilgisi aşikar ortadayken insanın en büyük imtihanı olan inat, ego ve zan, eğitimli hatta birçok donanıma sahip bireyleri bile bazen hakikatleri kabul noktasında zorlamaktadır. “Başınıza gelen musibetler kendi ellerinizle yaptıklarınız yüzündendir, kaldı ki Allah birçoğunu bağışlar” (Şura. 30). İnsanın başına gelen her musibetin kendi yapıp ettikleri yüzünden olduğu belirtilirken, gerek evrendeki fiziksel ve sosyal yasaları görmezden gelmesi ve gerekli önlemleri almaması, gerekse sorumsuzca davranması sebebiyle dünyada karşılaştığı sıkıntıların kendi kusurunun bir sonucu olduğuna dikkat edilmesi istenmektedir.

Covi-19 virüsünün küresel düzeyde yayılımının nedeni insanların sorumsuzca davranışıdır. İnsan önce kendisinden sonra yakın çevresinden başlayıp uzak çevreye doğru sorumlu bir varlıktır. Bu sorumluluk değerinden yoksun insan zorlandığı durumlarda çok kolay kuralları bozabilmektedir. Örneğin, salgınla mücadele yasal yaptırımlarla bir dereceye kadar kontrol edilebiliyorken yasal yaptırımların ve denetimlerin gevşediği durumlarda çok kolay kural tanımamazlığa gidilebiliyor. Halbuki insanın pratik hayatta ki her türlü iyi eylemlerin kutsal bir değer ifade eder. Çünkü inanç değeri insan davranışlarını yönlendirmesi ve içselleştirmesinde önemli bir motivasyon kaynağıdır. Dini metinler, insana vicdan ve akıl vurgusu yapar. İlahi olan bu öğütler insana verilen iradeyi doğru kullanmasını öğütler. Din sadece belli ritüellerden ibaret değildir. Toplumsal hayata dolaylı ya da dolaysız verilecek her türlü zarar, çevrenin temizliği insanın sorumluluk alanıdır. Piknik yerlerinde bırakılan çöpler, yerlere ve dahi denizlere atılan maskeler gibi insana yakışmayacak davranışlar hiçbir şekilde inanç değeriyle bağdaşmadığı gibi norm dışı davranışlardır. Tüm dünyanın kabul gördüğü temizlik hijyen davranışları İslam dininim birincil değerlerindendir. Öyle ki temizlikle iman birlikte anılır. Bir insanı kurtaran bir alemi kurtarmıştır. Bir kişinin hayatına dolaylı veya dolaysız zarar veren bir alemi öldürmüş gibi değerlendiren kadim geleneğimiz gereği inanan insana yakışan sorumlu davranmaktır. İnsanın eylemlerin doğuracağı sonuçların nihayetinde Allah tarafından sorgulanacağını bilmesi bireye maddi manevi sorumluluk verir.

Dostoyevski’nin Karamazov kardeşlerde geçen çok güzel bir sözü vardır ki oda “ Eğer tanrı olmasaydı her şey mübah olurdu”. İnanç bir değerdir. Toplumsal ahlak oluşturmak için inanç değeri önemlidir. İnanç insana bireysel sosyal sorumluluk verir. Birey tabiatının gereği ve yüreğinin derinliklerinden geldiği için doğru eylemlerde bulunmalıdır. Bu sorumluluğu inancından almalıdır. Çünkü yaratıcı tarafından kısa veya uzun vadede mutlak karşılığını bulacağına inanmak, kurallara uyma, toplumsal düzeni sağlama, insanlığın hayrına ne varsa o yönde çalışmasına olanak sağlamalıdır. Spinoza’ya göre “ sadece yasalara uyan iyilik bireyin tabiatı gereği olmadığı için sadece kurumsal iyiliktir ”. Bireyin iyi olan davranışı hangi şartlarda olursa olsun korumasını sağlayan onun mutlak yaratıcıya olan inancıdır. Çünkü inanan insan, bilir ki tüm imkânsızlıklar ve acziyetler içerisinde her daim bir umut, sığınacak mutlak bir varlık vardır. Ödül büyütür.

Selam ve saygılarımla

ETİKETLER:
YORUMLAR
× YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.