Çaykara Dernekpazarı Çaykara Köyleri Çaykara Köyleri Haritası Çaykara Nerede Uzungöl Çaykara nedir
DOLAR
8,1295
EURO
9,7089
ALTIN
455,83
BIST
1.378
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon
Yağışlı
12°C
Trabzon
12°C
Yağışlı
Çarşamba Parçalı Bulutlu
14°C
Perşembe Çok Bulutlu
17°C
Cuma Sağanak Yağışlı
13°C
Cumartesi Sağanak Yağışlı
13°C
reklam

Ahmet Yıldırım

1964 doğumlu, Çaykara Kabataş Mahallesinden olup Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinde profesör olarak akademik çalışmalarını sürdürmektedir.

    HANECÎZÂDE HACI SALİH EFENDİ

    21.03.2021 17:04
    A+
    A-

    Vefatının 30.yılı Münabetiyle

    Amerikalı Osmanlı Tarihi Profesörü Heath W. Lowry’nin,: “Oflu/Çaykaralı hocalar, âlimler Kur’anKursları gibi faaliyetlerle İslam’ı o bölgede canlı tutmuşlardır” bu sözü bölgeyle ilgili önemli bir hakikati ifade eder. O da özelde Doğu Karadeniz genelde ülkemizin inanç, toplum ve manevi hayatında Oflu/Çaykaralı alimlerin sterdikleri etkidir. Etkili ve örnek alimlerden biri de Hanecizâde Hacı Salih Efendi’dir. Vefatının 30.yılı Münabetiyle onu sizlere tanıtmak istiyoruz.

    Ailesi, Nesebi, Doğumu ve Çocukluğu

    Hacı Salih Efendi, dedeleri Kırım’dan Anadolu’ya hicret edip Erzurum’a yerleşen bir aileye mensuptur. Ailenin lakabı Hanecizâdedir. Ailesi ve kendisinin Erzurum / Pasinler/Çöğender köyünde uzun kalmasından dolayı Hacı Salih Efendi Çöğenderlî nisbesiyle de anıldığı belirtilmektedir. Aile irşat için Trabzon-Çaykara civarında devlet tarafından ikamet ettirilmiştir. Bu yüzden büyük (8. Batından) dedesi Tahir Efendi Kandilli’nin bir köyünde bir süre kaldıktan sonra Osmanlı devlet yetkililerince Of Müftüsü olarak görevlendirilmiştir. Ailesi, asırlar boyunca çok sayıda âlim yetiştirmeye vesile olduğu ve nesilden nesile ilim ve hizmetini aksatılmadan devam ettiren seçkin bir aile olarak kabul edilmektedir.

    Hacı Salih Efendi’nin dedesi Hanecizâde İbrahim Hakkı Efendi Çaykara ilçesine bağlı Akdoğan (Hobşara)’da dünyaya geldi. Ehl-i ilim bir aile içinde doğan İbrahim Efendi, kendisini ilim tahsiline vermiş, uzun seneler müderrislik yaptı. Onunla ilgili anlatılardan İbrahim Efendi’nin birçok yerde görev yaptığı, son görevinin Bayburt’a bağlı Cumavank Yaylası’nda olduğu, 1924 yılında orada vefat ettiği ve oraya defnedildiği şeklindedir.

    Babasının ismi Muhammed Şerif, annesi ulemadan Melikzâde Muhammed Efendi’nin kızı Havva’dır. Babası Trabzon eşrafından Hanecizâde Hacı Şerif Efendi olarak bilinmektedir. Hacı Şerif Efendi 1867’de Çaykara’ya bağlı Akdoğan (Hobşara) köyünde dünyaya gelmiş, küçük yaşlarda başladığı tahsilini, Çaykara’ya bağlı Yeşilalan köyünde alıp icazetname ile noktalamıştır. İslâmi ilimler noktasında Arapça, Farsça, Hadis ve Tefsir’de ileri derecede vukufu olan Şerif Efendi’nin müderrislik ve kadılık görevlerinde de bulunduğu belirtilmektedir. Şerif Efendi kişilik olarak çevresinde, dünyanın parasında pulunda gözü olmayan, olgunluğu ve kalender davranışlarıyla öne çıkan (rind-meşrep), ehl-i takva bir âlim olarak tanınmaktadır.

