Tarih asırlardır bir çok büyük insanı günümüze taşıdı ve taşımaya da hız kesmeden devam ediyor. Bunlardan biridir “Mecdelli Meryem” !! Rivayet olunur ki; Hz. İsa (a.s) peygamberin döneminde güzelliğiyle tüm erkeklerin gönlüne taht kurmuştur Mecdelli Meryem. Öyle ki her gece...
Yöremizde iki kişi arasındaki diyaloğu geri dönüşü olmaksızın sonlandırmak için kullanılır bu ifade. Türkçe’de ‘gemileri yakmak’ ya da ‘köprüleri atmak’ deyimlerine karşılık gelir. İnsanın iletişimde bu noktaya gelmesi son derece hazin bir durumdur. Bir insanın cenazesine dahi katılmayacak hale gelmek...
Son haftalardaki Trabzonspor’un başarısı şehirde herkesi mutlu etti. Esnaf dönüşemiyor ama mutlu, dolmuşçu daha çok taşıyor mutlu, öğrenci istediği notu alamıyor ama mutlu, balıkçı yeterli balık avlıyamıyor ama mutlu, emekli zor geçiniyor ama mutlu, kahvelerde sohbetin konusu “evet” “hayır” dan...
“VER BANA VESİKAMI SONRA BİTER HAYATIN” Dedemle beraber köyden Trabzon’a dönüyorduk bu gün. Önce Çaykara’ya indik, ardından hızla Of’a doğru ilerliyorduk. Köyden Of’a gitmek 15-20 dk. sürüyor, onun gençliğinde beş-beş buçuk saat sürermiş. Tabi yaya olarak ve tabi “eğleşmeden gidersen”....
İnsanın bir vatana ihtiyacı vardır. Vatan doğduğun yer mi, doyduğun yer mi, öldüğün yer midir? Bu soruların cevabı kişiden kişiye göre değişiklik arz edebilir kuşkusuz. Ama bir yerin vatan edilmesinde doğmak ve doymak kadar ölmek de önemli bir unsurdur. Zira...
Yayla yerleşmeleri, koyun-keçi ve sığır sahiplerinin hayvanlarını verimli otlaklarda kolayca besleyebilmeleri için genellikle ilkbaharda çıktıkları, yaz boyunca kalarak sonbaharda alçak yörelere (mezra) ve kışın köylere göçtükleri, dağların orman örtülerinin üzerindeki çayır-çimen alanlar ve buralarda kurulan konut toplulukları ile temsil edilen...
Cumhurbaşkanını CNN canlı yayınında dinlerken dikkatimi çeken en önemli söylemi, 16 Nisan’dan sonra süpriz dış politika değişikliklerin olabileceğini söylemesiydi. Tahminim bu süpriz konu AB ile ilişkilerin durdurulacağı veya tek taraflı bir aşkın artık tamamen bitirileceği şeklinde anladım. 1963 yılında müracaat...
Önceki hafta Başbakan Binali Yıldırım Bayburt’ta yaptığı mitingte Bayburtlu hemşehrilerimize bir müjde verdi. Bu müjde en az Bayburt kadar Çaykara için de bir müjde olan, en az Bayburt kadar Çaykara’yı da ilgilendiren Soğanlı tüneli müjdesiydi. Başbakan Yıldırım 19 Mart 2017’de...
Köpekler havlıyor, köpekler huysuz, Havada can sıkıcı bir rüzgâr, Havada bir gariplik var, bu koku da ne? -Yangun! -Aman Allahum ev yanayu! -Kakun kakun, ev yanayu! -Fevzi, Mohame, İbrahim çabuk kakun! -Sığırlar!, koyunlar! -Ağır kapisini açun, sığırları çözün! -Kakun, kaçun!...
En son ne zaman aynı kaldırımda yürüdüğümüz birine selam verdik. Ne zaman bir kedinin başını okşadık. Günlük hayatın peşinde koşturmaktan başka hangi yolu katettik. Çok katlı binaların pencerelerinden baktığımızda kaç insan görebildik. Her gün binlerce günah işlediğimiz yaşamdan korkmayıp da...
