Bir varmıştan ötesi, BİR YOKMUŞTAN ÖNCESİDİR ÇAYKARA’M. Ne ötesindeki varlık, Ne sonrasındaki yokluk, Bir tek sen varsın, Bir tek sana müptela bu beden. Sana taşıyor yüreğim Solaklı misali, Sana sesleniyorum Sultan Murat’ın tepelerinden, Duy bağırışlarımı, YÜREĞİMİN YANSIMASIDIR BUNLAR ÇAYKARA’M. Elim...
Ulaşım bir yerleşim yerinin gelişmesi ve genişlemesinde, tanınmasında, ufkunun açılmasında ve çevresiyle etkileşmesinde at başı faktörlerden biridir. Bu anlamda bakıldığında son yıllarda kaydedilen gelişmeler hariç ilçemiz Çaykara bölgede hep dezavantajlı bir durumda olmuştur. Ancak son yıllarda bu hususta en azından vaat...
80’li yılların Çaykara’sında dört tane lise bulunuyordu. Çaykara İnönü Lisesi, Çaykara İmam-Hatip Lisesi ve Çaykara Ticaret Lisesi. Bir de o zaman Çaykara’ya bağlı bulunan Dernekpazarı lisesi vardı. Ortaokullar liselerin bünyesindeydi. Köy okullarının tamamı aktif olduğundan merkez Zeki Bilge İlkokulu bu...
Salı Günleri Çaykara Günümüzde olduğu gibi Çaykara’nın haftası 80’li yıllarda da Salı günleri kurulurdu. O zaman pazarın kurulma yeri bu günkü belediye binası ile parkın arasındaki alandı. Ağırlıklı olarak Ofluların faal olduğu pazarın günümüzde kurulan pazardan fazlaca bir farkı yoktu....
Stüdyo Yıldız’ın yanından Halk Eğitime doğru dönen aralığın karşısında bugünkü gibi eczane mevcut. Ama o zaman eczacı Necdet Durgun idi. O yıllarda burası Çaykara elitlerinin buluşma merkeziydi. Çaykara’nın ufku burada konuşulur, nabzı burada tutulur, sağcısı solcusu burada hoşgörüyle siyasi değerlendirmelerde...
Gavuş amca ve belediye bölgesinden sonra cami önü ve yukarısına doğru bakalım. 80’li yıllarda caminin ilerisinde caddenin üst-alt olarak ikiye ayrıldığı yerden yukarısı çok fazla hareketli değildi. Caminin giriş kapısının olduğu ön tarafta ve caminin altında Hulep(Coşkun)’in mobilya dükkânı vardı....
700. Yıl parkının olduğu yer 80’li yıllarda Çaykara’nın merkezi ve ana çarşısıydı. Zira orada Alay amcanın(Gavuş) dükkanı vardı. Ondan Gedikoğlu Fırınına doğru Altın kasap, ayakkabıcı Hilmi Uygun, bir dönem yorgancı Sadoğlu amca ve Dinçer Ayakkabı,.. Gavuş amcadan camiye doğru bitişikte...
Dört Numara Yerini Al! Köprü ayağından geçerek lokantalardan yayılan nefis yemek kokuları arasında girilen Çaykara’nın o yıllarda en meşhur lokantacısı “Lokantacı Mahmut Usta” idi. Sabah, içerisine yarım kepçe kuru fasulye atılan nefis mercimek çorbasıyla başlayan günlük yemek serüveni en geç...
Arşivimdeki eski Çaykara fotoğraflarını incelerken benim gibi seksenli yılların büyük bir bölümünü(83-90) Çaykara okullarında geçirenlerle geçmişe bir yolculuk yapmak istedim. Kuşkusuz bu yılları Çaykara’da yaşayan herkesin kendine göre farklı gözlemleri vardır. Ama yine kuşkusuz ortak noktalarımızda…. İşte birkaç yazı boyutunda...
Çaykara 1920’lerden bu tarafa ülkemizin çeşitli yerlerine çeşitli nedenlerle göçler vermiş, her zaman gurbet kavramıyla iç içe olmuş adeta hasretle yoğrulmuş ve çeliklenmiş bir memlekettir. Bizim memleket kadar ayrılıkların, göçlerin yaşandığı başka bir yer olmamıştır sanırım. Şu son 15-20 yılda...
Eskiden yayla yollarında hanlar olurdu. Görnek’te Dursunbey ve Kâşif oğlu Hüseyin, Barma’da Yamakoğlu Yusuf, Sultanmurat’ta Hacı Kara, Tufa’da Kula’nın hanı, Çahmut’ta İslam’ın hanı, Derebaşı’nda Enes’un hanı gibi.. Ayrıca Küçük Şinekte, Soğanlı’da, Limonsuyu’nda, Banduki’de Likoraş’ta… İnsanların iğneden ipliğe, yemekten yatağa, hayvan...
Bir kolbastı çılgınlığıdır gidiyor. Her yerde kolbastı. Daha ilk hecelerini gevelemeye başlayan çocuklara bile ‘anne, baba’ demeden kolbastı öğretilmeye çalışılıyor. Çocuk sağa sola iki sallansa anne babada büyük bir sevinç: -Bak bak gördün mü? Kolbastı… Sonra komşuya, dosta akrabaya adeta...
Şampiyonluk yolunda mücadele eden Trabzonspor ligin ikinci yarısındaki performansıyla taraftarlarını hayal kırıklığına uğratmıştı. Sivas deplasmanında ligin ikinci yarısındaki kötü gidişata son verip yeniden yükselişe geçmek istiyordu. Üzerindeki baskıyı atlatamayarak puanlar kaybeden Trabzonspor aradığı morali Sivas’ta kazanıp yeniden bulmak istiyordu....
Geçim kaynağı sığırların kesilmesinin, eksilmesinin bir fabrikanın kapanmasından farkı yoktu. İslam dini olmasa herhalde en kolay Hindu olurdu bizim köyün kadınları. Bu kadar sığır sevgisi Hindularda var mı? Hayatlarının, çalışmalarının merkezinde hep sığırlar yer alır. Onlar için “durluk duruşluk” yok....
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için Çerez Politikasındaki amaçlarla sınırlı olmak üzere çerez kullanmaktayız. Daha fazla bilgi