    Baba Muhammet Şerif Efendi, Melikzâde Muhammed Efendi’nin kızı Havva Hanım’la evlenmiş, bu evlilikten dünyaya bir erkek çocuk gelmiş, gelen çocuğa Salih  ismiverilmişti. İşte daha sonra Hanecizâde Hacı Salih Efendi diye meşhur olan bu çocuk hicrî 1315 miladî 1898’de Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Akdoğan (yukarı Hopşara) köyünde dünyaya geldi. Burada doğumuyla ilgili bir anekdota yer vermekte fayda vardır:

    Babası Şerif Efendi, oğlunun doğumundan kısa bir süre önce eşi Havva Hanım’a “Bu çocuk erkek olacak, salih bir kimse olacak. Sakın ola ki ona abdestsiz iken süt vermeyesin” demiş, bu saliha kadında eşinin nasihatini kulak ardı etmemişti. Bu anekdot bize ecdadımızın insan eğitim açısından önemli bir hususa, o da çocuk eğitimi anne karnında başlar ilkesine dikkatimizi çekmesidir.  Şerif Efendi henüz elli yedi yaşındayken vefat etti ve doğduğu köy olan Çaykara/Akdoğan’da defnedildi.

    Tahsil Hayatı

    Hacı Salih Efendi, ilk derslerini dedesi İbrahim Hakkı Efendi’den almıştır. Dede İbrahim Efendi, bir taraftan oğlu Hacı Şerif Efendi’yi yetiştirirken diğer taraftan da torunu Salih’e, Kur’ân-ı Kerim’i, tecvid derslerini ve Arapça dil gramerini öğretiyordu. Hacı Salih Efendi bu şekilde tahsiline devam etmiş, henüz yedi yaşında iken dedesinden Kur’an’ı ezberlemiş ve hafız olmuştur.Dedesinden sonra ilim ve irfan sahibi olan babası Hacı Şerif Efendi’den ders almıştır. Babasından hangi dersleri okuduğu hususunda detaylı bilgiye sahip değiliz. Babası ile yurdun birçok köşesinde bulunduğu, tedrisatta bulunduğu Arapça öğrenimini ilerlettiği zikredilmektedir. Daha sonra Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda Osmanlı Medreselerinin son halkalarından birini temsil eden merhum Çaykaralı ünlü âlim Velizâde Tayyib Zühdü Efendi onun hocası oldu ve ondan ders aldı. Hacı Salih Efendi, daha sonra 1915 yılına kadar memleketi olan Çaykara’da tahsiline devam etti ve icazet aldı.

    Üstlendiği Görevler

    Ramazan ayı yaklaşmıştı. Eskilerde ramazanlık denilen bir adet vardı. Tahsille uğraşan gençler Ramazan boyunca köylere misafir olur, vazife alarak kendilerini yetiştirirlerdi. Babası ondan, ramazanlığa çıkmasını, köyün birinde vazife almasını istedi. Yolları Tortum’un Kisha, bugünkü ismiyle Uncular köyüne düştü ve orada imam oldu. 1925’te askere gitti. Hacı Salih Efendi askerden sonra tekrar Çöğender Köyü’ne dönerek babasının yerine imam olmuş ve arada kesintiler olsa da 50 yıl bu köyde imamet ve irşad görevini sürdürmüştür. Bu arada Karadeniz tarafıyla da alakasını kesmemiş, Çaykara’ya gidip geliyordu. Orada okuttuğu talebeleri de vardı. İlk hac vazifesini ifa etmek üzere Alvarlı Efe Hazretleri’nin refiki olarak Hicaz’a gitti. Bütün bunlarla birlikte Erzurum dışında irşad ve vaaz görevlerinde de bulunmuştu. 1954’de Sıvasa gitmiş, Ramazan boyunca orada vaaz etmişti. 1955’te Denizli’ye. 1956’da Molla Sıdkı’yla birlikte Merzifon’a gitmiş, oralarda da irşadfaaliyetlerinde bulunmuştu. 1960 yılı içinde Sarıkamış’a bağlı Yeniköy’e yerleşti. Orada 5 sene kadar imamette kalan Salih Efendi, köy halkı tarafından çok sevildi.1965’te tekrar köyüne dönen Salih Efendi, iki sene Çögender’de kaldıktan sonra Erzurum’a yerleşti. İslam’ı ve dini değerleri anlatmak için çeşitli yerlere ve bölgelere giderek elinden geleni yapmaya çalışıyordu.