Üç çeşit yevmiye Eskiden, yani delikanlılık dönemlerimde iyi bir tırpancıydım. Tırpanla çayır biçmek bizim işimizdi. Yaz gelince tırpan elimden düşmezdi. Haziran’da fındık altları ile başlardık tırpan işine. Zordur fındık altını tırpanla biçmek. İstediğin gibi açılıp yayılamazsın. Tırpanının sapı da ağzı...
Malum, Karadeniz dağlık, engebeli, eğimli. Ekilebilir arazi sınırlı, meyilli arazide işlenen toprak aşağı kayınca belli yıllarda bu toprağı tarlanın başına taşımak gerekiyor. Bu taşıma işi makine gücüne değil insan gücüne dayanıyor. Kısacası tarlanın dibindeki toprak sepete konularak tarlanın başına taşınacak....
“Efsane ya da söylenceler, yıllarca gerçekten olmuş gibi kuşaktan kuşağa aktarılan yazı çeşitleridir. Efsanelerde anlatılan olaylar bazen doğaüstü olabilir ama çoğunlukla gerçek olaylara ve gerçekten yaşamış kişilere dayanır.” (https://tr.wikipedia.org/wiki/Efsane) Yani efsane masal değildir, kişiler ve olaylar bir şekilde yaşamış ve...
Zor yaşam koşullarından sıyrılıp düştük gurbete. Hevesimiz ve hedefimiz neydi pek anlamamamla birlikte buna tam anlamıyla “düşmek” diyebilirim. Evet gurbete düştük. Boğazımızın ve rahatımızın derdine düştük de geçtik o İstanbul Boğazı’nı. Patika yolda düşende dizlerimiz kanardı da, gurbet o daracık...
Günlerdir bir film; izlenme rekoru kırıyor, çok kısa bir süre öncesinde vizyona girmiş olmasına rağmen gişeleri alt üst etmiş durumda. İzleyicileri deseniz mest olmuş, filmden oldukça memnun. Salonlar, tüm seanslar işgal edilmiş, günün her saatinde gişenin önünde akıl almaz kuyruklar...
Ekmek aldığımız fırında bazen fırının sahibiyle ayak üstü sohbet ederiz. -Ya abi, nasıl oluyor da her seferinde ekmekler sıcak olabiliyor? Eskiden sabah ekmek çıkarılır. Bir daha ertesi sabah için hazırlık yapılırdı. Fırıncı, günde en az iki veya üç kez sıcak...
Eskiden köyümüz çok daha şenlikti; yaşlılar, gençler, çocuklar, misafirler, kalaycılar, bohçacılar, eskiciler, dilenciler… Sığırlar, koyunlar, keçiler, kediler, köpekler, tavuklar; varlıkları, bağırmaları, doğurmaları, eve, çevreye ayrı bir neşe ayrı bir hava katardı. Mevsimler mevsimdi. Ve kış: Çatılardan sarkan buzlar, düşen karlar,...
Kara kış insanın elini ayağını bağlayınca ev daha bir sevimli oluyor. Hele sobası yanan sıcak bir evin varsa, sobanın üzerine koyduğun lahana çorbası ağır ağır kaynıyor, buharı da evin en ücra köşelerini dolaşıyorsa, fırında mısır ekmeği pişiyor, yeni mayalanmış yoğurt...
2. Abdülhamit ‘in torunu Nilhan Osmanoğlu Hanım dört sene önce verdiği bir röportajda bazı gayrı menkullerin dedesinin tapusunda olduğunu söyledi. Bu söyleme o dönemde itiraz eden olmadı. Ne zamanki Anayasa oylamasında “evet ” diyeceğini açıkladı, dört yıl önceki konuşmaları gündeme...
Çocukluğumuzdan beri Çaykara için çok şeyler dinledik, çok şeyler duyduk. Bunların bir kısmı tarihi hakikatlerdi; lâkin bir kısmı da, olmuş veya olması mümkün olmayan hikâyeler, masallar, menkıbeler… Kale’ye yaylalardan, toprak borularla sütlerin akıtıldığından tutun da, üç kişinin Maraş’tan gelip Of...