    Vaazlarında çok veciz şekilde hitap ederdi. Tesirli konuşurdu. İyi bir hatipti. Söylediklerini yaşadığı, yaşadıklarını söylediği için sözleri müessir olurdu. Samimi ve coşkulu bir üslubu vardı. Cemaat, onun vaazlarına çok rağbet ederdi. Çeşitli illerde vaaz u nasihatta bulunan Salih Efendi Çorum’da bulunduğu sırada yaptığı vaazları dinleyen birisi şöyle demişti: “Ben ömrümde iki vaiz dinledim, biri bu zattır” demişti.Hizmetleri ve üstlendiği görevlerde Hacı Salih Efendi şu hasletleriyle temayüz etmiştir: Tesirli ve okunaklı hitabeti, melek yüz siması, kibirden uzak mahviyyet içinde bir gönlüyle ölü kalpleri diriltmeye vesile olmuş, herkesi kendisine müştak etmişti.

    Bir vesileyle Hacı Salih Efendi, 1971’de İstanbul’a taşındı. İstanbul’da bir iki ev değişikliğinden sonra sevenleri vasıtasıyla Küçükköy’de tahsis edilen eve yerleşti ve vefatına kadar da orada kaldı. Hacı Salih Efendi İstanbul’a taşınmış olsa da zaman zamanErzurum’a gidip sıla-i rahmini ifa ediyordu.

    Vefatı

    Hacı Salih Efendi vefat etmeden önce bir kaç defa hasta olmuş ve tedavi görmüştü. Ancak takvimler 2 Şubat 1991 gününü gösterdiğinde o gün, Hacı Salih Efendi’nin halinde bir gariplik vardı. Odasındaki sobayı yaktırmamıştı. Pencereyi de açık tutuyordu. Oysa hava çok soğuktu. Ama o, hararetten muzdaripti. Neredeyse bir haftadır bir şey yememişti, sadece zemzem içiyordu. Yanına damadı Ahmet Bey, oğlu Nurullah Efendi ve büyük kızı vardı. Kızının dışarı çıkmasını istedi. Az sonra vefat emareleri belirdi. Bir ara ardına döndü, ellerini tersçevirip dua vaziyetine getirdi. Oğluna seslenip “Hacı Nurullah, bu insanların hali ne olacak! Lâ İlâhe İllallah, Lâ İlâhe İllallah, Lâ İlâhe İllallah” dedi ve o anda teslim-i rûh etti. Hak yolcusunun sâdık yolcusu maksûdu olan âleme göçmüştü. Hacı Salih Efendi de bütün faniler gibi o da bu dünyadan göçtü. Fakat her göçenin göçü bir olmaz. Bazılarının ki acı olur, geride kalanlar zor gelir.

    3 Şubat 1991 (H. 1411) günü İstanbul’da vefat etti. Hacı Salih Efendinin cenaze namazı 4 Şubat 1991 Pazartesi günü İstanbul Fatih Câmiinde kılındı. Cenazesi Erzurum’a götürülerek Bakanlar Kurulu kararıyla Esa’dPaşa Câmii avlusuna defnedildi.

    Tasavvufî Kimliği

    Hacı Salih Efendi’nin tasavvufa karşı ilgisi, AhmedZiyâeddin Gümüşhânevî’nin halifelerinden devrinin büyük âlim ve mutasavvıfı Hacı Ferşad Efendi’ye intisap etmekle başlamıştır. Tasavvuf konusunda bilgilerini genç yaşta Hacı Ferşad Efendi’den almış, manevî kemâlât elde etmişti. Ona olan intisabı 1929’da Şeyhi Hacı FerşatEfendi vefat edinceye kadar devam etmiştir. Hacı Salih Efendi Ferşad Efendi’nin vefatı üzerine Alvarlı Efe Hazretleri’ne intisap etmek istedi ama Efe Hazretleri eski dersine devam etmesini söyledi. Daha genç yaşlarında iken bile iffeti, edebi, kemâlâtı ile dikkat çekiyordu. Hatta daha çocuk yaşlarındayken Alvar İmamının şu beşaretine mazhar olmuştu:

    “Bizim Salih, salih bir kimse olacak.”

    İlim ve irfana doymayan Hacı Salih Efendi, Kisha’dakaldığı süre içinde Vıhikli Muhammet Efendi’den de Kadiri icazeti de alarak ilmini artırdı. Böylece Hacı Salih Efendi, Nakşî ve Kadirî tarikatlarına genç yaşta intisapettiği, Hacı Ferşad Efendi’den Tarikat-ı Nakşibendiyye, Vıhikli Hacı Muhammed Efendi’den Kadiri icazetnamesini aldığı anlaşılmaktadır.

    Hacı Salih Efendi, meşayıhdan biri olarak bilinirdi ama pek az kişinin intisabını kabul etmişti. Kendisine böyle bir taleple gelenleri muhtelif zevata gönderir, onlara intisap etmelerini isterdi. Etrafında müridlerinden ziyade muhiplerinden müteşekkil bir halka vardı.

    “En büyük kerameti istikametiydi. Yedi yaşından sonra üzerine şafak sökmedi.” Böyle olmakla birlikte onunla ilgili pek çok şey söylenmiştir:

    Melek görmek isteyen, Salih Efendiye baksın.” Alvarlı Hace Muhammed Lütfi.

    “Salih Efendi velidir. Bütün zuhuratı öyle gösteriyor.” Erzurumlu Hacı Mustafa Necati Efendi.

    HANECÎZÂDE HACI SALİH EFENDİ 1

    İlmi Şahsiyeti ve Eserleri

    Hacı Salih Efendi, sevenleri arasında ilminden ziyade velayetiyle, maneviyat cephesiyle tanınmış ve sevilmişti. Ama küçük yaşlarından itibaren kendisini tahsile vermiş, İslami ilimlerde derin vukuf kesp etmişti. Arapça, Farsça, fıkıh, tefsir, hadis ve tasavvufla iştigali olmuştu. İlim ve irfan deryasında kendini bulan Hacı Salih Efendi, artık etrafını irşad etmeğe ve talebeler yetiştirmeğe başlamıştır. Talebelerinden en önemlisi Çaykara’nın en meşhur âlim sımalarından biri olan Hacı Hasan Rami Yavuz’dur. Hacı Hasan Rami Efendi’ye sarf, kıraat-ı Kur’ân, nahivyanında, o gündüz bu derslere devam ederken akşamları Salih Efendi’den Ķaśîdetu’lburde’yi okuyup icâzet almış olmasıdır.

    Hacı Salih Efendi’nin, kendisine nispet edilen üç eseri olduğu anlaşılmaktadır. Bunları, 1969’dan önceki imamet senelerinde kaleme almıştı. Karaca Efendi’nin hazırladığı mürekkepleri kullanırdı. Ona nispet edilen eserleri:

    1 Mefâtihu’lgaybiyye adlı eseri tasavvufi bir risale olup tasavvufla ilgili muhtelif bahislerden oluşmaktadır.

    2. Câmiu’lezhâr mine’lehâdisi’n-nebevî adlı eseri 852 sayfalık bir hadis kitabıdır. Doksan sekiz babdanoluşan eserin her babında ayrı bir konu ile alakalı hadis-i şerifler şerh edilmiştir. Derleme niteliğinde olan eser Hacı Salih Bilgin’in ilmî birikimin yansıtmaktadır. Müellifin kendi el yazısıyla mevcut olan bu eseri neşretmek için uğraşıyoruz. Yazımı bitmek üzeredir. Kitabın basımıyla ilgili destek olabileceklerin yardımlarını esirgemezlerse eser kısa zamanda günyüzüne çıkabilir.

    3. Zubdetu’l-kelâm yehtâcu ileyhi’lhâs ve’lâm, bir ilm-i hal kitabıdır. Akâid, fıkıh ve adâb-ı muaşerete dair mevzulardan müteşekkildir. Beş yüz seksen dört sayfalık bu eser 10 bab, yetmiş üç fasıl ve hatime kısımlarından oluşur.