Mustafa Kemal’in yayınladığı Tekalif-i Milliye emirlerinin bir maddesi de, ordunun ihtiyacını karşılamak üzere “her aile bir çift iç çamaşır, çorap ve çarık verecek” deniyordu. O günün ortamında çarık çok önemli, hatta stratejik bir ihtiyaçtı. Bizim jenerasyon bunu yaşamadı ama hikayelerini...
Burhan zorlu bir hayat mücadelesinin içinden geçiyordu. Annesi ve babası daha çocuk yaşta vefat etmiş ve yalnızdı. Garipti ama mertti, yiğitti. 19 yaşındaydı. Köyün güzel kızı Fatma’yı sevmişti. Fatma’nın ailesi kimsesiz olduğundan Burhan’a vermek istemiyordu Fatma’yı… Ama Burhan ile Fatma...
Masum görünümlü, yaşının üzerinde bir olgunluğa sahip kökleri sağlam bir genç Yusuf. Erdoğdu Lisesi ile yaşadığı Liselerarası Dünya Şampiyonluğundan sonra yıldızı her geçen gün parlayan, önce Ziraat Türkiye Kupası maçlarında denenen, ardından yavaş yavaş lig maçlarına ısındırılan ve bu gün...
– Ola birer çay içelum kalkalum. – Bak fazla takılmayalum. Bi çay içup kalkalum. Tamam mi? – Bi çay içmeden bi yere kalkamazsunuz. Bi çay içun kalkarsunuz – E bi çay içelum kalkalum – Hele bi çay içelum bakalum ne...
Yeni bir insanı severken önce kırılmışlıklarından dolayı sürekli gergin olan yapını bi rahatlatacaksın. İzin vereceksin ki konuşabilsin senle, yaklaşabilsin. Sonra içindeki karamsarlıkla sarf ettiğin tüm sözleri kusacaksın ve ilişkiye başlarken de tükürdüğünü yalayacaksın. Sana bunu yaptırdığı için de ona karşı...
Kalandar kelimesi Trabzon’da yılbaşı gününe (13 ocak/24 aralık) ve bugünün gecesinde yapılan eğlenceler ve mahalli takvimde yılın ilk ayına verilen isimdir. Bir Trabzon manisinde geçen “bekarlar neler çeker, kalandar sovuğunda!” sözlerinden kışın en soğuk günlerine denk gelen kalandar ayını köylülerin...
Size 60’lı yılların Çaykara’sında bir köyde yaşanmış film gibi bir aşk öyküsü anlatayım… Kamil genç ve yakışıklı bir delikanlıydı. Köyün güzel kızı Ayşe’ye vurulmuştu. Tabi Ayşe de ona. Birbirlerini çok sevmişlerdi. Hayatı paylaşacak kadar… Kamil konuyu annesine açmış ama annesinden...
Benim bu olaylara merakım, 1990’lı yıllarda, Trabzon’un tanınmış fotoğrafçılarından Feridun Aydın (1950-…) ve KTÜ Tıp Fakültesi hocalarından Prof. Dr. Faruk Aydın (1957- ) Beylerin babaları rahmetli Hulüsi Aydın’ın (1926-2013) meşhur hikâyelerinden birinde, “Ömeroğlu Beş”ten bahsetmesi ile başlar. Hulüsi Aydın, hikâyesinde...
Ticaret insanlık tarihi ile başlar. Önceleri fazlalık malların değişimi, daha sonra da altın karşılığı yapılırken, Lidyalıların parayı icat etmesi ile tamamen sembolik değerler karşılığı yapılmaya başlanır. Çaykara’da, Fetih’ten (M. S. 1461) önce dört ana köy (Zeno, Holaysa, Gorgoras, Pacan) ve...
İlkokul yıllarıma denk gelen 80’lerin başındaki Türkiye’de nüfusun yüzde yetmişi köylerde, yüzde 30’u kentlerde yaşıyordu. 2016’nın Türkiye’sinde ise bu oran tam anlamıyla tersyüz olmuş… Artık nüfusun yüzde yetmişi kentlerde yüzde 30’u köylerde yaşıyor. Bu makas Karadeniz köyleri için daha da...