    Hacı Salih Efendi ilmi şahsiyeti noktasında durumu bulunduğu bölgeleri aşan bir hüviyete sahipti. Bulunduğu zaman ve mekânın kendisini tebarüz ettirici özelliklere sahipti. Salih Efendi, ulemaya saygısı ve alakası ile de çevresine örnek olmuştur. Hatta, bir yakını bir hocaya ismi ile hitap edince celallenmiş: “Bir Hoca Efendiye nasıl ismiyle hitap edersin? Bilmez misin ki âlimler Sultan-ı Enbiya’nın (s.a) vekilleridir” demişti.

    Hayatı boyunca ilim tahsil eden talebeleri madden-manen destek olmuştu. Köydeki evinin kilerinde zaman zaman talebelere verilmek üzere ayrılmış olan tahıl çuvalları bulunurdu. Sadece kendi talebeleri değil, ilimle iştigal eden herkes ondan yardım talep edebilirlerdi. Erzurum’da Yüksek İslam Enstitüsü kurulabilmesi için köy köy dolaşıp maddi yardım toplamıştı.

    Hacı Salih Efendi insanlar arası ilişkilerin geliştirilmesi için çok gayret ederdi. Küskünlükleri barıştırmak, kan davasına son vermek, AleviSünni meselesinde yumuşamalara vesile olmak, fukaraya yardım ve daha birçok örneği onun hayatının safhaları arasında bulabiliriz.

    Sonuç olarak Hacı Salih Efendi, zühd ve takva sahibi, ömrünü doğruluğu, takvası, dindarlığı ile devam ettiren bir kimse idi. Böylece diğer insanlara örnek bir yaşayış ve şahsiyet ortaya koydu. Rol model konumuyla rehberlik etti. İnsan eğitiminde, insana karakter ve şahsiyet kazandırılmasında örnek insan modellerinin önemi büyüktür. Şüphesiz bu şahsiyetler, gerek kendi toplumlarının ve gerekse diğer toplumların bireyleri tarafından ilgi görmüş ve örnek alınmaya çalışılmıştır. Belki de modern zamanların şahsiyet buhranlarına karşı bu gibi şahsiyetlerin bu yönleri model ve bir reçete olarak sunulması bu buhranların aşılması için mümkün olabilir.

    Prof. Dr. Ahmet Yıldırım

    Kaynakça

    Ahmet Yıldırım “İlme ve İrfana Adanmış Bir Portre: Çaykaralı Hanecizâde Hacı Salih Bilgin”, I, 235-254 İstanbul: Değişim Yayınları, 2016.

    Selman Demir, Erzurum’un Son Devirde Yetiştirdiği Büyük Veli Hacı Salih Efendi, Erzurum 2000

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar
    × YASAL UYARI ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

    This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.

    1. AKDOĞAN KÖYÜNDEN HANECİZADELERDEN,MUSTAFA OĞLU,1948 DOĞUMLU,EMEKLİ ÖĞRETMEN MUSTAFA BİLGİN. dedi ki:

      ALLAH GANİ GANİ RAHMET EYLESİN.ÇOK DEĞERLİ BİR ALİM,ÇOK MUHTEREM BİR İNSANDI.AKRABAMIZDIR.NE KADAR İFTİHAR DUYSAK AZDIR.BU DEĞERLERİ ,BÜYÜK BİR ARAŞTIRMA VE ÇALIŞMAYLA TEKRAR YAŞATAN,SAYIN PROF.AHMET YILDIRIM BEY,EM ÇOK TEŞEKKÜR EDRİM.ALLAH ONDAN RAZİ OLSUN.ONU BU BİLİNÇLE YETİŞTİREN,MERHUM ,HOCA BABASINA DA ALLAH RAHMET EYLESİN.BİZİM AKRABAMIZ OLDUĞU HALDE BU TANITMAYI,KABATAŞ KÖYÜNDEN BU MUHTEREM ZAT,IN YAPMASI MANİDARDIR.ALLAH RAZİ OLSUN.